Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KABULLENMEK Konulu Şiirler - kabullenmek Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kabullenmek" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kabullenmek" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kabullenmek Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

497  

DEMİR LEBLEBİ 6

Patronun yanından çıktığımızda bana 'Ehh erenler! ' dedi. 'Artık işsiziz.İşsiziz artık delikanlı.Yine o ayaklarının altı su toplayıncaya kadar dolaşıp iş arama günleri geldi.Yorgunluktan adım atamayıp dilinin bir karış dışarı fırlayacağı günler geri geldi.Fakat ne olursa olsun onlara bu zevki tattırmadık ya...İşçilik onurumuzdan taviz vermedik ya...Az şey mi bu? ..
Arkadaşım bu kadar izahı yeterli görmüş olmalı ki sözünü burada kesti.Çay bardağı elinde,gözleri dalgın dalgındı.Belli ki o anlattığı günü yeniden yaşıyordu o an...
Doğruydu.Az şey değildi gerçekten yaptıkları.Belki ilk bakışta kuru bir gurur gösterisi olarak gelebilirdi bu, insana ama olayın altında yatan asıl şey, işçinin sınıf bilincine sahip olduğunu ve kişiliğinden hiçbir şey vermeyeceğini, bunu anlamayanların suratına tokat gibi çarpmasıydı.Hem de aç kalmak,işsiz kalmak pahasına...
........... devamı >>
 
Vahit Çakar
    
    
    

498  

...GARP CEPHESİ...(DÜZ YAZI)

Edebiyatla politikanın buluştuğu ülkeye doğru bir gezintiye çıkalım bugün. Şair ve yazarın nerede durduğuna ve durması gerektiğine yakından bakalım. Hatta külleri eşeleyelim biraz…

Geçenlerde bir arkadaşım gençlik yıllarımı hatırlattı. Mektubunda beni kast ederek “Garp Cephesi’nde Yeni Bir Şey Yok” derken değişmediğimi söylemek istiyordu. Yaşayan her canlı gibi ben de değişiyordum elbette. Ancak aslım aynı kalıyordu. Temelim ve kilit taşlarım yerli yerinde durmakla beraber ben değişiyordum. Hepimiz için geçerlidir bu. Bazen iyiye ve güzele doğru değişir, dönüşüme uğrarız. Keşke daha sık değişebilsek! Özümüzü korurken daha hızlı gelişebilsek; içimizdeki “ben”leri çoğaltabilsek… Bir yandan yaşadığımız nesnel dünyadan sağlıklı beslenip, öte yandan onun yapı taşlarına yepyeni tanımlar getirerek, yaşamsal niteliklere azımsanmayacak bir katkıda bulunabilsek ne iyi olurdu…
........... devamı >>
 
Naime Erlaçin
    
    

499  

ANA KARNINA DÖNÜŞ - 3.1

3.1
Bolluk İçinde Kıtlık

Yıldızlararası Uzay Gemisi Foton 1’in komutanı Kaptan Çi Vaştar, dalgın bakışlarla uzaklara bakmakta olan Doktor Emmol Lek’in yanına yaklaştı. Tatlı bir sesle:
- Ne düşünüyorsun Lek? Çok daldırmışsın.
Kaptanın tanıdık sesiyle daldığı düşüncelerden sıyrılan Doktor Lek gözlerini arkadaşına çevirdi:
- Birdenbire nasıl olup da bu denli yalnız kalabildiğimizi düşünüyorum Vaştar. Dedi. Koskoca bir dünyada topu topu beş kişi mevcut. Adeta insanoğlunun ilk yaratıldığı günlerdeki gibi. Yeryüzünün ilk ailesini andırmaktayız sanki. Adem’in ailesini.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    
    

500  

...BİLİNCİN KANATLARI ÜSTÜNDE...(DÜZ YAZI)

'1914 dünyasını anımsamayacak kadar genç olanlar, benim yaşımda bir kimse için çocukluk anılarıyla bugünün dünyası arasında ne denli geniş bir uçurum bulunduğunu anlayamazlar” – Bertrand Russell (Denemeler)


Tarihi 1960 ya da 1970 olarak değiştirip, aynı cümleyi yeniden yazabilir ve altına imzamı atabilirim. ‘Kozalaklar Ülkesi’ adını taktığım bu âlemde henüz bir haftamı bile doldurmadım ama delik deşik kısa uykulardan sonra özüme dönüş yolunda olduğumu hissediyorum. İlk kültürel çarpışmayı izleyen günlerde bulanıklaşan görüşüm giderek netleşiyor. Çevreme adeta bir kaleydoskoptan bakıyor ve renkleri ayıklamaya çalışıyorum. Kişinin kendine acımaya alıştırıldığı ve sonuçta kaderciliğe boyun eğdiği bir dünyadan, kişinin alabildiğine özgür olduğuna ve haklarının sonuna dek korunduğuna inandırıldığı ama aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı başka bir dünyaya göç ettiğimi düşünmeye başlıyorum. O kadar ki özgürlük, demokrasi ve bireysel insan hakları gibi kavramlar çevrede gördüklerimle birlikte yeniden şekillenerek farklı kılıklara bürünüyorlar.
........... devamı >>
 
Naime Erlaçin
    
    

501  

PARMAK ÇOCUK(3)

- Duydun mu Perişan? “Cik” dedi. Parmak Çocuk “Cik” dedi.
- Duydum Ferhat, “Cik” dedi. “Cik” dedi bu kutsal konuk.
- Parmak Çocuk sen “Cik” mi dedin? “Cik” lendin mi güzel kuş?
Parmak Çocuk her hangi bir yanıt vermedi; bulunduğu yerde durgun, çekingen bakındı. Yine yem yemedi, yina su içmedi.
Ferhat Dede ile Perişan Nine, gözlüklerini taktılar, bir aynı gazetenin sayfalarını yarıdan bölüşüp okudular ve okurken kendilerine ilginç gelen konuları birbirlerine aktardılar. Perişan Nine bir ara, okuduğu sayfayı yaşlı eşine uzatarak:
- Şuraya bir baksana Allah aşkına, bey. Dedi. Adam neler neler söylemiş.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    
    

502  

İNSANIZ BU ŞEREF BİZE YETMEZ Mİ?

Dağda sahipsiz taş olabilirdik
Dalda garip bir kuş kalabilirdik
Susuz yaprak olup solabilirdik
İnsanız bu şeref bize yetmez mi?

Burda misafiriz bir yolculuk var
Misafire düşen sorumluluk var
Haddi aşan kula dünya gelir dar
İnsanlıktır hedef bize yetmez mi?

Malkoç Ali, korku - ümit arası
Merhem ile iyileşmez yarası
Günahkârdır, yoktur başka sevdası
Yolumuzda sedef bize yetmez mi?
........... devamı >>
 
Ali Rıza Malkoç
    
    

503  

BAHÇIVAN

Bahçıvan
Nasıl yanıtlar ki sorunu, bu yolda hep kaybolan?
F. Attar


Mahşeri kalabalıkların devasa ıssız çöllerindeydik. Sahi nasıl bir şeydi aradığımız; tam olarak bilmiyordu kimse. Aranan insan çoğu zaman boyuyla posuyla, uzun saçları, iri gözleriyle,yani görüntüsel yanlarıyla önem kazanıyordu; sonra ansızın tüm bunların önemsiz olduğu gerçeği düşünülüyordu. Binlerce yıldır, tüm kuşaklar önemsememiş miydi güzelliği ve yakışıklılığı; ama bunlar tek başına, bir insanı sevgili yapmaya yetmezdi, bilinirdi. Neyi arıyorduk biz. Sonra neden her defasında, ellerimiz ayaklarımız kanayarak, mutsuzluklarımızı sırtlayarak gerisin geri döndük, biraz daha çoğalan yalnızlığımıza. Yalnızlığın gecesi yıldızsız oluyordu, aşkın gecesinde yıldızlar bir peri masalının kandilleri. Yalnızlığın gecesinde küflü bir ay, kalbimiz kadar cansız oluyordu; aşkın peri masalında, yârimiz ay oluyordu. Yalnızlık, kimi zaman, işte o elimiz ayağımız kana boyanmış, mutsuzluğumuzu sırımıza vurup döndüğümüzde, yaralı hayvanların ini kadar güvenli bir barınaktı. Belki de hep yalnızdık, anamızdan doğmadan başlayan bir başka dünyaydı orası, bu yüzden, aşkı seçtik yalnızlıklarımızın karanlığından kurtulmak için. İnsan evrenin farkına vardıkça insandı, çoğalıyordu, yalnızlaşıyordu. Bizi bu sonsuz karanlıkta aşktan başka kurtaracak başka ne vardı. Ama her defasında, en yalnız yerimizden incinerek geri döndük, daha da büyüyen karanlığımıza. Sahi, biz ne arıyorduk, ne istiyorduk; hiç tam olarak bilebildik mi bunu.
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    

504  

ANA KARNINA DÖNÜŞ - 1.1

Birinci Bölüm

1.1
Santrifüj Kuvvet

Yıldızlararası Uzay Gemisi Foton 1, önce çelik bir duvara çarpmış gibi sarsıldı, sonra titredi, daha sonra korkunç bir anafora kapılmışcasına yörünge merkezinden çevreye doğru savruldu. Gemiyi yönlendirmekte kullanılan jiroskopik kompasların görevden çekildiğini belirten kırmızı bir ışık iç şebeke kontrol radarı ekranını boydan boya taradı. Pozitronik enerji merkezinden enerji taşıyan hatlardaki akkorlaşma sonucu aydınlatma şebekesi felce uğradı. Nötron ve mezon difüzyonu sağlayan osilofon ışıması durdu. Ana ekran kararmasını çevresel ekranların kararması izledi. İmdat ekranları otomatik kumandaya yanıt vermez oldu. Oksijen ve azot karışımından oluşmuş iç atmosferi düzenleyen jeneratörlerin frekans altı band titreşimleri kumaNda kabinini dolduran cılız vınıltılara dönüştü. Foton motorları durduğu için sıfıra düşmesi gereken kabin içi ağırlık olağanüstü bir nedenle arttı. Kabindeki bağımsız cisimler, nereden doğduğu bilinmeyen santrifüj bir kuvvetin etkisiyle merkezdeki denge noktasından kabinin iç çeperlerine doğru savruldular. Her şey iç çeperlere yapışık olarak dönmeye başladı. Bunun doğal sonucu olarak kabinde kulakları sağır eden bir gürültü fırtınası koptu.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 18:05:30

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim