Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

ITICI Konulu Şiirler - itici Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "itici" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "itici" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. itici Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

161  

LEŞİN DİYALEKTİĞİ

Önce büyük bir otoyol geçti ıssız araziden. İn cin top oynayan dağlar dereler araba sesleriyle canlandı. Sonra bir hızlı tren yolu yapıldı ; en ıssız yere de bir istasyon kuruldu. İstasyon yakınlarındaki daha önce değersiz olan arazi birden değer kazanıverdi. Oraya en yakın ilçenin zenginleri köylünün elinden ucuza arazi kapatıp, hemen inşaat yapmaya başladılar. İnşaatlar başlayınca, işçi çadırları, barakaları kuruldu. Birileri köfteci barakası , çaycı barakası yaptı. İşçilerin kazançlarının bir bölümü onların geçimini sağlayacaktı. İşler geliştikçe, birisi bakkal açtı, ekmek sebze ; hatta içki de sattı. Birileri de gidip bir mescit işine girişti; çevre köylerden para topladı devlet kurumlarından yardım aldı. Çaycıdan köfteciye kadar herkes, kendi çapında kazanıyordu. Tümünü besleyen oradaki işti. İşçinin çalışmasıydı orada yaşamı var eden , patron da kahveci de bir sistemin unsurlarıydı. Çevredeki yiyecek artıklarını yemek için başı boş köpekler kediler bile gelip kendi düzenlerini kurdu. Nazım’ın dediği gibi, ”yapıcılar türkü söylüyor / yapı türkü söyler gibi yükselmiyor ama. ” Patronlar yapılan işten büyük paralar kazanacak, oraya yerleşen küçük tezgah sahipleri de küçük paralar kazanacak. Bütün bunların kazanılma noktası yapı işçilerinin emeğinden başkası değil. Ne emeklerinin karşılığını alacaklar , ne de hayatın sürebilmesi için gereken yeme -içme karşılığında harcayacakları para mutlak olarak sistemde bu gereksinimlerin tam karşılığıdır. Hikaye uzatılabilir, hatta bir film bile çevrilebilir bu hikayeden. Oraya gelip köfte satanların çaycıların rekabetini de katmak gerekir.
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
    

162  

RÜYA İZİ

Rüya İzi

İlkokulu okuduğu, o okulun bahçesindeydi, okulda her şey eskisinin aynıydı; sınıf arkadaşlarının hepsini tanıdı, hepsi aynı yaştaydılar gene, nasıl olurdu, üzerinden yıllar geçmişti, hepsi 10-12 yaşlarındaydılar hâlâ. Birkaç arkadaşına yaklaştı, kendini tanıttı, ama insanlar onun deli olduğunu düşünüp annelerini ya da babalarını çağırıyordu. Ben Sertan’ım diyordu, numaram şu, bu sınıftaydım, hatta kimliğini bile göstermişti. Birileri Sertan hasta bugün okula gelemedi diyor; nasıl olurdu bu, kendisi buradaydı, başka bir kendisi de ne demek? Yapacak başka bir şey kalmamıştı, kimse ona inanmıyordu. Tarihi sordu, mayıs anneler günü haftası ve 73 senesiydi, ilkokulu okuduğu o yıldı. Ama şu an içinde bulunduğu tarih bu değildi ki, tam 20 yıl öncesine dönmüştü. Bir süre sonra yoruldu kendini tanıtmaktan ve kendi eğlencesine dalıverdi. Gidip 30'lu yaşlardakilerle sohbet etti, hem de onlara ben Sertan’ım demeden. Bir piknik alanı kurulmuştu, kocaman U şeklindeki bahçede, herkes eskisi gibi neşeliydi. Hamile bir kadın ona yaklaştı ve adını sordu, o da gülümseyerek adını söyledi, bir çırpıda sohbet başlamıştı..
........... devamı >>
 
Yimla Yaver
    
    

163  

ANA KARNINA DÖNÜŞ - 1.2

1.2
Fotonist Kay Rem

Doktor Emmol Lek:
- Rem…
Diye bir sevinç çığlığı kopardı. Gözlerine inanamıyordu. Kaosun ilk etkileri altında kendisinin gemide kalan son canlı olduğu yanılgısına kapılmış ve bunun sonuçlarını düşünmek bile istememişti. Fotonist Kay Rem, bu beklenmedik kaosun sisli yıkıntısı içinden yavaş yavaş beliren bir anıt gibi çıkıvermişti. Kumanda kabininin oksijen tanklarına açılan otomatik kapısına sırtını dayamış, öylece duruyordu. Fotonistin sol dirseğinden aşağıya kanlar sızmaktaydı ve sol kol oldukça aşağı sarkmıştı. Eli eldivensizdi ve kan açık parmaklarından aşağı damlıyordu. Eldivenli olan sağ elini kabinin duvarına yaslamıştı. Giysileri sırtında buruşmuş, saçlarının kanla ıslanan bir tutamı sol kaşının üzerine yapışmıştı.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    
    

164  

PAYLAŞIM VE BİNDİĞİMİZ DAL

Paylaşmada önemli bulduğum bazı kilit noktalar var. kendimce sıralarsam 'iletişim' olmazsa olmaz bir kaundur zaten benim için. İletişimin olmadığı düzlemlerde iki insanın ya da insan gruplarının melek gibi iyi niyetli olsalar bile, anlaşmalarının imkanı olmayabilir ki iletişimi hazırlayacak olan yine niyettir halihazırda. Bugünkü dünya için diyebilirim ki, mutlu olmak isteyen bunca yekpare kütleler varken bu kargaşalar neden çıkıyor. Alışılmış bir düzen mi var? kabuklarını kırmaktan korkan koza içine dürtülmüş mü bu kişiler? Neler yapmalı? evet, tam teşekküllü bir paylaşımın önünü açmalıyız ve bunun için ilk önce iletişimi sabit kılmalıyız. Global olarak da
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

165  

----NECDET ARSLAN'NIN SÖZCÜKLERİ

Deli Mavi Sevdalar Grubunda, 22-28 Eylül tarihleri arasında haftanın şairi seçilen Sn. Necdet Arslan ile şiir, edebiyat ve özel yaşamı konusunda bir söyleşi yaptım dostlar. Eleştirel ve öğretici yanıyla bu söyleşiyi okumanızı özellikle rica ediyorum. Uzun soluklu olmasından dolayı Necdet beyin çekinceleri olsa da eminim ki içinde barındırdığı fikirler ile kayıtlarınız arasında yer alacaktır.

Bu söyleşiye verdiği emeğe çok teşekkür ederim.
........... devamı >>
 
Deli Mavi Sevdalar Grubu
    
    
    

166  

SEÇİP

Evrende bir duvarın içinden yükselen küreleşen, Cennet’in gongu …
-

A.
♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥

Düşüncelerin arasında bir sis deryası.
Sonra yakıyorum ekranın yanındaki lambayı.
Yanarsa yanıyor, işine gelmezse hiç.
Daha sonra, bazen, yakıyorum ampulü.
Beynimde düşünceler canhıraş, koşuyor.
Neden, niçin, nasıl, nerde... ~
İsim hayvan şehir oyununa döndü,
eğer insanlar yazmaya başlarsa
'saksağan' ya da yerine 'kuş'
Veya 'kuş' yerine 'muhabbet kuşu',
Jakarta yerine de Hong Kong.
Kuşun adı var; ellerim, parmaklarım.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

167  

NAKŞEDEN İZLER (ANI ROMAN 4)

Allah kalbimi bilir ya, kendimi çok zor zaptettim,fakat kendimden de geçtim o an,itiraf etmeliyim, şükürler olsun ki hemen toparlandım.
Ferize ne yapıyorsun,nasıl böyle davranırsın,oluyor mu bu yaptığın,çok şaşırdım inan ki,senden hiç beklemezdim,haydi hemen işinin başına dön diyebildim.
Ben sizi geldiğiniz günden belli,gece,gündüz düşünüyor, aklımdan çıkartamıyorum, kendimi sana adıyorum, sensizlikten kahroluyorum,
Fakat bunu sana bir türlü anlatamadım,burada kimseler yokken senin olmaya hazırım demesin mi.
Tabi bu sözler beni ihya ediyor,hoşuma gidiyordu,ama birazda şaşırtıyordu çünkü, ben cezbedecek bir güzelliğe haiz değildim,
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    

168  

NAKŞEDEN İZLER (ANI ROMAN 2)

Davacı olan fakat, benim tanımadığım öğrenciler şikayetlerini dile getirip,polise yazdırdılar, üçü birden rapor almak için hasta haneye koştular.
Bana bir şeyler sordular,cevap verdim dinlediler,yazdılar fakat ne yazdılar bilmiyorum okuma fırsatını vermeden hemen imzalamamı söylediler,imzaladım.
Yarın mahkemeye götürülmek üzere,saat 17.45 civarında mahkeme saatine kadar nezarete bekleyeceğimi söyleyerek bu gün kendilerinin misafiri olacağımı ve kalacağım mekan olarak nezareti gösterdiler,içeriye girerek üzerime kapıyı killediler.
Nezarete girdim,acayip bir koku,her taraf pislik içinde,demir parmaklıklar var, fakat camları kırık,ayaz,rüzgar,kar savruluyor,soğuk mu hat safhada.
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


07.01.2009 22:04:36

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim