Antoloji.com

İşidin Ey Yarenler Şiiri - Yunus Emre

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Şair Yunus Emre Yunus Emre bu nedir >>Popülerlik=5/5
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Kitaplar E-Kitap  Zevkler 
 << Önceki ŞiirYunus Emre ŞiirleriSonraki Şiir >> 
İşidin Ey Yarenler

İşidin ey yarenler aşk bir güneşe benzer
Aşık olmayan gönül misal-i taşa benzer

Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter
Nice yumşak söylese sözü savaşa benzer

Aşk erinin gül yüzü yumşanır muma döner
Taş gönüller kararmış şol yavuz kışa benzer

Münkir işini bilmez işi ileri gelmez
Nice tâbir eylesen anlanmaz düşe benzer

Hırs anı almışdürür nefsine kalmışdürür
Kendi tatlı canına yavuz yoldaşa benzer

Aşk kudret küresidir sızdırır âşıkları
Halden hale döndürür andan gümüşe benzer

Âşık canı dinlemez tâ dosta ermeyince
Dünyada kararı yok pervazlı kuşa benzer

Ol sultan kapısında ol Hazret tapusunda
Âşıkların yıldızı her dem çavuşa benzer

Geç Yunus endişeden ne gerek bu pîşeden
Önden ere aşk gerek andan dervişe benzer
 

Yunus Emre

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. İşidin Ey Yarenler adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
6.3 10
(40 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirYunus Emre ŞiirleriSonraki Şiir >> 
İşidin Ey Yarenler Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
Nevin Subaşı: Aşk kudret küresidir sızdırır âşıkları Halden hale döndürür andan gümüşe benzer * aşk denildiğinde akan sular durur mu aşk ile dönen küre uçurumdan döner mi ey düşlerine tutunan âşık bilirsin ki meşkin yarı sonsuzdur ve yoktur, dişisi yahut erili...

0 person liked.
0 person did not like.
Selçuk Bekâr: Güzel sohbetler, seviyeli tartışmalar... Sevindirici... Sadece aşk üzerine söyleyeceğim ben: Aşk başlıbaşına bir kavramdır. Yeryüzünde en çok karşı cinsler arasında görülmesi çok anlaşılır olmakla birlikte her zaman böyle olması asla şart değildir. Bu yüzdendir ki, aşkı doğrudan cinsel cazibe ile ilgili bir kavram zannedenler iftira ettiler Hz. Mevlânâ'ya. (Sadece hormonlara indirgenemeyeceğini vurgulamaya çalışıyorum.) Evet, maddi evrende ana baba sevgisinden tutun karşı cinse sevgi, memleket sevgisi dahil olmak üzere hemen her sevgi ve aklınıza gelebilecek başka her tür arzu ve isteğin altında esasen doğrudan veya dolaylı bir menfaat bulunabilirken, aşk, kayıtsız şartsız sevmektir. Aşk unutamamaktır. Aşk kusur bulamamaktır (bulmamak değil) . Aşk sevilen yanında hiç olmaktır. Sonuç: Aşk öyle bir sevgidir ki bilinen maddi alemde akla mantığa sığacak herhangi bir makul sebep ve hatta gerekliliği yoktur. Dolayısıyla ortalıkta sandığınız kadar fazla aşık da yoktur. Bu kelimeyi kullanıp aşık oldum demeleri onları âşık eylemez. Ama gerçekten âşık olanlar var ve biri işte tam bu sayfanın üstünde duruyor :) Kendisi yok olmuştu. Söyleyene bakmadık bu yüzden, söyletene baktık. Nasıl çok sevdiğimiz evladımıza yakınlık gösteren birine yakınlık duyarsak, sevdiği bizi sevsin diye sevdik onu.

0 person liked.
0 person did not like.
Sınır Öte-ki-si: İşidin ey yarenler! Bir kadın bir uçurumdan yuvarlanmaya başladı mı, artık onun yuvarlanışını nihayete erdirecek hiç bir nokta yoktur..!

0 person liked.
0 person did not like.
Perihan Pehlivan: güzel anlatım. aşkı seda insanı olgunlaştırır. çile çekmeyi sabrettmeyi öğretir. zamanı, yaşamı, yaşamın anlamını kavratır.

1 person liked.
0 person did not like.
YALIN DÜNYA: sayın 'YANILTAN IŞIKLAR' yazdığınız muhteşem kompozisyonu okudum benim gözden kaçırdığım bir olayı yazmışsınız sanatsal zeka evet çok haklısınız olayın düğümünü bu söz çözdü sanırım..

0 person liked.
0 person did not like.
Yanıltan Işıklar: Sayın Kemal Bey, Son yazdığınız yorumlardan; tüm iyi niyetlerinize rağmen,büyük bir çelişkide olduğunuzu üzülerek okudum. Duygusal bunalımlardan kurtulmuş, aklen sağlıklı bir toplum olabilmemiz için şairlerimizin de aynı çizgide olmasının gerektiğini vurguladığınızı çok iyi anımsıyorum. Ve bugün yazdığınız ;şairlerin akıllarıyla şair olamayacağı,aklın aşkın önüne geçip onu şairlikten uzaklaştıracağı düşüncenizi birkaç kez okudum ve inanamadım. Çok basit bir gerçeği gözden kaçırmışsınız ki o da şu;zeka seviyesi bir insan kadar gelişmiş bir robot aşık olabilir miydi??? Haklı olduğunuz tek nokta bu. Hayır, kesinlikle olamazdı... Ama, malesef unuttuğunuz gerçek ; İnsanların en zekisinin bile,bir robot gibi, bütünüyle mantıkla yaşamlarını sürdüremedikleridir. Bu tür insanlar yok mu, evet var ve normalin çok dışında oldukları için ruhsal tedavi altındadırlar büyük olasılıkla. Aşk,insanların hayvansal içgüdülerinin göstergesinden başka hiç birşey değildir. Belli yaşlarda belli hormonların etkisiyle tavırlarımızın,düşüncelerimizin,duygularımızın ne kadar şekillendiğini bilim tamamen ispatlamıştır ve bu içgüdülerin bizi tamamen yönetmesinden , değişik derecelerde, tek kurtaran şey de aklımızdır. Değişik derecelerde dedim,çünkü ;bunu, ya hormonlarının güçlülüğüyle,ya da kontrolunun yetersizliğiyle halledemeyen , bunalımlarından kurtulamayan veya beynindeki kimyasal dengesizliklerden dolayı gerçekler dışında yaşayan milyonlarca insan vardır. Bu duygusal fırtınaları sürekli yaşayan bireylerin içinde inanılmaz zekasıyla ,inanılmaz sanat eserler yaratmış kişilerin (Bethoven, Van Gogh gibi , saymakla bitirilmeyecek sanatçıların)varlığını inkar etmek hangi akla hitap eder bilemiyeceğim. Sakın ha sakın,dediğme geldiniz demeyin,çünkü; bu insanlar,kesinlikle , bu eserleri duygularının derinliğiyle değil,aynı anda taşıdıkları sanatsal zekalarıyla yaratmışlardır . Evet, bizler duygularının,içgüdülerin esiri, fakat akıllarıyla bir yerlere gelmeye çalışan basit canlılarız. Bu çelişkinin içinde kendi yarattığımız fırtınalar ise sorunlarımıza sorun eklemekten ileri gidememiştir. İstediğiniz o güzel toplumu ; insanların günü gününe uymayan,fırtınalı,bencil, istikrarsız duygularıyla yaratmanız inanın imkansız bir hayal olurdu.Gelişmiş tüm toplumların güvenilir,istikrarlı yapılarını oluşturan tek ve tek şey akıldır. Duygular ;bir eserin yapı taşı olabailir ama o eseri yaratan tek şey akıldır ,yoksa zekası gelişmemiş hayvanların da büyük eserlerini görmek mümkün olurdu. Ve ilk katı oldukça güzel yapılmış ama devamı getirilememiş bir ev de yapılabilir , konuya iyi girilmiş ama sonra dağıtılmış,saçmalamış bir şiir de yazılabilir. Bunu becerebilmek için uzun uzun roman yazmaya gerek yoktur. En kısa yazılmış şiirden, roman gibi uzayıp giden tüm şiirler de buna dahildir. Çok uzattım galiba.. İnsanlığımızı unutmadan, aklın ve bilimin hükmettiği günlerin yakın olması dileğiyle. Sonsuz Saygılar Herkese..

0 person liked.
0 person did not like.
Nsi/Nadir Sayin: Kişinin dünya görüşü onun şiire bakışını etkileyen en belirgin bir etken olduğunu düşünüyorum. Sanat, inanç, bireysel ve toplumsal yaşam, kültür, gelenek ve görenekler, ırk ve saire etkenlerin ve kavramlarında şiire bakışı etkilediğini yadsıyamayız tabi. Hümanistliği = insanları sevme ülküsü. bir dünya görüşü olarak ele alırsak ve bunun kavramını ozanlık ve şiirsel evrensel boyuta çektiğimizde aklımıza ilk gelen Yunus Emre olur. Yunus Emre’nin şiirlerinin özünden onun gerçek bir hümanist dünya görüşülü olduğunu söylersek yanılır mıyız? Yunus Emreden dinleyelim: 'İnsan sıfatı, Kendi Hak İnsandurur Hak, doğru Hak Bu insanın suretine Cümle alem hayran imiş * * * * ** * İnsan olan buldu Hakk’ı Meclis onun odur saki Hemen bu biçare Yunus Aşk ile bil ayan imiş * * * * * * * * Adımız miskindir bizim Düşmanımız kindir bizim Biz kimseye kin tutmayız Kamu alem birdir bizim' Yanılmıyorsak, yazdığı şiirleriden mi Yunus Emre hümanist olmuştur? Yoksa hümanist dünya görüşüne erişmesi/yetkinleşmesi ardından mı, insanı evrensel boyutlarda işleyen şiirler üretmiştir? Tabi ki ikincisi. İnsan belki okuduğu hümanist şiir yada yapıtlardan, ilgilenme/etkilenmelerde, eğitim ve yetişme tarzlarından ve saire hümanist olabilir, ama hümanist olmadan özü evrensel insan olan şiir üretilmesi mümkün değildir kanımca. Burada hümanistliği biraz açmak gerekiyor. Ersmus dünyaca ünlü bir Hollandalı filozfdur. Türkiye dahil diger bir çok ülkede Ersmus üniversiteleri vardır ve öğrenci değişim programlarında isim babalığı yapmıştır. Rönesansla ortaya çıkan hümanizim akımının yaratıcılarından biri olarak görülür. Ancak gelin görünki bu ünlü hümanist 1453 te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi aşamasında “Haçlı seferlerinin” olması gerektiğini savunanları desteklemiştir. Buradan çıkışla Erasmus’un evrensel hümanist olduğu söylenebilir mi? Hümanistlik, savaşta dahi insan olan düşmanına saygı ve hoşgörü gerektirir. Ama bir Ömer Hayyam aynı Yunus Emre gibi zihni hür ve insanı öze kor yanıyla hemde tam köklemesine hümanistir, hoşgörülüdür tüm dünya insanlarına. Çok örneklemelere girerek konu dağılsın istemiyorum. Ancak yukarıdaki örneklerle vurgulamak istediğim öz, şiirin bir ‘amaç’ olarak ortaya konulamayacağını, şiirin bir başlanğıç ve sonuç olamayacağını, ama nihayeti itibariyle bir insan iletişimlerinde (kişinin kendi kendisiyle de olsa) bir ‘araç’ ve ‘neden’ olduğunu irdelemeye çalışıyorum. Bu bağlamda aşk şiirleri yürek çıkışlı olması tabiidir. Ancak daha önemlisi AŞKTA şiiri bir araçtır, ama aşk ancak somutlukla yaşanıyorsa yürekte, gözlerde ve el ele tutmadan, yüreğin gümbür gümbür atmasına kadar hissler duyumsanıyorsa, yana yana yürünüyorsa... aşk o zaman gerçek yaşanan aşktır. Saygılarla...

0 person liked.
0 person did not like.
hasan05 Hasan Buldu: Sayın Selçuk, bu yazıyı aslında özelinize gönderdim fakat site sorunlu olduğundan kabul etmedi. Ben de bu sayfaya yazmak zorunluluğu hissettim. Neden? Şimdi, Uri Galler, nedir? Mucizeler yaratan bir ermiş midir? Nedir? 20. Bölüm Hologram Prensibi ile açıklık getirebildiğimiz maddeye olan etkileşimlerden biride,bükülmesi (eğilmesi) mümkün olmayan çelik ,demir...gibi metal nesnelerden yapılmış tabaklar,kaşık,çatal anahtar,...vb nesnelere hem dokunarak hem de dokunmaksızın uzaktan etkileyebilme fenomenleridir. Bu mesafe, birkaç cm.den binlerce km.ye kadar çıkmaktadır. Ayrıca, bu nesneler ister görülebilir isterse de görülmeyen yerlerde olsun fark etmez; yine aynı şekilde gerçekleşmektedir. Uzak mesafelerle ilgili olarak en çok bilineni TV ve radyo aracılığıyla olanlarıdır. Böylece, pk (psikokinetik) yeteneğine sahip olan suje, ekran ya da radyo başında onu izleyen veya dinleyen insanların elinde tuttukları çatal, bıçak, bilezik...vb) eğilmesi imkânsız metal eşyaları bükebildiğini göstermiştir. Eğilen ya da kırılan bu metal cisimlerin, o sırada ellerinde ya da masa üzerinde görünür bir yerlerde olduğu gibi, mutfak, banyo... yani görülmeyen kapalı yerlerde bulunduğunda da aynı biçimde etkilendikleri görülmüştür. Bazen bu etkinin, olay esnasında oluşmamasına karşın, belli bir süre geçtikten sonra meydana geldiği de görülmüştür. Konunun ilginç yönlerinden biri de, TV ya da radyoda bu tür gösteriden haberdar olmayan kişilerin bile, olayı seyreden insanlar gibi etkilenmeleridir. Mesela; bu fenomenlerin birinde insanlar parmaklarındaki yüzüklerin eğilmekte olduğunu, bu etkinin neredeyse parmaklarını ezecek düzeyde çok güçlü olduğunu hissetmektedirler. Bu, küpe ve bilezikler gibi takılar...için de geçerlidir. Tüm bu olayların birkaç kişide değil, yüzlerce kişide bizatihi açığa çıkması, deneyimlenmesi hile olması durumunu da ortadan kaldırmaktadır. Bu tür pk yetenekleri deyince, hemen akla bilim adamları ve illizyonistler tarafından da bire bir,yüz yüze denenerek onaylanan ünlü İsrailli Uri Galler gelmektedir. Galler, yukarıda anlatılan fenomenleri gerçekleştirdiği gibi, çalışmayan birçok saati de uzaktan çalıştırmayı başarmıştır. Bu çalıştırılan saatlerin bir kısmı da, Avustralya gibi çok uzak mesafededir. Bu sırada Galler Paris’tedir. Bunlardan biri on dört yıl boyunca çalışmayan ve birçok tamirci tarafından yapılmaya çalışılmış, ama bir türlü tamir edilemeyen saattir. Galler tarafından çalıştırılan bu saatlerden bir kısmı birkaç saat, bir kısmı bir iki gün, bir kısmı da bir hafta çalışmıştır. İlginç bir yön de bu saatlerin çoğunun kurulu olmamasıdır. Bu pk yeteneğini stüdyoda sergilerken seyircilerin ellerindeki saatleri bir iki defa yoğunlaşmak suretiyle de çalıştırmayı başarmıştır. Hatta yine ünlü bir gösterisinde de bir cam kabın içerisindeki kol saatlerini eğip bükebilmiştir. Hile olmamasının en büyük nedenlerin biri de,Galler’in bu ve buna benzer birçok fenomeni sık sık ve değişik şartlar altında gerçekleştirebilmesidir. Metal cisimler üzerinde pk yeteneği olan insanları üç sınıfta değerlendirebiliriz: Birinci derecede olanlar, Galler’in radyo ya da TV’ de yeteneğini sergilediği fenomenin yarattığı etkiyle oluşurken, ikinci derecedekiler, Galler’in gösterisini tamamladıktan belli bir süre sonra yine onun etkisiyle oluşan pk’lardır. Üçüncü derecede olanlar ise; tamamen Galler’den bağımsız olarak, kendi pk yetenekleriyle gerçekleştirmektedirler. Yani; ilk iki sınıfta olanlar Galler’in etkisi geçtikten sonra bu kişilerde bu yetenekler kaybolurken üçüncü sınıfta olanlar, Galler olsun ya da olmasın fark etmez, her zaman, istedikleri takdirde bunu başarabilmektedirler. Şimdi, birinci ve üçüncü derecedekiler yeterince açık olduğu için örneklemeye gerek yokken, ikinci dereceden olana etkileyici bir örnek verebiliriz. Bu örnekte, Galler İsveç’te bulunmamasına rağmen, gösterisinin belli bir süre sonra video banttan İsveç TV’ sinde yayımlanması sonucu yine benzer pk olayları gerçekleşmiş ve bunun yanında programı izleyen İsveçli kadınların spirallerinin bozularak gebe kalmalarına da yol açmıştır. Yine İsveç’te evlerdeki çatal,bıçak, kaşık,...vb takımlarında eğilmelerin yanı sıra da bu nesnelerin üzerindeki amblemlerin de silinmiş oldukları görülmüştür. Burada şu soru sorulabilir: Acaba bu insanlarda bu fenomen açığa çıkarken, gizli (atıl) kalmış yetenekler sadece bir katalizör görevi görmekte olan Galler aracılığıyla mı ortaya konmakta yoksa Galler onların beyinleri vasıtasıyla mı bu olayları gerçekleştirmektedir? B u fenomenlerin tamamını göz önüne aldığımızda ikinci şıkkın doğru olduğunu görürüz.(Her iki durumda da Radyasyonun kaynağı Galler’dir.) Galler TV, radyo,tiyatro... gibi toplu gösterilerinin yanında, küçük gruplar halinde gazeteciler,muhabirler,illüzyonistler,bilim adamları yanında da yeteneklerini sergilemiştir. Ayrıca,bu esnada gözlemlenen bir olay da orada bulunanların ceplerinde, çantalarında bulunan metal nesnelerin de ezilip büzülmüş olmalarıdır. Bazen de Galler’in, farkında olmadan çevresindeki metal olsun ya da olmasın cisimlerin ezilip büzülmesine,yer değiştirmesine, çeşitli aletlerin bozulmasına...vs neden olduğu gözlemlenmiştir. Bu pk yetenekleri, günümüzden yüz yıl öncesinde de bilim adamlarınca ayrıntılı bir şekilde incelenerek onaylanmıştır. Bunlara birkaç örnek isim olarak, ünlü kimyacı Sir William Crookes, Cambridge Üniversitesinden Hanry Sidgwick, Fransız fizyoloji Profesörü Ü Richet, yine ünlü fizikçilerden Sir Oliver Lodge, Lord Rayleigh, William Barrett’ i verebiliriz. Bunlardan, Kraliyet topluluğunun önce üyesi olan sonra da başkanlığını yapan Sir William Crookes’ in 1871 yılında üç ayda bir çıkan Quarterly Journal of Science’daki makalesinde meslektaşları ile iki medyum üzerinde yaptığı araştırmaların sonucu yayınlanmıştır. Söz konusu deneyde, eli kolu ve bacaklarını bağladıkları ve de kendilerinin çeşitli şekillerde hazırlamış oldukları bir ortamda medyumların normal şartlarda dahi yapılması çok zor, hatta imkânsız olan, cisimleri uzaktan harekete geçirme,etkileme ki bunlar,darbeler,ağır nesnelerin harekete geçirilmesi, mobilyaların levitasyonu (havalandırılması) ile ışık, el ve çeşitli yüzlerin bir anda belirmesi olayları olarak gözlemlenmiştir. Bu çalışmalar tek örnek değildir. Dünyanın en önde gelen üniversitelerilerinden olan Cambridge ve Oxford başta olmak üzere diğer birçok bilim kuruluşunda da benzeri pk yetenekli insanlar, sabırla yürütülen araştırmalar sonunda her ne kadar o zamanda bu fenomenlere bilimsel bir açıklama getirilemese de en azından bunların hile olamayacağı tamamen ispatlanmıştır. Ancak tüm bunlara rağmen, bilimsel düşüncede var olan şüphecilik, olayın nedenini, niçinini araştırmayı gerekli kılarken, maalesef bu kavram, ön yargılı bilim adamlarınca bu şekilde değil, uzun sürelerde zorluklarla elde edilmiş bilimsel görüşlerin (dolayısıyla otomatikman oluşturduğu şartlanmaların) yıkılmasından korkulduğu için, bu tür olaylar daha başında, araştırılma yapılmaksızın, gerçekler göz ardı edilmek suretiyle reddedilmektedir. Böylece bu mantaliteye sahip bilim adamları ,görmezden geldikleri bu ve buna benzer metafiziksel fenomenlere açıklık getirmeye kalkışınca da genelde bu fenomenleri ve olumlu sonuçlarını saptırarak,çarpıtarak cevaplamaya çalışırlar. Bu da bilimsel düşünce ile de tamamen çelişmektedir. Oysa bu konuda Sir Oliver Lodge’ nin sözü çok anlamlıdır. “ Yalnız fizik gözlerle gerçeğin özünü idrak edemeyiz” Bu fenomenler Gallerle sınırlı değildir. Dünyanın çoğu yerinde olduğu gibi, SSCB’de de bununla ilgili birçok önemli, ciddi çalışma yapılmıştır. Bunlardan en fazla bilinenlerden biri ; şartları Rus bilim adamlarınca hazırlanmış ortamlarda (ki hile olmaması için bu, işin başından sonuna kadar filme de kaydedilmiştir.)olağanüstü pk yeteneklerini sergileyen Nelya Kulagina adlı kadındır. Kulagina bir masa üzerinde bulunan pusulayı önce ibresini sonra da elini 15 cm uzaklığında tutarak pusulanın kendisini de döndürmüş, kibrit çöplerini ve manyetik özelliğe sahip olmayan metalden yapılmış ufak bir silindiri başka bir masaya yuvarlayarak hareket ettirmiş, genişçe hazırlanmış plastik bir küp içine konan yine ufak nesneleri kutunun bir ucundan diğer ucuna doğru yürütmüş, 1m 80 cm uzaklıktan bir yumurtanın sarısıyla beyazını birbirinden ayırmış, cam kavanozun içine dik bir halde yerleştirilen beş adet sigarayı aynı anda hareket ettirmiş, ters çevrilmiş bir cam kasede tutulan sigara dumanını ikiye ayırarak farklı yönlerde hareket etmesini sağlamış ayrıca her iki kefesine de 30 gramlık ağırlık koyarak denge durumundaki terazinin bir kefesini uzaktan etkiyle 6-8 sn aşağıda tutup terazinin dengesini bozmuştur. Bununla birlikte,Dr. Sergevey, Kulagina’nın etrafında bulunan elektromanyetik alanın normal insanların sahip olduklarından en az on kat daha fazla olduğunu tesbit etmiştir.Tesbit edilen sadece bu özelliği değil, deneyler boyunca beyinsel işlevlerindeki faaliyetlerinden beynin arka kısmında bulunan göresel korteksin (bölgesin)deki aktivitenin normalden elli kat fazla olduğu da gösterilmiştir. Bu oran, normal insanlar için üç veya dört kattır. Bununla birlikte; Kulagina’nın kalp atışlarının, normalden dört kat fazla olarak 240’ a kadar yükseldiği bedenini çevreleyen manyetik alanın da aynı frekansta değiştiği ve cisimlere doğru yönlendiğinde odaklandığı noktaya doğru başka birtakım etkilerin varlığı da bulunmuştur. Bir seans sonunda Kulagina’nın 1-1,5 kg kilo kaybettiği de görülmüştür. Bilim adamları önünde pk yetenekleri filme alınan bir başka Rus bayan da Alla Vinogradova’dır. Vinogradova da bir masa üzerinde bulunan kâğıttan yapılmış bir silindiri yuvarlamış ve içerisindeki metal ya da küçük diğer katı eşyaları da hareket ettirmiştir. Daha sonra da Alüminyumdan yapılmış salıncak biçimindeki silindiri pusula ibresinin dönmesine benzer şekilde ekseni etrafında döndürmeyi başarmıştır. Bununla birlikte, bileğinden bir zincir vasıtasıyla topraklama yapıldığında 100 gr ağırlığındaki bir nesneyi hareket ettirebilirken topraklama kaldırıldığında ise, birkaç gramlık nesneleri hareket ettirebildiği gözlemlenmiştir. Tesbit edilen bir önemli noktada, pk sırasında parmağından cisme elektrik akımının (kıvılcım biçiminde) oluştuğu ve yanına konan alet ölçer de sujenin çevresinde cm.de on bin volt civarında elektrostatik alanları tesbit etmiştir. Sujenin harekete geçirdiği cisimlerin ağırlığı oranında çok daha olağan dışı güçlü elektriksel ve manyetik alanların ortaya çıktığı da görülmüştür. Yine Galler, dünyanın en önde gelen üniv. California ‘daki Standford araştırma kurumunda Lazer konusunda uzmanlaşmış iki fizikçinin (ki bunlar Harold Puthoff ve Russel Targ’ dır) önünde yine onların hazırlamış olduğu ve deney sonuçlarının her iki tarafın da tahmin edilemeyecek ortamda (şartlarda) sergilediği pk etkisini ,uzaktan algılama(DDA) vb yetenekleri de kanıtlanmıştır. Ayrıca tüm bunlar herhangi bir hipnoz ve hile durumuna karşılık filme alınmış ve bir illüzyonist tarafından da izlenmiştir.Aslında diğer deneylerdeki gösterilerinde de bu şartlar oluşturulmaktadır. Galler, bu deneylerde de DDA nın yanında, iki Rus pk cının yaptığı gibi çeşitli cisimleri harekete geçirmiş ,dengelenmiş terazinin dengesini bozmuş, manyetik alan ve radyasyon ölçen cihazlar üzerinde (mesela pusula,Gieger sayacı...) maksimum sapmalara neden olarak en azından dünyanın sahip olduğu manyetik alanının yarısına eşdeğer bir manyetik alan uygulayabildiğini göstermiştir. Galler ayrıca diğer benzerleri gibi, metal bükme sırasında ellerini de kullandı, ancak bu hafifçe okşamanın ötesinde değildi. Bu durum tüm elle dokunma durumu ile yapılan fenomenlerde de aynen geçerlidir. Galler, yüzükleri ve birçok güçlü metal cisimleri eğdi. Burada ilginç olan, bu yüzüklerin eğilmesi gereken kuvvetin 68 kg gibi yüksek bir değerde oluşudur. Bu da bu fenomenlerin okşama ile yapılamayacağını gösterir. Bu sadece Galler için değil ,Galler gibi metal büken diğer çocuklar ve kadınların da bu işlemi gerçekleştirebilmeleri için normal durumun çok çok üstünde güç kullanmaları gerekir ki, bu işi yapanların sayısı göz önüne alındığında hile olamayacağı da görülmektedir. Bunun yanında Galler, bir geminin yakıt besleme sistemine zarar vererek gemiyi durdurduğunu da söylemiştir ki, eğer bükülmesi imkânsız cisimleri etkileyebilecek gücü üretebiliyor ve elektronik cihazlara rahatlıkla etkide bulunabiliyorsa, bu ve daha çok karmaşık elektronik sistemlerle donatılmış bilgisayarları,gemileri,uçakları,radarları,nükleer roket sistemleri de rahatlıkla etkileyebilir. Ayrıca Galler’in etrafındaki nesnelerin havada uçuşarak sağa sola çarptığı ya da uzakta bulunan nesnelerin yakın çevresine düştüğü laboratuar deneyleri sırasındada görülmüştür.Galler’in bunları hile ile yapması imkânsızdır. Çünkü bu fenomenlerin gerçekleştiği zaman Laboratuara ilk defa geldiği ve ortamını tanımadığı için (daha önce görmemiştir) orada bulunan nesnelerin hem kendileri hem de konumları hakkında en ufak bir haberi , bilgisi de yoktur. Ayrıca, bu cisimler dışarıdan kendi getirdiği nesneler değildir.Ve onu inceleyen bilim adamı da Prof. düzeyindeki ünlü John Taylor’ dur. Benzerleri gibi Galler’i de bire bir inceleyen onun pk dışında diğer yeteneklerine de (ki bunlar DDA, nesnelerin iyonizasyonu (tayyı mekânı),cisimlerin materyalizesi ve demateryalizesi (yok olmasıdır) tanıklık eden ünlü karadelik kitabının da yazarı olan matematikçi ve fizikçi John Taylor “ Eğer ben bizzat gözlerimle görmeseydim, bunların raporlarını saçmalık diyerek kesinlikle kabul etmezdim” sözleriyle şaşkınlığını dile getirir. Bununla birlikte, Londra Üniversitesine bağlı Birkbeck koleji fizik bölümünün başkanı olan Prf. John Hasted’ı ziyaret eden Uri Galler (ki birlikte birçok kişinin önünde araştırma amaçlı deneyler yapmışlardır) Profesörün evine girdiğinde de katı nesnelerin garip bir şekilde durup dururken oraya buraya hareket etmesine ve bazı nesnelerin kaybolup ortadan yok olması bazılarının da materyalize olmasına (yani gerçekte orada olmayan çeşitli nesnelerin maddeleşmesine) neden olmuştur. Mesela, yerden otuz m. yükseklikte fildişinden yapılmış bir tür bitkinin (ki süstür bu) belirmiş daha sonra da bitki şeklindeki bu nesne kısa bir süre içinde yere düşmüştür. Bununla birlikte bir saatin anahtarı da odalar arasında hareket etmeye başlar. Bu durumu Hasted şöyle ifade eder: “Onu yerde mutfak kapısının önünde buldum ve hemen götürüp yerine koydum.Tekrar mutfağa döndüğümde artık çıldıracaktım.Çünkü anahtar yine onu aldığım yerde duruyordu.” Prof Hasted’in,Galler’le birlikte yaptığı deneylerin birinde de selülozdan yapılmış bir kapsül içindeki metalin üzerine çok nadir ve bir o kadar da sert yapıda olan Vanadium karpit kristali konur. Bunun normal şartlarda bırakın bir insanı, aletlerle bile kırılması bir hayli zordur.Hasted elini tampon olarak kristal ile Galler’in eli arasına koyar.Galler elini çok kısa mesafeli hareket ettirdiğinde kapsül içindeki kristalde iki defa zıplama hareketi yapar. Galler’in konsantrasyonu bitip kapalı kapsülün içindeki kristale bakılınca, kristalin ikiye parçalanmış olduğu ve parçalardan birinin de yok olduğu görülmüştür. Galler’in dışında, birçok kadın ve çocuklarda da benzer yetenekler görülmüş ve bunlar da belgelenmiştir... (Devam edecek...) hologramk@yahoo.com İstanbul - 01.01.2003 http://sufizmveinsan.com Bana taktın diyorsun. Metafizik olayları, her devirde yapabilecek güce sahip insanlar mevcut. Aksini ispat edersen sevinirim. Saygılarımla.

0 person liked.
0 person did not like.
YALIN DÜNYA: Sayın Kemal İspir yazınıza teşekkür ediyorum ama benim demek istediğim o değil di...bir kompozisyonu oluşturmak hece, kafiye ,redif ,cinas, vs kullanmak ve bunları sanatsal bir halde şiir olarak sunmak akıl olmadan olmaz AYRICA AKLIYLA ŞİİR YAZAN KİŞİ ÇIKARINI ÖN PLANDA TUTAR sözü bana göre son derece yanlıştır keza ne onun yazdoğına şiir nede ona şair derim saygılarımla

0 person liked.
0 person did not like.
YALIN DÜNYA: Kemal İspir hocamız akıllı adamdan şair olmaz diye yazmış üzülerek okudum şiir denen sanatı akıl olmadan nasıl yapabiliriz ki? ve birde şu gerçek var şair zeki olmalıdır keskin zekalı olmalıdır şiirde akıl ile gönül birbirini tamamlar biri olmazsa eksik olur acele ile yazdığını sanıyorum ben katılmıyorum...

0 person liked.
0 person did not like.
Dilrûba Emine Genç: İşidin ey yarenler aşk bir güneşe benzer Aşık olmayan gönül misal-i taşa benzer Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter Nice yumşak söylese sözü savaşa benzer Çok güzeldi..içime sindire sindire okudum..Saygıyla

0 person liked.
0 person did not like.
Gülperi Gökgöz: ben bu konuda konuşmayacağım kemal ispir arkadaşımızın yorumuna katılıyorum akılla şiir yazanlarda var ama onlar okunduğunda akıl kokuyor hissettirmiyor ağlatmıyor şunu söylemek istiyorum ben bu şiiri bu şairi çok seviyorum

0 person liked.
0 person did not like.
YALIN DÜNYA: sen nasıl bir gönülsün ey Yunus...

0 person liked.
0 person did not like.
Selçuk Bekâr: Münkir işini bilmez işi ileri gelmez Nice tâbir eylesen anlanmaz düşe benzer Elhak doğrudur. Tasdik ettim.

0 person liked.
0 person did not like.
Umut Yurdusar 1: Hey koca Can Yunus Hepsini yazmışsın bizlere bir şey koymamışsın anıların ve dostların adınla yaşasın...

0 person liked.
0 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 15 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Fatma Akar
Nilgün Akçay
Gülay Atilay
Tolga Baydar
Cevat Turan
Gözde Hatiboğlu
Ahmet Köse
Hüseyin Kalyan
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Hasretini çektiğim sevda (Dilek Kadıoğlu)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Savunma (Ralph Waldo Emerson)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: İşidin Ey Yarenler Şiiri - Yunus Emre

Antoloji.com
20.09.2014 12:59:06  #.234#
[1013456]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#1013456 ##1984