Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

INCIL Konulu Şiirler - incil Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "incil" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "incil" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. incil Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

217  

1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜYMÜŞ

Bir köşeye sıkıştırılmış, bugün Türk diyemiyecek, yarın adımı söyleyemeyeceğim dehşetiyle karşı karşıya olan ben, düşünmeliyim şu an halimle ancak:

Barış korunmalı! Kutlamayı becerebilmek başarı temelidir!

1……….Türküm ben! Önce Türk olarak ne biliyorum derim elbette…
Göktürk-Oğuztürk-Atatürk tarihimizin izleri olarak:

:::::Puta tapıcılık çağında Göktürk’ün şahadet parmağı ne anlatabiliyor bana: kilise ve minarelerin uçları göğü gösteriyor olduğuyla, Tek tanrıcılığın başlaması izlenmiş, ilk indirilen kutsal kitap Zebur, Tevrat, İncil ile Kuran’a davet etmiştir yüce Allah, tanıtılmıştır Göktürkler ile… bu özelliği Kuran ile şahadet ettiğime, Amentu billahi dua’m ve güven duygum bilincimdir… Türküm ben! İman, inanç ve güven doluyum…
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    
    

218  

ELİME SİLAH DA SIĞAR

Bilinendir, içten ve dıştan işgal edildiyse bir ülke
Devlet makamları kurulduysa açıkça bir şebeke
Kalem hiçe sayıldıysa, gerçeğin közü yakarsa bir de
Elime silah da sığar, şimdilik ruhsat ile…

Yorma asilliği adiliğinle, adilik savaşılır özgür bilinçle
Denildikçe dosdoğru geliyorlar üstüne üstüne
Ev parçalatılıp, yatak odasına işaret bırakılıyor ise
Elime silah da sığar, Allah kerim denilir dahası ile…
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    

219  

TAADDÜD..

TAADDÜD’İ ZEVCAT VE AŞK’I MEMNÜ

Evlilik müessese olarak ilk insanla beraber başlayan bir kurumdur.Allah insanı birbirine ilgi duyan ve birbirini tamamlayan iki ayrı cins olarak yaratmış ve bu iki cins arasındaki ilişkiyi nikah olarak addedilen bir akitle meşru zemine oturtmuştur.Bu kurum sadece iki cinsin şahsi ilişkisinden ibaret olmayıp boşanma (talak) ,miras intikali,nafaka,nesep tespiti,akrabalık ve sıhriyet bağı gibi bir dizi şahsi ve toplumsal muameleyi beraberinde getirir.Tarih boyunca bu meşru ilişki biçiminden sapmak suretiyle farklı saplantılara yönelen toplumlar olagelmiştir.Kadının sömürüldüğü ve cinsel istismar konusu edildiği bu toplumlar neticede sağlıklı nesillerin oluşmaması sebebiyle tarihten silinip gitmişlerdir.Değişik tarihi ve toplumsal sebeplerle evlilik müessesesi toplumlarda değişik biçimlerde ortaya çıkabilmektedir uzun süren savaşlar ve hakimiyet kavgaları,göçler ve zor koşullar sebebiyle güce dayalı üstünlüğün öne çıkması ve yaradılışı erkeği kadına hakim duruma getirmiştir.Bu gücü elinde bulunduran erkek doğal olarak evlilik ilişkisi ve hakimiyeti noktasında da inisiyatifi elinde bulunduran taraf konumundadır.Biyolojik tabiatı itibari ile daha erken yaşlanan ve yıpranan taraf olarak kadın muhtemel rakiplerine(kuma) fırsat tanımakta ve bu çoğu zaman isteği dışında gerçekleşmektedir. Bazen da uzun süren savaşlar ve afetlerde yok olan erkek nüfusun koruması altındaki kadınları sahipsiz bırakması bir erkeğin birden çok kadınla ilişkisine zemin oluşturmaktadır,dolayısı ile genelde toplumlar erkeklerin Poligam (çok eşli) olması neticesini doğurmaktadır.Bu ve bunun benzeri sebeplerle insanlığın başlangıcından beri yaşanmakta olan çok eşlilik konusuna İslam’ın duyarsız kalması düşünülemez elbette çünkü İslam hayattan ve realiteden kopuk salt bir felsefi nazariye değildir.O muhatap aldığı insanı ve toplumu bazen toptan bir radikal değişime uğratırken bazen de onun davranışlarındaki aşırılıkları meşru zemine çekmekte ve ıslah etmektedir.Taaddüd-i Zevcat dediğimiz çok nikahlılık bu ıslah ve dönüştürme çabası ve olağan dışı durumlara çözüm kapsamında ele alınması gereken İslam’ın bu tarihi gerçeğe müdahalesidir.Bu vakıayı anlamamızda çok evliliğin tarihi toplumsal sürecini incelememizin katkısı olacağını düşünmekteyiz.Geçmiş medeniyetlerde çok evlilik şöyle idi:
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    
    

220  

YENİ ORTADOĞU VE DÜNYA PROJESİ VETÜRKİYEYE BİÇİLEN ROL (8)

II. MODEL:İNCİL (BUGÜNKÜ HIRİSTİYANLIK YORUMU)



Aslında başkalaştırılmış bu ikinci modelde de İsa Peygambere Yarı –Tanrı bir sıfat kazandırılmıştır. Hıristiyanlık Yetki hiyerarşisinde, İsa’dan sonra gelen Ruhban sınıfı yine Allah ve İsa adına her türlü kararı verme potansiyeline sahip kılınmıştır. Hatta o denli ileri gidilmiştir ki, papazlar Allah adına insanları yargılayıp, affetmek veya her türlü cezayı vermek ve uygulamak görevini üstlenmişlerdir. Allah’ın ve İsa’nın tercümanlığını yapmak cüreti göstermek, Hıristiyan ruhban sınıfını hala hiç rahatsız etmemektedir.Bugün bile Allah’la insan arasındaki her türlü ilişkiyi düzenlemeyi,ruhban sınıfının idare ettiği (adeta iki taraf arasında köprü kurduklarını iddea ederek) kimin af olup,kimin olmayacağına Allah ve İsa adına Ruhbanların karar verdiği Hıristiyanlık alemi,bu ikinci modelde yine bir önceki modelin bir benzeri şekilde,diğer tüm insanlardan üstün tutulmuştur.Öyle ki “İsa Tanrı’nın oğludur, biz de onu takipçileri ve bekleyenleriyiz.” diyen her Hıristiyan,Hıristiyanlık inancına göre ve eğer ruhbanları izin verirse,cennete girecektir.Ancak buna katılmayan,ömrünü dünya insanlarının iyiliğine,faydasına harcamış birisi ise cehennemi boylayacaktır.Çünkü cennetin anahtarları yalnızca Papazların boynunda asılıdır. Peki, dünya bu ikinci modelden hareketle, nihayi olarak nereye varır? Hıristiyan ruhban sınıfının idari ve ekonomik yönden her zaman ön saflarda yer aldığı, siyasetçilere ortak olacağı, Dünyanın tepesine oturmuş, olabildiğince zengin müreffeh ve mutlu olarak sonsuza dek yaşayacak Hıristiyan Birliğidir nihayi amaçlanan. Bu birliğe dahil olanlar,Dünyanın Kumandanları olacaklardır.(Şu anda AB ile kısmen bu yapılmak isteniyor.)
........... devamı >>
 
Dursun Elmas
    
    

221  

AHA....! BAK! BU SENİN OLDU!

...........Her doğan insanın içinde şu var:

Ben kendim annemin karnında büyüdüm,anne rahminden de doğum yolculu ğuna çıktım,dışarıya öncelikle kendi çabamla çıkmaya çalıştım ve nihayet çık mayı başardım öyle ise her şeyi ben başaracağım.

.......Zaten o, anne karnında mücadeleye başlamış.Var olmak 9 ay orada yaşamak, yaşayıp da dünyaya gelmek için mücadele vermiş. Bilinci yok diyoruz bunları nasıl başarır, diyoruz. ''Ana hücre'' adlı yazımda belirtmiştim. Belki de her vücudu yöneten muhtemelen (kuvvetle muhtemel) bir ana hücre vardır. Öncelikle canlılığı ayakta tutmak için, tehlikelerden korumak için her türlü tedbiri (otomatik) alan,hem bilinç kulvarındaki hem de canlılığı yürü ten otomatik sinir sistemi ve diğer hücreleri yöneten bir ana hücre... İşte be nim aklım bu ana hücrede... Vakti geldiğinde de dünyadan göçmek için tüm hücrelere ''Haydi göçüyoruz ''kararı veren bir ana hücre... Bu sadece benim düşündüğüm, ortaya attığım, hiç bir yerden okumadığım, alıntı yapmadığım öz be öz kendi teorim ANA HÜCRE...
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    
    

222  

AYRIŞMANIN DAYANILMAZ ACISI

Sevgili Dostlar,
İnsanoğlu yaşama dört elle sarılır.Çok korkaktır.Tutunmaya çalışır.En korkak
ları silahla kuşananlarıdır.En korkakları silah kullananlardır.Öyle ki aklı se lim, savaşı sevmeyenler bile silaha sarılmışlardır caydırılık için...Ne acı değil mi? Dostluğu, barışı seven insanlar bile saldırganlık hastalığından en az zararla kurtulmak için silahı gerek görüyor.İnsanoğlu çelişkilerle donatılmış.
Sevgisi olan insanların elinde bile silahı görmek çok acı! İnsanoğlu mutlulu
ğun peşinde.İki şey onu mutlu ediyor biri soyu devam ettirmek.Düşünsenize bizden önceki kuşaklar binalar yaptılar,buluşlar elde ettiler,bize devrettiler gittiler.Ortada kalan eserleri biri bizlerin kuşağı biri de bina,icat,silah,alet ve
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    

223  

TENKİDİN TENKİDİ..

TENKİDİN TENKİDİ VE TASSUBUN KOMİKLİĞİ

Taassup yanlış algılama ve anlayamama dahası önyargı hastalığı bu gün ümmeti bölüp parçalayan ve de emperyalizme yumuşak lokma yapan en önemli hastalıklardır.Birleştirici olan unsurlar yerine; mezhep meşrep siyaset ve tarikat taassubunu İslami algılama biçimi hatta bundan öte itikat edinenlerin düşeceği nihai durum maalesef bu olmuştur ve de bu durum uzun süre böyle devam edecek gibi görünmektedir.Esasen Müslümanlar için Kuran ve sahih Sünnet dışında bağlayıcı mutlak ittifak edilecek bir kaynak yok iken tarihi süreç içerisinde ihdas edilen bağlılıklar ve bağımlılıklar dün olduğu gibi bu günde ümmetin vahdetinin önünde en büyük engel olmaya devam etmektedir. İman edenlerin yeniden iman etmeye çağrılışlarının beklide en elzem olduğu bu nokta daha önceki ümmetlerinde vahiy atmosferinden kopmalarını sağlayan virüstür. Yahudi Hıristiyan ve diğer milletlerin sapmaları hep bu hastalık sebebiyle olmuştur.Geçmiş uluları Salih insanları ve hatta peygamberleri kul ve tebliğci olma konumundan çıkarıp değer verme ve saygı bahanesiyle olduklarının dışında birer mitoloji kahramanı haline getiren ve kutsayan zihniyet güya bu sadakatlerini onları anıtlaştırma (putlaştırma) ya kadar taşımış tabiri caizse Şeyh uçmamış Mürit onu uçurmuştur.Hz İsa’nın bile bir peygamber olarak başına gelen bu durum bağlılarını sevgide aşırıya gitme neticesinde onu ilahlaştırmaya kadar taşımıştır.Bu gün Hıristiyanlar Hz İsa’yı peygamber olarak görenleri onun gerçek kıymetini taktir edememekle suçlamaktalar.Hz peygamberden sonra Müslümanların yaşadığı süreçte budur.Peygamber ve sahabeye daha sonra büyük alim ve Salih zevata maalesef bu olumsuz misyon yüklenmeye çalışılmıştır.İnsan nefsinde bulunan bu putlaştırma virüsü bu saydığımız zevatı Kitap ve Sünnetin emrettiği ölçü dışına taşıma ile neticelenmiştir.Sonuçta ortaya atalar dini diye tabir edebileceğimiz hurafe ve mitolojinin yoğunlaştığı bir anlayış çıkmıştır.Daha sonraki dönemlerde itikadi ve siyasi mezheplerin hadis dahi uydurarak kendi mezheplerini Fırka’i Naciye (Kurtulan Gurup) ilan etme çabasının ürünü olarak bu anlayış daha da kemikleşmiş ve içinden çıkılmaz bir ayrılığın temeli haline gelmiştir.Bunu tarikat tasavvuf anlayış ve algılama biçimleri takip etmiş ve kendi içerisinde farklı birer disiplin olan bu meşrepler çerçevesinde yeni hizipler oluşmuştur.Son dönem itibariyle İslam’i değerleri ön plana çıkaran devlet olgusunun yerini laik devlete bırakması insanları daha da başı boş bırakmış bu disiplinler dışında müstakil yapılar oluşmuş her birey kendine uygun bir fikir ve ya alimin istimdadını medet eder hale gelmiştir.Bu zevat içerisinde mutlaka büyük hizmetleri olanlar olduğu halde kitlenin cehaleti daha sonraki dönemlerde bu alimlerin fikirlerini kemikleştirip Kuran ve Sünnetin yerine koyma ve en iyi alim benimkidir anlayışı içerisinde yeni hizipleşmelerin kaynağı haline getirmiştir.Bazen aynı alimin talebeleri kendi içinde 40 50 hizbe ayrılabilmektedir veya aynı şeyhin aynı şehirde bağımsız birkaç halifesi bulunabilmektedir.
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    

224  

AŞIK SAİD (NESİR YAZISI)

Aşık Said (D: 1835- Ö: 18 OCAK 1910)

Kırşehir'e bağlı Toklumen Kasabasın'da doğdu. 18 yaşlarında Kayseri'ye giderek ikibuçuk yıl medrese eğitimi gördü.

Köyüne döndükten sonra kayıkçılık yaptı.

Şiirleri onun çok yer gezmiş olduğunu gösteriyor.

Aşık Said'in türkülerinin çoğu Kırşehir ve çevresinde halen yaşamaktadır.

T.R.T. repertuarına geçmiş çok sayıda eseri vardır.

........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 19:18:37

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim