Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

IGDE Konulu Şiirler - igde Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "igde" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "igde" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. igde Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

361  

DÜŞ/SEL GERÇEKTİR YAŞAM.

tanrı'ların, izdüşüm zamanıdır.
akşamın kızıllığında,
silüet'i düşer,
Nemrut'tan Kleo Patra zindanına.
bir yok oluşun hikayesidir,içrek döngüsündeki çekim gücü,
ve içgüdüsel kabuldür ölüm.
koparıp başını fırlatır denize.
yaşasın ölüm...
artık,tanrılarda özgür....

(insanlar,doğuştan ayrıcalıklıdır düşünselliğiyle ve düşündüğü ölçü kadardır özgürlüğü) ...

gün olur;
bir serçenin ürkek, pır/pır duruşunda.
atar yüreğim.
uçmak isterim maviliklere...
düşler kurarım,leylak renginde.... iğde kokusunda...
yürümek isterim döneceğimi bildiğim yerden,
hiç bilmediğim uzak diyarlara...
ve
........... devamı >>
 
Ali İhsan Aktaş
    
    
    

362  

...EBABİL KUŞLARI NEYE BENZERDİ...

en keskin satırdı kendime indirdiğim
en sarı yüzleşmelerden geçtim
suskunluk taş göğüs kafesimde
dudak boyu ağlamak neydi ki
acıda darasız ağır çekerdim

“hayat önüne katar” derler adamı
ben hayatı sürüklerdim

ebabil kuşları neye benzer hiç bilemedim
görünmezdi geldikleri
adak çaputları asar zafer ötüşlerine
kazanır ve giderlerdi

çarmıha geri dönerdim

'ne var bunda?
herkes kendi çarmıhında' demeyin sakın!
zor oluyor acılar
aklın teneşir tahtasına uzanmak
rahmin sıcak duvarlarıyla tanışmak yeniden
yeniden...yeniden
çok zor oluyor!
........... devamı >>
 
Naime Erlaçin
    
    

363  

BANA SENİ SEVDİĞİMİ BİLDİĞİNİ SÖYLESEN, ÖLMEM İÇİN SEBEP OLURSUN... (DENEME) (2)

Aşk teslim olmuştur,
bedelini ödediği hayata…
Ve kendine, diğerini boş vererek…
ELLERİNİ KALDIRMIŞ TESLİM OLMUŞTUR HAYATA…
Ben bu oynaşta yokum, bak başının çaresine,
demekle HAYATINI GAZLAR VE HAYATI İPLEMEZ…
GÜLE GÜLE BİLE DENİLEMEMİŞ,
KOPUK BİR SEVGİ BU.

Kopuşmuş bir sevmekti,
Belki de,
unutamam dememin son bedeli,
güle güle diyememek…

Unutulan sevdalar kitabı yazmışsın, konusuyla, hadi boşver,
KİM UNUTULAN SEVDALARIN ARASINA KATILMAMIŞ,
HANGİ YAZAR YAZMAMIŞ UNUTAMADIĞI SEVDASINI,
Baksana nete, günün şiirlerine, kimler gidenin yolunda ayakta kalmaya çalışmamış
SEVGİ BU UĞRUNDA ÖLÜNMEZ, UĞRUNDA YAŞAMAK İÇİN YOLUNDA KALINIR.
........... devamı >>
 
Mustafa Yılmazizmir
    
    
    

364  

NERDE BAHÇELİEVLER ?

Geniş avlusuyla tek katlı evler
Kokardı geceleri limon çiçeği,
Akasya kokardı, iğde kokardı,
Sarkardı duvarlardan fesleğenler,
Nerede kaldı şimdi o bahçeli evler?

Göğe kalem gibi çıkan selviler,sedirler,
Bahçede dedemin nargile içip,uzandığı sedirler,
Ve kırmızı-beyaz ipeksi dokusuyla
Gündüz gülen, gece ağlayan güller,
Limon çiçeği kokan tek katlı evler.
Nerede kaldı şimdi o bahçeli evler?
Kollarına salıncak kurduğumuz kayısı, dut,
Akşam üstlerinde Bey Dağları’nı
Beyaz bir gelinlik gibi saran, sis, bulut...
Küçük pencerelerin çiçekli perdeleri
Neredeler? Neredeler?
........... devamı >>
 
Mustafa Ceylan
    
    

365  

BANA SENİ SEVDİĞİMİ BİLDİĞİNİ SÖYLESEN, ÖLMEM İÇİN SEBEP OLURSUN … (DENEME) (1)

Fırtınanın savurduğu kurumuş yapraklar, yüzüme çarparak kucağımda toplanıyor…

Kumsalın incecik kumları yüzümde birikiyor… Canım yanıyor elimin tersi ile ter damlalarına karışmış kumları silerken…
Gözlük camlarının siyah yüzeyinde kum taneleri kristal kürecikler gibi parlıyor…

Ne kadar özlemişim kristal parlaklığını…
Belki de, fırtınanın bedenimle hesaplaşması bu… Her şey hesaplaşma üzerine kurulmuş. Kendimi kendimle, kendimin seninle hesaplaşması, yüreğimin sevgiyle hesaplaşması…
........... devamı >>
 
Mustafa Yılmazizmir
    
    
    

366  

ÇOCUK

Babasının kösele ayakkabısını ters giymiş, sokaklarda çalım satan bir çocuksunuz.Sağınız solunuz sandığınızın aksine. Küskün boynunuza iğde kokuları asılmış. Sağınızda köz olmuş türküler, solunuzda keşke kapıları, içinizde tahta atınız, atınızda ter kokusu, geç kalmış zamanları kovalıyorsunuz.Senaryonuzda tek kahraman, tek mekan, biricik zaman; an! Kâğıt gemilerle yelkenleri fora edip “kara”dan iniyorsunuz hal/içlerinize. Üç taşınızdan birisini kaybediyorsunuz. Yakar toplar dövüyor muhkem surlarınızı. Ebe olmaktan başka bir şey hayal edememiş çocukların duvarlarında geriye sayıyorsunuz, saklambaç sonsuza uzuyor. Elim sendelerde kolsuz kalıyorsunuz. Körebeler bulmama plâklarını tekrarlıyor, siz boşluğunuzda kayboluyorsunuz. Denizlerinizde kaç taş sektirildiğine aldırmadan gümüşî bir sayfa oluyorsunuz. Anne sözü dinler gibi parça parça odalara dağılıyorsunuz, o da’laşıyorsunuz. Salıncaklarınız gül dalına kurulmuş, yaprak yaprak sarının alnından öpüyorsunuz. Sanmalarla ummaları koyup mendilinizdeki akidelerin yanına keskin kayalıklarda yankılanıyorsunuz. Artık bir bilmecedir dağa sorduğunuz her soru, bildirmeceleri beklemiyorsunuz. Ayağınızda babanızın kösele ayakkabıları, ters izlerle hedef şaşırtıyorsunuz, ne kadar masumsunuz. Ak perçeminizden annenizin elinin kokusu düşmemiş, yüzünüzden babanızla duyduğunuz gurur. Ayağı ters, alnı açık, bahtı karalar kervanında kumlarda çoğalıyorsunuz.Dijital saatler uçuruyor zamanı, siz “köstek”li saatlere kelepçelenip dilinizde solo yalnızlıklarla, en ücra kuytulardan “saklandım” diyorsunuz. İyi ki çocuksunuz; ne güzel yanılıyorsunuz…
........... devamı >>
 
Nurtaç İnci
    
    

367  

AVUÇLARIN İÇİ KAN ALACASI…

Hayat oyunlarında çıkmaz sokakta topa vurarak gol atılmıyor.
Sadece çürüyor insan bir başa, bir sona koşarak.
“Kadınım” kelimesinden nefret ederek.

Oysa bütün sokaklara buluşmak için isimler takardık…
Bütün sokaklar buluşmalarımıza çıkardı.
Şimdi ise vedalaşacak kadar, zamanımız olmadı…
Ben seni seviyorum desem ne yazar bu kalem…

Uzak diyarlardaki sevginin son sesi bu,
bitmeyen tekrar tekrar çalan bir şarkı ile.
Dönülmez bir geçmiş,
set set duvar arkası,
sonsuz bir özlem uzanıyor tel diken çitler,
avuçların içi kan alacası,
beyin düşünce girdabı,
unutulmayan bir aşkın son sesleri tutuluyor.
........... devamı >>
 
Mustafa Yılmazizmir
    
    

368  

YAĞMUR OLUP YAĞACAĞIM

Dudaklarımda sigara, masamdaki alkol
Gibisin uzandığımda süzülen efkâr.
Dağıtmadan rüyalarımı serenadın,
Bilirdim sendin, şarkılarla aşkı fısıldayan.
Öylece uzanırken yıldızlara geceler boyu,
Ne sözler biterdi, ne hisler…suskunluğun
Tadı bir başka olurdu, ne yazık
Ben de senin kadar ürkektim yakınlıktan.
Ne bileyim öyle seçkinsin ki tüm bildiklerden!
Sesin bile faklı, yüzün gülüşün…engel değil
Sevdaya, asla engel tanımaz bilirim gönül
Yine de kahrolurum, takılıp tüm olasılıklara…
........... devamı >>
 
Hikmet Aksu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


08.01.2009 18:49:59

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim