Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

IDDIA Konulu Şiirler - iddia Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "iddia" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "iddia" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. iddia Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

369  

DENEME-II: DOSTLUĞA ÇAĞRI…

Hani Mars’ta hayatın olduğunu söylemişlerde uzay aracına binerek toprağına ayak basan bir ilk kişi olarak, senden başka kimsenin olmadığının farkına vardıktan sonrada yakıtım olmadığı için orada mecburen kalan gibiydim. Nasıl yaşayabilirim diye kıvranırken seni görüp tanıdığım sevinçle ve daha önce yaşadığım dünyalık iletişimlere benzemeyen bir paylaşım içinde hızla akan zaman sürecinde; sanki, senin kaybolacağın yada kaybedeceğim korkusu içinde her geçen an sıkı sıkıya sıcaklığına yaklaşan mükemmel bir dostluğu yaşıyordum kendi kendime. Hep bir emanete dayanan, toprakta, bulutlarda, sularda, anlarda… Sürüklendiğinde çok şeyleri kaybettiren bir ilişkiydi sanki. Yakıtımın olmayışını söylediğimde pek inandırıcı gelmemişti ve dünyaya dönmek isteğimin yalnızlığa karıştığının söylemi de… Ne etrafımdaki seslerin ne yeni gördüğüm cennet mekân manzaranın nede huzur veren tılsımla karışık gözlerinin içindeki arayışlarının, tanımak yâda güven arayışının rahatsızlığı yoktu ruhumda. Orada bulunman büyük bir nimetti her şeyden önce. Ya senin içinde böyle miydi? Acaba yalnız yaşamaya yâda kendi kanunların içinde yaşanmışlığın alışkanlığı ile hükmederek yine bensiz yaşamaya ne zorunluluğun olabilirdi ki… Mazimde her kabul ile yaşıyordum bundan sonrada yaşayabilirim mantığı ancak senin Mars’ında bulunabilirdi, değişim neden sana zor geliyordu? Bu acı gerçeği anlamam zordu, her şey yolundayken hele… Sorunları kavrayamıyordum…
........... devamı >>
 
Safet Kuramaz
    
    
    

370  

MAKALE: ESTETİK VE AHLAK İLGİSİ

Estetik, sanatçı tarafından sanat eserinin ruhuna nakşedilen duygusallığın ve hassasiyetin sağladığı, o eserin nev’ine göre dinleyicisi, okuyucusu, izleyicisi olan muhatabının zevk idrakine, eserin güzelliği ve iyililiği yönünde heyecan veya ilgi uyandıracak değerlerin usul ve kaidelerini inceleyen sanat felsefesidir. Estetik kavramına Osmanlıcada bediiyat denilirdi.
Sanat eseri ise sanatçının fikirlerini, hayallerini, duygularını çeşitli yollarla ifade etme tarzıdır. Bu bazen bir şiir, bazen bir hikâye, bazen bir resim, bazen bir heykel, bazen de bir musiki olarak karşımıza çıkabilir. Her ne kadar eser sanatçının iç dünyasına ait olsa da artık dışa aksedip diğer insanların yani muhataplarının iç dünyasına hitap ettiği için içtimai bir hüviyet kazanır ve artık bu eser toplumun malı olmuş demektir. Sanat eseri faydalılığından ziyade insanda estetik heyecan uyandıran eserlerdir. Daha çok his ve duygu dünyasına hitap eder.
Bir sanat eserinin beğenilmesini sağlayan estetik değerlerin en başında muhatabında uyandırdığı güzellik yargısı gelir. Güzellik anlayışı değişken bir özelliğe sahip olduğu için devirden devire, insandan insana farklılık arz eder. Güzelliği herkes farklı algıladığı için farklı farklı tarif etmişlerdir. Örneğin Aristo’ya göre “bir bütünü oluşturan unsurların birbiriyle uyumu, ahengi”dir. Sokrates, Platon ve Kant gibi ahlakçı filozoflara göre güzellik “iyiliğin, doğruluğun bir başka adı”dır.
Bize göre de estetik; bir sanat eserinde güzelliğin terkibini ifade eder. Zira insan ruhu güzelliğe karşı ilgi duyar. İnsanın güzeli sevmesi yaratıcısının güzeli sevmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden Yaratıcının yaratılış âdetine ters olan her şey çirkindir ve estetik değeri yoktur. Güzelliğin olduğu yerde erdem ve iyilik olmalıdır.
Güzellik; mevzuu olduğu her sanat dalına has ölçülerle değerlendirilir. Bizim estetik anlayışımıza göre bu ölçü İslam Ahlakıdır. Bu ölçüye göre güzel olarak vasıflandırılan her şey güzel, çirkin olarak vasıflandırılan her şey ise çirkindir. Zira ahlak, insanın davranışlarında, fiillerinde, çevresiyle ilişkilerinde yaratılış gayesi ölçüsünde ideali yakalama düsturlarını ortaya koyarak insanı; kemale erdirmeye ve insanları anlamaya sevk eder. Bu yüzdendir ki ahlak, sanatta da estetik anlayışın güzellik dediğimiz en temel olgunun kalıbı, vezni, şekil vericisi denilebilir. Ahlakın insanlara yüklediği ideali yakalama vazifesi sanata irca edildiğinde sanatçıya, sanatta da zevk idealini yakalamayı yükler. Bu zevk ideali ise yine ahlaki ölçülerle tezyin edildiğinde iyi, doğru, güzel kavramlarının tezahürü olan estetik anlayışta bir ortak anlayış değeri ya da değer yargısı oluşturması açısından önemlidir.
Bazı filozoflar ahlaki iyi her zaman sempatik ve çekici olmadığını, bir sanat eserindeki çıplak bir pozun ahlak bakımından kötü olmasına rağmen güzel olabileceğini iddia ederler. Bunlara en güzel cevabı Prof. Dr. Ramazan Demir bir makalesinde şöyle cevaplıyor:
“Nitekim günümüzde bu minval üzerine gelişen bir olgu daha gündemdedir; göz zevkine hitap eden estetik değerler mecrasından çıkarılarak 'et teşhiri' veya 'şehevi duyguların tatmini aracı' haline getirilen 'çıplaklık, mankenlik' bile sanat sayılmaya başlandı. Sermayesi et teşhiri olan zavallı mahlûkların sanattan ne anladıklarını sorguladığınız zaman, duygu ve akıl boyutunun iflas ettiğini görmek zor olmamaktadır.”
Zıt kutupları bünyesinde taşıyan insanın sırf nefsi arzularına esir edilişi, şehvet hislerini besleyen bu tip kabalıkları sanat eseri diye, her türlü yazılı, sözlü, görüntülü sanat dallarını şehevi zevk kanallarının emrine amade etmek ne sanatkârlıktır, ne de estetik bir yanı vardır. Şurası unutulmamalıdır ki bir toplumun edebiyatı, musikisi, tiyatrosu, sineması o toplumun kültür derecesinin bir göstergesidir. Kültür bir medeniyetin kalbi ise şehveti bir kültür yapmak, medeniyeti şehvet zaviyesinden hayvani bir dereceye indirmek ne çağdaşlıktır, ne de modernliktir. Zira meşhur kaideye göre “kem âlat ile kemâlat olmaz”.
Bize göre şehvet olgusu “mahremiyetle” sırlanmıştır ve eşler arasında kalması gerekir. İfşa edilmesi mahremiyete saygısızlık, dahası ahlaksızlıktır. Bu yüzden de ahlaki olmayan hiçbir eser bizce estetik değildir. Hatta sanat eseri bile değildir.
Bugün fikir ve sanat eseri diye işportacı mantığı ile ortalığa düşen birçok ürün, içinden çıktığı bu milletin milli ve manevi değerlerine yabancı ve milletten kopuk olduğu için muhatabı ile küskün ve irtibatsız bir haldedir. Sanatçının estetik anlayışı, eserini beğenisine sunduğu muhataplarının estetik zevkine paralel, onunla barışık ve değerleri ile kaynaşmış olmak zorundadır. Bugün yüz yıllara inat ayakta dimdik duran mimari eserler, divanlar, kulaktan kulağa söylenerek gelen şarkılar, türküler hep bu anlayışın mahsulüdür. Ecdadımızın verdiği hala dudak ısırtan eserler onun kültürünün, kurduğu medeniyetin bir tezahürüdür.
Kültür emperyalizmine duçar olduğumuz son iki asırlık dönemde hem modernlik ve çağdaşlık adına aydınlarımız, sanatkârlarımız milli ruhumuza yabancılaşmaktadır. Verdikleri eserler ise saman alevi gibi bir görünüp sonrasında ebediyen yok olmaktadır. Artık sanat ve estetik anlayışında tekrar bizi biz yapan değerlere, milletimizin zevk idrakine yönelme zamanı geldi geçiyor. Amerika’yı yeniden keşfe kalkmaya gerek yok. Öz de belli, maya da belli. Yeter ki görecek göze, fehmedecek idrake sahip olalım.
........... devamı >>
 
Halit Yıldırım
    
    

371  

GÜNEŞ DOĞUYOR SAMSUN'DAN

Tarih Ondokuz Mayıs Bindokuzyüzondokuz
Samsun’dan Anadoluya bir güneş doğuyor
Bandırma vapurundan bir kahraman bakıyor
Sarı saçlarıyla güneşe meydan okuyor

Tarih Ondokuz Mayıs Bindokuzyüzondokuz
Samsun’dan ışık saçan güneş Mustafa Kemal
Amasya’dan Erzurum’a Sivas’a esen yel
Mavi gözlerinden Türk’e saçıyor istiklal

Yirmiyedi Aralık Bindokuzyüzondokuz
Anadolunun bağrından yükselen Ankara
Milletin Meclisi açılıyor dualarla
Türk Ordusu tekmil veriyor Başkomutana
........... devamı >>
 
Dinçer Demirel
    
    
    

372  

HER ŞEYİMSİN BAŞÖRTÜM***


Bütün kardeşlerim adına....
Tüm kardeşlerime armağan..

Image Hosted by ImageShack.us



Beyaz bacamda tüten beyaz dumanımsın sen
Sinemde ektiğim gül, rüzgar vurdukça esen
Sevene sevmeyene güzeldir senin busen
İffetten duvarınla her çirkefliği kesen
Haysiyetim namusum, şerefimsin __BAŞÖRTÜM__
........... devamı >>
 
Nuran Aksoy
    
    

373  

İDDİA

Çıkıp giderken kapından,
Kendimi alırken senden,
Almayacağım tamamen....
Bir tek sesim kalacak,
Çınlayacak kulağında.....

' bulamayacaksın asla, '
'benden bir tane daha '

Ve,
haklı olduğumu yalnız sen bileceksin,
Son nefesini verirken,
........... devamı >>
 
Elif Şebnem Akal
    
    
    

374  

----------------DOKUNMA.... KALBİME..



Yüz yüze durmuşdu hekimle yürek
Son karar verildi.. Kesilsin gerek..
Bıçak hekimdeydi..
.........................Yürek sinemde..
Titredikce hüzünle.....
gizli gilzi ah... kalbim..........
Tikanlığın içinde çırpındım bülbül gibi
Arzularım puç oldu vefasız bir gül gibi
........... devamı >>
 
Gulnare Leman
    
    

375  

YAŞ OTUZ BEŞ NE YARISI YOLUN NE ÖMRÜN ORTASI



........... devamı >>
 
Ender Sezer
    
    

376  

*AŞK ADINA BİR YAZI.

Sevgili Dostlar.
Bu site ve guruplar Şiir yazılım gurupları olduğu için “ NE OLUR ULVİ DEĞERLERİMİZİ SÜFLİ DUYGULARIMIZA ALET ETMEYELİM.”
Hiç birimiz ne Yunusuz, ne Mevlana, ne Hallacız, ne İbni Arabi. Haddimizi bilip hakkımız olanla iktifa edelim.

Zamanımızın, ne tarlası, ne iklimi o ulvi mahsulleri vermeye müsait değil.
Ruhlarınız o makamlara layık yaratılmış ise de, içinde yaşadınız zaman ve mekân o makamlara ulaşmamız için müsait değil.
........... devamı >>
 
Necdet Erem
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


08.01.2009 09:59:41

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim