Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

IDDIA Konulu Şiirler - iddia Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "iddia" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "iddia" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. iddia Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

233  

SEVGİDİR GEREKEN

Sevgidir gereken, tutunabilmek için umudun dalına.
Sevgidir gereken,su serpmek için âşığın yanık bağrına.
Sevgidir gereken,bir sarsıntı olması için sol tarafında.
Sevgidir gereken,konuk olmak için şu fâninin hanına.

Bazen gözyaşı olup akar sevgi.
Hayat güzel,hoş ama cilveli.
Gün olur koparır kendinden bir garibi...
Sevgidir gereken,uğurlamak için fâniyi.

Para pul,mal mülk; getirmez dirlik.
Gönlündeki sevgidir asıl zenginlik.
Paran pulun çoktur,derdine derman bir dostun yoktur...
Sevgidir gereken,sadık bir dost için.
........... devamı >>
 
Ajda Meşeli
    
    
    

234  

BÜYÜK FRANSA (!)

Kanun çıkaracak meclisten önce
Yasak getirecek büyük Fransa
Ermeni soy kırım yoktur deyince
Hapislik verecek büyük Fransa(!)

Bu telaşın nedir derdin ne senin
Avukatı mısın ermenilerin
Türke düşman gibi gür çıkar sesin
Bir yola girecek büyük Fransa(!)

Unuttun mu dünü mektup gelmişti
Oğlum Almanyada esir demişti
Kanuni almana nota vermişti
Hatırlamak gerek büyük Fransa(!)

Tarihi okuttur tarihçilere
Havale ederek ilgililere
Gitsinler görsünler yaşanan yere
Hakkımızdır bilmek büyük Fransa(!)
........... devamı >>
 
Niğmetullah Uçar
    
    

235  

SON BAHAR..KARAKALEM ŞİİRLER..ENGİN DEMİRCİ..WWW.BEYAZRENKLER.ORG

son bahar..Karakalem şiirler..Engin Demirci..www.beyazrenkler.org

----------------------------------------
En çok o hayal kurdu
şiirlerimin en narin kadını
o
umut edilen işte
hep güzel şeyler geliyor dizelere
dökülen harflerin tangosunda
sıfır bedene düşme korkusu olmayan
geleneğe göre şişmanım demeyen
Hayat sahnesinin en önünde
duaları hep havadadır

her rüzgar estiğinde bana geldiğini hissederim
o çıkar yağmurun gözyaşlarından
çarklarına direnir binbir gece kuşatılmışlıklarınla
........... devamı >>
 
Engin Demirci
    
    
    

236  

ACİL ELP! BÜLTENİ (9 MAYIS 2007)

Pek çoğunuzun zaten bildiği üzere, geçen ayın sonunda İngiltere, Hollanda ve Belçika'da çok sayıda baskın gerçekleştirildi. Bu baskınların sonucunda 32 kişi tutuklandı. ELP'in aldığı duyumlara göre, tutuklananların üçte biri HLS karşıtı kampanyayla ilişkili olarak şantajla suçlanmıştır.

Ayrıca ELP, Uluslararası Huntingdon Hayvan Zulmünü Durdurun (SHAC) kampanyasının üç kurucusunun da 'şantaja kalkışmak' ile suçlanarak göz altına alındığnı öğrenmiştir.
........... devamı >>
 
Berzan
    
    

237  

AKLETME ÜZERİNE SESLİ DÜŞÜNMELER

İnsan’ı zihinsel niteliklerini önceleyen bir varlık olarak düşünürsek,onu diğer yaratıklardan ayıran olgunun zihinsel(kalbi) altyapısı olduğu gerçeğini kabul etmek zorunluluğu da doğar. Bu gerçeği kabul etmek insan zihninin bomboş olarak oluşmadığını, ona bir takım programlar yüklendiğini(zihne kazınmış bilgi diyelim isterseniz) ve insan üst kimliği ile donanmasında bu programı işletebilir ve detaylandırabilir bir seviyeye getirmekle alakalı olduğunu da iddia edebiliriz. Bu iddiamıza örneklemeyi, konuşmaya yeni başlayan bir çocuğun çevreyi gözlemlerken sorduğu,bizlere yönelttiği çeşitli soruları düşünüp gözlemleyerek yapabiliriz.
Öyleyse nedir insandaki zihinsel yapının temel taşı? sorusu cevap arayışımızın ilk etabını teşkil eder. Günlük konuşma dilimize yerleşmiş bazı deyimler bizlere çeşitli ipuçları sunar niteliktedir. Misal; anlamayan, düşünmeyen ve zalimliği ilke edinmiş biri için ‘’ kalb gözü kapalı’’ tabirini rahatlıkla kullanırız. Bu kadar önemsediğimiz ve üzerinde düşünmekten kendimizi alamadığımız kalb, zihinsel yapılanmamızda ve hayata dair eylemlerimizde bu kadar yönlendirici oluyorsa, yürek diye adlandırılan bir et parçasıyla aynı şey olabilir mi? Bizler araştırma, sorgulama, analiz etme, şüpheye düşme, galib zann’a ulaşma, vehimlerimizi soruşturma, düşünüp fikir üretme, deneyip yanılma metoduyla bir sonuca (akletme) ulaşmaya çalışırken tüm bu işlemleri kanlı bir et parçasıyla yaptığımızı düşünürsek, yanlış bir yerden bakmış olmazmıyız? Burada bir Kızılderili Bilge’nin ünlü felsefeci Carl Jung’ a verdiği cevaptan bahsetmeden geçemeyeceğim;
‘’ Siz batılılar acaip şeyler söylüyorsunuz! İnsanın beyniyle düşündüğünü iddia ediyorsunuz. Halbuki; insan kalbiyle düşünür’’ mealinde bir serzenişti. Evet, insan kalbiyle düşünür,fikre ulaşır,iradesini kullanır ve eyleme geçer. Bütün bu fiillerinde yanılabilirde, isabette kaydedebilir. Ya da vardığı sonuç; o an için çözüm olabilecekken, başka bir zaman da fikir olarak dahi düşünülmez. Bütün bu eylemler akletmeye uzanan yolda bir km. taşıdır ve zann’ı ifade etmenin dışında bilimsel bir değeri yoktur. Aklediş; bir değerin veya kesinlik ifade eden bir gerçeğin,insan kalbiyle ulaşılan hüküm bildiren sonucun birebir örtüşmesidir. Hayatın binbir yüzünde var olan bu gerçek olguların tanımlanması ve açınımı için sürekli gösterilmesi gereken bir gayretin yaşama monte edilmesi çabasıdır da…
Burada yapılması gereken bir saptamada;
İnsanın bu gayreti bir veya birkaç konuda gösterebileceği,hayatın binbir yüzüne ilişkin gerçeklerin tümünde akledişe uzanamayacağını bilmektir. Öyleyse bize sorumluluk yükleyen akletme çabası nerelerde ‘’olmazsa olmazımız’’ olmalıdır? Sorusu cevaplarını aramak zorunda olduğumuz bir sorudur.
Hangi insan ‘’ ben kimim,neyim,nereden geldim,nereye gidiyorum,hayatın gayesi nedir? ’’ vs. gibi soruları sormadan durabilmiştir? Bu sorular bizlere yüklenmemiz gereken değerleri ve bu değerlerin yaşamsal açınımı üzerinde düşünmemizi beraberinde taşır. Bunları yaparken endişeler taşımak, vehimlerimizin cevaplarını bulmak,korkularımızı izah etmek,düşünüp ifade edebileceğimiz fikre ulaşmak ve hayata geçirilişinde kullanacağımız irade, kimliğimizin ve tarafımızın isimlendirilmesi olacaktır. Belirlediğimiz seçim kendi sınırlarımızla çevrelendiği için,geniş ve gözetici bir yol göstericilikle çakışan galib zanlarımızın bizi akıla götüreceği gibi, ona boyun eğmeyi ve sonsuz kuralın belirleyiciliğine hakkını teslim etmeyi de getirecektir. Nesnenin ve eylemin doğasına kazınmış bilgiye ulaşmak ve onu gerek insan ve gerek toplum için kullanılır ve işe yarar hale getirmeyi akletme olarak adlandırabiliriz. Bu sonuca ulaşmaya çalışırken gösterilen tüm eylemleri AKLEDİŞe giden yolda gösterilen çabalar ve ve varılan zann’lar olarak görebilir ve asla bu akıldır diye direkt irtibatlandırmayız. Aklediş kesin sonuçtur ve Akıl İLAHİ’dir. Tasavvurlarını yaptığımız,tahayyüllerini oluşturduğumuz,görmediğimiz ne varsa bilmeyi ve öğrenmeyi gerçekleştiren en önemli silahımız ve insan sayılma özelliğimizdir. Akletmeyen kalb; hastalıklı ve marazlı bir kalb’tir. Kesinlikle insan olma değerlerini anlamayan veya vehimlere saplanarak oluşturan,zanlara bilimsel kılıf uydurup,kendine yabancılaşan insanı tarif eden bir kalptir.
........... devamı >>
 
Ahmet Salı
    
    
    

238  

SENİ UNUTURMUYUM ANIL

Ölümün bu kadar soğuk olduğunu,
Ben seninle anladım, dostum
Bu sayfada aşklarımı yazıyorum,
Paylaşmak istiyorum hayatla,
Bu sefer farklı, farklı bir acı, derinden,
Gözlerimde canlandıramadım, inanamadım,
Dostum, kefenini araladım sana son kez baktım,
Son kez dokundum,
Sarıldığımda ölüme, çok soğuk geldi,
Yüreğimden damlayan yaşlar ısıtsın yüreğini,
Bırakamadım sana, yüzün de asık,,
Biliyorum yaş yirmibir,
........... devamı >>
 
Aykut Yılmaz
    
    

239  

OLİMPİYAT SORUSU,

(Son zamanlarda şiirler yazıyorum başkalarını güldüren
Kendim gülmeden.
Bugün, bir şiirim olsun istedim düşündüren
Aşağıdakileri yazıverdim düşünmeden)

Su şebekesinde oluşmuş teknik bir arıza
Borular patlamış ve sokağı sular basmış
(Ellerinde kalaşnikoflar üstelik!)
Ebeveynler geçirmişler bir kaza
Ölmüşler!
(Her gün oluyor bizde bu işler,
Allah rahmet eylesin!)
İki kardeş, yetim ve öksüz kalmış;
Bir de miras onlara bir sürü koyun,
İşin yoksa çobanlığa soyun!
(Bilgi dağarcığınızda bulunsun bu arada:
Bir sürü, çok demek değil burada;
Sürü, büyüklüğü belirsiz bir ölçektir)
........... devamı >>
 
Çağdaş Öztürk
    
    

240  

KUVAYİ MİLLİYE CEPHELERİ: 3-DOĞU CEPHESİ

I. Dünya Savaşı sonunda Rus Çarlığı yıkılınca Güney Kafkasya’da Gürcistan, Azerbeycan, Ermenistan gibi devletler kurulmuştu. Kars, Gümrü, Erivan şehirlerini ellerinde tutan Ermenistan Devleti’nin başında koyu bir Türk düşmanı olan Ermeni milliyetçisi Taşnak Partisi vardı ve itilaf devletlerinden yardım görüyorlardı. Mondros Mütarekesi’nden sonra
Ermeniler Ermenistan’da ve sınır boylarında Türklere tecavüz ettiler. 9 Haziran 1920 de Ermenilerin, Bardız cephesine baskın yapması ve savaşa kalkması üzerine birliklerimiz bu baskını bastırdı.28 Eylül sabahı ileri hareketle Sarıkamış ve Merdenek (Göle) alındı. Hazırlıklarını Sarıkamış-Lâleoğlu hattında tamamlayan birliklerimiz tekrar ileri harekete geçtiler.30 Ekim de Kars, 7 Kasım da Gümrü (Aleksandropol) geri alındı. Ermeniler barış isteyince 2-3 Aralık 1920 gecesi Gümrü Anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, Ankara Hükümetinin yabancı bir devletle yaptığı ilk anlaşma olup, varlığımızı dünyaya gösterdik ve Osmanlı İmparatorluğunun1877-1878 savaşıyla kaybettiği Kars bölgesini aldık. Daha sonra Ermenistan, Rus Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine dahil oldu, 16 Mart 1981 de Gümrü Anlaşması’nın yerine Moskova, sonra da 13 Ekim 1921 de de Kars Anlaşmaları yapıldı.
........... devamı >>
 
Cavit Yahşi
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 15:14:40

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim