Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

HIDRELLEZ Konulu Şiirler - hidrellez Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "hidrellez" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "hidrellez" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. hidrellez Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

25  

KARDA IŞILTILAR

Gece yağmaya başlayan kardan mı nedir?
Saklamak zorunda olduğum kocaman bir sevinç varmış gibi
Çok güzel şeyler söyleyecekmişim de
Söyleyemiyormuşum gibi dolu dolu yüreğim.

İnsanca bir gülümsemeye rastladım
Hıdrellez günlerinde salıncaklarda sallanan insanların
Gönülleri kadar hafif.
Baloncunun peşinden koşan çocuk yüreği gibi sevdalı
Al, yeşil, sarı salonlarımız olsun. N'olur diyen
Bağlara gidelim
........... devamı >>
 
Suphi
    
    
    

26  

MANGAL KEYFİ 4

Mangal Keyfi 4
Büyük bir telaş içindeydi herkes.Neden olduğunu anlayamıyordum.Çocuk aklı işte nasıl anlasın.Babaannem bile ah şu hidayet efendi,ne olur tanrım alsın beni diye dua ediyordu.Neden Hidayet amca babaannemi alacaktı.Babaannem neden alsın beni diye dualar ediyordu o anda bilemezdim ki.Kocası öleli olmuş bir yirmi yıl,Kadın kocasızlıktan,yani erkeksizlikten bıkmış,koca istiyor.Bunu şimdi anlıyorum. Yan bahçede,ki büyük bir bahçeydi,içinde erik ağacından kiraz ağacına,dut ağacından ayva ağacına çeşit çeşit meyve ağaçları vardı.O evin biraz geçkince kızları vardı.Ondan olsa gerek,mahallenin kızları o evde toplanmıştı.Bizde kimine göre çocuk,kimine göre hamama alınmayacak durumdayız,o nedenle genç kızlar bizi çocuktan sayar,kandınlarsa annemize,hanım,hanım,kazık kadar adam olmuş bu,nasıl hamama getiriyorsun denen durumlardaydık.Genç kızlar kadınlığa adım atacakları bu günlerde,bizi düşünecek halde değillerdi.Hatta şaban aganın kızı müyesser,kendisine laf attığımızda,len sizi şalvarımda sallarım,siz gidin abinizi,babanızı getirin diye bize söylenmişti.O zaman şalvarda sallanmanın ne olduğunu bilemiyorduk. Komşunun oğlu hikmet bizimle dalga bile geçmişti.Hadi oğlum büyüyün,büyütün de öyle gelin, mahallenin kızlarına öyle laf atın demişti.Bizden 3 yaş büyük olduğu için öyle erkekçe yanımızdan ayrılmıştı ki,ogün benim bayağı zoruma gitmişti.Şimdi anlıyorum neden öyle konuştuğunu.
Gece olmuş,selver ablanın evine bütün mahallenin kızları dolmuş,ha bire dümbelek çalıyorlardı. Öyle maniler söylüyorlardı ki vallahi bizim çocuk halimizle yüzümüz kızarıyordu.Bu kızlarda bir araya geldiklerinde çok edepsiz oluyorlar.Bunun tanığı yada kefili babaannem di.Çünkü o hıdrellez gecesi babaannemde genç kızların arasındaydı.İnanamamış koşup bir hız anneme söylemiştim.Annemde hınzır çocuk diyerek,hem beni çimdiklemiş,hemde merakla yan komşunun bahçesinden babaannemi izlemeye koyulmuştu,.Bir keresinde babaannem,gene hıdrellez geliyor,kimbilir kızlar siz,bir araya gelince ne terbiyesiz maniler söyleyeceksiniz demişti de anlayamamıştım.Demekki kadın aleminde,kadınlar bir araya geldiklerinde böyle söyleşileri oluyordu.Hoş biz erkeklerde,kahvelerde bir araya geldiğimizde bayağı ve aşağılık konuşmaları yapmazmıyız. Şöyle bir düşünün,ne kadar bayağı dedikodu yapanlarımız var aramızda.
Kızlar,ellerinde çiçekler,yapraklarla sarmaladıkları çiçekleri,yazdıkları manilerle toprak bir fıçının içine koyuyorlardı.Neden böyle yaptıklarını inanın hala anlamış değilim.Demek ki o zaman böyle adetlerde varmış.Hep merak eder dururum.Acaba babaannem hidayet efendi için ne yazmıştır diye.
Bütün kızlar manilerle süsledikleri çiçekleri toprak fıçıya koyduktan sonra,duayen sayılan,o yüzden evinde toplanılan Selver abla gelir,toprak fıçının ağzını tüm kızları diz üstü çöktürüp,ellerini açtırarak,hiç bir zaman duyamadığım dualar ettirerir ve amin dedimi kızlar sevinçle ayağa fırlarlardı.Bu duadan sonra tüm dileklerinin kabul edileceğine inanarak başlarlardı sabaha kadar oynamaya.
Ama ne oynamak.Her biri eteklerini beline dolar,o gece için giydikleri özel çamaşırlarını göstere göstere kalçalarını sallar,gecenin ilerleyen saatlerinde sütyenler bile fora edelirdi.Ah o zaman bizi bir görmeliydiniz,gözlerimiz fal taşı gibi açılmış,hiç bir kalçayı görmemezlik etmeden,fora edilmiş sütyenlerin ardından görünen o muhteşem ve ellenmemiş memeler karşısında,ellerimiz bacaklarımız arasında,ter içinde inlerdik.Ses te çıkaramazsın.Ya yakalanırsan.Bizden önce Mustafa bir yakalanmış, kızlar Mustafayı bir dövmüş,inanın ellerinden zor almışlar.Bunu dinleyen biz zamane veletleri ses çıkarırmıyız. Ama kendimizi kontrol edebilirmiydik hiç.Ter içinde,ellerimiz bacaklarımız arasında,yeni ergenliğe adım atan bizler o anda inlemezmiyiz.İşte sessizliğin bozulduğu an.Kızlar hemen bizim bulunduğumuz duvara doğru koşmaya başlayınca,aman bre,kaçanın anası ağlamaz,Yakalanınsa vay haline diyerek ıslanmış pantolanlarla eve nasıl gireceğimizi düşünerek bir kenarda otururduk.
Sabah olupta kızlar,hıdrellez ateşini,köşe başına topladıkları hasır sergenleri yakmaya başlayınca, başlarlar ateşin üstünden atlamaya,geceden kalan özlem ateşlerini,bekledikleri ve kavuşmayı diledikleri yavuklularına bütün engelleri aşarak gideceklermiş gibi ateşin üzerinden atlarlardı.Tabi elleriyle topladıkları etekleri o anda açılır ve bizim gece mani yakarken gördüğümüz o güzel bacakları ortaya çıkardı.Mahallenin gençleri de ateşin başına gelir,kızlarla birlikte ateşin üzerinden atlarlardı.O sırada mahallenin gençleri ilgilendikleri kızlara,şöyle gülümseyerek bakar,aralarından önceden işi pişirmişler varsa el ele bir tenhaya doğru kaybolurlardı.
Sabah ışıkları ortalığı aydınlatmaya başlayınca,ter içinde kalan kızlar toprak fıçının başına toplanırlardı.İşte o zaman kimin hangi manili çiçek demetini koyduğu bilinmeden çiçekler fıçıdan çıkarılır ve maniler bir ağızdan okunur ve ardından yaşa,helal gibi seslerle,bu dileği kim tuttuysa kabul olsun tanrım derlerdi.Bütün çiçekler çıkarılıp,bütün maniler okunduktan sonra mahallenin hafız ablası,o güzel sesiyle bir kaç ilahi,bir kaç kaside okur,arkasından hep birlikte,tanrım bizi hayal ettiğimiz kocalarımıza kavuştur,koca karıların dedikodularından koru,hepimiz mutlu olsun,çocuklarını doğuracağımız kocalarımız,bize bağlı olsun ve bunun gibi dileklerle dua tamamlanır ve hafız hanım öyle bir uzun dua okurdu ki,bütün kızlar bir amin çekerler,inanın böyle içten,böyle tanrıya yakarışı başka hiç bir yerde görmedim.
O duadan sonra kızlar çevrelerini bellerinden çıkarır ve başlarına bağlar,dün gece çılgınca her bir yanını göstere göstere oynayan onlar değilmiş gibi mantoları sırtında hanım hanımcık evlerinin yolunu tutarlardı.
O mahalle kızları yüzünden az can yanmadı.Mahlallenin sokağından iki kez geçen yabancı bir gencin önü kesilir ve neden bu sokaktan üçüncü kez geçtiği sorgulanırdı.Tüm mahalle gençleri el birliği içinde yabancı gencin etrafını sardıkları için çaresiz yabancı genç ya dayak yer,yada bir daha o sokaktan geçmiyeceğine dair söz vererek kurtulurdu.
Eh,hep kendi mahallene gelen gençlerin önü kesilecek değil ya,bizim mahallenin en babayiğitleri arasında sayılan Boğana Eyüp’te tutmuş başka mahalleden bir kıza takılmış.Onun da yolunu o mahallenin gençleri bir araya gelip kesmişler.Gerçekten boylu poslu,bayağı iri sayılacak cinsten biri olan Boğana Eyup,kalıbına ve kavgacılığına güvenerek dalmış o mahallenin gençlerine.İyide,herkes tedbirli, Mahallenin namusu uğruna her şey mübah.Öteki mahallenin gençlerinden Köfte Cevdet,elindeki bıçağı harst diye bizim,Boğana Eyüp’e geçirmesin mi? Eyüp,duyduğu acıdan öylebir böğürmüş ki,öteki mahallenin gençleri toz duman olmuş ve hepsi bir fare deliğine saklanmış,ama bekçi Şaban aga hepsini armut gibi bir bir toplamıştı.Eyüp apar topar hastahaneye kaldırılmış,ilk duyumlarımıza göre ölmüştü.Ama sonra öğrendik ve gördük ki Boğana Eyüp hastahaneden çıkmış ama ne yazık,bir daha ne babayiğitliği,nede o heybetli hali kalmıştı.Sevdiği kızıda alamamış,o kız bir zenginin oğluna varmıştı. Eyüp’de köyden bir kız almış ve çok da yaşamamıştı.Ama evlendiği kadınından olan çocukları kendisi gibi heybetli birer delikanlı olarak şimdi mahallede yaşıyorlar.
O olaydan sonra köfte cevdet ve kavgaya karışan diğer gençler tutuklanmış,aralarından köfte cevdet yanlış hatırlamıyorsam sekiz on yıl içeride yatmıştı.Hoş,o da, içeriden çıktıktan sonra işi serkeşliğe vurmuş,kabadayılık ayaklarında gezinmiş,bir kumarhanede iki mermiyle öldürülmüştü.Eh boşuna dememişler,su destisi su yolunda kırılır diye....
........... devamı >>
 
Ali Osman Yılmaz
    
    

27  

ÇEYREK ASIR ÖNCEYDİ...

Bir eylül sabahıydı yolumuza düşmüştü asker postalı
suskun balkonlara görünmeyenlerin kaygısı
sokak lambalarında gecenin karanlığı asılı kalmıştı

bir cemse sağ yol ağzını
bir cemse sol yol ağzını
bir cemse site kapısını tutarken
beş yıllık bahçemiz yaprak döküp ağlamıştı

apartman korkulukları fısıltıyla konuşmuştu
Murat nerdeydi Ahmet evde miydi
ya Topal Hasan kaçabilmiş miydi olduğu yerden
........... devamı >>
 
Nazlıhan Hasköylü
    
    
    

28  

DÖNÜŞ...

soğanı bir yumrukta tuş ederdik
bağdaş kurduğumuz yer sofrasında
yanında bir tencere kurufasulye
bir testi de soğuk yayıkayranı
ayni tasta başlardı kaşık savaşı

burası ninemin karpuz tarlası
.....köyün çayı geçerdi yanıbaşından
..........yılanlar tıslardı
...............biz korkardık
....................çocuktuk

karpuza bıçak değmezdi tadı kaçmasın diye
tutup kulağından en büyüğünü vururduk yere
çatlayınca ortasından ikiye
göbeğinden başlanırdı elle yenmeye
kabukları atılırdı ineklere
........... devamı >>
 
Nurten Altınok
    
    

29  

DÖNÜŞ











soğanı bir yumrukta tuş ederdik
bağdaş kurduğumuz yer sofrasında
yanında bir tencere kurufasulye
........... devamı >>
 
Nurten Altınok
    
    
    

30  

YOK OLAN GÜZELLİKLERİMİZ

Image Hosted by ImageShack.us

Kaybolan değerler
Yitip giden güzellikler
Kalmamış bazı özellikler
Çalıştığım yIllarda bile;
Hıdrellezde,kaynatırdım
Buğdayı, nohut,fasulye ile
Çocuklarım unutmasın diye.
Hâlbuki buğday berekettir,
Tanrının insanlara bahşettiği.
Buğday sevgidir,
Bebeklerin dişi çıktığında,
Kaynatılıp, toplanır konu komşu.
Yenilir, Güle oynaya
Şükredilir Ulu Tanrıya.
Dolaştım birkaç diyar,
Kalmamış buğdaylar.
İnsanlar bir garip olmuş,
........... devamı >>
 
Münevver Erilmez
    
    

31  

ALEVLİ ADIMLAR...

Hıdrellez ateşi yanıyor ortada…
Baharlara adımlayacağını sanırken üstünden.
Çekiyor içine içine bedenini.
Sararken alevler çevresini,
Ak güvercin misali beyaz kanatları, islenirken.
Ateşin elleriyle aramakta kendini…

Yargıcın gözlerinde ise kartal bakışları,
Buldum seni… Der gibi…!


Alevlerin ortasında titreyen,
Gene de gözlerine korkuyu sindirmeyen.
Geçmişini, geleceğini kızıl sarı düşlerinde besleyen
Çelimsiz gövdeli çocuk
Çelik bakışlarıyla gökyüzüne sesleniyordu,
Ben doğru bildiğimi yaptım…Körükleyin ateşinizi …
Sen değilsin yargıcım …!
Benim derdim..
Sardunyalarını sulayan annem…
........... devamı >>
 
Yıldız Özdemir
    
    

32  

MADAM FEDORA

Sevdim seni neyleyim fit oldum geçliğime
Fikirsiz bir figürandım bu fiyasko sahnede
Şimdi bir gemi enkazıyım repliksiz ömrüme
Çöktü gün çiçekleri gündelikçi bir masaya
Ben geldim günahsızlar meyhanesi / geldim işte Fedora
Bakıyorum burada her kez;
gün batımı, ud, keman, ney taksim
Filtresiz filozoflar, fabrikasyon generaller
Fitilsiz fitneciler, finalist fahişeler / ne mutlu her kez burada
Haytalar, tayfalar, forsalar ve diğerleri
Geçmişi kandilli gece güneşleri
Bu ülkede meyhaneci olmak varmış Fedora
........... devamı >>
 
Hayrettin Turan
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 16:19:38

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim