Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

HIDAYET Konulu Şiirler - hidayet Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "hidayet" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "hidayet" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. hidayet Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

313  

YAKARIŞ

Göklerde ve yerdesin.
Rahman ve Rahim olansın.
Koruyan,gözeten,kollayan,
Gönülden gelen duaları kabul eden,
Rızk veren,yol gösteren,dardan kurtaran,
Hidayet erdiren,kalpleri açan,
Sonsuz rahmetine mazhar eden,
Tövbeleri kabul eden,merhamet sahibi,
Güzeller güzeli habibini peygamber eden,
Adaletinden sula olunamaz Allahım.
İçinde bulunduğumuz dardan feraha çıkar,
Günahlarımızı affet,selamete erdir.
........... devamı >>
 
Ali İren
    
    
    

314  

♥ - ÖR YA RAMAZAN





♥ -ÖR YA RAMAZAN!

Ey oruç dizginle şu zâlim nefsi!
Kalplere ferâset, ver ya ramazan!
Allah aşkı ile nurdan bir köprü
Gönülden gönüle, kur ya ramazan!

Sadaka-i fıtır bu ay verilir
Yoksulun gönlüne neş'e serilir
Ukbâ'da sevabı, ecri görülür
Bizi rahmetinle, sar ya ramazan!

Sofrada bereket evlerde sürûr
........... devamı >>
 
Derya Sezer
    
    

315  

SOMUNCU BABA (SEYYİT ŞEYH HAMİD’İ VELİ) HZ.

Anadolu evliyalarından gönül insanı, Allah dostu,bilge, ilim,bilim.
kültür insanı zamanının en önemli hocalarından Osmanlının manevi
Sultanlarından, Hidayet Güneşi, Gavs’ı Azam Velayet Aruf-i Billah
Kutb’ul Evliya gibi dünyada bir insanın en zor gelebileceği makamlara
Sıfatlara sahip olan Seyit Şeyh Hamid’i Veli (Hamid Hamidüddin)
(Somuncu Baba) soyu Peygamber Efendimiz (sav) ulaşır. Babası
Horasan Erenlerinden Şemsettin Musa Kayseri’dir.İlk hocası babası
olup Şam,Tebriz Erbil de ilmi ve manevi eğitimini tamamlamış,
Beyazıd’i Bestami den de ders almıştır.
........... devamı >>
 
Necmiye Sarpkaya
    
    
    

316  

ARANIYOR (2)

Çok üzgünüm
Gerçekten üzgünüm

Ülkem Müslüman bir ülke
Ama artık Müslümanlık yok
Fakat Müslüman’ım diyen çok

İslam, yalana riyakarlığa
Temelinden karşıdır ama
Bugün toplumda yalancılık
Riyakarlık var mı diye sorsan
Gülümsemeyen kimse kalmayacaktır


İslam, Allah’ın dediklerini
Eksiksiz yapmaktır ama
Dinine istediği gibi inanan
Allah’ın emirlerini hiçe sayan
Çıkarına göre dinini yaşayan
“Bir elinde tespihim,
Bir elimde viskim”
“Haccıma da giderim
Meyhaneme de giderim”
Ben çağdaş Müslüman’ım
Diye Allah’a asi olmasıyla
Gurur duyup övünenler var
........... devamı >>
 
Mehmet Çoban
    
    

317  

ZORUMA GİDİYOR

İsyankâr değilim ben dilim varmaz siteme,
Ne yazmışsa alnımda razıydım kaderime,
Sesim çıkmaz Allah’tan gelen hiçbir derdime,
Bir tek seni çektim ya o zoruma gidiyor…

Sevin dedi rabbim ya sevdim delicesine,
Düştüm aman vermeyen özlem içerisine,
Girerdim nasibimse dünyanın mahşerine,
Bir tek sana yandım ya o zoruma gidiyor…

Yazık ki gerçeklerin çok geç farkına vardım,
Aşkımın ödülünü ihanetinle aldım,
Ben ki sevda uğruna nelere katlanırdım,
Bir tek seni sevdim ya o zoruma gidiyor…
........... devamı >>
 
Ersin Kayışlı
    
    
    

318  

MANGAL KEYFİ 4

Mangal Keyfi 4
Büyük bir telaş içindeydi herkes.Neden olduğunu anlayamıyordum.Çocuk aklı işte nasıl anlasın.Babaannem bile ah şu hidayet efendi,ne olur tanrım alsın beni diye dua ediyordu.Neden Hidayet amca babaannemi alacaktı.Babaannem neden alsın beni diye dualar ediyordu o anda bilemezdim ki.Kocası öleli olmuş bir yirmi yıl,Kadın kocasızlıktan,yani erkeksizlikten bıkmış,koca istiyor.Bunu şimdi anlıyorum. Yan bahçede,ki büyük bir bahçeydi,içinde erik ağacından kiraz ağacına,dut ağacından ayva ağacına çeşit çeşit meyve ağaçları vardı.O evin biraz geçkince kızları vardı.Ondan olsa gerek,mahallenin kızları o evde toplanmıştı.Bizde kimine göre çocuk,kimine göre hamama alınmayacak durumdayız,o nedenle genç kızlar bizi çocuktan sayar,kandınlarsa annemize,hanım,hanım,kazık kadar adam olmuş bu,nasıl hamama getiriyorsun denen durumlardaydık.Genç kızlar kadınlığa adım atacakları bu günlerde,bizi düşünecek halde değillerdi.Hatta şaban aganın kızı müyesser,kendisine laf attığımızda,len sizi şalvarımda sallarım,siz gidin abinizi,babanızı getirin diye bize söylenmişti.O zaman şalvarda sallanmanın ne olduğunu bilemiyorduk. Komşunun oğlu hikmet bizimle dalga bile geçmişti.Hadi oğlum büyüyün,büyütün de öyle gelin, mahallenin kızlarına öyle laf atın demişti.Bizden 3 yaş büyük olduğu için öyle erkekçe yanımızdan ayrılmıştı ki,ogün benim bayağı zoruma gitmişti.Şimdi anlıyorum neden öyle konuştuğunu.
Gece olmuş,selver ablanın evine bütün mahallenin kızları dolmuş,ha bire dümbelek çalıyorlardı. Öyle maniler söylüyorlardı ki vallahi bizim çocuk halimizle yüzümüz kızarıyordu.Bu kızlarda bir araya geldiklerinde çok edepsiz oluyorlar.Bunun tanığı yada kefili babaannem di.Çünkü o hıdrellez gecesi babaannemde genç kızların arasındaydı.İnanamamış koşup bir hız anneme söylemiştim.Annemde hınzır çocuk diyerek,hem beni çimdiklemiş,hemde merakla yan komşunun bahçesinden babaannemi izlemeye koyulmuştu,.Bir keresinde babaannem,gene hıdrellez geliyor,kimbilir kızlar siz,bir araya gelince ne terbiyesiz maniler söyleyeceksiniz demişti de anlayamamıştım.Demekki kadın aleminde,kadınlar bir araya geldiklerinde böyle söyleşileri oluyordu.Hoş biz erkeklerde,kahvelerde bir araya geldiğimizde bayağı ve aşağılık konuşmaları yapmazmıyız. Şöyle bir düşünün,ne kadar bayağı dedikodu yapanlarımız var aramızda.
Kızlar,ellerinde çiçekler,yapraklarla sarmaladıkları çiçekleri,yazdıkları manilerle toprak bir fıçının içine koyuyorlardı.Neden böyle yaptıklarını inanın hala anlamış değilim.Demek ki o zaman böyle adetlerde varmış.Hep merak eder dururum.Acaba babaannem hidayet efendi için ne yazmıştır diye.
Bütün kızlar manilerle süsledikleri çiçekleri toprak fıçıya koyduktan sonra,duayen sayılan,o yüzden evinde toplanılan Selver abla gelir,toprak fıçının ağzını tüm kızları diz üstü çöktürüp,ellerini açtırarak,hiç bir zaman duyamadığım dualar ettirerir ve amin dedimi kızlar sevinçle ayağa fırlarlardı.Bu duadan sonra tüm dileklerinin kabul edileceğine inanarak başlarlardı sabaha kadar oynamaya.
Ama ne oynamak.Her biri eteklerini beline dolar,o gece için giydikleri özel çamaşırlarını göstere göstere kalçalarını sallar,gecenin ilerleyen saatlerinde sütyenler bile fora edelirdi.Ah o zaman bizi bir görmeliydiniz,gözlerimiz fal taşı gibi açılmış,hiç bir kalçayı görmemezlik etmeden,fora edilmiş sütyenlerin ardından görünen o muhteşem ve ellenmemiş memeler karşısında,ellerimiz bacaklarımız arasında,ter içinde inlerdik.Ses te çıkaramazsın.Ya yakalanırsan.Bizden önce Mustafa bir yakalanmış, kızlar Mustafayı bir dövmüş,inanın ellerinden zor almışlar.Bunu dinleyen biz zamane veletleri ses çıkarırmıyız. Ama kendimizi kontrol edebilirmiydik hiç.Ter içinde,ellerimiz bacaklarımız arasında,yeni ergenliğe adım atan bizler o anda inlemezmiyiz.İşte sessizliğin bozulduğu an.Kızlar hemen bizim bulunduğumuz duvara doğru koşmaya başlayınca,aman bre,kaçanın anası ağlamaz,Yakalanınsa vay haline diyerek ıslanmış pantolanlarla eve nasıl gireceğimizi düşünerek bir kenarda otururduk.
Sabah olupta kızlar,hıdrellez ateşini,köşe başına topladıkları hasır sergenleri yakmaya başlayınca, başlarlar ateşin üstünden atlamaya,geceden kalan özlem ateşlerini,bekledikleri ve kavuşmayı diledikleri yavuklularına bütün engelleri aşarak gideceklermiş gibi ateşin üzerinden atlarlardı.Tabi elleriyle topladıkları etekleri o anda açılır ve bizim gece mani yakarken gördüğümüz o güzel bacakları ortaya çıkardı.Mahallenin gençleri de ateşin başına gelir,kızlarla birlikte ateşin üzerinden atlarlardı.O sırada mahallenin gençleri ilgilendikleri kızlara,şöyle gülümseyerek bakar,aralarından önceden işi pişirmişler varsa el ele bir tenhaya doğru kaybolurlardı.
Sabah ışıkları ortalığı aydınlatmaya başlayınca,ter içinde kalan kızlar toprak fıçının başına toplanırlardı.İşte o zaman kimin hangi manili çiçek demetini koyduğu bilinmeden çiçekler fıçıdan çıkarılır ve maniler bir ağızdan okunur ve ardından yaşa,helal gibi seslerle,bu dileği kim tuttuysa kabul olsun tanrım derlerdi.Bütün çiçekler çıkarılıp,bütün maniler okunduktan sonra mahallenin hafız ablası,o güzel sesiyle bir kaç ilahi,bir kaç kaside okur,arkasından hep birlikte,tanrım bizi hayal ettiğimiz kocalarımıza kavuştur,koca karıların dedikodularından koru,hepimiz mutlu olsun,çocuklarını doğuracağımız kocalarımız,bize bağlı olsun ve bunun gibi dileklerle dua tamamlanır ve hafız hanım öyle bir uzun dua okurdu ki,bütün kızlar bir amin çekerler,inanın böyle içten,böyle tanrıya yakarışı başka hiç bir yerde görmedim.
O duadan sonra kızlar çevrelerini bellerinden çıkarır ve başlarına bağlar,dün gece çılgınca her bir yanını göstere göstere oynayan onlar değilmiş gibi mantoları sırtında hanım hanımcık evlerinin yolunu tutarlardı.
O mahalle kızları yüzünden az can yanmadı.Mahlallenin sokağından iki kez geçen yabancı bir gencin önü kesilir ve neden bu sokaktan üçüncü kez geçtiği sorgulanırdı.Tüm mahalle gençleri el birliği içinde yabancı gencin etrafını sardıkları için çaresiz yabancı genç ya dayak yer,yada bir daha o sokaktan geçmiyeceğine dair söz vererek kurtulurdu.
Eh,hep kendi mahallene gelen gençlerin önü kesilecek değil ya,bizim mahallenin en babayiğitleri arasında sayılan Boğana Eyüp’te tutmuş başka mahalleden bir kıza takılmış.Onun da yolunu o mahallenin gençleri bir araya gelip kesmişler.Gerçekten boylu poslu,bayağı iri sayılacak cinsten biri olan Boğana Eyup,kalıbına ve kavgacılığına güvenerek dalmış o mahallenin gençlerine.İyide,herkes tedbirli, Mahallenin namusu uğruna her şey mübah.Öteki mahallenin gençlerinden Köfte Cevdet,elindeki bıçağı harst diye bizim,Boğana Eyüp’e geçirmesin mi? Eyüp,duyduğu acıdan öylebir böğürmüş ki,öteki mahallenin gençleri toz duman olmuş ve hepsi bir fare deliğine saklanmış,ama bekçi Şaban aga hepsini armut gibi bir bir toplamıştı.Eyüp apar topar hastahaneye kaldırılmış,ilk duyumlarımıza göre ölmüştü.Ama sonra öğrendik ve gördük ki Boğana Eyüp hastahaneden çıkmış ama ne yazık,bir daha ne babayiğitliği,nede o heybetli hali kalmıştı.Sevdiği kızıda alamamış,o kız bir zenginin oğluna varmıştı. Eyüp’de köyden bir kız almış ve çok da yaşamamıştı.Ama evlendiği kadınından olan çocukları kendisi gibi heybetli birer delikanlı olarak şimdi mahallede yaşıyorlar.
O olaydan sonra köfte cevdet ve kavgaya karışan diğer gençler tutuklanmış,aralarından köfte cevdet yanlış hatırlamıyorsam sekiz on yıl içeride yatmıştı.Hoş,o da, içeriden çıktıktan sonra işi serkeşliğe vurmuş,kabadayılık ayaklarında gezinmiş,bir kumarhanede iki mermiyle öldürülmüştü.Eh boşuna dememişler,su destisi su yolunda kırılır diye....
........... devamı >>
 
Ali Osman Yılmaz
    
    

319  

CANANA KOŞ DEDİLER

Dertlerine arar isen dermen,
Ol yarene çalmak için merhem,
Gel istersen al dirhem dirhem,
Sana dertlerin derman dediler.

Divane dolanıp durma harda,
Merhem istersen yarene yarda,
Şaşkın yem olmadan kuşa kurda,
Aradığın burda burda dediler.

Şu cihanı âlem olsa da hoş,
Bir âlem-i rüya ki hepsi boş,
Leyla Leyla içmiş Mecnun sarhoş,
Zaman yok canana koş dediler.

Şölen şölen düğün dernek toydan,
Vazgeç şehir, kent, kasaba, köyden,
Sana faydasız dünyalık şeyden,
Al iç al iksr-i meyden dediler.
........... devamı >>
 
Bilal Özcan
    
    

320  

K-3 AD. KULA KUL OLMA! ..

Kelimenin tam anlamıyla
Kendimi şanslı hissediyorum
Kim olduğum umurumda mı?
Kim ne derse desin diyorum
Kullanılan bütün sıfatları
Kalbimin içinde gömüyorum
Kirli düşüncelerden arındım
Kendimi insanlıkta insanca
Korkulan tüm hayatlarda
Kuş gibi özgür hissettim

Kara günler elbet vardı
Kimilerinin kader dediği
Kalbimdeki güzelliklerle
Küçük parçalara ayırdığım
Kirli çöp sepetine attığım
Karanlıktan bana ne ki?
Kalbimde aydınlık varsa
Kendimi özgür buluyorsam
Kendimle hür ve barışıksam
Kalabalıklarda yalnız değilsem
Kalabalıklaşıyorsam inançla
Karanlık değil mi ki yalnızlık
........... devamı >>
 
Mehmet Çoban
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 16:55:17

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim