Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

HER EVE LAZIM Konulu Şiirler - her eve lazim Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "her eve lazim" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "her eve lazim" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. her eve lazim Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

1  

----AŞIĞIN ZOR DESTANI---

Kuşlar tez döndü sıladan
Yardan haber var dediler
Sizin bu iş olmaz lakin
Serde kader, var dediler

Bu iş ister onaylama
Anan baban öte koma
Seninkiler tamam ama
Kayınpeder,var dediler

Başlık bekler kaynın dördü
Eve ekmek lazım kerti
........... devamı >>
 
Mehmet Vehbi Dervişoğlu
    
    
    

2  

KİŞİSEL GELİŞİM VE PSİKOLOJİ

İnsani Gelişim’e dönük değilse
kişinin elde ettikleri
Mezara kadardır geliştirilmiş olduğu
Kişisellik yetenekleri
Mezardan sonra hangisidir acaba
işe yarayan gelişim dedikleri
Mezardan sonra da devam etmeli asıl
Kişisellik değil de İnsani Gelişim dedikleri

Egoyu pompalamanın adına
Kişisel Gelişim dediler
Kendi egolarını şişirmekle
üç öğünlük Uzmanlıklarını kendileri pişidiler
Adı uzmanlar,
Özgüveni zayıf kişileri
yediler ha yediler yediler
........... devamı >>
 
Kemal Koçak
    
    

3  

AYDEDE'NİN TORUNU AY KIZ...

adım Tül/ay, yani Ay Kız...
ben Aydede'nin torunuyum...

bütün şehrin ışıkları söndüğünde
ben her gece dedemin yanına giderim

komşudan alırım merdiveni
haberi olmadan bırakırım yine aynı yerine
alışkanlık işte...
ne de olsa çocukluğumu bilirler
bilirler halen büyümediğimi....
o yüzden bir şey söylemezler
kendi kendilerine söylenirler
'yine bu bizim haylaz kızın işi' diye...

dayarım merdiveni Aydede'me doğru...
çıkarım basamakları ağır ağır
her basamakta bir şeylerin üzerine basarım..
her adımım da yalnızlığı
ayrılığı, hasreti, ihaneti, yokluğu ezerim
........... devamı >>
 
Tülay Sustam
    
    
    

4  

ARANILAN HAZİNENİN NİŞANI...(RAYETSU'NUN OKUDUĞU KİTABLAR...)

Aranılan Hazinenin Nişanı...(Rayetsu'nun okuduğu kitablar...)

Değerli dostlarım; sizlere çok önemli bir tavsiyem olacak...
Dini ve İlmi Kültür Hazinesi olan kitaplar..
Rahmetli şehit kızım Fatma Rayetsu, sürekli bu kitapları okuyordu çünkü…
Nasipli yaşadı, nasipli öldü…
Okursanız, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız...
Her eve, herkese lazım...
...
1. Tam İlmihâl (Seadet-i Ebediyye) ,
2. Mektubât Tercemesi,
1. Faideli Bilgiler,
2. Hak Sözün Vesîkaları,
3. Herkese Lazım Olan İman,
4. İslâm Ahlakı,
5. Eshab-ı Kirâm,
6. Kıyâmet ve Âhiret,
7. Cevâp Veremedi,
8. İngiliz Casusunun İtirafları,
........... devamı >>
 
Kadir Çetin
    
    

5  

SARI PAPATYAM

Seni tanıdığımda henüz 15 yaşında,kıvır kıvır sarı saçlı,cadalozmu cadaloz,
uçarı ve bir okadar da şirin ve güzel bir kızdın sen.Sınıfımıza sonradan başka bir şehirden nakil gelmiştin.Okuldaki bütün erkek öğrencilerin gözü sendeydi,tabiki benimde,diğer kızlar seni öyle kıskanıyorlardı ki sorma gülüm,okadar alımlıydın ki sana bakmamak senden hoşlanmamak imkansızdı.seni okula hergün baban getirip götürüyordu,kırmızı şevrole arabasıyla.Benim babamın arabası yoktu,hiç olmadı da.şehrin biraz dışındaydı evimiz,hergün sabah akşam yürüyordum, üç kilometrelik yolu.küçük eski ve köhneydi ama sıcacıktı evimiz,siz ise şehir merkezinde, apartman dairesinde oturuyordunuz,siz yukarıda biz aşağıdaydık anlıyacağın.
Artık okulların kapanmasına az bir zaman kalmış ve bahar turnuvaları düzenlenmişti,futbol takımı olarak finale kalmıştık,ben sınıf takımının kaptanıydım,ogün maçta hayatımın golünü atmıştım rakip kaleye,çünki o gol,bir anlamda hayatın kendisine atılmış bir goldü.maç bitmek üzereydiki harika bir gol atmıştım ve maçı kazanarak şampiyon olmuştuk,yanıma yaklaşıp beni tebrik ettin,ellerinin sıcaklığı,yanağıma kondurduğun öpücüğün ateşini hala hissedebiliyorum gülüm.o'gün akşama kadar teneffüslere çıkamadım utancımdan,sanki yanağımın kızarıklığı belli olacak diye.akşam okul çıkışı kapıda bekliyordun beni,biraz konuştuk ayaküstü ve pazar günü tepedeki Recep dayı'nın kır kahvesinde buluşmaya karar verdik.öğleden sonra saat üçbuçukta buluşacaktık,iki gün heyecandan titredim adeta,annem,halime bakıp oğlum neyin var senin böyle deyip durdu,hep geçiştirdim onu.pazar günü erkenden kalkıp banyomu yaptım kolonyalar süründüm,kendime ait parfümüm olmamıştı zaten,yeni elbiselerimi giyip yola çıktım,bir saat öncesinden elimde bir demet sarı papatya ile oradaydım,karalaştırdığımız gibi tam üçbuçukta gelmiştin,giydiğin bahar desenli elbise sana çok yakışmış ve bütün çekiciliğini,güzelliğini gözler önüne sermişti canım.
Merhabalaşarak tokalaşıp öpüştük,ben yine utangaç ve çekingendim.ellerimiz hiç ayrılmadı o gün akşama kadar,gelecekten konuştuk bir müddet,sana verdiğim papatyaları koklayıp durdun tıpkı sana benziyorlardı o sarı papatyalar.akşam yedi otuzda evde olman gerekiyordu kaktık birsüre sonra yolda elele yürüdük sarıldık birbirimize çocukça bir sevdayla.seni eve bıraktığımda yedi onbeşti saat,buluşmalarımız haftalar,aylarca devam etti aşkımız öyle büyümüştü ki! hiç ayrılmayacağız diye yeminler etmiştik ve hatta ölesiye sevmiştik gülüm.hiç bitmeyecek sandığım bir sevdaya kapılmıştım.aradan iki yıl geçti,yine bir pazartesi sabahı okulun kapısında bekliyordum seni,ama boşuna beklemiştim ogün.sen gelmedin sarı papatyam,yağız delikanlı kapıda öylece kalakaldı.günlerce bekledim seni,belki gelirsin diye okulun kapısında bekler oldum,bekleyişlerim hep boşunaydı,oturduğunuz eve gittim bir umutla,ev bomboştu dünyam başıma yıkıldı oracıkta.sonradan okul idaresinden öğrendim başka bir şehire taşındığınızı,baban ilişkimizi öğrenmiş okuldan almıştı seni ve başka bir şehire seni bulamayacağım bir yere kaçırmıştı benden.günler,haftalar,aylar ve yıllar geçti sensiz ve senden habersiz,birkez bile aramadın,nasıl arayacaktınki gülüm.hayallerimle birlikte sende yok olup gittin hayatımdan,ama ben seni her pazar aynı yerde,aynı saatte,aynı masada beklemeye devam ettim,elimdeki öksüz kırçiçekleriyle.
Her yıl olduğu gibi,aynı yerde,aynı masada,aynı saatte ve aynı günde bekliyorum seni.rengarenk ç.çeklerin açtığı o eski kır kahvesinde.çiçeklerin içinde bir sen yoktun papatyam.ne yeminler etmiştik değilmi? ölesiye sevmiştik ve ne hayaller kurmuştuk,bak bana,şimdi bir başıma kalakaldım yıkılan hayallerim ve sigaramla.
Pembe panjurlu bir evimiz,bahçesinde kasımpatları,mis kokulu fesleğenler,leylaklar açacaktı ve boy boy çocuklarımız olacaktı koşuşturan.hiç ayrılmayacaktık seninle,bir yastıkta kocayacaktık ömürboyu gülüm.bugün yine aynı yerdeyim,seninle buluştuğumuz o ilkgünki gibi
heyecanlıyım,elimde bir demet sarı papatya ile.aynı masada,aynı sandalyeye oturdum,ama sen yoktun oturduğun yer boştu,Recep dayı yine seni sordu,hatta önceleri seni kıskanan diğer kırçiçekleri bile sordular,gözlerim boş boş bakındı etrafa boğazım düğümlendi saklayamadım gözyaşlarımı, ilkkez ağladım ardından gülüm.bana hep kızardınya,içme şu zıkkımı diye,senin yokluğunda yalnız o vardı yanımda,beni terk etmeyen sigaram senden vefalı çıktı bir görsen.hava yine karardı dönüş vaktimiz biliyorsun akşam yediotuzda seni eve bırakmam lazım,ama sen yoksun ki!
Yine boynu bükük ayrılıyorum,sensiz dünyama karanlık gecelerime,hala inatla tüttürdüğüm ama beni terk etmeyen kadim dostum sigaramla başbaşa kalıyorum.gecenin bir yarısında bir ağaç kuytusunda sızıp kalıyorum bazen,üzerime kırağılar yağıyor pamuk gibi,bembeyaz,senli düşlerimle ısınıyor titrek bedenim.koca gözlü,kulaksız baykuşun sesiyle uyanıyorum,sabahın ilk ışıklarında.şimdi neredesin bilemiyorum,hala onyedi yaşında aklı bir karış havada,uçarı ama adamın aklını başından alacak kadar güzelmisin? sarı saçların kıvır kıvırmı hala? benim sevdiğim kadar sevdilermi seni,taptılarmı aşkına,yoksa ellerin oldunmu gülüm! bana verdiğin yeminleri unutup,yattınmı acımasız kollarına.
Canım,sarı papatyam seni eskisi kadar hatta eskisinden de çok seviyorum,biliyormusun? nereden bileceksinki! senden sonra kimseyi sevemediğimi ve hatta senin üstüne başka çiçek koklamadığımı,kendine dikkat et gülüm,sakın ola ki seni seviyorum diyen herkese inanma,koklatma papatya sarısı saçlarını,beyaz bedenine dokundurma kirli ellerini.mazallah,eski bir paçavraya çevirirler seniseni unutmadım canım,asla unutmayacağım.
Bir melankoli benimkisi,ancak ölünce biter.
........... devamı >>
 
Aydınlı İbrahim Dikmen
    
    
    

6  

17. YAŞ ANISI

Neşe adında bir arkadaşım oldu, esmer uzun boylu. Çok güzel bir kız ve harika bir profili var. İngiltere’de doktora yapan bir çocukla sözlü olduğuna inanıyor. Ağabeyinin arkadaşıymış. Giderken Neşe’yi çok beğendiğini söylemiş. ‘Mektup yazar mısın bana? ’ demiş. Neşe her hafta ona mektup yazıyor, ondan gelen mektupları kapıcılarından alıyordu. “Ağabeyim duymasın, sorun olur” diyordu. Bize geliyordu, pikapta kırk beşlik plaklarımızı çalıyor, yanında getirdiği Ses Mecmuası, Brigitte dergilerine bakıp, dünyanın umurumuzda olmadığı mutlu saatlerin keyfini çıkartıyorduk. Annem, gözünün önünden ayrılmadığım sürece mutluydu. Babam'ın ayrılığı umurumda değil, gelecek umurumda değil, paramız azmış, hiçbir şey umurumda değil. Yakında yaşım on sekiz oluyor ve ben özgür olacağım.
........... devamı >>
 
Sedef Kandemir
    
    

7  

BU DOMUZ (SYLVİA VE TED HK. - 'A', 'B', 'C', VE 'D' ŞİİRİM İLE İLGİLİ OLARAK - SÖZLÜK'ÇE)

SYLVIA HK.
-

Enis Akın

Sylvia Plath'ın Uygarlığa İtirazı:
ALLAH'LA BİR DAHA HİÇ KONUŞMAYACAĞIM

İnsan oldum, tek başına doğan
Kadın oldum, sağlam malzemeden,
Yaşarım sıktığım suyla taştan,
Balla börekle beslenmeden (1)

Gel, cesaretin varsa, sen de benim
haklılığıma, cüretime ve ilham
kaynağıma sahip olabilirsin. (2)
Özet
Bu yazı dizisi Sylvia Plath hakkındadır, ama bir biyografik incelemeyi aşarak Sylvia Plath'ı, okuru baştan çıkarma sürecinde yakalamayı hedef alır. Niçin herkesin onun hakkında söylemek istediği bir fikri olduğu; okuyanların neden Sylvia Plath'ı okur okumaz yakınen tanıdığı hissine kapıldıkları; ellilerden gelen onunla doksanlardan giden bizlerin arasında ne gibi bir göbek bağı olduğu; ve ona dair ne kadar yazıp çizsek neden yine de hep açıklanamayan bir şeylerin kaldığı gibi sorulara verilebilecek çeşitli cevapları araştırmak yazının hedefleri arasındadır. (3)
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

8  

GÖKTE KANAT ÇIRPAN YARALI KUŞ/ 1

Mehmet Sarı


DİLSİZLERİN DESTANI / 1

gökte
kanat çırpan
yaralı kuş




........... devamı >>
 
Mehmet Sarı
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.09.2008 21:27:14

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim