Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

HELVA Konulu Şiirler - helva Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "helva" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "helva" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. helva Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

385  

GEL DE, ESKİ BAYRAMLARI ARAMA.. (2) DENGE- (MAKALELERİM)

DENGE 22.12.2007
Suat TUTAK
GEL DE, ESKİ BAYRAMLARI ARAMA... (2)

“...İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız..” Hz. Muhammed Mustafa (S.A. S.) ’ nın sözüdür.
Sevgili okuyucularım merhaba.. Sanırım bu yazılarım bayramdan sonra yayınlanır. Onun için 2007 yılı Kurban Bayramınızı bayramdan sonra tebrik etmiş olacağım.. Dün, 21 Aralık 2007 tarih Perşembe idi ve Kurban Bayramının ikinci gününü idrak edip yaşadık. Bugün 22 Aralık 2007 Cuma, Kurban Bayramının üçüncü günü. Size bu yazımı yazmaya çalışıyorum.. Bu yazımın (1) numaralı olanını dün yani, Bayramın ikinci günü yazmıştım. Görüyorsunuz ki; bayramda bile, sizinleyim..
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    
    

386  

GEÇMİŞE ÖZLEM

Yıllar önce yaşadığım günlerimi hayal ettim,
Özlemin kanatlarıyla uçarak geçmişe gittim.

Sılamın topraklarında yattım, yuvarlandım,koştum,
Çocukluğun sevinciyle, neşelendim güldüm coştum.

Ayağımda pabuç yoktu, sırtımda eski gömleğim,
Yine mutlulukla dolu çarpıyordu o yüreğim.

Sağa sola selam verip,tanıdık yüzler aradım,
Gözlerim hasretle dolu, çevreyi şöyle taradım.

Annem, babam, kardeşlerim,dostlarım neredesiniz?
Artık hayat tat vermiyor, sizden uzakta ve sizsiz.
........... devamı >>
 
Sabahattin Hizmetli
    
    

387  

MAHPUSTA GECE

Bir Urfa Düşü

Gece soğuk oluyor
Birde karanlık
El-ayak çekilince
Çekilmiyor yalnızlık

Devriye sesleri
Nöbetçi düdükleri
Geceyi yırtıyor bir yerinden
Baştanbaşa

Yalnızlık ve ayaz
İliklerime işliyor
İşte o zaman ürkütüyor
Mahpusta olmak
Ranzanın demiri ten'e değince
Yalnızlık perde, perde inince...

Uzaktan it ulumaları,
Baykuş sesleri geliyor
Geliyor, pencereden içeriye
Soluk bir ay ışığı
O zaman özlediğini hatırlıyor insan
Bir çocuğun gülüşünü-ağlayışını
Mahzun bakışını-boyun büküşünü
Sabahın köründe simitçi seslerini
Top oynarken camı kıran
Mahallenin haylazlarını
........... devamı >>
 
Bekir Urfalı
    
    
    

388  

YAZI - KARA SAÇLI KIZ

Kara Saçlı Kız
Şampuanla henüz tanışmamış saçların sabun koktuğu dönemlerdi. Diz hizasına kadar uzun siyah saçları vardı. Saçları açık gezmezdi, bazen tek bazen çift örgü yapıp akıtırdı şelale gibi baştan aşağıya. Açtığında saçlarını tüm kıyafetini örterdi. Arkası saçtan giysi gibi olurdu.

İlk karşılık veren sevdiğimdi. Ondan önce Canan, Nilüfer, Neriman, Mine küfrederek tepki vermişti 'sevgilim olur musun? ' sorularıma. Ama kara saçlı kıza, hissettiği, bildiği halde bir yıl söyleyememiştim sevdiğimi. Anlıyordu ve karşılık veriyordu. Komşumuzdu, üstelik uzaktan akrabamızdı. Gidiş gelişlerim evlerinin önünden oluyordu. Evlerinin önüne kadar hızlı bir şekilde yürüyen ben, evlerinin önüne geldiğimde yavaşlardım. Sigara yakar, muhabbetini sevmediklerimle bile dakikalarca konuşurdum. Sırf kara saçlı kız beni görsün diye. Ezberlemişti geçiş saatlerimi. Mutlaka ya pencereye, ya çöp dökmeye, ya da masa örtüsü silkmeye çıkardı. Görüş mesafesi uzak olsa bile birbirimizin tebessümünü anlardık. Sonra ben ıslık çalarak yoluma devam ederdim.
........... devamı >>
 
Rahim TAŞ
    
    

389  

UNUTTUK GÜZ DÜŞMÜŞ SAÇLARIMIZI

.........Dün,Düziçi Öğretmen Okulu Mezunları'nın toplantısına gittim.Otuz yıl sonra, ilk kez mezunlar bir araya gelecekti.Hem de mezun olduğumuz o eşsiz okul; Düziçi Öğretmen Okulu'nda...
..........Bir gün önceden haber verilmişti bana..Nasıl da heyecanlanmıştım.. Bütün arkadaşlarım gözümün önüne geliyordu tek tek...Artiz Kadir, Ördek Ergün, Deprem Halit... Daha kimler yoktu ki...
..........Hepsini merak ediyordum. Hele de kızları... Yaşlanmışlar mıydı, kilo almışlar mıydı? Güzel olup da, hiç birimize yüz vermeyenler... Hala öyle güzel miydiler? Ellerinden tutmuş çocuklarıyla mı geleceklerdi? Yok canım, daha neler? Onların çocukları şimdi yirmi-otuz yaş aralığında olmalıydılar... Ellerinden tutma çağı mı kalmıştı?
........... devamı >>
 
Yunus Güzel
    
    
    

390  

SİVİL(CE) / DÜZ YAZI

SİVİL(CE)
Saatlerdir içiyorlardı. Öğlenin sıcağında başlamışlardı. Hafta sonları, genelde çok iyi anlaşan, aynı ekip toplanır, ufak bir çayın göllendiği, ağaçlık, bu şirin yere gelirlerdi.. Burayı seçmelerinde en büyük etken, hem mahalleye oldukça yakın olması, hem de şehrin ana trafiğine girmeden, trafikçilere bulaşmadan, ara sokaklardan mahalleye ulaşabilmeleriydi. Hastası oldukları, koz helvacı da, yollarının üstündeydi.
Bu hafta, aralarında normal ekibin dışından, mahallenin sevimli emeklilerinden Selami de vardı.. Hepsi de içtiklerinde, çok fazla ve sağlam içtiklerinden, aralarına içemeyen, içince sapıtan kimseleri almazlardı, kolay kolay.. Ama Selami, ' N'olur, bir kerelik de olsa beni de götürün.. Muhabbetinize beni de alın.' diye yalvardığından, bu kez kıramamışlar birlikte gitmişlerdi.. Selami, iyi adamdı da, içkisi sakattı biraz.. Hiç beraber içmemişlerdi ama mahallede bir kaç kere pilot vaziyette denk gelmişlerdi.. Gerçi, kimseye takılmaz, zarar vermezdi.. Yıkılır kalırdı bir yerlerde.. Birileri de götürür, evine bırakır gelirdi..
........... devamı >>
 
Orhun Basat
    
    

391  

BİR ÇELEBİ MASALI

zaman zaman içinde
mekan sisli puslu...
-devir Beyzâdelerin devri ayrıca-
söz resimli bir kağıtta
hak, ağıtta...

işte böyle bir hengâmede
bir garip Çelebi yaşarmış:
bir mefhûma meftûn ki
pervânece...
öyle bir ümîde tutkun ki
divânece...
ne dünya umrunda ne de gayrısı
o kendine has âleminde
esrarlı bir hayatı varmış.

sövene dilsiz
dövene elsiz...
kimselere küsmeden
kimsecikleri küstürmeden
geçinip gidermiş...
........... devamı >>
 
Hakan Pomakoğlu
    
    

392  

ANNE BEN DOYDUM MU?

.........O gün beş yaşındaki Açelya annesi ve babası bir de yirmi yaşlarındaki
misafir Ayşegül Hanım'la birlikte sofradalar...Açelya'nın tabağında beş köfte vardı,üçünü yemişti ve doymuştu. Annesinin yüzünde gözleri kalmıştı.Keşke:
'Bitir şu tabağındakileri,demese! 'Kusmak istiyor ve yemek istemiyordu.
........Ayşegül anlamıştı, sevimli Açelya'da bir huzursuzluk olduğunu sezmişti:
-Doydun mu Açelya,neden yemiyorsun?
-Ama...
-Ama ne?
-Ben doyduğumu bilmem ki...
Ayşegül tabağındaki son köfteyi çatalına iliştirirken,nasıl doyduğunu bilmez, garip bir şey var. Oysa çocuk bal gibi de yemek istemiyor,diye düşündü.
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 17:28:15

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim