Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

HARE Konulu Şiirler - hare Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "hare" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "hare" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. hare Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

161  

FİLM

Daha filim bitmemişti ama sanki sonunu önceden görmüşçesine emin bir şekilde kalktı. Sinemadan çıkıp cadde boyunca, aşağı doğru yürümeye başladı. Aslında çıktığının farkında bile değildi. Filmin bitip bitmediğini, çıkmak isteyip istemediğini düşündüğünü de hatırlamıyordu. Suratında anlamsız bir ifade vardı. Filmi beğendi mi, kızdı mı? sevinmiş ya da üzülmüş müydü? . Hiç bir şey hissetmiyordu. Yürürken önüne bakıyor, kollarını bile sallamıyordu. Elleri yumruk şeklinde sıkılıydı. Görüş mesafesi bir metreden fazla değildi. Ağaçlara ve direklere çarpmamayı son anda sağlıyordu. Filimden parça parça sahneler gözünün önüne geliyor, yürüyüşü hızlanıp yavaşlamasına rağmen yüzündeki ifade değişmiyordu.

'Adam arabadan indi. Yolu karşıya geçiyordu ki, apartmanın önünde sevgilisini gördü. Yanında o adam vardı ve içeri giriyorlardı. Yolun ortasında kalakaldı. Yine aynı şey olmuştu. Kaç zamandır bu günü beklemiş, büyük bir hevesle koşup gelmişti. Yol boyunca ne planlar yapmış, ne hayaller kurmuştu. Harika bir gün olacak diye düşünmüştü. Araba kornaları ve insanların bağırtıları arasında kendini yolun karşısına attı. Sanki bir şeye tekme atarcasına ayağını salladı. Kaldırımda park etmiş bir kamyonetin kapı basamağına oturdu. Bir sigara yaktı. Suratı darmadağın olmuştu. Ne yapacağına karar veremiyordu. Halbuki yapacağı tek şey dönüp gitmekti. Fakat zor geliyordu. İkinci sigarayı bitirmeden kalktı. Bir taksi çevirdi. Binerken, -anasını sattığımın dünyası- diyordu.'

Birdenbire durdu. Geniş bir açıyla etrafına bakmaya başladı. Yüzündeki ifadeye hafif bir merak belirtisi eklendi. Telefon kulübesi arıyor olmalıydı. Göremeyince caddenin öbür tarafındaki parka yöneldi. Parkta sarmaş dolaş yürüyüş yapan insanları gördüğü halde bile yüzündeki ifade bozulmadı.

'Kadın -telefon çalıyor- diyerek, arkadaşları ile olan sohbetini kesti ve büroya koştu. Telefonu kaldırdığında yüzünü sevinç ve mutluluk kapladı. Sevgilisi arıyordu. Bekliyor olmalıydı. Bir süre sohbet ettiler. Kadın pür neşeydi ve neler konuştuklarını tahmin etmek hiç de zor değildi. Telefonu kapatınca kapıdan bakan arkadaşına müstehcen bir hareket yaptı.'

Parktaki banklardan birine oturdu. Yüzündeki o anlamsız ifade hala duruyordu. Buna rağmen düşünüyordu. 'Neden lazım olduğunda bulunmazsa' diye mırıldandı. Telefon kulübesini kast ediyordu. Sinemadan çıkalı beri yüzündeki ifade ilk defa değişti. Suratı kasıldı. Sanki çok uzaklara bakıyormuşçasına gözlerini kıstı. Senaryoyu kimin yazdığını hatırlamaya çalıştı, çıkaramadı. Filim hayatından bir bölümün perdeye aktarılmasıydı. Böylesine tıpatıp benzerlik tesadüf olamazdı.

'Adam garsondan çay istedi. Herhalde bu dördüncü bardaktı. Elindeki sigara paketini masanın üstünde tempolu bir şekilde çeviriyordu. Tekrar saatine baktı. Yüzünü buruşturdu. Beklemekten ziyade, tahmin ettiği sonuçtan huzursuzdu. Sert bir hareketle ayağa kalktı. Garsona para vermek için elini cebine atarken -Allah kahretsin- dedi.'

Aktörün söylediğini tekrar edercesine 'Allah kahretsin' diye mırıldandı. Bir anda suratı karmakarışık oldu. 'Böyle olmamalıydı' Filmine bile tahammül edemediği bir gidişatın içinde olduğunu düşündü. Filim bitmeden çıkmasını, sonunu bilmekten ziyade tahammül edemeyişine bağladı. Pişman olup olmadığını ölçtü. Pişmandı. Fakat geri dönmek istemiyordu. Hayır, bu gurur meselesi değildi. Belki karşısındaki için gurur mevzu bahis olabilirdi de, kendisi için yine düşünülemezdi. Acı çekiyordu. Acıyı iliklerine kadar hissediyordu. Fakat dönmeyecekti...

'Kadın ağlıyordu. Hisleriyle, sosyal hayatının çelişkisinde kalmış, tercih yapmağa mecbur olmuştu. Seviyordu. O'nda bulduğu her neyse, başka hiç kimsede bulamıyordu. Seviyordu ve çok ısrar etmişti. Defalarca söylemiş, sevgisinin ispatı için kendine göre her şeyi fazlasıyla yapmıştı. Biliyordu ki adam da onu seviyor. Fakat hepsi o kadar. Kadın anlayamıyordu. Sevgiden başka adamda hiç bir şey yoktu. Çok uğraştı, yine de adam ikna olmadı. Belki de çelişkinin ana kaynağı burasıydı. İstikbal endişesi ile refahın mümkünlüğü tercihini tayin etmişti. Daha önce de üzülmüş ve pişmanlık duymuştu ama yine de aynı şeyi yapmıştı. Hem kendine, hem de adama fazla güvenmişti. Bu defa yanıldığını anlaması çok pahalıya mal olmuştu. Kim bilebilirdi geri dönülmesi mümkün olmayan bir pişmanlık olacağını. Kim bilebilirdi, adamın kesinlikle dönmemek üzere çekip gideceğini.'

Minibüse binerken, 'oralara bahar yeni geliyordur' diye düşündü. Bu şehir oraya hiç benzemiyordu. Bir daha filim seyretmemeye ve şehre bile inmemeye, ihtiyaçlarını yakındaki köyden temin etmeye karar verdi. Dağdaki kulübesini özlediğini hissetti ve Mecnunun diliyle söylendi:

Arızın yâdıyla nemnak olsa müjganım nola
Zayi olmaz gül temennasıyla vermek hare su

........... devamı >>
 
Hünkar Dağlı
    
    
    

162  

ÖDÜNÇ GÜNCELER

........Ömürde elli yıla iki adım kalırken gördüm ki yaşamda bizden çalınan, bizden saklanan çok önemli bir şey var. Siz hiç köksüz bir ağacın,temelsiz binanın ayakta duracağını sanıyor musunuz?

.......Cumhuriyetimizi 1946'dan bu yana bir güruh abluka altına aldı. üç beş tane zayıf kökle filiz ol, fidan ol, ağaç ol dedi o güruh. Türkiye halkının güçlü, köklü yetişmesi o güruhun gırtlağını sıkmak, nefessiz bırakmaktı. O güruh hala bizi yönetiyor. Irkını, dilini ve saklıdaki dinini, özünü, emellerini yaşaya rak az olan kelle sayısından dolayı türlü entrikalarla Türk halkının değerleri ne, güya kraldan çok kralcı kesilerek, içini boşaltarak, işe yaramaz yaparak,
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    

163  

KAZAK ABDAL'IN (NESİR YAZISI)

Kazak Abdal (D:? - Ö:?)

Romanya Türklerindendir.

Onyedinci yüzyılda yaşadığı sanılan bir ozandır.

Şiirlerinin bir kısmı hiciv örnekleriyle doludur.

Dili yalın ve sadedir. Rahat okunur.

Şiirleri güncelliğini halen korumaktadır.

........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    
    
    

164  

KİME NE BUNDAN?

Sitem etsem kadere, desem nedir bu halim
Son yaprağı da düşmüş, DALSAM kime ne bundan
Yüreğimde bir tutku, suskuya mahkum dilim
Boş sözlere duyarsız, KALSAM kime ne bundan……(Ayak Dörtlüğü) Hülya Ekmekçi

Asi nehir üstünde, köprü olsam ne çare
Yitip gidenler için, bölünsem pare pare
Ebedi yokluğunla, gözlerimde bin hare
Akar sular içinde, SOLSAM kime ne bundan…………Hülya Ekmekçi

Yarsız sözsüz âlemde, bu nasıl ağlamaktır
Korkarım ki kaderim, karalar bağlamaktır
Bütün derdi sevdamın, gönlümü dağlamaktır
Sen yoksun hayatımda, GÜLSEM kime ne bundan......Burhanettin Akdağ
........... devamı >>
 
Deli Mavi Sevdalar Grubu
    
    

165  

DEMİR ÖKÇE II

Ne tuhaf!
Kederli
Ve kararlı
Kara bulutlar kuşatırken manzaramı
Buğday başaklarına verdiği şekli düşlüyorum.
İçimdeki savaşın yıkıntılarında
Dul ve yetim kalmış bütün hislerimle
Şimdi ağır efsanelerin mis kokulu ceylanlarını izleyeceğim...
Ve beyaz atların çektiği savaş arabamda
Borular,davullar,denizkabukları,
Cebrail’in sesi ve göğü titreten aslan kükremeleriyle
Bütün ceylanları yakalayıp
Kalbim gibi süslü bir mezara gömeceğim…
Eğer bu bir zaferse
Aklımın kalbime vereceği bütün hediyeleri keyifle kabul edeceğim..
........... devamı >>
 
Yasin Vasat
    
    
    

166  

- ♥ İCAZET-İ İKBÂLİM NÂZ-I HİCABIM




Vedâ tepelerinden, âşk ile doğan hilâl
Yağmur olur yağarsın, nûrunla duru zelâl
'Lâ ilâhe illâllâh' muştuyla sunar (Hz) Bilâl
____Rabbin kutlu nidâsı, doluyor kalbe fermân
____Nûr yol Kur'an yolunda, bulunur derde dermân

Kalpte iman yok ise, yürek kemâle ermez
Serde ışık yok ise, karanlıkta göz görmez
Bülbülde meşk yok ise, aşk ile güller dermez
____Akıl vahy ışığında yek vücut sürur bulur
____Kalp gözü kararırsa inançsız câni olur
........... devamı >>
 
Fatima Humeyra Kavak
    
    

167  

ÖYLE BİR SEVGİ Kİ... / DENEME /

Ö Y L E
B İ R
S E V G İ K İ…




Mutfaktan gelen tanıdık seslere uyandı.Karısı kalkmış kahvaltısını hazırlıyordu.Pence-
reye baktı,dışarıyı göremedi.Koyu renkli kalın kumaş perdeleri çekilmişti.Karanlıkta el yorda-
mıyla başucundaki ışığın düğmesini arandı.Yere hafif bir gürültüyle bir şeyler düştü. düştü.
Parmakları aradığını buldular. Karanlık, küçük yatak odası bir anda ışığa boğuldu.
Bir yatak odası için fazla parlak ve kuvvetli bir ışıktı bu.
Karısının itirazlarına rağmen o böyle olmasında ısrar etmişti. Zayıflayan gözleri daha iyi görüyor,okurken fazla yorulmuyordu.Gençlik yıllarından edindiği okuma alışkanlığı ilerle-
........... devamı >>
 
Dinmez Er
    
    

168  

SUNDERBANS.KAYNAKÇA,ENG

Sunderbans Tiger Habitat
A wildlife tour in India would take you to the Sunderbans, which is the most popular tiger habitat in India. These forests are spread in an area of 1,000,000 hectares, is the world's largest delta, formed by the Ganges, Brahmaputra and Meghana rivers. The vast swampy delta extends over areas comprising of mangrove forests, swamps and Forest Island, all interwoven in a network of small rivers and streams. The Sundarban National Park, home of the Royal Bengal Tiger and the largest mangrove forest in the world, form the core of this area.
The islands of Goasaba, Sandeshkali and Basanti form the northern boundary of the Sundarbans. On the south is the sea; to the west side of the Sunderbans Park is the Matla and Bidya rivers and to the east is the international boundary of Bangladesh. The holy Ganga journeys down the Himalayas and flows along India's vast monotonous plains into the state of West Bengal. Towards the southern tip of the state, the land and the Bay of Bengal break out into a lively welcoming fandango to form a fresco of tangled mangrove swamps - the Sunderbans.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 06:24:55

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim