Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

HADISE Konulu Şiirler - hadise Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "hadise" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "hadise" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. hadise Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

169  

HAC HATIRALARIM 26(SEVR)

SEVR

Bu sabahta Ahmet arkadaşımla anlaştık. Sevr Mağarasına gitmeğe karar verdik. Onun için sabah namazına da beraber gittik. Hanımlarda yanımızda tabi. Namazı kılıp Sevr dağına gidecek taksilerden birine binip,dağın eteklerine geldik. Serinde çıkalım istiyoruz. Öylede oldu. Güneş ısıtmaya başlamadan mağaranın olduğu bölgeye çıktık.
Burada da yol üzerinde,küreğini,keserini v.s alan çıkmış yol kenarına,yardım bekliyorlar. Müthiş bir vicdan sömürüsü var. Milletin duyguların suiistimal ediyorlar. Buna da bir çare düşünmeleri gerekiyor yetkililerin. Bu kadar dilenci olmaz bir yerde.
Müşriklerin gözlerinin ve basiretlerinin bağlandığı mağarayı,siyer kitaplarında okuduklarımda hayal ettiğim gibi buldum. O kadar yakın mesafeden Peygamberimizi görememeleri hakikaten mucize. Eğilmeden giremiyorsun mağaraya. İçerisinde de ayakta durman mümkün değil. Yan yana sıralanınca 6-7 kişi oturabilir. Oturduğun zamanda ayaklarını uzatamazsın. O kadar geniş değil.
Mağaranın üzerinde hala güvercinler var. Kimse dokunmuyor onlara. Sanki yine öyle bir olay olsa,biz görevimizi yine yaparız dercesine.
Mağaraya girmek için dışarıda sıra oluşuyor. Erken gittiğimiz için pek kuyruk yok. Önümde Gaziantep’ten bir hoca var. Kafilesinden mağaraya gelmek isteyenlerden bir grup yapmış ve çıkmışlar Sevr’e. Sıra beklerken onunla biraz muhabbet ediyoruz. Mağaranın tam yanında nasıl çıkartmışlarsa bir deve ve adamın elinde fotoğraf makinesi. Hocanın gazı ile bir resim çektiriyorum devenin üstünde. Ve Hocanın peşinde mağaraya giriyoruz.
Gaziantepli Hoca – Ey taş,sen bir taşsın. Maddi anlamda taştan başka bir değerin yok. Fakat sana Resulullah (SAV) ve Hz. Ebubekir (RA) yaslandılar. Onların kokusu sana sinmiştir. Ve Onlara arkadaşlık ettin. Onun için seni öpüyorum.—dedi. Ve öptü. Mübarek adam sanki hislerime tercüman olmuş,benim bir araya getirip söyleyemeyeceğim kelimeleri; gözümün önünde,kulağımın dibinde söyleyerek,bana rehber oldu. Bende Onun söylediklerini diyerek,Aleme rehber olan iki arkadaşın yaslandıkları kayayı öperek öteki tarafından çıktık. Bu hadise bizimkilere de aynı ile yansıyınca,onlarda aynı gerekçelerle bizim yaptığımızı yapıp çıkıyoruz.
Dışarı çıktığımızda orada yapılan düz alanda iki rekat şükür namazı kılıyoruz. Dualar ediyoruz. Gaziantepli hoca hazırlıklı imiş,duamızı da yapıp,orada cereyan eden olayları kısaca anlatıyor. Ve şimdiye kadar eksik bildiğimiz bir olayı da yerinde görerek öğreniyoruz.
Peygamber Efendimizin ve Hz. Ebubekirin,müşriklerden saklandığı mağara ile Hz.Ebubekirin ayağını yılanın ısırması aynı yer olarak biliyorduk. Meğer değilmiş. Tepede irili,ufaklı birkaç mağara var. Hz. Ebubekirin ayağını yılanın ısırdığı mağaraya gidiyoruz. Girilmesi de,çıkılması da ötekinden daha zor. Ve daha geniş.girişte kenarı uçurum gibi,çıkışta ise adeta sürünerek çıkıyorsun.
Buraları pek değişmediği için,daha başka bir havası var. Buraları Türklerin elinde olsa,tahminim yürüyen merdiven yapardık. Veya teleferik döşerdik. Bir sürü tadilatta mağara içinde yapardık. Olduğu gibi kalması da başka bir güzellik. Öğle namazından önce geliyoruz Kabeye. Biraz Mekke çarşılarında ve caddelerinde dolaşıyoruz. Namazı kılıp otele gidiyoruz. Kaynanayı meraktan çatlatmayalım diye.
........... devamı >>
 
Osman Erdoğmuş
    
    
    

170  

HAC HATIRALARIM 3 (MESCİD-İ NEBEVİ)

MESCİD-İ NEBEVİ

Sabah saat 03.00 da yepyeni bir heyecanla kalktık. Abdestlerimizi tamamlayıp yola koyulacaktık ki. Aaaa. Oda ne! Otobüslere binen binene. Meğer servis otobüsleri imiş. Diyanetin hacı adaylarına ikramı. Güzel oluyor ama.
Mescid-i Nebevide sabah namazını kıldıktan sonra,biraz kaza namazı birazda Kur’an-ı Kerim okuyorum. Dışarı çıktığımızda güneş yeni doğmuştu. Bahçeyi dolaşmaya başladım. Parlak mermerden yapılmış parlıyor. Temizlik şirketinin küçük paspas aracı daha da parlatıyor mermerleri. Kubbe-i Hadrayı (Yeşil Kubbe) yani Efendimizin (sav) metfun bulunduğu yer. Tam karşısına geçtim. Baktım ki bazı grup ve kafileler dua ediyorlar. Ben de dualarına amin dedim. Biriside Türkçe dua yapıyordu. Hemen o tarafa geçtim. Bu hadise hemen hemen her gün devam etti. Bu işi Milli Görüş ve ATİP(Avrupa Türk İslam Birliği) çok daha güzel organize ediyorlar. İçimden keşke onlarla olsaydım diye çok geçirdim.
Sağ tarafımda bir kalabalık olduğunu gördüm. Cennet-ül Baki olacağını tahmin ederek o tarafa doğru yürümeye başladım. Yanılmamışım. Biraz Kura’an okudum. Tekrar hareme geldim.
Bab-üs Selam kapısından girip,Peygamber Efendimizin (sav) kabrinin yanından geçip dışarı çıkıyoruz. Geriye doğru çalışmıyor. Dışarıdan tekrar geri dönüp aynı işlemi bir daha yapıyorsun. Birkaç kez daha yaptım bu işlemi. Salavat getiriyorsun,dua ediyorsun veya bildiğin sureleri okuyorsun. Bu işi yaparken.
Saat 09.00 sıralarında otele geldim. İçişleri de gelmişlerdi. Kahvaltıyı hanımlar tarafında yer sofrasına kurmuşlardı. Kahvaltımızı yapıp ben erkekler tarafına geçip arkadaşlarla muhabbet ediyorum.
Öğle namazına tekrar Hareme geliyoruz. Her namazdan sonra 1 günlük kaza namazı ve bir miktar Kur’an okuyorum. Her zamanki gibi Peygamber Efendimizi ziyaret edip sonra işimize bakıyoruz.
Mescid-i Nebeviyi çok genişletmişler. Güzelde yapmışlar. Ve çok temiz tutuyorlar. Temizliğinde belki 1000 kişi çalışıyordur. Giriş çıkışlarda kapıda devamlı bir görevli bulunuyor. Bazen el çantalarımıza bakıyorlar. Camiyi ikiye bölmüşler kadınlar arka tarafta kılıyorlar namazlarını. Açılıp kapanan kubbeleri ve üst katta da namaz kılınıyor. Sadeliği ile, güzelliği ile insana huzur veriyor.
Peygamberimizin kabri ile Minberi arasındaki yere cennet bahçesi de deniyor (Ravza-i Mutahhara) . Burada kılınan namazlar sanki cennette kılınmış gibidir diyor Efendimiz.
........... devamı >>
 
Osman Erdoğmuş
    
    

171  

BENİM PLATONİK AŞKIM

Ben senin neyini sevdimse bilemedim.
Sarı saçlarını mı yeşil gözlerini mi?
Ben senin neyini sevdimse anlayamadım.

Görünce gözlerine bakamazdım,
Boynum bükük.
Günaydın arkadaşlar derdin,
Bense günaydın derdim titrek bir sesle.
Dimdik yürürdün elinde çantan
Saçların savrulurdu rüzgarlara inat
Otururdun masana gururlu ve sessiz,
Bense dönüp te bakamazdım sana.
Sanki kızacaksın sanırdım,
Sanki herkes biliyor sanırdım
Seni sevdiğimi.
Arada bir ellerine bakardım
Kalem tutan narin ellerine.
Bir kerede ben tutsam derdim içimden
Fakat utanırdım,sıkılırdım.
Ayıp olacak sanırdım.
O kadar saftı sana karşı duygularım,
........... devamı >>
 
Hüseyin Çelik
    
    
    

172  

O ŞEHRİ STANBULUNKİ DEĞDİ HERSENGİ SERİME OL SEBEB SERSERİME

edebiyat bağrımızda şahlanmış bir at

yol alır sevdalara çırparız kanat

gün gelirde eğer dolarsa miyat

bak o zaman mezartaşımda

son kullanım tarihime

fatiha okumadan geçme

........... devamı >>
 
Panturk
    
    

173  

NE ÇARE Kİ GÜL KOPARILINCA MUHAKKAK SOLACAKTIR!

Annesi çığlık atıyordu ne olur yapma diye feryat ediyordu. Telaşın bini bin pare olmuştu, her bir tarafı merak kuşatmıştı.

Sesin geldiği yöne bakan insanlar istem dışı o yöne doğru ilerliyorlardı. Kalabalık hayli artmıştı fakat neden bağırıldığının henüz bir esamisi görülmüyordu.

Kadın yerde dizlerini döverek nefes nefese kalıyor, derdini pek anlatamıyordu. Bu bakımda her bir insanın nutku durmuş garipliğin esrarında nefesleniliyordu.
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    
    

174  

.EVLER DÜŞÜNÜYORUM

Onur BİLGE

Ülkemde evler düşünüyorum. Nerde, nasıl, kaç odalı olduğu önemli değil. Duygusallık dolu, huzur veren, sıcacık bir ortam olsun, yeter. Huzurla gülümsesin eşyalar; perdeler sevinçle açılsın, romantizmle kapansın.

Artık ekranlarda bile boy gösteren anlaşmazlıkların yaşandığı, işkence mekânlarının yok olmasını istiyorum. İşte o zaman, ülkemin mutluluk dolu altın çağını yaşayacağına inanıyorum.
........... devamı >>
 
Onur Bilge
    
    

175  

19 YAŞ SENDROMU

19 olduk işte!
şimdiden birileri 'geçmişteki ben'i anlattıgında 'gerçekten mı? 'diye
şaşirabiliyorum
büyümenin ya da yaşlanmanın bedensel bir hadise olmadığıni biliyorum zaten.
ama farkına varma aşamasının bünyede yarattığı derın yaralar; ileriki zamnlarda
yaşlanıyorum diye mızmızlanmamın 'asıl beden sel yönü'
olarak kanamaya başlayacak birgün.
şimdiden geriye bakmalar hayatı ayrımsamalar..
mucizevi bir yönüm olsaydı; herhalde annemın karnında büyümek ısterdım ben.
hiç çıkmadan.belki merak bile etmezdım dışarısını?
zaten abzürt filmlerde de görüyoruz 'işiğa gitme'olayı cok matah bir sey degil
........... devamı >>
 
Şeyma Kıran
    
    

176  

MAKALE: *** GÖRDÜĞÜMÜZ GERÇEKLERİN BİLDİĞİMİZ YANLARI

***
GÖRDÜĞÜMÜZ GERÇEKLERİN BİLDİĞİMİZ YANLARI.......



Hem bütün bunları biliyoruz aslında hem de muhteşem bir tenkit ve eleştirme yönümüz var. Eleştirdiğimiz saflarda olanlarda bizden oysa. Ne başka bir gezegenden geldiler nede Allah onları başka bir toprak cinsinden yarattı.

Türkiye de trafik kazalarının ardı kesilmiyor. Sözde bir trafik canavarı yollarda gezinip can alıyor. Oysa böyle bir canavar yok. Suçun sebebi biziz. Alkol almış trafiğe karışmış vatandaş açıkça şunu söyleyebiliyor. “Torpido gözüne bir paket sigara koydum polis gelirse geçeriz ” Biz trafik canavarına değil bir paket sigaraya canlar ödüyoruz. Sözlerim hiçbir kesimi genellemiyor. Ama maalesef ben sizlerinde bildiği gerçeklerden bahsediyorum. Alkollü olduğu için trafiğe çıkan şoföre ver bakalım cezayı al götür yatır 1 hafta nezarette çıkabilecek mi trafiğe bir daha. Ama insaflı trafik görevlisi alkollü vatandaş işlerinden olmasın diye verilen canlar adına bir paket sigarayı yada yan cebine bir yeşilliği alıp devam et diyor.
........... devamı >>
 
Mustafa Çelebi Çetinkaya
    

??
       
 
             
 
               
 
             

 
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


21.07.2008 03:01:02
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim