Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

HADIS Konulu Şiirler - hadis Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "hadis" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "hadis" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. hadis Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

457  

FUZULİ’DE LEYLA’NIN, ŞEYHİ’DE ŞİRİN’İN MUMLA KONUŞMALARI

DİVAN EDEBİYATINDA MUMLA KONUŞAN İKİ SEVGİLİ:

Fuzuli’de Leyla’nın, Şeyhi’de Şirin’in Mumla Konuşmaları

ADNAN DURMAZ

BU ÇALIŞMANIN BÖLÜMLERİ:
1- FUZULİ’NİN LEYLA VÜ MEVNUN MESNEVİSİNDE LEYLA’NIN MUMLA KONUŞMASI BÖLÜMÜNÜN YORUMU
2- LEYLA MECNUN HİKÂYESİ ÖZETİ (İÇİNDE MECNUN’UN AŞK DERDİNDEN KURTULMAMAK İÇİN ETTİĞİ DUANIN AÇIKLANMASI)
3- EK–1-
ŞEYHİ’NİN HUSREV İ ŞİRİN ‘İNDE, ŞİRİN’İN MUMLA KONUŞMASI
HİTÂB KERDEN-İ ŞÎRÎN BE-ŞEM'
4- EK:2- Husrev i Şirin hikâyesinin özeti
5-EK: 3-TASAVVUFTA AŞK
6- EK–4-MESNEVİ HAKKINDA BİLGİ
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
    

458  

BEDİR SAVAŞI..

ALLAH KÂFİRLERİ SAVAŞ ÖNCESİ MÜ’MİNLERE VE RESULÜLLAH’A AZ GÖSTERDİ®

“ O vakit ki Allah sana onları rüyada az gösteriyordu eger sana onları çok gösterseydi korkacaktınız ve kumandada tartışmaya düşecektiniz fakat Allah(sizi bundan) kurtardı Şüphesiz o kalplerin özünü bilir” Enfal 43
“ Allah olacak bir işi yerine getirmek için (savaş alanında) karşılaştığınız zaman onları sizin gözlerinizde az gösteriyor side onların gözlerinde azaltıyorduBütün işler Allaha döner” Enfal 44
Allah kâfirleri müslümanlara müslümanlarıda kâfirlere az göstererek cesaretlendirdi ki Müminlerin vasıtasıyla onların belini kırsın ve müslümanlar onları çok görerek cesaretleri kırılmasın Müminleride anlara savaşın başlangıcında az göstererdi ki müminlere saldırsınlarda Allah bu vesileyle onları müminler vasıtasıyla cezalandırsın
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    

459  

DÜNYA AHİRET DENGESİ VE VERASET

DÜNYA AHİRET DENGESİ VE VERASET
Müslümanların Kuranı yanlış anlamaları, Kuranı bırakıp bir takım felsefeleri ve mistik inanışları takva zannetmeleri ve özelliklede felsefi tasavvufun İslam dünyasında hakim kültür haline gelmesiyle Kuranın bu eksende yorumlanmaya ve tefsir edilmeye başlanması Müslümanların dünya olgusunu algılama noktasında içinden çıkılamayacak bir çıkmaza düşmelerine ve Allah’ın kendilerine yüklediği yer yüzünün hilafeti ve verasetini(Bk.:Bakara:29 Enam:165,Araf:69-74,Yunus:14,73,Neml:62,Fatır:39,Sad:26) kaybetmelerine yol açan bir uçuruma yuvarlanmalarına sebebiyet vermiştir.Tabi ki bahsettiğimiz bu süreç uzun bir zaman almış Asrı Saadetten sonra ortaya çıkan saltanat serüveniyle başlamış ve en son Osmanlı devletinin zayıflayıp yok olması ve yerine İslam dünyasında seküler hukukun yerleşmesiyle emperyalizmin hakimiyetine kendisini teslim etmiştir bu sürecin algılanması ve yeniden bir dirilişin yaşanması dünyanın yeniden tanımlanması ve Kuran bağlamında dünya ahiret birlikteliğinin ve dengesinin sağlanması ile mümkündür.Sorunu tanımlayabilmek ve giderebilmek elbetteki kaynağına gitmekle mümkün olduğundan bizde bu sorunun kaynağını tespit etmeye ve olumsuzluğu gidermeye hiç olmasa bu bağlamda atılacak adımlara bir katkı sunmaya çalıştık.Asrı Saadetten sonra Muaviye ile başlayan ve dünyevileşmenin başlangıcı olarak nitelendirebileceğimiz süreç zevk ve sefaya düşkün olan Yezidin ehli beytin bireylerine zulmetmesi ve hilafet merkezini Medine’den Şama taşıması, Emevi sülalesinin israf ve debdebeli bir hayatı benimsemesi,saraylar yaptırması ve yeni Müslüman olmuş halka iyi davranmaması v.s dünyevileşmenin yaygınlaşmasına sebebiyet vermiş bu zihniyet Abbasilerle de devam etmiş bu süreçte insanlar ya saltanat taraftarı olmuş ya saltanatla mücadele etmiş yada bu iki tavrın dışında bir tavır geliştirerek münzevi hayatı seçmiştir daha sonra saltanata karşı çıkanların acı kayıplar vermeleri ve başarısız olmaları ile birlikte toplumda saltanat taraftarı ve onlardan uzak duran zahitler olarak iki tip insan prototipinin kalmasıyla seçenek(Sosyal tavır) ikiye inmiştir daha sonra kendi felsefelerini de üreten bu düşünce kemikleşmiş ve bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır.birisi dünyevileşmeyi diğeri ise mitleşmeyi (Ruhbaniyet) temsil eden bu iki aşırı uç neredeyse hakikati kendilerine uydurma adına bir düşünce sistemi geliştirmiş ve bu sistemlerini İslam adına sunar duruma gelmiştir. Kuran’a parçacı yaklaşan ve esasen Antik felsefe,Hint mistizmi, doğu felsefesini ve Hıristiyanlığın ruhbaniyet(Bk:Hadid:27) anlayışını İslam’a taşıyan bu düşünce sistematiğinin öncüsü olan mutasavvıflar dünyayı çok kötü bir şekilde tavsif etmişlerdir. Mesela kendinden önceki sûfîlerin Kuran yorumlarını derleyen Ebû Abdurrahmân es-Sülemî(ö.412/1021) ,şu sözleri nakletmiştir: Zünnûn el-Mısrî: Dünya mezmûm(zemmedilmiş, kınanmış) olarak yaratılmıştır. Ebû Bekr el-Verrâk: Dünya bela, meşakkat ve hevâ yurdudur. Her kim bu dünyadan yana muradını ifnâ ederse her şeyden/belâdan salim olur. Sehl et-Tüsterî: Dünya tıpkı bir ağaç gibidir. Kökü cehalet, dalı yiyip içme, giyinip kuşanma, uyuyup istirahat etme, kadın, güzel koku ve malı sevmektir. Semeresi ise ilâhî azabı mucip olan günahlardır.(Tefsirüssülemi Hakaikuttefsir:C.2S.233) sûfî müfessir Kuşeyrî (ö. 465/1072) de şöyle bir izah getirmiştir: “Dünya hayatı yok olmaya mahkumdur. O ne [bir saniye] rötar yapar ve ne de bir yerde karar kılar. O filhal Allah’tan alıkoymaktadır. Gerçi ekmek aş verir ve fakat karın doyurmaz. Tıpkı çocukların oyunları gibi hiçbir kural (istikamet) tanımaz. İnsanı haktan ve hakkı hakkıyla kavramaktan alıkoyar.”(Kuşeyri Lataif’ul İşarat C.3 S.290)
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    
    

460  

DİN

1. NOLA(1548-1560) Doğumu ve İlk Çocukluk Yılları
Giordano Bruno kendisini derinden etkileyen felsefi bir anısını anlatır: Babasıyla bir gezi sırasında uzaktan çıplak ve gri görünen Vezüv dağını görür. Babası ona, orada aynen oldukları yerdeki gibi zengin bir bitki örtüsü olduğunu anlatır. Giordano şeylerin uzaktan başka göründüğünü anlar ve duyulara güvenmemek gerektiğinin bilincine varır. Herşeyin şüpheli olduğunun farkına vardığı anda içindeki düşünür doğar
(bir alıntı)
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

461  

KUR'AN RAHMET VE ŞİFADIR

Rabbimiz dini akıllı varlık olan insana göndermiştir. Bütün varlıklar Allah’a ibadet haindedir. Allah insana sorumluluk yüklemiş, Kur’an-ı taşıma, tebliğ etme yaşama sorumluluğunu, Cenab-ı Hak Müslümanlara bahşetmiştir, İnsan kendi tahmin ve kanaatine dayanarak bir akide kurması, sonrada bu çürük ipliğe bütün hayatı bağlaması doğru olamaz. Şahsi mesuliyet var! ne büyüklenenlere nede şeytana sorumluluğumuzu yıkamayız.
Müslümanlar Kur’an-ı taşıyorlar, elinde bırakmıyorlar ama, içeriğini bıraktılar. Canımız kadar sevdiğimiz Tenzilül Hâkimi yüreğimizde, sırtımızda taşımazsak fani kapılar buluruz. Kusurlarımızla islamı gölgeledik, tarifleri büyüttük. İnsanları küçültük.
........... devamı >>
 
Ali Kılıç Kakiz
    
    
    

462  

YILBAŞI KUTLAMASI

Yılbaşı Kutlaması

Sizlerinde bildiğiniz gibi 'yılbaşı' yaklaşmaktadır, bu sebepten dolayı bazı mühim şeylere değinmek istedim.

Bu mühim mevzu her tarafta imanı zayıf olan Müslümanlar uyarılmalıdır. Yani yılbaşının kutlanmasının ne kadar haram olduğunu azda olsa açıklık getirmek istedim.

Evet biraz uzun ama inşallah uzunluğuna bakmadan hepsini okur ve yılbaşı ile ilgili cevapları bulursunuz
........... devamı >>
 
Abdulhakim Öztürk
    
    

463  

EFENDİM

Ey Allah’ın sevgilisi! Siz imanım, iman siz,
İkliminde güneşlenen, hiç kalır mı imansız?

20.08.08 Bursa
........... devamı >>
 
Ömer Ekinci Micingirt
    
    

464  

VURUN TÖREYE Mİ, VURUN KAHPEYE Mİ?

VURUN TÖREYE Mİ, VURUN KAHPEYE Mİ?
—İnsan yaratılışından bu yana, birlikte yaşayabilmek için ilişkilerini bir takım kurallara bağlayarak huzurlu yaşamaya çalışmıştır. Bu yetmemiş, Tanrı tarafından gönderilen Elçiler ve Kitaplarla kurallar konulmuştur. Binlerce uyarıcı gönderilmesine rağmen yine insanlar ıslah edilememiş, haksızlıklar, namussuzluklar, vahşetler devam etmiştir. İnsanın yaşamı çeşitlendikçe, suçun çeşidi de artmış, yeni kurallara ihtiyaç duyulmuştur.
— İşte bu kuralların yazılı olan kısmına YASA, yazılı olmayanlarına TÖRE diyoruz. Törelerin, halk arasında yazılı olan yasalardan daha etkili yaptırım gücü olduğunu görmekteyiz. Aslında yasalar dahi kaynağını Törelerden alırlar. Ulusları, toplumları birbirinden ayıran kültür öğelerinden biri de TÖRELERDİR. Ulusların Töre, bir başka deyişle Örf-Adetleri de birbirinden farklıdır.
........... devamı >>
 
Mehmet Demir Atmalı
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


13.10.2008 14:29:15

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim