Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

GRAFIK Konulu Şiirler - grafik Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "grafik" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "grafik" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. grafik Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

33  

----MÜCELLA PAKDEMİR İLE SÖYLEŞİ

Deli Mavi Sevdalar Grubunda 15-21 Eylül tarihleri arasında haftanın şairi sevgili MÜCELLA PAKDEMİR ile şiir ve yaşam üzerine bir söyleşi yaptım dostlar. Onu biraz daha yakından tanımak adına bu keyifli sohbeti sizlerle paylaşıyorum.

Bize zaman ayırdığı için Sn. Pakdemir’e sevgilerimizle…

Rengin Alacaatlı

RA: Mücella Pakdemir’in sözlüğünde şiirin anlamı nedir?

MP: Şair; ruhunun derinliklerinde başlayan kıpırtıyı duyduğunda, bir duygu seline doğru sürüklendiğini hisseder. Nihayetinde coşkulu sözcükleri kağıda taşıran ve kaleminden damlatan ilham, şiirin doğumunu gerçekleştirir. Sıra bu bebeğe emek vermeye gelmiştir. Şairin bilgisi, kültürü, tekniği ve kaabiliyeti ortaya çıkan eserin kalitesini gösterir. Şiir beyinlere, ruhlara ve gönüllere ulaştırılmak istenen mesajın en kestirme ve en etkileyici yoludur.
........... devamı >>
 
Deli Mavi Sevdalar Grubu
    
    
    

34  

MECMUA -II- (NESİR)

Öyle sanıyorum ki, itibar insanın yaşamına yaşına müsavi bir grafik çizer. Başarı çizgisinin hızını suni çabalarla artırmak isteyenler ve görünüşte bunu sağlayarak güncel olanlar, esasında bir hak edilmişliğin vermiş olduğu mana huzuru ve bilincine asla ulaşamazlar. Elde edilen ünün peşinde, kendini tanımayan eksik bir kişilikle, paçavra gibi sürüklenerek giderler.

Saygın bir kişiliğin tarifi, çeşitli basın yayın yoluyla istenilen doğrultuda dayatılıp empoze edilirken, öz kültürüne yabancı yaşam biçimlerini icra ederek, ahlaksız ve saygısız seviyelerin benimsenmesi değil, bilakis asıl olan örfüne aslına nesline, inanç ve adabımuaşeretine yakışır ölçülü, edepli hareket etmektir. Gözde tanınır bir sima olmak adına, en temel ahlaki değerlerin, inanç ve kabullerin önemsenmeden yaldızlı fırsatlara kurban edilmesi ve bu ters akımın nimetlerinden yararlanırken, dürüstlüğe atıfla hamaset nutukları atılması acaba ne kadar samimi ve ne kadar gerçekçidir?
........... devamı >>
 
Mehmet Sani Özel
    
    

35  

SUDAKİ HALKALAR - DÜZ YAZI

Görsellik deyince akla önce resim, heykel, sinema, bale, tiyatro gibi görsel sanat dalları geliyor. Edebiyat ve özellikle de şiirin bu sınıflamadaki yeri ise oldukça alt sıralarda… Örneğin resim öncelikle göze; şiir ise sanat eseri ile alıcı (reseptör) arasındaki kanallar açıksa eğer, doğrudan zihne hitap eder. Birinin çizgi, desen ve renklerle yaptığı işi diğeri soyutlama ve imgelem gücüyle başarır. Her ikisinde de alınan uyarılar sonuçta beyne ulaşır. Resim ilk anda duyumsanmanın ötesinde elle dokunulabilen, boyutları fark edilen bir öğeyken şiir aslında var olmayan (hayalî, kurgusal) bir görüntüyü kişiye göre biçimlendirip yeniden hayaller inşa eden, ya da var olan hayallerle buluşmak suretiyle onun karanlık odalarına sessizce sızandır. Bu bağlamda şiirin kişisellik, birebirlik ya da mahremiyet olarak nitelendirilebilecek bir özelliğinden; kendisine özgü karakter yapısından söz edilebilir. Görsel ve plastik sanatlarda obje göz aracılığıyla izleyiciye ulaşırken şiir okura dil kanalıyla dokunur ve oradaki görüntü belleğini canlandırır. Tüm sanat dalları değişik rotalar izleseler de esasta çok farklı değildirler. Yalnızca bazıları birbirine daha yakındır. Can Yücel şiirlerinin Burhan Uygur tarafından resimlendirildiği ”Rengâhenk”in (İKSV Yay. 2007) önsöz yazısında Ferit Edgü şöyle diyordu (“Yücel ve Uygur: Şiirin Resme Dönüşmesi”) . “Sanatlar arasında kardeşlik var mıdır? Varsa hangi sanatlar hangilerinin kardeşidir? Kan bağından değil, sanatların yapısından, sanatların dilinden söz ediyorum.” Birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirilen ”Rengâhenk” şiir ve resim çalışmalarının aynı kitapta buluşması, sanatlar arası kardeşliğe ve şiirin görsel olarak yorumlanmasına verilebilecek somut örneklerden biridir.
........... devamı >>
 
Naime Erlaçin
    
    
    

36  

BANA YARAMADI AZİZ İSTANBUL

Ağarttı saçlarım,vaktinden önce,
Bana yaramadı,aziz İstanbul.
Tanımaz dostlarım,simam görünce,
Bana yaramadı,aziz İstanbul.


Kurtarmadı beni,kör düşünceden,
Görünmez dertleri,verir inceden,
Büktürdü belimi,yıllar önceden
Bana yaramadı,aziz İstanbul.


Refah tavşan oldu,ben cılız tazı,
Değişmez anlımda bu kara yazı,
Hep hüzüne boğar,güldürmez bazı,
Bana yaramadı,aziz İstanbul.


Havasına hiç güvenim kalmadı,
Düştüm kaldırıma,tutan olmadı,
Yıllar geçti boş testimiz dolmadı,
Bana yaramadı,aziz İstanbul.
........... devamı >>
 
İzzettin Dönmez
    
    

37  

DİLBİRLİĞİ (MONOGENİST) TEORİ

DİL BİRLİĞİ (MONOGENİST) TEORİLERİ

Societe de Lingiustique de Paris (Paris Dil Bilimi Cemiyeti) tarafından 1866’da savunulması yasaklanmış Dilbirliği teorisinden bahsedeceğiz bugün…Bilim neden yasaklanır, neden kısıtlanır bilemem..Bir yazımda “Ancak Oğuz Düzgün``ün ortaya attığı fikirler, pek çok bilimsel görüşten etkilenerek geliştirdiği yeni teoriler birilerini oldukça rahatsız ediyor..” diyorum.Yani ben açıkça pek çok bilimsel görüşten terimsel manasıyla, teoriden etkilendiğimi ifade etmişim..Zaten dilbilimle uğraşan bir insanın hem de pek çok kitabı okumak zorunda olan bir araştırmacının kendisinden önceki görüşlerden etkilenmemesi, onların tesirinde kalmaması düşünülemez..Fakat görüldüğü gibi tarihte de bizim savunduğumuz savların benzerlerini savunanlar hep dışlanmışlar, Dilbilimi tekellerine alan kurumlar tarafından…İşte Societe de Lingiustique de Paris…Monogenist teorileri savunan bilim adamları “bizim fikirlerimizi yasaklayamazsınız” diyemeden onları bilim arenasından alaşağı etmiş bu bilimciler…Ancak yeni yeni daha 1980’lerde başlanmış bu konular tartışılmaya ve de daha detaylı bir şekilde araştırılmaya..Atatürk’ün savunduğu “Güneş Dil” teorisi de bu tarz Monogenist teorilerden biri..Ancak bu teori köken dilini “Türkçe” olarak belirlemesi ile diğer görüşlerden ayrılıyor..Yani bu haliyle bu teori nevi şahsına münhasır bir teoridir…Başlı başına bilimsel bir kuramdır..Tabii ki biz dünyada konuşulan ilk dil Türkçe idi demiyoruz.Zaten Atatürk de bu iddianın ispatlanmasının zorluğunu anlamış ve de bu teoriyi savunmayı bırakmıştı.Ancak bizim de kendimize göre, Monogenist teorinin literatürlerine girecek özgün savlarımız mevcut..Yani kökende bütün Monogenist teoriler birbirlerine benzer ancak hepsinin de birbirinden oldukça farklı yönleri vardır..
........... devamı >>
 
Oğuz Düzgün
    
    
    

38  

DİLİNDE AŞK VARDI / YÜREĞİNDE İHANET BÖLÜM 1

Roman Dilinde Aşk Vardı / Yüreğinde İhanet Bölüm 1











........... devamı >>
 
Tuğrul Pekel
    
    

39  

♣ ***********ANAFARTALAR ŞEHİTLERİNE

Anafartalar Şehitlerine

-9 bend, 22/05/2007 Anarfatalar (Ulus) patlamasında şehit düşen 9 can’a-


Anafarta’larda o gün, hayat altı can aldı
Sıcak çorba, yavan ekmek, sofrada yarım kaldı
Hadi uyan gül Klopatra sakallar kana daldı
……..Ağlama can, Klopatra’ ya
……..Melekler aldı yanına

Çok meşhur narin köşede yaşandı deli vahşet
Önce toprak / gök sallandı, olanlar yersiz şiddet
Sirenler bağırdı, neden, kime bu yersiz hiddet
……..Ağlama çocuk babana
……..Şeker alacakmış sana
........... devamı >>
 
İbrahim İmer
    
    

40  

GAZETE 01- PENCERE

YAZARIN KISA ÖZGEÇMİŞİ

S3
GAZETE

YAZARIN KISA ÖZGEÇMİŞİ
Nazmi Öner 1946 yılında Burdur’un Bucak İlçesine bağlı Seydi Köyünde doğdu. Seydi köy İlkokulu ve Isparta Gönen İlköğretmen Okulunu bitirdikten sonra 1964 yılında Erzurum Karayazı’ya bağlı Zorova Köyü İlkokulunda öğretmenliğe başladı. Sonra Anadolu Üniversitesi Tarih Öğretmenliğini bitirdi.
Erzurum’dan sonra öğretmenlik hayatı: Afyon, Burdur, Giresun ve Konya’da, İlkokul Öğretmeni, Sosyal Bilgiler ve Tarih Öğretmeni olarak otuz yıl devam etti. Burdur’da Eğitim-iş Sendikasının kurucuları arasında yer alarak, sendikanın başkanlığını emekli oluncaya dek sürdürdü.
........... devamı >>
 
Nazmi Öner
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 09:41:58

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim