Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

GEZEGEN Konulu Şiirler - gezegen Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "gezegen" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "gezegen" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. gezegen Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

313  

ALĞ ŞİİRLERİ








alğ şiirleri: 1

aydınlıkta olmak


evsinlerine gir ayrıtların avlak kafam
kuş ol kendi kafesine, göçmenler kovgunu
evleklerine sığın ırağın
kendine kuş sesi bestele notaların sus bilgisinden
devşirme bir gezegen beliyorum pirosfer yarına
uyu da büyü ecinli us’um nenni! ..

nenni kendi suyunu ısıtan batı
ayvanlar dolusu defterime ayışığı motifler
kül ve duman adına isyanım mazlumlara göverir
ayıkla yanık kokuyu bu kurtuluşa düğümdür atılan
ya senin gözlerin büyür abece
uzak gökyüzü senin kardeşin ya da
........... devamı >>
 
Velicem Yılmaz
    
    
    

314  

NOTALARI KURŞUNLANMIŞ BİR ŞARKIDIR YALNIZLIK

“Le Bruyere, bir yerlerde, ‘yalnız olmamak gibi büyük bir mutsuzluk! ’ der. Kendi kendilerine katlanamamaktan korkarak kalabalıkta kendilerini unutmaya koşanları uyandırmak ister sanki.Bir başka bilge, yanılmıyorsam Pascal da,
‘neredeyse bütün dertler odamızda kalmayı bilmememizden geliyor başımıza’ der; böylece, içekapanış hücresinde, mutluluğu devinmede, bir de yüzyılımızın deyimiyle kardeşcil diye adlandırılabileceğimiz bir fuhuşta arayanları getirir usumuza.”
-Baudelaire-
Yalnızlığın Atlası:
........... devamı >>
 
Yılmaz Odabaşı
    
    

315  

MUŞTULAR VERMEK İSTERDİM ÜLKENDEN ATA'M

Sen, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu,
Türk'ün, Türklüğün adı, sesi ATA'm.
Muştular vermek isterdim ülkenden sana kucak dolusu
Üzgünüm; tablo karamsar, olamam iyimser! ...

Diller başka, yürekler başka konuşurken
Parsel parsel teslim edilirken yaban ellere ülken
Bir kaya gibi sağır, bir pınar gibi dilsiz kalırken yöneten
Nasıl beklersin benden muştular ATA'm? ...

Ağıt yakıyor, göçe zorlanan kanatsız kuşlar!
Tırmanıyor terör, alıyor can can can ATA'm
Kan kokuyor toprak, kan kokuyor buğday.
Elinde bayrağı, yüreğinde ATA'sı
Vatanı uğruna şehit üstüne şehit düşüyor asker.
Hainlerin tuzağında meçhul gezegen
........... devamı >>
 
Rukiye Çelik
    
    
    

316  

113766 ARAŞTIRMACISI, BİLGİSEL KAYNAKÇALAR

KAYNAKÇALAR

ASTRONOT:
ASTRONOT Alm. Weltraumfahrer (m) , Fr. Astronaute, İng. Astronaut. Uzaya gönderilen araçları kullanmak ve gerektiğinde uzayda ve dünya dışı gökcisimlerinde yürümekle görevlendirilen insan, uzay adamı. Astronot deyimi bilimsel literatüre 1959 yılında başlayan uzay çalışmalarıyla girmiştir. Ruslar ise astronot karşılığı olarak kozmonot kelimesini kullanırlar. Uzaya fırlatılan ilk araçlarda insan bulunmuyordu. Bu insansız uzay araçları yeryüzündeki üslerden i...
Alm. Weltraumfahrer (m) , Fr. Astronaute, İng. Astronaut. Uzaya gönderilen araçları kullanmak ve gerektiğinde uzayda ve dünya dışı gökcisimlerinde yürümekle görevlendirilen insan, uzay adamı. Astronot deyimi bilimsel literatüre 1959 yılında başlayan uzay çalışmalarıyla girmiştir. Ruslar ise astronot karşılığı olarak kozmonot kelimesini kullanırlar. Uzaya fırlatılan ilk araçlarda insan bulunmuyordu. Bu insansız uzay araçları yeryüzündeki üslerden idare ediliyor ve hareketleri tamamen elektronik haberleşme sistemleriyle ayarlanıyordu. Dünyamızın etrafında yörüngeye oturtulan uydulardan Venüs ve Mars gibi uzak gök cisimlerine gönderilen araştırma sondalarına kadar bir çok uzay aracı bu sınıfa girer.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

317  

SEÇMELER

I

lacivert karanlıklarda

yıldızlar kaynaşırken parıltılarda

aynı nehirde aksak seninle

mavi sulara...

sıcak kanımız aynı damarlarda

........... devamı >>
 
Recep Maraşlı
    
    
    

318  

GEZEGENİMİZE KARŞI ERDEMLİ, KENDİMİZE KARŞI DÜRÜST OLMAK ÜZERİNE(DENEME)

Kimi gecelerde gözlerimi gökyüzüne çevirdiğimde görebildiğim gökcisimleri bende, hayalime sığmayan güzellikleri çağrıştırır. Parıltıları ve ışıltıları binlerce, milyonlarca kilometre ve ışık yılı uzaklıktaki bu gök çiçeklerin gözümdeki ve beynimdeki yansıması, evrenin var oluşundan çok yaradılışın çeşitliliğidir. Evrenin var oluşuna girmek istemiyorum; çünkü evrenin var oluşundaki kutsiyet, inançların bir tezahürüdür ve saygılı olmak gerekir. Ve sırf bu nedenle, milyarlarca yıl önce var olan bir evrenin, Tanrısal hikmetinin, kesinlikle yadsınamayacağı kanısındayım, olanaklı da değildir zaten.
Varlığımızın nedeni olan gezegenimizin her noktasında, var oluşun çeşitliliği karşısında yeri gelir dilim tutulur. Ve gördüklerim alır beni, başka dünyalara götürür her seferinde. Bu olağanüstü çeşitliliği, düşünmeyen, idrak etmeyen ve algılayamayan hiçbir normal insan yoktur herhalde. Yeri gelir gezegenimizin çeşitliliği, farklı duygu yansımalarıyla ruhumuzu aydınlatır. Bu duygular kimileyin bizi, romantizmin doruk noktalarına çıkartır. Kimileyin de insanın düşlerinde, gerçek üstü bir yaşamın sınırsızlığını ortaya koyar. Bu olgu, içinde yaşadığımız gerçeklerin ötesinde bir durumdur ve hayal dünyasının sınırlarının, evren kadar sonsuz olduğunun bir kanıtıdır bence.
Ama milyonlarca yıl üzerinde yaşadığımız gezegenimizin, gizleri keşfedilmeyi ve insan hayal dünyasına yeni ufuklar açılmasını beklerken; insanoğlunun dünyamız dışındaki diğer gezegenlerde hayat arıyor olmasını kendi adıma kabul edemiyorum doğrusu. Ve bu çabayı, gerçeklerden uzaklaşmış olmakla yorumlayabiliyorum ancak. Çünkü var olan her türlü çeşitlilik gezegenimizi sarmalamışken, dünyanın dışındaki bir çıplak gezegen üzerinde yaşam aramanın gereksizliğini ve düşlemenin anlamsızlığını düşünmekten başka elimden bir şey gelmiyor. Ve beni, çok da ilgilendirmiyor doğrusu. Ama beni, o yolda harcanan ve yoluna dökülen maddi olanaklar daha çok düşündürüyor ve ilgilendiriyor. Çünkü o arayış yoluna dökülen maddi olanaklar, sınırsız bir harcamayla sürerken; ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’ dedirtecek kadar çelişkili, hor kullandığımız doğa adına gezegenimizin geleceği beni çok korkutuyor. Ayrıca, daha gezegenimizin doğasını koruyamazken, uzayın boşluklarında yaşam aramanın samimiyeti nedir, bir bilen var mı acaba? Sanmıyorum; bilen varsa da beni, tatmin edeceğini sanmıyorum.
Çünkü uzayın boşluklarında, yaşam aramayı samimiyetsiz buluyorum. Kendi kendime” Dünya savaşları yetmedi, kurguladıkları fantastik yıldız savaşlarını gerçeğe dönüştürmenin bir yolunu mu arıyor insanoğlu acaba? ”diye düşünüyorum. Amaç bu ise, kurgulanan bu yöntem, dünya insanına karşı yapılmış en büyük bir yanlıştır. Çünkü insanoğlu, sonsuzluğa açılan kapıların ardında nemalanacağı bir takım yerler arayacağına; binlerce yıl öncesinde dünyamızda hala bir giz olan medeniyetlerin, beyinlerde açtığı sorulara bir yanıt bulmalıdır. Daha bunlara yanıt bulamazken, dünyada kendi topraklarının karşılığını alamayan toplumlar olduğunu unutmuş gibi görünmek, neye yarar ki… Ayrıca bunun yanıtını ve karşılığını vermeden uzayda mekânlar aramak, hak sahiplerinin vebalini taşımaktan başka bir şey değildir. Bu çabalar şunu gösteriyor bana, sanki dünyada tüm parseller bitmiş, uzayda arsa aramaya çıkmış gibi dünyalılar… Zaten bir dünyalı olarak bir türlü, gezegenimize karşı erdemli olmayı bilemediğimiz gibi, kendimize karşı da dürüst olmayı beceremedik… Ve adil yönlendiremediğimiz benliğimiz binlerce yıl boyunca hep, çıkarcılığımızı ve bencilliğimizi tetiklerken; bizde hala hiç düşünmeden, bindiğimiz dalı kesmeye devam ettik durduk, ne yazık ki…
ERGİN BİNGÖL
28 - MAYIS - 2008
İSTANBUL
........... devamı >>
 
Ergin Bingöl
    
    

319  

ALTINCI GEZEGEN...

Seni sevmeyi huy edindim,
Hiç koymadı bu bana ve de gam yemedim,
Sensiz sabahlara ermenin,
Ya da seninle bir geceyi bitirmenin keyfini,
Kimseye anlatmadım,kimseye söylemedim,
Ama yine de,
Seni adam gibi sevmeyi kendime dert eyledim,
Gel gör ki sevgimi bir türlü benimsetemedim,
Zorla olmasa da sırayla olur belki diye,
Aylarca,yıllarca sıramın gelmesini bekledim.
Seninle gülmenin güzelliğini,
Güneşin altıncı gezegenine ezberlettim,
Uçan bir hayalim olmasını isterdim hep,
Artık seni sevmeyi kendime hayal edindim…
........... devamı >>
 
Ediz Karaoğlu
    
    

320  

07 HAYDİMASALA:GURBETTEKİ GEZEGEN

1/:
Bin bir varmış, bir yokmuş...
Kral kendi beşiğini,
Sallarken tıngır mıngır,
Bir sandık altın bulmuş.
2/:
'Tıngır, mıngır' seslere,
Bizim sultan çok kızmış:
'Bu gürültü ne? ' diye
Öfke ile bağırmış.
3/:
Yedi belâlı devi,
........... devamı >>
 
Ahmet Yozgat
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 05:18:10

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim