Antoloji.com
(*) Gesi Bağlarının Hüzünlü Yüzü, (Leylâ) Şiiri - Ekrem Kazan
Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Şair Ekrem Kazan Ekrem Kazan   (Şairin üye profili) Şair bu nedir >>Popülerlik=4/5
Hayatı  Şiirleri  Resimli Şiirler  Forum  İstatistikler  Zevkler 
 << Önceki ŞiirEkrem Kazan ŞiirleriSonraki Şiir >> 
(*) Gesi Bağlarının Hüzünlü Yüzü, (Leylâ)

GESİ BAĞLARININ HÜZÜNLÜ YÜZÜ (Leylâ)


.
Gesi bağlarında, sensizim sensiz,
Mustafa’m gurbette, bense çaresiz,
Anandan çekerim, sense habersiz,
Yanında olayım, Mustafa dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
Yüreğimde sensiz, akıyorken sel,
Koparmış götürür, şuursuz bir yel,
Mecalim kalmadı, döküldüm tel, tel,
Yanında olayım, Mustafa’m dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
Anamdan, yârimden, uzakta kalmış,
Sensiz yüreğime, bıçak saplanmış,
Erciyes dağını, hasret kaplamış,
Yanında olayım, Mustafa’m dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
Gesi’yi kaplamış üzerinde sis,
Başım öne eğik, dururum sessiz,
Sevdiğim uzakta, benden habersiz,
Yanında olayım, Mustafa’m dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
Dikendir gezdiğim, bu bağlar bana,
Ağıtlar yakıyor, bu dağlar bana,
Geçit vermiyor ki, bu ağlar bana,
Yanında olayım, Mustafa’m dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
İstanbul neresi, Gesi neresi,
Avazı çıkanın, duyulmaz sesi,
Leyla’n veriyorken, sensiz nefesi,
Yanında olayım, Mustafa’m dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
Ailen düşmanım, çektirir çile,
Ne konu, ne komşu, onlarda bile,
Burada duramam, düşmüşken dile,
Yanında olayım, Mustafa’m dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
Ananda bir kadın, bacında kadın,
Yok, ederken beni, anılmaz adım,
Ölüme giderken, hep adım, adım,
Yanında olayım, Mustafa’m dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
Bir ana evlada, zulüm eder mi?
Bu torağa ait, değilsin der mi?
Değiştir yazgımı, bu bir kader mi?
Yanında olayım, Mustafa’m dön gel,
Anana bacına, olmuşum bir el…
*
Gesi’nin yolları, tuzak mı bana,
Dünyada mutluluk, yasak mı bana,
Dersaadet kapısı, uzak mı bana,
Kurbanın olayım, Mustafa’m döngel,
Anan, baban, bacın, olmuş bana el…


12 Ağustos 1998 / İstanbul

Ekrem KAZAN


© Bu şiir 'telif hakları yasası' korumasındadır. Kaynak belirtilmeden kopya edilemez.
 

Ekrem Kazan

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. (*) Gesi Bağlarının Hüzünlü Yüzü, (Leylâ) adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 

Bu şiirin hikayesi:

TÜRKÜNÜN HİKAYESİ Gesi Bağları Gesi Bağlar Türküsü Gesi bağlarında dolanıyorum Yitirdim yarimi aranıyorum Bir çift selamına güveniyorum Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmiyor ben bu yari neyleyim Gesi bağlarından gelsin geçilsin Kurulsun masalar rakı şarap içilsin Herkes sevdiğini alsın seçilsin Atma anam atma şu dağların ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime Gesi bağlarında bir top gülüm var Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var Ölüm var da şu dünyada zulüm var Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmiyor ben bu yari Gesi Bağlar Türküsü (Germir Ağzı) Gesi bağlarını dolanıyorum Yitirdim yarimi (anam) aranıyorum Yitirdim yarimi (anam) aranıyorum Bir çift selamına güveniyorum Atma anam atma beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime Gesi bağlarının gülleri sarı Ayrıldım yarimden (anam) gülmeyim gayrı Ayrıldım yarimden (anam) gülmeyim gayrı Gitti isen selamın kesme bari Atma anam atma beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime Gesi'ye giderken yolum ayrıldı Bindim arabaya (anam) başım çevrildi Bindim arabaya (anam) başım çevrildi Bu ayrılık bize Hak'tan verildi Atma anam atma beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime (Kaynak A. Gazi Ayhan) TÜRKÜNÜN HİKAYESİ Gesi Bağları Pazarörenli Afşar kadının anlattığına göre kaderi toprak rengi, kendisi bağ gülü kadar evcil bir İstanbul kızı söylemiş bu türküyü. Sevdadan çok yabancılığı, garipliği, umarsızlığı dile getirmiş onu. Er düşermiş Erciyes'in eteğine kar. Tepesinden çığ buzul eksilmeyen yüce dağlara bahar çok erken gelirmiş. Çiğdem çiçekli yazı serince, kışı ya kuru ayaz, ya amansız boran kar olurmuş buraların. Gesi, Kayseri'nin ırağında sapa bir kasabayken, yaz gelince gurbet ellere çalışmaya gidermiş buranın gençleri. Ellerinde bir küçük bavul, ceplerinde üç beş kuruş yol parasıyla İstanbul'a, İzmir'e doğru yollara koyulurlarmış. Gesili Mustafa da bir küçük evciğin en büyük oğluymuş. Yaz bahar ayı kendini gösterende bavulunu, yolluğunu alıp ana babasına veda etmiş, yaz boyu çalışıp para kazanmak, başka diyarlar görüp iş öğrenmek amacıyla binmiş kara trene, düşmüş İstanbul yollarına. Sene kim bilir bin dokuz yüz kaç? Mustafa askerliğini yeni bitirmiş, yirmi beşinde bir Anadolu delikanlısı. İnce iş gelirmiş elinden, sıvacıymış. İnmiş Haydarpaşa Garı'na. Koca İstanbul'u görünce aklından neler geçirdi kim bilir. Sisler arasında kaybolan ulu minareleri, yüksek kuleleri, görkemli evleri seyredip kendisini büsbütün garip hissetmiş olmalı. O zamanlar taşı toprağı altın bilinen İstanbul'da Gesili Mustafa'ya da bir köşe bulunmuştur barınacak. Yeni yeni yükselen beton semtlerden birinin inşasında iş vermişler. Belki Şişli'nin, belki Levent'in, belki Suriçi'nin binalarından birinin ustasıdır o. Binlerce tuğlayı üst üste koymuş, sıva yapmış, beton dökmüş. Yaptığı işi beğenmiş işveren. İşçiyken kalfa, kalfayken de usta olmuş. Bu ağırbaşlı, namuslu Anadolu genci, arkadaşlarının arasında hem yaptığı iş, hem de güvenilirliğiyle seçilmiş olmalı ki işveren onu günün birinde kenara çekip bir cigara uzatmış, ailesini sormuş. Utancından tutuk tutuk konuşarak cevap vermiş Mustafa. 'Kayseri'de bir koca kadın anam, beş kardeşim var. Yazın çalışıp kışın yeriz. Bizim oralar bağlık bahçeliktir. Erkek kısmına kış günü de olsa evde oturmak yakışmıyor. Geldim buralara... Koca anam dua etti, onun duası olmasaydı Gesili Mustafa çoktan keptiydi' demiş. Evlenmeyi düşünüp düşünmediğini sormuş işveren. 'Nasip' diye yanıtlamış Mustafa. İşvereni ona İstanbul'un kıyıcığında eski bir evde yaşayan kadıncağızın dört kızından birini teklif etmiş. 'Ben bu kızı bilirim, tanırım her haline kefilim. Anası eşini yitireli çok oluyor. Dört kıza hem analık yaptı hem babalık. Yoksulluk kınanacak bir hal değildir oğlum, bu kızı seninle baş göz edelim' demiş. O an bir şey diyememiş Mustafa. Beklemediği bu teklif şaşırtmış onu. Akşam kara gecenin içine büzülüp düşünmüş. Teklifi uygun bulmuş, her ne kadar o zamana dek bu yabancı diyarlardan evlenmeyi düşünmediyse de kabul etmiş. İnsan yaşamında oynanan en büyük kumardır ya evlilik. Bu yüzden kader deyip sorumluluğu üzerimizden atmak, işin kolayı... Bir gün iş arkadaşları ve patronu gidip çalmış eski evin boyası aşınmış kapısını. Leyla'yı görüp beğenen Mustafa'nın evlilik dileğini kadıncağıza bildirmişler, Allah'ın emriyle kızını istemişler. Yaşlı kadının tek derdi, gözü görür eli tutarken kızının mürüvvetini görmek olmalı ki ikiletmemiş kendisine gelen teklifi. Madem tanıdıklar bu yabancı gence kefil oluyor, huyu güzel, çalışkandır diyorlar, 'Hayırlı işi uzatmanın manası yok. Kıysın nikahı alsın götürsün' diye cevap vermiş. Leyla duraksayıp bakmış anasına. 'Ne tez bıkmışsın benden ki alıp kızını bilinmedik diyarlara atıyorsun,' diyecek olmuş ama sesi düğümlenmiş boğazında. Anasının uygun gördüğünü geri çevirememiş. Biraz da kahredip kabul etmiş kısmetini. Mustafa evleneceğini kısacık ve utangaç sözcükler içeren bir telgrafla bildirmiş Kayseri'ye. Basit bir alyans, üç beş parça hediye, birkaç takı ile gitmiş kız evine. Çabucak kıymışlar nikahı. Sonrası Mustafa Leyla'yı alıp memleketine doğru yola koyulmuş. Delikanlının cebinde yaz boyu çalışıp kazandığı paralar, kızın elinde birkaç parça çeyizini sıkıştırdığı bavulla geçmişler Anadolu yakasına. Kara trenin Kayseri istasyonuna Haydarpaşa'dan iki bilet almışlar. Leyla doğup büyüdüğü eski İstanbul'a gözleri dolu dolu bakmış, adını duyup yerini bilmediği Kayseri'yi düşlemiş. Korkup ağlayacak olmuş önce, sonrası kocasının elini tutup onun varlığına sığınmış. Ama zor iş göz açıp gördüğü diyarları bırakıp bilinmeze doğru yola çıkmak. Bu yüzden boğazın karşı kıyısında bütün görkem ve göz alıcılığıyla yükselen tanıdık İstanbul'a bakıp içinden geldiğince yakınmadan da edememiş. Gemiden indim de yollar ayrıldı, Bindim kara trene başım çevrildi Bize kısmet gurbet elden verildi. Atma anam atma, beni dağlar ardına Kimseler yanmasın, anam yansın derdime... Kara tren tıkır tıkır aşmış dereleri dağları. Anadolu'nun kıraç bozkırlarını geçip bir yüce dağın eteğine yaslanmış Kayseri'ye ulaşmış. Mustafa'nın ailesi karşılamış gelinlerini. Sarmaş dolaş olmuşlar. Leyla'nın içindeki ürkeklik geçmiyormuş yine de. Girmiş Mustafa'nın alçacık damlı, tek katlı, önünden tozlu bir yol geçen evine. Henüz alıştığı bildiği gibi bir yerle karşılaşamamanın ürkekliğini üzerinden atmadan konu komşu gelmiş İstanbullu gelini görmeye. Hediyeler getirip uğur dilemişler. 'Vış bacım! ' demiş kimileri Mustafa'nın anasına. 'Taa İstanbullardan alıp getirecekti madem; alma yanaklı, kalın bilekli, kara kaşlı, kara gözlü birini bulaydı ya oğlun. Ayvalardan renk almış bu kızı da nereden buldu nikahladı? Ayağına şalvar giydirecek olsan lastiği tutacak kalçası yok, üstüne gök gürlememiş çalı gibi bir şey...' İki ayrı dünya gibi zıt gelmiş Gesi ile İstanbul Leyla'ya. Koca şehrin ruhuna tanıdık köşelerini bırakıp yad ellere gelin gelmenin acısını bir türlü atamamış üzerinden. Gün boyu işe, aşa, suya, ateşe koşturup hizmet etmiş yeni yuvasına ama ille de kapısını çekip çıktığı evini özlermiş, ille kocamış anasını, kimsesiz kardeşlerini anarmış. Başka hiçbir şeye benzemeyen yurt özlemi sarmış gönlünü. Kimselerden yüz bulamamış dertleşmek için. Ancak akşam olunca odasına çekilip Mustafa'nın göğsüne başını dayar, içinden geldiği gibi yakınıp ağlarmış. Çırpını çırpını yuvamdan uçtum Ağlayı ağlayı gurbete düştüm. Ayrılık zehrini gençlikte içtim. Örtün pencereyi esmesin yeller, Algın olduğumu bilmesin eller. Mustafa yerinden yurdundan edip getirdiği bu garip kuşu yeni yuvasına alıştırmak için uğraşmış durmuş. Günbegün sevmişler birbirlerini. Yürekleri birbirine ısınmış. Eşini incitmemiş Gesili delikanlı. Anadolu'da adet olduğu üzere anasının, kardeşlerinin yanında ona pek yakınlık göstermese de bakışlarıyla, davranışlarıyla sezdirmiş sevdasını. Tenhalaşınca moral vermiş, destek olmuş. Akşam saatleri onu yanına alıp Gesi bağlarında gezintiye çıkarmış, unutturmaya çalışmış karısına gurbet acısını. Dolaşırken de türkülerle dile getirmişler hallerini, Gesi'ye giderken yolun sağında, Güller açmış nazlı yarin bağında, Gurbetteyim daha gençlik çağında Gel otur yanıma boyu boşu güzelim Dost düşman yanında gülüp gezelim. İki tazenin arası iyiymiş ama Mustafa'nın anası, kız kardeşleri pek de sevememiş Leyla'yı. Köy işinden anlamaz, koyun keçi sağamaz, iki avuç bulguru aş yapıp ortaya getiremez bir cahilmiş onların gözünde yeni gelin. Güler yüzleri çok sürmemiş. Evin içinde yaban gezer gibi irdemişler, dışlamışlar, itip kakmışlar sahipsizi. Fakir kızıysa da görgülü evin çocuğu olduğu için sesini çıkarmamış Leyla. Onlar itekledikçe Mustafa'da gönül dinlendirmiş. Sorup anlamadan öz kızını koparıp bilinmedik diyarlara atan anasına da gün geçtikçe gönül koymuş, sitem etmiş, ilenmiş. 'Ne var idi Mustafa'yla İstanbul'da kalaydık. Koca kalabalıklara yer buluyorlar da biz sığamadık mı oralara? ' diye söylenmiş. Sıvacı Mustafa önceleri karısıyla anasının anlaşıp geçineceğini düşünmüş. Leyla kocasının evine, anası da yeni geline ısınacaktı hepsi bu. Ama dallı güllü şalvar giyen, boncuklu tülbentle yaşmaklanan Afşar karısı kadın anası insaf edeceğe benzemiyordu. Günbegün sertleşti İstanbullu gelinine. İşe ocağa sokmaz oldu. Ağzını açacak olsa, 'Kendi gelen sen sus. İyi bir şey olaydın anan göğsünden söküp azıtmazdı seni' diye paylıyordu onu. Leyla kızın içini yalaz yalaz yakıyordu bu sözler. Gurbet elde tutunacak dalı yoktu, arkasını dayayacağı akrabası yoktu ki baş kaldırıp cevap versin. Attı içine, attı içine. Her akşam sızım sızım sızlandı. Ağlayıp içini döktü eşine. Kaynanasından işittiği kötü sözleri bir bir anlattı. Gesi bağlarında bir top gülüm var, Hey Allah'tan korkmaz, sana bana ölüm var. Ölüm varsa bu dünyada zulüm var Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim. Halimden bilmiyor, ben o yari neyleyim. Aylar ayları kovaladı art arda. Leyla her gün yeni bir gizini keşfetti geldiği evin, Mustafa'nın akrabalarını tanıdı, konu komşuyla biliş oldu. Dışarı çıkarken yaşmaklanmaya, tencereyle sofraya getirilen çorbayı kaşıklamaya, kuyudan su çekmeye, tandır ateşine, çalı çırpı kırmaya, koyun keçi sağmaya alıştı ama atamadı üstündeki garipliği. Kendisini yeni evine benimsetemedi. Durgunlaştı, suskunlaştı, iyice zayıfladı. Mustafa baktı olacak gibi değil, bu kızı Gesi'de eğlemenin yolu yok. Bir gece onun İstanbul'a dönme teklifine 'olur' dedi. Ama baba ocağından kavgalı ayrılmak olmaz. Hem İstanbul'da yerleşecek ev yok, Leyla'nın anası kendisine zor yeter bir kadıncağız. Onun yanına gidip sığınmak olmaz. Gesililer arkasından laf eder, 'anasını bırakıp el kızının peşine düştü, yaban ellerde iç güveyi oldu' derler. -Ben İstanbul'a varıp bir yer bakmayım. Bir iş bulup çalışayım. Bir mevsimden tezi yok, seni yanıma alırım. İstanbul'a yerleşiriz, dedi Leyla'ya. Onu yaşlı gözlerle bıraktı evin eşiğinde. Bavulunu alıp yine düştü gurbet ilin yoluna. Yazmam gül yaprağı karanfil ırak, Aksine vuruyor, devranı felek Gesi bağlarında Leyla diyerek, Devşirdim çiçeği, dalda ne kaldı, Gurbete gidiyom burda nem kaldı. Bir başına kaldı taze gelincik. Kadın olmak eli eteği eksik doğmak değil mi? Hele Anadolu'daysan, hele yurdundan uzak yerde yuva kurduysan olmayanı olduracaksın, her bir yana koşturacaksın, sabah akşam işleyeceksin. Yine de kadrin kıymetin bilinmeyecek, horlanacaksın, itileceksin. Leyla da bir çok bilmiş kaynanayla birkaç cahil görümce arasında kalakalmış. Tek tesellisi Mustafa'dan aldığı 'tez döneceğim' sözü. Sabredip beklemeye koyuldu. Serin bir dua gibi sakladı içinde Mustafa'yı. Ama evdekiler anlamıştı olacakları. Oğulları bu şehirli gelinin sözüne kanıp İstanbul'a yerleşmeyi kafasına koymuştu. Elleri belinde karşısına dikilip söylendi Mustafa'nın anası. 'Oğlumun aklını çelip İstanbullara gönderdin. Bizim ile ocak başında diz kırıp tarhana kaşıklamaya aklın kesmiyordu ne diye geldin buralara? Koca İstanbul'da kapısını sana açan olmadı mı da telsiz duvaksız, gelinliksiz gelip düzenimizi bozdun bre yabanın kendi geleni? ' Oturduğu köşeye büzüşüp kaldı Leyla. Mustafa'sı da yoktu ki derdini yansın. Garip başını eğip şikayetlensin, sabır istesin... İşittiği sözler içini yakıyordu ama ne yapsın, bir başınaydı. Yurt yuva özlemine bir de kendisinin tek destekçisi kocasının hasreti eklenmişti. Alıp başını Gesi bağlarında geziyordu komşu kızlarıyla. Gezerken de için için ağlayarak söylüyordu türküsünü. Ooff, Gesi bağlarında dolanıyorum Yitirdim yarimi aman aranıyorum Bir çift selamına güveniyorum. Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim. Halimden bilmiyor, ben o yari neyleyim. Konu komşu acıyordu Leyla kızın garipliğine. Gidip kaynanasıyla konuşacak oldular, 'Sürüsünden ayrılmış bir garip leylek gibi bu el kızını irdeme böyle koca ana. Allah'ın gücüne gider, hakkı bilmez kul değilsin. Elini obasını bırakıp eline düşmüş, incitme garibi' Mustafa'nın anası öfkeyle göğsünü dövüp ilendi gelinine, 'Her kişi diyarını dirliğini bilecek bacım. Gittiğin yerin bir gözü korse sen de birini yumacaksın. Ben bu yabanın kılıksızına iş uğraş öğretemedim komşular kınamayın beni. Eline kürek orak alamaz, ocak başına varsa aş eyleyemez. Neyleyeyim kadan alım, bana bir çare gösterin.' Gelenler çıkıp gitti üzülerek, alıp içlerine avuntu verdiler İstanbullu geline. Alıp kalemi eline ak kağıtlara nakış nakış yazdı derdini Leyla. Yari ile mektuplarda dertleşti. 'Tez gel' dedi sevdiğine. 'Tez gelip al beni buralardan, daha dayanamıyorum.' Komşu kızlarına söylediği türküyü de iliştirdi mektuba. Gesi bağlarının gülleri mavi, Ayrıldım yarimden anam gülemem gayri Yarden ayrılanın böyle olur hali, Ne deyim ağlayım ah alnımın yazısı Söyle bana söyle be yarinin kuzusu... Üstü kara yazılı ak kağıtlar gurbet elde varıp buldu Mustafa'yı. Derdini bir iken bin eyledi. Koca yiğit çaresiz kaldı İstanbul'un orta yerinde. Çünkü daha ne iş bulabilmişti ne de ev. Ne dese gerekti sıladaki yarine. Bir of çekip savurdu cigarasının dumanını, kalemi eline alıp gönlünce yazdı içindeki efkarı. Karısına teselli olsun diye bir yüzük alıp gönderdi mektupla. Onun yakınışının güftesine uydurup karşılık verdi. Gesi bağlarında bir oylum kaya, Düşmüşüm sevdaya anam ne diyon bana Bir yüzük yaptırdım bergüzar sana Takın parmağına yarim yadigar olsun. Bize sebep olan, onmasın da sürünsün. Geçmek bilmiyordu Leyla için vakit artık. Mustafa'yı bekleyip oturuyordu köşesinde. Kendisini yad ellere gelin eden anacığına sitem ediyordu söylediği türkülerde. 'Gesi bağlarını bekleyen gelin' diyordu konu komşu ona. Türküsü dilden dile söyleniyor, ağız ağız yayılıyordu Kayseri'ye. Leyla'yı yalnızlığın acısı büsbütün sarıyor, büsbütün eritiyordu. Doğum yapıp nur parçası gibi bir oğlunun olması bile acısını azaltmaya yetmedi. Anam yok ki ağıdımı dinlesin, Yarim yok ki şikayetim dinlesin Şu garip gönlümü kimler eylesin. El kadar anlımda türlü yazım var, Evvel bir basımdı şimdi körpe kuzum var. Güzel olan şu ki bu türkü Yemen ağıtı gibi dönüşsüz bir ayrılığa yakılmamış. Leyla'nın bekleyişinin ne kadar sürdüğünü bilmiyor. Bir mevsim mi, bir yıl mı, bir ömür mü? Ama sonuç olarak Mustafa memleketine dönüp Leyla'yı almış, baba ocağına veda edip İstanbul'a gitmişler. Kim bilir hangi semtine yerleştiler, nasıl bir evleri oldu, Gesi'yi özlediler mi? Leyla kız daha ne mısralar dizdi, İstanbul'a dönünce söndü mü içindeki sıla hasreti? Kaç çocukları oldu, hala yaşıyorlar mı? (Kaynak: Türkü Öyküleri - Hulusi Üstün, Pozitif Yayıncılık,)
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
6.5 10
(39 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirEkrem Kazan ŞiirleriSonraki Şiir >> 
(*) Gesi Bağlarının Hüzünlü Yüzü, (Leylâ) Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
Gönüleri: Şiirin güzel bir halk şiiri (koşma) olmuş Zifin Çiçeği.Hele Gesi Bağları'nın müziği eşliğinde daha bir güzelleşiyor.Eline gönlüne sağlık.Bayramınızı da tebrik ediyor, gözlerinizden öpüyorum... Enver Özçağlayan

0 person liked.
0 person did not like.
Zaman/sız/Zaman: Bu topraklarda ne sevdalar yaşanmış ne destanlar yazılmış ne efsaneler dönmüştür gerçeğe...Onurluyum gözümdeki yaştan mutluyum ki bu kültürün evladıyım... Tekrar tekrar teşekkürler sevgili üstadım...Hep orada kalın... Sizin şiirlerinizde ayrı bir haz var...Tebrikler... SAYGIMLA...

0 person liked.
0 person did not like.
Ahmet Daş 1: hala varmı kaynana..emek verilmiş bir çalışma..eline sağlık..

0 person liked.
0 person did not like.
Perihan Pehlivan: bunca emek ne desek az kutlarım tam puan elinize sağlık. gurbet kapı arkasıda olsa yine gurbet. hayırlı bayramlar.

0 person liked.
0 person did not like.
Âlimoğlu: Sn. Kazan ŞAHANE! Fazla söz fazla gelir. 10 az. Hikayesi de ayrı güzel. Teşekkürler. Gesi’nin yolları, tuzak mı bana, Dünyada mutluluk, yasak mı bana, Dersaadet kapısı, uzak mı bana, Kurbanın olayım, Mustafa’m döngel, Anan, baban, bacın, olmuş bana el… Bitimsiz sevgilerimle... Âlimoğlu

0 person liked.
0 person did not like.
SEZARVESU: Bizi harika bir dünyanın içinde gezdirdin. Hayatın gerçeklerine girmiş şiirler, türküler bize verildiği için şair olduk, şiir sevdik. leylamıza dizeler sunduk. Bu güzel anlatıyı derlemen ve şiirle farklı bir güzellik katman emek veren bir insanın çabası sonucudur. Emeğini ve güzel çalışmanı tebrik ediyorum.

0 person liked.
0 person did not like.
Orhanti: Merhaba Sn. Ekrem Bey, Efendim, destansı anlatımla birlikte sürek şiiri... Bir öykü ile birlikte çok güçlü bir türkü kültürünü canlandırmanız, şiir formatında güncellemeniz çok yararlı bir toplum için sanat işi. Teması, yaşanan bir olaya dayalı halk kültürüne dayandığından, okurların dikkatini çekecek güçte.. Sunularda, bir giriş bilgisi ile ortaya konulabilir. Başarılar dilerim. Saygılarımla... Orhan Tiryakioğlu (Orhanti) http://www.antoloji.com/orhan_tiryakioglu

0 person liked.
0 person did not like.
Ali Arif: Çok güzel bir şiirdi. Yüreğinize sağlık.

0 person liked.
0 person did not like.
Âlimoğlu: Sn. Kazan Bir şairin sadece yaşadıklarını değil, etkilendiklerini de anlatabilmesi çok güzel birşey. Kutlarım gönülden. 10 yakışır. Gesi’nin yolları, tuzak mı bana, Dünyada mutluluk, yasak mı bana, Dersaadet kapısı, uzak mı bana, Kurbanın olayım, Mustafa’m dön gel, Anan, baban, bacın, olmuş bana el Gönül bahçemden gönül bahçenize 1001 renk çiçek yolluyorum. Kabul buyurunuz lütfen. Sevgiler... Âlimoğlu

0 person liked.
0 person did not like.
Mehmed İhsan Uslu 1: Bir ana evlada, zulüm eder mi? Bu torağa ait, değilsin der mi? Değiştir yazgımı, bu bir kader mi? Yanında olayım, Mustafa’m dön gel, Anana bacına, olmuşum bir el… * Gesi’nin yolları, tuzak mı bana, Dünyada mutluluk, yasak mı bana, Dersaadet kapısı, uzak mı bana, Kurbanın olayım, Mustafa’m döngel, Anan, baban, bacın, olmuş bana el… Tebrikler Şair Kardeşim! Bu şiiriniz engin kültürümüzün bir parçasına ışık tutması itibariyle büyük bir boşluğu dolduruyor. Kaleminiz susmasın. Nice ölümsüz eserlere imza atasınız. Sevgilerle. Vesselam...

0 person liked.
0 person did not like.
Mahmut BULDU: Ağıt gibi,türkü gibi olmuş uzun ama keyfle okudum,emeğine yüreğine sağlık tam puan asıldı panonuza tebrikler keleme yüreğe.

0 person liked.
0 person did not like.
Zaman/sız/Zaman: Çok korktum acı son diye...neyse ki Ekrem Bey vuslat varmış kaderlerinde...artık dayanamayacağım acılı şiirlere...her şiirde ölüp ölüp diriliyor onlarca şairin derdiyle dertleniyorum..ben fazla dayanamam antolojiye ama hadi hayırlısı...şiiriniz müthişti...saygımla...

0 person liked.
0 person did not like.
@AsiRüzgar@: İstanbul neresi, Gesi neresi, Avazı çıkanın, duyulmaz sesi, Leyla’n veriyorken, sensiz nefesi, Yanında olayım, Mustafa’m dön gel, Anana bacına, olmuşum bir el… KUTLARIM ESİNLENEN YAZAN YÜĞREGİ TAM PUANIMLA..

0 person liked.
0 person did not like.
Hasan Yüksel: Gesi Bağları türküsü bir çok yürekte derin izler bırakmıştır. Burhanettin Akbaş yaptığı araştırmada, bu türkünün günden güne dilden dile dolaşarak, 200 beyiti geçtiğini söylüyordu. Sizin yazdığınız bu güzel sözlerde bu türküye eklenecek kadar güzel olmuş. tebrikler.

0 person liked.
0 person did not like.
Şemsettin DERVİŞOĞLU: Şiiriniz de türkü kadar güzel üstadm.Keyifle okudum.tebrikler kaleminize saygılar yüreğinize.

0 person liked.
0 person did not like.
Fatma Gökmen: hem şiiriniz hem de hikaye harikaydı..yüreğinize emeğinize sağlık efendim..kutluyorum..

0 person liked.
0 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 18 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Sinan Erol
Bilal Gönülalçak
Tahir Küçükerol
Elli Atayurd
Muhammed Aheng
Ahmet Gökbulut
Hayrettin Furkan A...
Gülsen Çakal
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Bu Gece (Cemal Safi)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen..  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum..  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı..  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin..  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum..  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim..  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil..  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1..  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Sakarya Türküsü..  (Necip Fazıl Kısakürek)
10  Ben Senden Önce Ölmek İsterim.....  (Nazım Hikmet Ran)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
*Çok Kişili Fiil Çekim Örnekleri (Münzevî Muhayyelât)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: (*) Gesi Bağlarının Hüzünlü Yüzü, (Leylâ) Şiiri - Ekrem Kazan

Antoloji.com
31.07.2014 04:19:10  #.234#
[952001]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#952001 ##28056