Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

GENERAL Konulu Şiirler - general Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "general" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "general" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. general Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

41  

YAĞMUR VE İSTANBUL

ne zaman
yagmur yağsa
ben sokağa
çıkarım

bazen
bitmez yağmur
ben bu
bitmeyişi severim
takatim kalmayana
kadar dolaşırım

sonra
boğaza nazır bir tepede
İstanbul'u izlerim
İstanbul'u hiç bir
zaman alamamış
kendimi
bir general gibi
düşünürüm

o
yedi tepesiyle
gülümser bana
kimsenin duymadıgı
hüzzam besteleriyle
Fatih’ine
bile söylemediği
aşk şarkılarını
söyler
........... devamı >>
 
İlker Halil Türer
    
    
    

42  

MOLA CEHENNEMDE [PABLO NERUDA]

O budala katır Mola durmaksızın
sürüklenir uçurumdan uçuruma
ve enkaz gibi yuvarlanır dalgadan dalgaya,
kükürtle ve büğlüyle mahvolmuş,
pişirilmiş kireçte ve safrada ve hilede,
önceden bekleniyordu cehennemde,
gidiyor cehennemsi melez, katır Mola,
sonsuza dek budala ve yumuşak,
tutuşmuş kuyruğu ve kıçıyla.


Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
(“Üçüncü Konaklama”nın
“Yürekteki İspanya” adlı bölümünden) .
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

43  

ORTA AMERİKA

Amma da ay, kanla lekeli bir dipçik gibi,
amma da kırbaç yeşilliği,
amma da dehşet verici ışık, koparılmış göz kapağı,
kıpırdamadan, ses çıkarmadan inleyişine izin veriyor senin,
ve ağızsız, dilsiz bölüyor senin acılarını
ey merkezi kuşaklar, cennet
senin sağılmaz yaralarınla.
Görüyorum gece ve gündüz acıları,
görüyorum gündüz ve gece zincire vurulmuşu,
sarı saçlının, zencinin, kızılderilinin
yazışını ezilmiş, fosfor ışıltılı elleriyle
gecenin bitimsiz duvarına.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    
    

44  

AMERİKA, ANMAM ADINI BOŞ YERE [PABLO NERUDA]

Amerika, anmam adını boş yere.
Boyun eğdiğinde kılıç yüreğime,
ruhumda o sonsuz dam akmasına dayandığımda,
pencerelerden
senin yeni günün beni delip geçtiğinde,
bana hayat veren ışıktaki kendim oldum ve olurum,
beni belirleyen gölgede yaşarım o zaman,
uyur ve uyanırım ben senin somut şafağında:
üzümler kadar tatlı, ve gene de dehşet verici,
şekerin ve cezanın lideri,
soyun dölünde yıkanmış,
senin kalıtının kanıyla beslenmiş.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

45  

GENÇLİK [PABLO NERUDA]

Eriklerden yapılmış ekşi
bir kılıç gibi bir koku bir yolda,
şekerin öpüşü dişlerde,
hayatın damlaları kayıyor parmaklar boyunca,
o şirin, kösnül eten,
hasat tarlası, ekin ambarları, kışkırtıcı,
gizli yerler geniş evlerde,
uyuyan eski döşekler, tepeden bakılan
o haşin yeşil ova, o saklı pencereden:
bütün bir gençlik ıpıslak ve pırıl pırıl
devrilmiş bir lamba gibi yağmurda.

........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    
    

46  

GÜNEY'DE AÇLIK

Görüyorum Lota'nın kömüründeki ağlayışı
ve hor görülmüş Şili'lilerin buruşuk gölgesinin
toprağın derinindeki acı damarı delişini,
ölüşünü görüyorum, yaşayışını, katı külde gelişini dünyaya,
eğri büğrü, yayılmış toprağa güya dünya
gelmiş sadece ve gitmiş öylece
kara toz ve alevler arasında,
ve gerçekleşen tek şey
kışın öksürükleriydi, bir sıtma ağacı yaprağının
ölü bir bıçak gibi düştüğü kara suyun içinden
çiftesiydi atın.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

47  

PATAGONYA

Ayı balıkları doğuruyor
buz soğuğu bölgelerin derinlerinde,
alacakaranlıkta yeraltı mağaraları oluşturuyor
okyanusun son uçurumunu;
Patagonya'nın inekleri
ayırıyorlar günden kendilerini
bir patırtı gibi, yalnızlıklara karşı
sıcak sütunlarını soğukta yükselten
ağır bir pis koku gibi

Bir çan kadar ıssızsın sen, ey Amerika:

için hiç bir zaman yükselmeyen şarkıyla dolu,
ne eli ne de kulağı var
çobanın, ova çiftçisinin, balıkçının
ne bir piyanosu ne de bir yanak etrafında: izliyor ay onları,
sonsuzluk yüceltiyor hayatlarını, gece gözetliyor onları,
ve diğerleri gibi yavaş yaşlı bir gün doğuyor.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

48  

BOZKIRA GÖMÜLÜ İNSAN

Ben sadece tangodan tangoya
denersem o sonsuz çayıra ulaşmayı,
yabanıl mısır, uyurken ben, büyürse
sadece ağzımdan dışarı,
duyarsam ovalarda
atların gürleyişlerini,
toynakların hiddetli fırtınası
gömülmüş parmaklarımın üzerinden geçerse hızla,
öperim tohumu o zaman dudaklarım olmasa da
ve iliştiririm gözlerimin izini
görmek için serkeşliğimin sevdiği dörtnalayı:
öldür beni, vidalita,
öldür ve dağıt özümü
gitarın kısık sesli metali gibi.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 11:53:40

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim