Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

GENERAL Konulu Şiirler - general Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "general" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "general" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. general Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

313  

DÜNYANIN ADI JUAN [PABLO NERUDA]

Kurtarıcılardan sonra geldi Juan
çalışarak, balık tutarak ve savaşarak
marangozhanesinde ya da rutubetli madeninde.
Sürdü toprağı elleri ve ölçtü yolları.
Kemikleri dağılmış dört bir yana.
Ama yaşıyor O. Geri döndü topraktan. Doğdu O.
Ölümsüz bir bitki gibi büyüdü yeniden.
Bütün bu kirli gece boğmak istedi O'nu
ve bugün şafakta güçlendiriyor O yılmaz dudaklarını.
Bağladılar O'nu, ve şimdi kararlı bir askerdir O.
Yaraladılar O'nu, ve daha diri elmaların sağlığı var O'nda.
Kestiler ellerini, ve bugün yeniden sallıyor yumruğunu O.
Gömdüler O'nu, ve şimdi bizimle yürüyor şarkı söyleyerek.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    
    

314  

HUERTA USTA ('LA DESPRECİADA' MADENİ'NDEN, ANTOFAGASTA KENTİ) / [PABLO NERUDA]

Kuzey'e giderseniz eğer, bayım,
'La Despreciada' madenine uğrayın
ve Huerta Usta'yı sorun.
Çok uzaktan görünmez hiçbir şey
kül renkli kum tarlalarından başka.
Sonra gözleriniz takılır binalara,
halata, taş yığınlarına.
Bitkinlik ve acılar
görünmez orada, toprak altında
daha bir semirirler çünkü kırarken insan varlıklarını,
ya da dinlenirler orada, yayılarak,
dönüşürken sessizliğe.
Maden filizini kazırdı Huerta Usta.
Bir doksanbeş boyundaydı.
Maden damarı saklar kendini derine
maden filizini meyilli duvarlardan bulup çıkarana
picano da derler,
beşyüz metre derinde,
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

315  

MORAZAN (1842)

Gecedir ve Morazan uyanır.
Bugün mü, dün mü, yarın mı? Sen biliyorsun bunu.

Merkezi kuşaklar, ensiz Amerika,
yaratılmış gibi iki denizin
mavi dalgalarından, taşıyor kollarında
sıradağları ve zümrütten tüyü:
arazi, birlik, filinta tanrıça
doğdu deniz-köpüğünün kavgasından.

Nesiller ve kurtçuklar yavaşca kemirip tüketir seni,
fıkırdaşır üzerinde asalak hayvanlar
ve bir maşa uykundan ediyor seni
ve bir hançer kana buluyor seni,
yırtılırken bayrağın.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    
    

316  

AMERİKA [PABLO NERUDA]

Ben, çevrilmişim ben
hanımelleri ve çorak topraklarla, çakallar ve şimşeklerle,
leylakların zincirlenmiş kokularıyla:
ben, çevrilmişim ben
günlerle, aylarla, sadece benim tanıdığım suyla,
yoncalarla, balıklarla ve sadece benim anımsadığım günlerle,
ben, çevrilmişim ben
daracık, savaşan köpüklerle
çanlarla kaplı sahiller boyunca.
Volkanın ve kızılderililerin al renkli gömleği,
yol, kökler arasındaki yaprak ve dikenle
beliren çıplak ayak
geliyorlar ayaklarıma geceleyin dolaşmam için.
Karanlık kan sanki sonbaharın
toprağa akışı gibi,
yabanıl ormandaki ölümün korkunç örneği,
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

317  

DAHA ÖNCE ONLARI DA TANIMADIĞIM

Daha önce onları da tanımadığım
genç bir çift açtı kapıyı.
Kadın
altın-sarısıydı haziran ayı gibi,
ve derin gözlü bir mühendisti erkek.
Bölüştüm ekmeği ve şarabı
onlarla,
yavaş yavaş
eriştim onların tanınmamış içtenliklerine.
'Ayrılmıştık,
sonsuzcaydı görüş ayrılığımız:
bugün konuklamak için buradayız,
bugün seni bekledik birlikte.'
dediler.
Orada, o küçük evde,
sessizlikten bir kale kurmak için
birleştik.
Uykunun içindeymişim gibi suskundum tüm.
Merkezde, kentin tam da yüreğinde
buldum kendimi, ve neredeyse işitiyordum
adımlarını Hain'in,
benle onları ayıran duvarların ardında
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    
    

318  

KOMUTANLAR ÇILDIRMIŞ

Dokuzyüzonbeş, Çanakkale’ye döndü gözler,
Yığıldılar boğaza haçlılar birer birer...
Çelik donanma, yenilmez ordular sürüyle,
Süper silahlar yarıştırıldı birbiriyle.
Mağrur komutanlar toplandı boğaz önünde,
İstanbul’u çiğneyeceklerdi ondört günde.
Savaş denince gerekirdi onlardan sormak,
Başıbozuk Türkler mi onları durduracak?
Elleri kullanmaya bile kalmazdı gerek,
Boğaz üç günde geçilirdi tekmeleyerek.
Süper silahları denediler defalarca,
İnsanlar, ağaçlar, taşlar oldu parça parça.
Nice gençlerini getirmişlerdi boğaza,
Kara listeler hiç bitmiyordu yaza yaza.
Metrekareye altıbin mermi atılmıştı,
........... devamı >>
 
Ekrem Şama
    
    

319  

MEHMETLER YİĞİTÇE SAVAŞTI, HAİN PUSU KURMADI

’’Karlar eridi çapulcu köpekler çıktı meydana,,
Terörü destekliyenler her kimse ocağı yıkıla
Onlarında genç fidanları kökünden kuruya,,
Böyle bir vahşeti kaldıramıyorum anlayana,, ‘’... Şairimiz Ramazan Gökçe’den ve

’Karlar Eridi Köpekler Çıktı Meydana...’ şiiriyle içimde oluşan ve sesli düşüncelerim....eriyen karlar gibi destek verenler de eriyeler hortlattıklarıyla birlikte... Afrika kıtası gibi 168 ülkeye bu hain saldırıyı hortlatan ülkeler ve Generallerine bir çift sözüm var:
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    

320  

MEKSİKA’NIN DUVARLARI ÜZERİNDE (1943)

Irmaklar boyunca uzanıyor ülkeler,
arıyor o yumuşak memeyi, gezegenin dudaklarını,
sen Meksika, ulaştın alıç dikeninin yuvasına,
kanlı kartalın ıssız yüceliklerine,
yabanıl savaşçı ordusunun balına.

Başkaları bülbülü aramıştı ve bulmuşlardı
dumanı, vadiyi, insan derisi gibi yöreleri:
sen Meksika, gömdün ellerini toprağın derinine,
vahşi bakışla büyüdün taşta.
Ağzın değdiği zaman çiğdemin gülüne
dönüştürdü gökyüzünün kırbacı onu sızılara.
İki denizin dalgalanmış köpükleri arasında
bıçaklardan bir rüzgâr gibiydi kökenin.
........... devamı >>
 
Pablo Neruda
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 12:05:48

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim