Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

GENELLEME Konulu Şiirler - genelleme Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "genelleme" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "genelleme" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. genelleme Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

25  

ASSİA WEVİLL PARADOKSUNUN, ‘SEZİLESİ TENNYSON MORTE D’ARTHUR ÇAĞINA-DİDAKTİK’ ETKİSİ: BİR DÜNYA ÖZELEŞTİRİSİ

Çok kişi düşünüyor, birileri suçsuz veya birileri suçlu;
Düşünmüyor düşünen, insan düşünüyor ne var ki.
Halbuki denge bu ikisinin arasında.
Kim kalkıp yardım ediyor kolayca
kendi rahatından, bu işin yapım aşamasında.
Olmaz önce susup sonra harekete geçmek
Verdik çok emek, tırnaklarla gelindi kazıyarak.
bu yüzden demiştim, hem doğum kontrol
hem de çevre felaketleri sebepli,
bir yere kadar bir çaredir
bilimsel gelişmenin hızlandırılıp
uzaya açılmanın önünü tıkamamak
hiç olmazsa insanlık ruhsal gelişimi tamamlayana kadar.
Amerikan hükumetinin kahrolası onayını koymadığı şu meşhur imza,
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

26  

HER GÜNE BİR MEKTUP 3

...
Sizi geç yanıtladığım için affedin...Bundan sonra gecikme olmayacak... Korkmaya gelince, siz yazdınız ya yetmez mi...Demek ki benim gibi özgürler ve SİZİN GİBİ KORKUSUZLAR halen var... Bir diğer mevzuu da “Korkunun ecele faydası var mı...” Elbette yok... Öleceksek ölelim...

Ayrıca, kadınlar, diye bir genelleme yapılabilir mi, böyle toptancı bir yaklaşım ve tutum takınabilir miyiz diye düşündüm... Sonra bunun hep yapıldığı aklıma geldi. Bence bu doğru bir yaklaşım değil; her zaman istisnalar olduğu gibi, hangi kadın ya da kadınlar diye de sormak gerekiyor. Çalışan kadın, işçi, memur, kariyer sahibi kadın; ev kadını ya da hangi yaşlardaki kadın ya da kadınlar; hangi kültürün kadınları: Alt sınıf, üst sınıf, orta sınıf kadınlar... Kocaman bir soru işareti... Böyle genellemeler bu denli kalın çizgilerle yanlış; ama ötekinden kastımız erkekse, evet doğru.
........... devamı >>
 
Mehmet Haluk Hisli
    
    

27  

BENİM...(DY4)

Uzun bir sessizlik yaşandı hayatımda ne kelimeler bir çözüm bulabildi bu anlamsız zamana ne de çevremde olup bitenler. Kayıp bir zaman dilimini daha yaşamış oldum nedenleri, sonuçları ve yaşattıkları hatırlanmayacak ve belki de böyle bir zaman hayatımdan hiç geçip gitmiş olmayacak. Ilerde hayatımın o kısmı sorulduğunda bilmiyorum çünkü ben böyle bir zaman dilimini hiç yaşamadım ki diyeceğim. Herkesin böyle kayıp ve anlamını yitirmiş zamanları vardır sanırım yada buda benim kendimi kandırmak için söylediğim bir cümle olarak bu satırlarda kalacaktır. Kalmayacak kalmayacak dedi bir ses evet uzun zamandır onunlada karşılamıyordum sanırım zamanın boşluğu ve nedensizliği onun bile bu durumun bir parçası olmak istememesine yetmişti. Evet dedi Benim usulca ve tekrarladı – evet – böyle zamanlarda herşey gibi bende kaybolurum ve aramızdaki amansız savaş bile bu zaman diliminde yaşanmaz ve kaybolur. Hep böyle bir zaman dilimi içindemi kalsam diye içimden bir serzenişte bulunacak oldum ki hemen cevap verdi Benim, bu tip zamanların çok olacağını sanıyorsan yanılyorsun diye usulca cevap verdi ve peşinden sanki ilk kıvılcımı o başlatmak istercesine senin hiç dostun yok mu diye bir soru iliştirdi ve oturması gereken sandalyeye geçerek evet hadi bunada bir yanıt verde görelim dercesine dikti gözlerini üzerime.
........... devamı >>
 
Murat Karatekin
    
    
    

28  

AŞK NERE GİTTİ (DENEME)

AŞK NERE GİTTİ

Görüşmeyelim, arada sıra, bazı bazı, belki de kim bilir hiç, boğulmaların önüne geçmenin belki de başka yolu vardır değil mi? Her gün, gür ve hır, hır ve gür.Ömür törpüsü gibi bir şey, sabahın köründe başlayan, gecenin bilmem kaçıncı saatinde biten teraneler.
Tesbit bu mudur, dert sıkıntı tasa neyden yanadır, yar sıkıntıda, yar küskün, yar bozgun, temennisi bu değildi tabiî ki, sabahın akşamı akşamın sabahı varsa başlangıcın devamı devamın sonu, sonun başlangıcı hep olacaktır.
........... devamı >>
 
Muharrem Araz
    
    

29  

İNANÇ VE TOPLUMSAL İSTEM (TALEP) 54 AFORİZMALAR CEVAPLAR 11

Topluluk kavga eder ve topluluk dağılır. Topluluk yarın başka kişilerden oluşur. Ama toplum dağılmaz, hergün yeniden üretim yapar ve kurallı kurumsaldırlar. Çok farklı kavramdırlar. Toplum Ay'a gider ve bunun temelini üretir. Ama topluluk bunu asla başaramaz. Ne Ay'a gidebilir, ne bunun temelini üretir. Üstelikte toplumda bireyler vardır. Toplulukta kişiler vardır, inançları vardır. Toplulukta kişi-kişi ilişkisi varken, toplum da toplum-birey ilişkisi varlaştırması vardır. Toplulukta Ali yerine Veli, Suna, rastgeleliği olabilirken, toplumda Hüseyin'in yerine eğer Sevda doktor birey değilse, rast gele birey olamaz. Topluluktaki kişilerin, sevgileri, nefretleri, hoşgörüleri vs. sınırsız soyut düşünmeleri vardır. Bireyin de, bu öznellikleri vardır, ama birey; bunlardan çok bireylik kuralları ile toplumda vardır.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    
    

30  

ANARŞİZMİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ YA DA HAFİFLİĞİN DAYANILMAZ ANARŞİSİ

Birisi bu başlığın altını doldurmalı. Ve Anarşizmin dayanılmaz hafifliğinden de çok hafifliğin dayanılmaz Anarşisini yazmalı. Anarşistler kendilerini kapitalizmin bir yan ürünü değil de felsefi bir duruş sanıyorlar. Hem, insanlık için nasıl bir felsefi duruşsa, içinde bu dünyanın geniş ovalarının, yüksek dağlarının, derin denizlerinin ve bilinmeyen evreninin değil de, bolca nihilizmin, bolca takıntının, bolca sırf sevişmek için sarf edilmiş laf salatasının olduğu kaotik bir duruş… Ve hiç farkında değiller, oradan buradan devşirdikleri onca lafa rağmen kendilerinin de, kendi içinde yıkılmaz yasaları olan, onlardan olmak için onlar gibi yaşamak, onlar gibi düşünmek zorunda olduğun bir topluluk, bir grup olduklarının. Ve kimse benim gibi düşünmek zorunda değil, derken, aslında bunun da karşındakini sınırlayan bir totalitarizm içerdiğinin de farkında değiller. Acaba “Biz” olmasak o içinde kaybolup gittikleri “Ben” kendini neye göre tanımlar. Bitkilere mi, hayvanlara mı, sonra kendisini yavaş yavaş tanrı mı hissetmeye başlar o “Ben”, “Biz” olmasak-“Biz” olmadığımız için. Anarşizm kapitalizmin öyle bir yan ürünü ki, belki de kapitalizmin, dövse de sövse de en sevdiği çocuğu Anarşizm. Eğer Avrupa’daki anarşistlerin içinde biraz olsun Marksizm olmasa, ellerindeki o sopaları da bırakıp, dünya onların kapısını çalana kadar kendi kendilerini, kendi Ben’lerini yaşamaktan başka hiçbir işte çalışmazlardı. Ama hayat bu işte. Kolay değil… Bugünkü dünya onların da kapısını tıpkı yaşayan diğer hepimiz gibi günde bir değil belki bin kere çalıyor. Bu dünyanın köleleri olarak haddimizi bilmemiz için. Ve anarşistler tekelci olduklarının da farkında değiller. Onlar İnsana yakışmayan hiyerarşiye, dayatmacı buyurganlığa karşı çıkmanın en iyi kendilerinde vuku bulduğunu düşünüyorlar. Başkalarının, bunu yaparken samimi olmadıklarını iddia ediyorlar. Sanki samimiyet bugünkü dünyada öyle herkesin çabucak ulaşacağı bir meyveymiş gibi. Ve yine sanki bu dünyanın bir tek atomunda dahi bir sistem, bir işleyiş yokmuş gibi insanlardan hiyerarşiye karşı, kendilerinin de henüz beceremediği saf, ütopik bir duruş bekliyorlar. Ve anarşistler kafalarındaki o ince psikolojiden de habersizler. Şunu iddia edecek kadar incelmiş o ince psikolojiden: “İleride cinsiyetler anlamında kadın-erkek diye bir ayrım kalmayacak! .” Hey hat! Bakara suresi, 18. ayet! Milyarlarca yıldır bu dünya üzerinde canlı olan her şey ve her güzel şey iki ayrı cinsin birbirlerini istemesiyle çoğalmıştır. Tam hatırlamıyorum ama sanırım Denizatlarıydı, Denizatlarının dişisi değil erkeği hamile kalıyor. Ama öncelikle, yine bir dişi var ve yukarıdaki “ayete” tam da uymasa da bu ve benzeri örnekler üzerinden bir genelleme yapmak dahi, bir tür totalitarizm ya da sosyal darwinizmdir. Ve kapitalizmin tam da bugünlerde ve bizim gibi coğrafyalarda anarşizmde en sevdiği yan işte bu cinsel içerikli ince psikoloji; anarşistler felsefe olduklarını iddia ettikleri felsefelerinin en ağır basan yanının, toplumsal yaşamın cinselliğe karşı yöneltmiş olduğu baskıcı tutumuna karşı, örneğin özellikle biz gibi coğrafyalarda, neredeyse sevişmek için bir bahane haline getirilmiş bir tepkiden ibaret olduğunun da farkında değiller. Sanki sevişmek için felsefe yapmak zorunluymuş gibi. Belki de bu yüzden bizde bolca bulunan koftileri şimdilerde hızla süre giden toplumsal çürümenin ilişkiler ayağını, kendilerini kapattıkları anarşist mekanlarda, sürdürüyorlar. İşte özellikle büyük şehirlerimizde kapitalizmin iştahını açan, egemenleri kendi kanlı imparatorlukları için umutlandıran bir nokta. Bir nokta da Anarşizmden! . Yakından tanımak zorunda kaldığım bir derin devlet sever Ankara’nın Kızılay’ına bakıp, çok iyi, bırakalım kendilerini bitirsinler, kafaları uyuşsun ki düşünemesinler diye söyleniyordu. Aslında söylenmek de değil, ellerini ovuşturuyordu. Ki, bırakalım lafı da yerine oturmuş bir laf değil, çünkü uyuşturucuyu bir mama gibi düzenli olarak gençlerin önlerine bırakan da yine bunu söyleyen zihniyetin kendisi. Oysa İnsan nihilizmden değil de, aşktan da sarhoş olabilir, erdemden de. Ama şimdi bu dünyanın kadınları yalnızlaştığı için biz erkekleri de yalnızlaştık. Ve bu dünyanın kadınları yalnızlaştığı için, bir kaosun içinde büyüyen çocukları da…
........... devamı >>
 
Savaş Aslan
    
    

31  

İNANÇ VE TOPLUMSAL İSTEM (TALEP) 30

İnanç temelli ön kabulerden biri de; ”” Biz Batı'nın bilim ve tekniğini değilde, ahlaksızlığını aldık”” deme gaflet dalalet ve yanılma yanıltma bilmesinlerciliğidir. Bu sakız, bu tekerleme tanzimattan günümüze, değişme mantığına uyamamanın, kişi inanç durumunun dışa vurulan yuvarlamasıdır. Bu soyutçu mantığın, insanı kendi düşüncesine yabancılaştırma bilmezliğidir. Burada ahlakın tanımını çıkış epistomolojisini değilde, subjektifliğe nazaran objektifliğini belirtmeye çalışacağım.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

32  

SIRDAKİ GAİP(,) ESA(N) S SİTEM - TUHAF ŞİİR

Eğer boş zamanınız y(ç) oksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir.
-

I.
Suyla sigarayı yakıp üstüne ekmeğimi bandım
Ama ocakta teflon vardı;
Kir pas tutmadı, ben onun yalancısıyım.
Sahilden geçiyordum;
Kumları sayıyordun, ama yoktun:
Sordum ‘kim bu? ’ diye, bana cvp kimse veremedi.
Kendimi yanıtlamıştım, anladım.
Peki; bendeki ben, senden hariç bir
Benden öte kimdim?
Ne dünü ne yarını,
Varsaydığın bir bugünü …
Öyle oyunlar olur ki geceleri bur`da,
Anlık doğumunuz yetmez sınırsız düşünlere;
Bir anda doğar her şey ve onlanır sizde.
Hayat, yaşamak için çok kısa;
Önemlisi, sevdiğini yakalamaya çok çabuktur -
........... devamı >>
 
Akın Akça
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 11:51:31

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim