Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

GANIMET Konulu Şiirler - ganimet Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "ganimet" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "ganimet" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. ganimet Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

233  

DİSİPLİN KAZANDIRIR

İkinci Dünya Savaşını düşünmek istiyordum, aklımdan ama geçenler ilginç konu olmaya yüz tuttu… O zaman dörtlü güç vardı, İtalya’da moussolini, Japonya, Almanya’da Hitler… Bu hal, o zamanki çaresizliği kükreyişlerdir, ayrı ayrı çatışıyorlardı… Hiç ara verilmedi sonra… Yahudileri yakıyorken bir dünya şirketliği hali, nasıl oluyorda bugün parmaklarına dolamışlığın zaferini, yine de Yahudi onların düşünürleri olmayı başarıyor… Neyin farkına vardılar bu saldırgan dünyalılar yanlıları, ne keşfettiler de: Bir yeri sözde korumaya gidiyor bir Avrupa ülkesi, Amerika, sonra yapılanmalarına yardım diyerek, orada kalmayı bu aralarında hem tarafsızca planlamanın, hem kararlılık amacının bu örneği bugün ne belirtiyor? Bütün o ülkeler aç ve perişan… Onlar 168 ülke toplamı… 168 ülkenin kaderini düşünmeyeyim diyebilirim… Bugün artık daha da açık seçikleşti sanki…Bütün İslam dünyalarını tarikata hortlatanlar bugün kimler? Buna, halkı uyuşturma için kullanılan nedir?
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    
    

234  

..İÇİMDEKİ ÖZNE'YE

'Bir insanda öylesine algılar vardır ki, bu algılar birbirinden
tamamıyle farklı olmalarına rağmen aynı nesneyi konu alırlar;
dolaysıyla bundan ancak bir insanda farklı Özneler olduğu
sonucunu çıkarmak gerekir..'
F. KAFKA


İçimdeki Özne'ye, Brütüs'e (-ki O'nun ellerinde gül vardır..)

Zaman akıyor (mu?) , benim dışımda, benden bağımsız.. Ben değilim yaşayan.. Geçmişte bir yerdeyim ben hala.. Saplanıp kaldığımı hissediyorum zamanın çok yorucu, en yorucu noktasına.. Nerdeyim? Kaç yaşındayım? Bir çiy damlası kadar saf, bir çığlık kadar derin, kor kadar kızıl, rüzgar kadar görünmez, hayal kadar hafif, hayat kadar sabit, kin kadar keskin ve kendim kadar saydamlaşıyor sesim.. Dokunduğum sözcükleri gömerken dilime, belki diyorum, belki tekrar filizlenecek rengim.. Aynalar yarım gösteriyor beni, beni çalıyorlar rengimden.. Bir yarısı ben değilim kendimin.. İşte orda.. Orda.. Bak..
........... devamı >>
 
Yako Asdeso
    
    

235  

HOŞ ŞEYLER

Gel at geçmişini dostum kenara
Kurtar imanını başla imara
Uğramazsın bilki hiçbir zarara
Tertemiz açılan sayfa bir hoştur

Tut artık şeytanın bileğini bük
At sırtından hadi etme onu yük
Yüreğine iman tohumunu dik
Açmaya yüz tutmuş gonca bir hoştur

Nefsinin peşinden gel artık gitme
Kendini boğarsın hep böyle tütme
Beş vakit namazı sakın terk etme
Ateşi yakacak çıra bir hoştur

Hakk'a yönelipde boynunu büküp
Pişmanlık duyarak gözyaşı döküp
Kalbinden günah hançerin söküp
Gönülde açılan yara bir hoştur
........... devamı >>
 
Emre Özcan
    
    
    

236  

HAC HATIRALARIM 4 (ŞEHİTLERİN EFENDİSİ)

ŞEHİTLERİN EFENDİSİ


Diyanetin bazı şapşal görevlileri Perşembe günü ziyaret yerleri gezilecek diye bizi sabah namazına göndermediler. Gerekçeleri de toplanmamız uzun sürebilirmiş. Otelde cemaatle namazı kıldık. Tabi bu arada bizim şapşallığımızda onlardan aşağı değil. Daha otobüslere binmeden camiden gelenleri görünce daha da moralim bozuldu. Bu diyanet yetkililerinin korkunç hataları. Bizim oradaki gayemiz Peygamber mescidinde namaz kılmak. Sevap olan tarafı bu. Yoksa Serdivandaki İbrahim Ağa Camiinde kılınan namazdan bir farkı olmaz diğer yerlerde kılınan namazların. Bu hareket Milli Görüş veya diğer islami konularda hassas şirketlerde olması mümkün değil. Acemiliğimize doymayalım. Onlara uyduğum için kendimi hala affetmiyorum.
........... devamı >>
 
Osman Erdoğmuş
    
    

237  

GANİMET

bizi her sabah çımasından astılar
derin denizlerin talan sularına
çırçılı* kopmuş tahta gemilerin
pruvasında bıraktığımız ayak izlerinden
çekilmemiş yerimiz yok, yırtılmamış
bir yeri kalmamış giysimizin
yine de midyeleri karaya vurmuş
taşlık sahillerin azot kokusundan
bir dolu bir boş çekiyor sintinemiz
eprimiş bir güverte kokusunu
bir yanık ciğer ağrısına

palamarı yakala gemici
azıya al küpeşteyi
bu denizi ılık meltemler kaçırıyor
karaya üflese de kanun yanılır
bilirsin vardır herkesin bir de gök çekimi
bu denizin kuşları yükseğe kaçıyor
........... devamı >>
 
Ömer Serdar
    
    
    

238  

BİR ŞEYLER SÖYLEYİN!

Soluk soluğa kalmıştım,
Konuşamıyordum.
Pınar etmişti gönlüm beni,
Ha bire taşıyordum.
Binmişti sevdiğim gönül atına,
Nallamıştı atını koşuyordu dört nala.
O atlı ben ise yaya,
Hangi yürek dayanır bu maratona.
Asileşmişti gönlüm,
Söz geçiremiyordum,
Laftan da anlamıyordu.
Değişmişti,zalimlerden olmuştu sevdiğim,
........... devamı >>
 
İbrahim Halil Demir
    
    

239  

İMÂM-I RABBÂNİ (RA)

(İslâm ilim adamı – 00)
İmâm-ı RABBÂNİ (RA)
H.D. 971-1563 – H. Ö. 1034/1624
Hicri ikinci bin yılın müceddidi
Hindistan’da doğan güneş

Doğum tarihi, hicri dokuz yüz yetmiş bir,
Ahmed bin Abdülehad bin Zeynelabidin
Adı olup, İmâm-ı Rabbâni bilinir,
“Bedreddin” lakaplıdır İmâm-ı Rabbâni’m.

Babası ve dedesi de zamanın alimi,
Abdülehad Efendi’dir babasının ismi,
Ahmed, babasından öğrenmiştir ilk ilmi,
Müslümanların gönül tacıdır Serhendi’m.
........... devamı >>
 
Abdullah Yaşar Erdoğan
    
    

240  

AGOP EFENDİNİN HİKAYESİ

Atılım gazetenin
okuyucu köşesinde
bir mektup okudum
geçenlerde
Okur
dört kişilik
sarhoş muhabbetinde..
Dört esnaf Yedikuleden
geçmişler kendilerinden.
Alkolün de etkisiyle
paylaşıyorlar büyük sırlarını
bizimkiyle.
Bu dört kişi
6-7 Eylül karanlık günleri
kıyıyorlar
bir Rum ailenin canına
gelecek ganimet uğruna.
O zamanlar
Kayıkçı biri
diğerleri hakkında
mektupta yok bir bilgi
Ama paylaşıp ganimeti
esnaf oluyor hepsi.
Okuduktan sonra bu haberi
Rum ailenin acı kaderi
boğazıma bir yumruk gibi oturdu
Kafamın içinde
sayısız sorular
döndü durdu..
Mesela
çatladım meraktan
........... devamı >>
 
Mehmet Akif Han
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


09.01.2009 00:05:59

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim