Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

FOTOGRAFCILIK Konulu Şiirler - fotografcilik Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "fotografcilik" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "fotografcilik" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. fotografcilik Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2

 
    

9  

KAYIP SÖZ (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

K A Y I P S Ö Z

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

Lal yakınımdır,
sesimdir, alacalı gün
hep beni çağırır… Adnan Gül, Sıcak Vesika

Oya Baydar, ‘Bir söz arıyordum, bir ses duydum’ derken, ‘Sözü buldunuz, şimdi sesimiz olun,’ diyen Kürt kadınının çığlığını duyduktan sonra, ‘şiddetten doğan acının sesi’ni ‘Kayıp Söz’ romanında dile getirmiş.
Kitapları çok satanlarda liste başı olan atmış sekiz kuşağının hızlısı, yazı torbası boşalan Ömer Eren elli beş yaşındadır. Prof. Elif Eren ise elli iki yaşındadır. Deniz Gezmiş’in adını verdiği oğlu Norveçli eşini gezdirirken, Sultanahmet’te bomba patlar Ulla ölür. Hayata küsen Deniz, Irak savaşında savaş muhabirliği, fotoğrafçılık yaptıktan sonra Norveç’te oğlu Björn ile yaşamaktadır. Ömer Eren, Ankara’daki terminalde otobüs beklerken, töre cinayetinden kaçan hamile Zelal kurşunla yaralanır, karnındaki çocuk ölür. Zelal’in kocası PKK’lı Mahmut da örgütten kaçmış, itirafçı olmamıştır. Ömer Eren, karı kocaya yardım elini uzatır. Romanda hep kaybeden kahramanlar, son bölümde yeni bir hayata yelken açarlar.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    
    

10  

UNUTAMADIKLARIM

İkinci Dünya Savaşı’nın kıvılcım beklediği bir bahar sabahında, iki dağ arasında kurulmuş, uzak mesafeler halinde adeta birbirlerinden rahatsız olurcasına serpili evlerin oluşturduğu bir dağ köyünde gözlerimi dünyaya açmışım. Ailemin altı çocuğundan beşincisi olarak…
Birinci Dünya Savaşı’nın macera sonrasının dünyada olduğu gibi ülkede ve köyümüzde yönetim boşluğunun karmaşıklığını yaşıyormuşuz o yıllarda. Kıtlık, asayişsizlik, düzensizlik tüm hızıyla hüküm sürmeye devam ediyormuş. Oysa Cumhuriyet yönetimi kurulalı on beş yıl olmuştu. Büyüklerimiz anlatırlardı; 1915-1923 yılları arasında eşkiyaların en güzel sığınak yeriymiş bu köy. Kol gezermiş eşkıyalar. Yol kesmeler, mesken baskınları sık sık rastlanan olaylarmış. Zengin ve yaşlı kadınların kafalarına kızgın sacayak geçirerek zorla altın ve para gasp edildiği uzun zaman yaşanmış bu köyde.
........... devamı >>
 
Ahmet Mustafa Kulaber
    
    

11  

İLKLER-26 (HİKMET BABA 'NIN İLKLERİ - 5)

Bir Ermişe İlk Hayır

Telefondaki ses ciddiydi:
- Baba… Diyordu. Ben Başkomiser Selim. İki elin kanda, iki ayağın bir pabuçta da olsa biryerlere ayrılma. Geliyoruz. Yardımını gerektiren bir iş peşindeyiz.
Hikmet Baba telefonu kapatıp önündeki yazıya birkaç sözcük daha ekledikten sonra başyazısını gözden geçirmeye koyuldu:
“Kişinin kendi noksanını bilmesinin büyük bir erdem olduğu söylenmiştir ve bu doğrudur. Kendisini oluşturan Teşri, İcra ve Kaza kuvvetleriyle yani Yasama, Yürütme ve Yargı güçleriyle birlikte Devlet de bir kişiliktir. Bu kişilin bir gerçek kişilik olmayıp bir tüzelkişilikten ibaret bulunması durumu fazla değiştirmemektedir. Bu açıdan bakıldığında; Devlet ‘in de kendi noksanlarını bilmesi erdem gereğidir. Onun bugünkü noksanlığı bazı ekonomik yanlışlıklara düşmüş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yanlışlıklar yavaş yavaş ekonomiyi sarsmaya ve uygulanan ekonomik politikanın da sanıldığı kadar doğru olmadığını ortaya koymaya başlamıştır. Bir yumurtanın 50 kuruşa, bir kilo kurufasulyenin 7.5 liraya, bir kilo pastırmanın 20 liraya, bir batman yani sekiz kilo patatesin 4.5 liraya çıkmasının altında hep bu yanlış ekonomik politikalar yatmaktadır. Piyasadaki yani emisyondaki para hacmi 50 milyar lirayı bulmuş ve halk 500 liralık para kupürlerini bile kullanmak zorunda kalmıştır. Ülkedeki enflasyon, sadece petrolün varilinin 2.74 dolardan bir yıl içinde 11.65 dolara çıkmasına değil, kendine özgü başka nedenlere de dayanmaktadır. Bunların başında; bütçe açıklarının açık finansmanla kapatılması, İktisadi Devlet Teşekkülleri ‘nin yani Ekonomik Kamı Kuruluşları ‘nın içine düştükleri zararların Merkez Bankası kaynaklarıyla giderilmesi, tarımsal ürünlerin yüksek tutulması gelmektedir. Bu nedenle, bugünkü bir aylık ücretle ancak bir öğün yemek yiyebileceğimiz günlere doğru pupayelken gitmekte olduğumuzu söyleyebiliriz…”
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2


??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 01:20:38

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim