Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

FOTOGRAFCI Konulu Şiirler - fotografci Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "fotografci" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "fotografci" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. fotografci Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

73  

BERBAT HÜSEYİN

Henüz müşterisi bulunmayan restoranın barında biri kumral diğeri sarışın iki genç ve alımlı bayan hiç konuşmadan içkilerini yudumlamaktadırlar. Dalgın gözlerle boş masalara bakınan kadınların asıl amacının içki içmek olmadığını; önlerine bir saat kadar önce konan bira bardağının çeyreğini bile tüketmediklerinden anlayabilirdiniz.
Restoranın kapısında sineklik olarak kullanılan boncukların hareketlenmesiyle birlikte, içeriye giren adama yönelen bayanların bakışları, adamın ecüş bücüş biri olduğunu görmeleriyle eski halini alır. Çünkü içeriye giren, cüce denilebilecek kadar kısa boylu; adam olduğunu ancak belli belirsiz ince bıyığı ve kirlenmiş beyaz fötr şapkasından anlayabileceğiniz, garip giysili bir kişiydi.
........... devamı >>
 
Ahmet Zekai Yıldız
    
    
    

74  

ÖZLEYİŞ

Ne işim mi vardı o caddede bilmiyorum. Sıradan bir işti işte. Haftalar sonra yine oradan geçiyordum.Oysa hep kaçtığım içinden geçmemek için yaya yürümek pahasınada olsa farklı otobüslere bindiğim, bazende olurya içinden geçersem kendimi evine giden o sokağa bakmamak için koşullandırıp ama her seferinde yenilip hani olur ya belki seni görürüm diye son anda başımı çevirdiğim o caddedeydim işte. Caddeye ilk girişimle kalp atışım hızlandı, kan şekerim, tansiyonum allak bullak.üşümeye terlemeye başladım tüylerim diken diken. Yolun o beraber yürüdüğümüz yanından yürümemeye özen gösterdim ve ilerledim... Karşımda sahne alan o caddeyi hızlı adımlarla geçmek istedim. Karşımda her tarafı senin hatıran olan bir yol uzanıyordu. Bir baklavacı dükkanı tüm anılarını döküyordu önüme seni beklediğim sokağın başındaki trafik lambası renk renk yanıp sönüyordu. Beraber oturduğumuz o pastane, para çektiğin o bankamatik ve adımlarının sıcaklığını, izlerini taşıyan yolun karşı kaldırımı...hızlı hızlı ilerledim. Neden ama korkuyordum. Korkuyorsam nedendi bu korku.kim bir caddeden korkardı ki. Ya deli olmalıydım ya da körkütük bir bir aşık yoksa ikiside aynı şeymiydi.
Yürüyordum başım önümde ve hızlıca. Yolda kaç kişiyeçarptım kaç küfür yedim hatırlamıyorumİşim yolun sonundaydı bitirip aynı yoldan hızlıca dönmeye karar verdim. Yürümeye başladım hızlıca ama sokağa yaklaştıkça ayaklarım söz dinlemez oldu. Birden yolun karşısına döndüm yüzümü pastane tam karşımdaydı. Canım yandı. Can havliyle kendimi yolunortasında buldum. Ne sağıma bakmıştım ne soluma veürküten o klakson sesiyle kendimi zorla yolun diğer yanına attım. Üstelik yaşlı bir kadın ben geçiyorum ve geçiyorsam müsaittir diye yanımda ilerlemiş o da son anda kurtulmuştu. Karşı tarafta gözgöze geldiğimizde anlamıştı benim normal olmayışımı, hadi ben aşıktım yaona ne olmuştu...Yürüdüm biraz daha, adım adım sokağına yaklaştım senin bıraktığın ayak izlerine basa basa ilerlermiş gibi. Dümdüz gidip o caddeden çıkıcaktım.Sokağın başına yaklaştıkça duralamaya başladım ve durdum o trafik lambasının yanında elimi cebime atıpbir sigara çıkardım ve yaktım. Gözlerimi sokağa dikip gelmeyeceğini bile bile bekledim. Sigaram bitti sonra gitme zamanımdı yürümeye başladım ama bir sorun vardı ayaklarım gitmem gereken yönde gitmiyor senin ayak izlerini takip ediyordu ve sokağa girmiştim...O içinden kedi fırlayıp seni korkutan çöpkutusu hala ordaydı. Fotoğrafçı vitrindeki resimleri değiştirmişti. Meyve satan adam hala tezgahı dopdolusanki siftah yapmamış gibi duruyordu. Ağır ağıryürüyordum sokakta attığın her adımı tabanlarımda yaşayarak.Birden evinin olduğu binanın önünde buldum kendimi. Geri çekilip öylece baktım.ışıklar yanmıyordu gitmiştin odan karanlıktı yoktun. İzledim biraz karanlığı. İnce bir miyav sesi geldi kulağıma. Bir kedi yavrusu ayaklarımın arasında dolanıyordu. Eğildim okşamaya başladım. Ürkekçe ama isteyerek tüylerini okşatıyordu bana. Sanki bana ihtiyacı vardı ama korkuyor güvenemiyordu. Oysa ben öyle korkulacak biri değildim. Korkuttuklarım ve korkanlarım vardı ama öyle değildim. Senden de sakınmıştım zaten korkulası yanlarımı. Kediye seni sordum miyav dedi, gördünmü diye sordum miyav dedi, iyimiydi diye sordum yine miyav dedi. Zaten o bir kediydi hep miyav derdi benimbaşka cevap beklemem yanlıştı.yapabileceğim tek şey miyavları evet saymaktı iyi niyet adına bende öyleyaptım. Soracaklarım bitmiş kedide sanki bunları hissetmişçesine yanımdan uzaklaşmıştı...Bir süre daha evini izleyip kalkmaya karar verdim. Ayağa kalkıp adım atmaya başladım ama ayaklarım yine başına buyruk değildi. Buyruklarını kalbimden alıyorlardı. Binanın bahçesinde buldum kendimi önce sonra giriş kapısında ve merdivenlerden çıkıveriyormuşum meğer kapıya yaklaştıkça içim acıdı ve 13 numaralı kapının önünde buluverdim kendimi. Sonra birden ortalık karardı otomatik söndü. Gözlerim
alıştıkça alacakaranlık görmeye başladım ortalığı. Sonra kulağımı kapıya dayadım belki sesini sesini olmasada yankısını duyarım diye. Gözetleme deliğinden senin belki aylar önce bıraktığın o “kim gelmiş” meraklı bakışını aradım. Elim kapının tokmağına gidiverdi orda elinin sıcaklığını aradım sonra zile gitti elim parmak uçlarını hissetmek adına. Alacakaranlıkta seni hissetmeye çalıştım ve uzun zamandır hissedemediğim sıcaklığını. Kendimden geçmiş farklı bir boyutta bulmuştum kendimi. Sonra birden zil sesiyle irkildim. Zil düğmesine fazlaca basıp çalmasını sağlamışım. Panikledim dizlerim titredi.Kaçamayan tavşan gibi yerimde durdum bir an. Sonra hızla merdivenden indim sonra durdum ucunda bekledim
basamakların, kapıyı açanı görmek için durdum. Kimse açmadı unutmuşum işte ışıklar kapalıydı, evde kimse yoktu, sen yoktun...Sonra indim ve çıktım binadan. Tıpkı eskisi gibi her akşam üstü senden ayrılırken evime döndüğüm oyoldan yürümeye başladım. O yolda her zamanki gibiseni düşündüm. Ellerim sıkılı değildi dişlerimibirbirine kenetlemiyordum, acı çekiyordum ve tek bu acıya isyan etmiyordum. Seni düşünüyordum birde kendimi. Senin gidişinle başlayan kaybedişlerimi. Senin yerine sokmak istediğim insanların içimdeki boşluğu büyütüşlerini, hatalarımı, başarısızlıklarımı ve şimdiki bu halimi. İçimde özleyişininm yangısı cayır cayır ağzımdan şu mısralar çıkıyordu:
Oldu olmaz bir sevda
Olmaz oldu bir sevda
Sen yoktun. İçim doluydu. Özleyişim gözyaşıma vuruyordu. Gel dedim Neredeysen gel artık... Bana bir ömür yetecek o sıcak bakışınla
dokun kalbime. Acı çekiyorum, isyan etmiyorum,
seni seviyorum.
........... devamı >>
 
Evindar
    
    

75  

DOKSAN BİN ŞEHİT....(SARIKAMIŞ)

Yan yana dizilmiş doksan bin canı
Duydum sızılarım, yanar yüreğim
Bu vatan uğruna bunca kurbanı
Saydım sızılarım, kanar yüreğim

Kar çiçeği gibi düşmüş her yana
Tek sevdayla kenetlenmiş can cana
Doksan bin şehide olmuş pervane
Deydim sızılarım, döner yüreğim

Düşmana ders olsun geri dönmesin
Nasıl anaların bağrı yanmasın
Bu ateş candadır kimse sanmasın
Caydım, sızılarım söner yüreğim
........... devamı >>
 
Binali Kılıç
    
    
    

76  

KENAN İLE BENLİ FERİDE

Nisan ayında yağmurlar çok yağar bir güneş açar bir yağmur yağar çiçekler açar rüzgarlar eser günlerin dakikası dakikasına uymaz. İşte biz insanlarda öyleyiz genç yaşlarda aşık oluruz bizim aşklarımız nisan yağmuruna benzer. Çok çabuk aşık oluruz en ufak olumsuzlukta etkileniriz. Ve olmayacak şeyler yaparız sonrada ağlayıp sızlarız.

Yine bir ilkbahar bitmek üzereydi yaza ramak kalmıştı Kenan fakir bir ailenin oğluydu kıt kanaat geçinen aile oğullarını okutmak için tüm gayretlerini sarf ediyorlardı Kenan lise son sınıfı okumakta idi. öğretmen olmak için gayret ediyordu. Mahalleli arkadaşları ile o düğün senin bu düğün benim gezip dolaşırdılar. Bir günün akşamı idi üç dört kafadar aşağı mahallede düğüne gitmişlerdi. Kenan düğünde oynayan bir kızı görmüştü yalnız Kenan mı? düğüne gelen davetlilerin hepsinin dikkatini çeken kız benli feride den başkası değildi… nahiyeden davetliydi düğüne benli feride bir halay çekiyordu ki gören şaşırmıştı.. tabiri cay ise on parmağında on marifet. tek oyun çite telli adeta tüm hünerini sergiliyordu bizim Kenan feride’nin büyüsüne kendini öyle kaptırmış tiki o düğünde yüzlerce insan vardı feride den başkasını göremiyordu gecenin geç saatlerinde eve gitti annesi babası Kenan’ı çok merak etmişlerdi uyumamışlar oğullarını beklemişler ana baba yüreği beklemezlerimi ama bizim Kenan’ın aklı bir karış değil on karış havada idi o gece hayallar kurarak sabaha kadar uyku, girmedi gözlerine ders çalışma bahanesiyle yatağın içinde çabalayarak geceyi geçirmişti şafak sökmek üzere idi annesi sabah ezani ile uyanıp namaz kılacak tiki
........... devamı >>
 
Atilla Adsay
    
    

77  

AAA ÇOCUK! .. BÜYÜYÜNCE HANGİ MESLEĞİ SEÇEYİM?

Büyüyünce Ne Olacağım? (Meslekler: 1-216)
MESLEKLER
001 AKTAR
002 AKTRİS
003 AKTÖR
004 AKÜCÜ
005 ANAHTARCI
006 ANTİKACI
007 ARICI
008 ASİSTAN
009 ARMATÖR
010 ASKER
011 ASTRONOM
012 ASTRONOT
013 AŞÇI
014 ARABACI
015 ATLET
016 AVCI
017 AYAKKABI BOYACISI
018 AYAKKABICI
019 AYAKKABI ONARICISI
020 AYICI
021 AYRANCI
022 AMELE
023 AVUKAT
024 AYNACI
025 BADANACI
026 BASKETBOLCU
027 BAHÇIVAN
028 BAĞCI
029 BAKAN
030 BAKIRCI
031 BAKKAL
032 BAKLAVACI
033 BALCI
34 BALERİN
35 BALET
36 BALIKÇI
37 BANKACI
38 BEBEK BAKICISI
39 BARMEN
40 BARMAİD
41 BAŞBABAKAN
........... devamı >>
 
Fevzi Günenç
    
    
    

78  

SAMATYADA YILBAŞI

Bütün gece yağmur yağdı
Öptü camları dudaklarından
Bir otobüs bile geçmedi
Samatya duraklarından
Acımasızca uzatıp elini zaman
Aldı 2002 yılını 2003 yılından
Aman ne yaman
Ne kestane vardı ne de tombala
Samatya esnafını kandırmışlardı
King diye suyu çekilmiş mandalinayla
Eh her şey parayla
Bura Samatya
........... devamı >>
 
Yüksel Nimet Apel
    
    

79  

TROİA’DAN ASSOS’A HOMEROS’UN İZİNDE

Anadolu şairlerinin piri Homeros, İlyada ve Odisea’da Troia’dan (Troya veya Truva) İda’ya kadar olan Kuzey Ege sahil şeridini, bu bölgede yaşananları efsaneleştirerek anlatır. 9 yıl süren Troia Savaşları’nın, İda Dağı’nda yapılan güzellik yarışmalarının, Homeros’un doyulmaz tatta anlattığı efsanelerin geçtiği bu bölge, her gidişimde yepyeni heyecanlar duyduğum, keşiflere keşif eklediğim gezilesi yerlerdir.
........... devamı >>
 
Mesut Bıyık
    
    

80  

DOĞU KARADENİZ YAYLA TURUNDAYIZ! (GEZİ YAZISI-GÜZELLİKLERİ YAŞAMAK İÇİN...)

Ağustos 2007 Tarihinde Ayder Turizmle Doğu Karadeniz Yayla Turundayız!
Sizlerde bu güzel paylaşımları yaşamak isterseniz Haydee Doğu Karadeniz Yaylalarına!
Yolculuk Doğu Karadeniz’e...
45 kişilik yol arkadaşlarımızla gezimiz başlayacak.
Saat: 22 00
Heyecanlı bir gündür. Çünkü nereye gideceğiniz bellidir de, nelerle karşılaşacağınızı bilmezsiniz.Bilinmezlikse insana müthiş heyecan verir.. Beklentilerinizin karşılanması umut ederek yol alırsınız… Bilmediğiniz insanlarla, bilmediğiniz yerlere doğru yol alırken hep bir yanınızı bırakmanın, alıştığınız kenti terk etmenin kırıklığın da yüreğinizin bir köşesine saklarsınız… Gecenin derinliklerinde otobüs hızla Doğu Karadeniz yolunu almıştır bile…
........... devamı >>
 
Hatice Sarıaltın
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


09.01.2009 10:24:04

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim