Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

FIZIK Konulu Şiirler - fizik Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "fizik" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "fizik" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. fizik Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

425  

NASİL ANLATAYİM

gel sana kendimi anlatayim..
icimi dökeyim..
yüregimin asiligir hayata bas asagi düsmelerim..
ellerimin intikamligi yüregime tokat atmalarim..
gel..! korkma..! incitmem ben seni..sana anlatayim..
ezmem ürkek yüregini..dokunmam..
yüzüne kapiyi vurmam..
yolundan caydirmam..
gözlerimin talihsizligir iki beden vurulmuslugum..
dizlerimin dermansizligir gavur ceylana..
truva atina..sen,den gayrisina..
homeros destanindan ötesine..
........... devamı >>
 
Metmetin
    
    
    

426  

XDERİN SULAR -36- (ŞUURLU VARLIK DALGALARI - (UZAK ŞEHRİN IŞIKLARI))

Einstein'ın özel görelilik kuramı cisimlerin hareketlerinin ancak birbirlerine göre ve izâfî bir anlam taşıdığını, uzayda belli bir 'yer'in olmadığını boş uzayın esir (eter) v.b. türden herhangi bir varlığının da bulunmadığını, dolayısıyla birbirine karşı hareketli olmayan cisimlerin mutlak anlamda da hareketsiz sayılabileceklerini (daha doğrusu, olduklarını) söylüyor. (“Boş uzay boştur”)

Buna karşılık yine Einstein ışık hızının kaynağından bağımsız olarak sabit olduğunu söylüyor. Buna göre ışık hangi hızla hareket eden bir cisimden çıkmış olursa olsun ve hangi hızla, ne yöne hareket eden bir cisme doğru giderse gitsin hızı sabittir. Buradan hareketle ve çok daha ileri giderek bugünkü hâlini alan kuantum fiziği de hep bir dalga olarak kabul edilmiş ışığın bir parçacık yapısı olduğunu (fotonlar) söyledikten sonra dönüp hep partikül olarak kabul edilmiş her şeyin de (gerek temel partiküller gerekse makroskopik cisimler) bir dalga özelliğinin olduğunu ileri sürüyor.
........... devamı >>
 
Selçuk Bekar
    
    

427  

DİLBİRLİĞİ (MONOGENİST) TEORİ

DİL BİRLİĞİ (MONOGENİST) TEORİLERİ

Societe de Lingiustique de Paris (Paris Dil Bilimi Cemiyeti) tarafından 1866’da savunulması yasaklanmış Dilbirliği teorisinden bahsedeceğiz bugün…Bilim neden yasaklanır, neden kısıtlanır bilemem..Bir yazımda “Ancak Oğuz Düzgün``ün ortaya attığı fikirler, pek çok bilimsel görüşten etkilenerek geliştirdiği yeni teoriler birilerini oldukça rahatsız ediyor..” diyorum.Yani ben açıkça pek çok bilimsel görüşten terimsel manasıyla, teoriden etkilendiğimi ifade etmişim..Zaten dilbilimle uğraşan bir insanın hem de pek çok kitabı okumak zorunda olan bir araştırmacının kendisinden önceki görüşlerden etkilenmemesi, onların tesirinde kalmaması düşünülemez..Fakat görüldüğü gibi tarihte de bizim savunduğumuz savların benzerlerini savunanlar hep dışlanmışlar, Dilbilimi tekellerine alan kurumlar tarafından…İşte Societe de Lingiustique de Paris…Monogenist teorileri savunan bilim adamları “bizim fikirlerimizi yasaklayamazsınız” diyemeden onları bilim arenasından alaşağı etmiş bu bilimciler…Ancak yeni yeni daha 1980’lerde başlanmış bu konular tartışılmaya ve de daha detaylı bir şekilde araştırılmaya..Atatürk’ün savunduğu “Güneş Dil” teorisi de bu tarz Monogenist teorilerden biri..Ancak bu teori köken dilini “Türkçe” olarak belirlemesi ile diğer görüşlerden ayrılıyor..Yani bu haliyle bu teori nevi şahsına münhasır bir teoridir…Başlı başına bilimsel bir kuramdır..Tabii ki biz dünyada konuşulan ilk dil Türkçe idi demiyoruz.Zaten Atatürk de bu iddianın ispatlanmasının zorluğunu anlamış ve de bu teoriyi savunmayı bırakmıştı.Ancak bizim de kendimize göre, Monogenist teorinin literatürlerine girecek özgün savlarımız mevcut..Yani kökende bütün Monogenist teoriler birbirlerine benzer ancak hepsinin de birbirinden oldukça farklı yönleri vardır..
........... devamı >>
 
Oğuz Düzgün
    
    
    

428  

**A HOCAM OLDU MU? KILIÇ YOK HOCAM KILIÇ YOK,KALEM VAR HOCAM KALEM VAR!

..........Saat 06:40 evdeki üç erkek abdestimizi aldık haydi bayram nama -zına.Allah Kabul etsin.Herkes güzel ve umutlu duygularla camiye doluyor yerleşiyor. Merkezi yayında bir hocamız belki de müftümüz:
Veryansın ediyor.insanlarımızın daha inancımızın yerleşmediğini söylemeye çalışıyor.El insaf Hocam 1500 yıl geçti daha bu din yerleşmedi mi? Oturmadı mı hocam? Hala inanmak ya da inanmamak tartışmasına getiri yorsun, Ho -cam.İnsanlar umutla geldiler.Sen hala diyorsun ki eskisi gibi Türk Milleti dünyaya hükmeden olsun yine.Hocam evet dünyaya hükmeder olmuştuk. Bugünkü Amerika gibi...Şimdi sen dersin ki hop orada dur Osmanlı Amerikan mıdır? Giderken sevgiyi,barışı hoşgörüyü götürmüştür.Amerika kadar katil ve acımasız olmadığına ben de katılırım Hocam.Ama hangi güçsüz ülke olursa olsun bir yabancı ırkın çizmesini kabul eder mi Hocam? Sen eder misin şu anki Amerika ya da Rusya gelse. A Hocam Osmanlı o ülkelere giderken Selamün aleyküm ve aleykümselam diye dostça mı gitti? Hocam askersiz mi gitti? Gitti de rica etti:Ey Yunan,Ey Rumen,Ey Bulgar,Ey sırp,Ey Arap.,.. rica etsemde bizim topraklara katılır mısın mı,dedi.Onlarda hay hay başımız üstünde yeriniz var, buyrun mu, dediler? Ülkemizde ne ürettiysek sizin ganimetiniz olsun,ne ektiysek sizin olsun mu dediler A Hocam?
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    

429  

DUYURU-HELE BAKALIM NELER OLMUŞ NELER BİTMİŞ

Türkiye’de padişahlık sistemi işliyor. Başbakan ve maliyeci bakanın tılsımlı bir dokunulmazlığı oluştu(ruldu) medyada. Buna kanaltürk’te Emin Çölaşan da değinmişti. Son zamanlarda belki, eğitim bakanımız da bu padişahlık varyasyonlarının görüntüde ileri manevralarına eklendi. Tabi, başka türlü amaçlarına nasıl ulaşmaları olası olabilir ki, sadece despotizm işlerine gelir. İyi de acaba sn Çölaşan “gücümüz yettiğince..” iyi niyetli lafını sarfederken ve çok çabalamış haklı cumhurbaşkanımız sn. Necdet Sezer arabasıyla Emin Çölaşan’a selam vermek için yollarda görevini bırakmadan önce oralarda durururken; ne yapacakların tasarlıyorlar mıydı? Asla bir köşeye çekilip oturamayacağız, yaşlanınca bile; tarih bize bu lüksü tanımadı –bunun iyi yönleri de var, zor yönleri de… Ya ordu napıyor, kendi bildikleri var kesin, ama izin verilirse benim fikrim şudur ki, hiç köşeye çekilip olan biteni seyretmeye gerek yoktur, suçlular vakit geçirilmeden cezalandırılmalıdır çünkü bu kadar kötülüğü bir arada gördüğünü zannetmiyorum ben Atatürk Cumhuriyeti Dönemi’nin. Atamıza bağlıyız, acı çeken insanlarımıza cumhuriyeti vermeye mecburuz, o halde haydi kolları sıvamaya. Gerekli her şey yapılmalı, ama bu millet şeriata ve bölücülüğe teslim edilmemeli. Hükumettekilerin malum lafları hala kulaklarımızda, hukukçusuna değil ulemaya güvenen, bilim yerine dini her şeyin üstünde tutar, ki bu da aklı reddetmek demektir, halbuki Kuran der ki aklınızla inanın der benim bilgime göre. Cumhuriyetin karşı durduğu dinciliktir, dindarlık değildir. Dini yönlendirmeye çalışanlar, kendi amaçlarını önemsiyor, dini ya da Tanrı’yı değil, önce bunun ayrımını koymalıyız. Alevilik ülkemizin çok önemli bir unsurudur ve tarihten gelen böyle önemli noktadakiler asla bu zorlamalara prim vermemelidir, sonuna kadr direnmelidir. Namaza zorlayanlar, küçük çocukların bile başını örtmeye çabalayanlar, bunlar insan olamaz, bence. Ne kadar ki bunlar yapılagider, kesinlikle tepkiler artacaktır, bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Ne İran, ne Arabistn’ız, ne de Avusturya… Herkes kendinin ne olduğunu bilsin, ve kompleksleri maske olarak kuşanarak para kazanma ve sırtını rahata yaslama sevdası ve kendini saydırma hastalığıyla bu çeşit yollara başvurmasın, bu büyük arbedeler çıkarır.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

430  

K.İLEMAS-1 GENİŞÇE KAYNAKÇA

KARADELİKLER
Gökyüzü binlerce yıldır tutkunu olduğu muz ve anlayabilmek uğrunu büyük gayretler sarf ettiğimiz meraklarımızın basında gelir, insanoğlu, başının üstündeki o sonsuz ve bir o kadar da gizemli uzayı tanıyabilmek için elinden gelen tüm imkanları seferber etmiş, geliştirdiği dürbünlerle, teleskoplarla, uydularla uzayın derinliklerinde ne olup bittiğinden haberdar olmaya çalışmıştır. Araştırmaları süresince, evrendeki konumunun ne olduğu konusunda bir karara varabilmiş, bunun yanında gittikçe artan yeni sorunlarla karşı karsıya kalmıştır.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

431  

ANA KARNINA DÖNÜŞ - 2.3

2.3
İnanılmaz Olaylar Yağmuru

Genç kadın, astronotlardan ayrılmış ve tek başına ormana dalmıştı.
Karşılaştığı olaylarla yorulan ruhunun dinlendiğini sezinliyor ve içinde, sözcüklerle anlamasına olanak bulunmayan derin bir rahatlama duyuyordu. Bulunduğu yöre gözalabildiğine uzanan yüksek çamlarla örtülüydü. Oldukça yükseklerden hafif hafif estiği anlaşılan, ancak aşağılarda varlığı hiç de sezinlenemeyen bir ilkbahar yeli çamların en üst dallarını eğip eğip geçmekteydi.Genç kadın havayı sık sık içine çekerek ormandan yayılması gereken çam kokularını duymak istiyor fakat ortada böyle bir kokuya her nasılsa rastlayamadığını sanıp duruyordu. Kabukları yarılmış çamların yaralarını onarmak için çıkardıkları o sarı sıvıdan ibaret bulunan reçinenin, ormanı bir baştan bir başa tatlı kokular içinde bırakması gerektiğinden kuşkusu olmamakla birlikte, nasılsa bu anda bundan bir türlü yararlanamıyor fakat üstünde durarak nedenini de aramıyordu. Çam reçinelerinin yapışkan ökselerine yakalanmış olan küçücük böceklerin ve ince, narin yapılı sineklerin varlıkları onu bundan daha çok ilgilendiriyordu. Koskoca çam ormanı, bir yandan genç kadının içindeki çocukluk günlerini cana getiriyor, bir yandan da dikkatini o sayısız ağaçlar arasında kaybolma tehlikesine çekiyordu. Tüm bunlara karşın, bir kendi kendini alamamanın içine düşmüş gibiydi. Yürüdükçe yürümek, ilerledikçe ilerlemek, gittikçe gitmek, daha derinlere, ta en derinlere ulaşabilmek istiyordu. Ormanın insanı büyüleyen, ona kendi kendini unutturan bir özelliği ve derin bir gizemli gücü vardı. Çarup bunu öteden beri biliyor, yolunu yitirme korkusunu yüreğinin ta derinliklerinde duyuyor fakat ilerledikçe ilerlemekten de kendisini alamıyordu. Genel anlamıyla bu bir tür ölüme gitmek gibi bir şeydi. Nitekim, ormanın büyülediği insan, yolunu çok büyük bir kolaylıkla yitirebileceği derinliklere itile itile, zorlana zorlana değil, isteye isteye, seve seve gidiyor, gidiyor, gidiyordu.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

432  

EMİRBER (I)

“-tabır gumandanının emirberiyin
Esgişeerli bi yarbay
gara sırım gibi bişiy emme
adam bu! , bobayiğidin hası
öyle sırf boylu-poslu deye
harbokuluna alınmış cinsinden değilidi

yanargalı biriydin
o öyle de,
bilisiniz ya bizim esgeri
bendeki şargadalık dersen yahay
emme valla benim tingozalığımı bek severdi
yaveri de var emme
benim üsdüme titrerdi

biğün şöferini aldı annacına
“-bunun eti senin kemi(ği) benim” dedi
“-kendin ğibi eyi bi şöfer edecen bunu da”
şöfer de gumandan gibi,
benim dört gatım hani
Gayserili,
garşıdan bakınca sanısın Atatürk heykeli
aslına bakarsan çavışıdı emme
........... devamı >>
 
İbrahim Çelikli
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 01:25:05

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim