Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

FIZIK Konulu Şiirler - fizik Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "fizik" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "fizik" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. fizik Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

345  

CEHENNEMLİK BİRİSİN (İLK RAP)

Şarkı başlasın, eller havaya
Hadi millet diskoya kopmaya
Saklambaç, ip atlama, boş ver
En iyisi burada hadi koş gel.

Şaçlar ütülü boyalı gözler
Kısa etekler dar badiler
Kızlar çıldırmış sanki deliler
Dünya fani ama bilmezler

Severler Gökhan Özen,Keremcem
Aşık olmuşlar ay delirecem
Ne kasetlerini alırım ne cd lerini
Dinlemem ben öyle gereksizleri

Çıkmış ceza plakam yerli
Yok bide başlamış sırtım terli
Ne plakam yerli ne sırtım terli
Delikanlı olduğum her halimden belli
........... devamı >>
 
Necati Özkan
    
    
    

346  

KABATAŞ ERKEK LİSESİ YILLARIM

Önsöz:

Ayrılırken Kabataş’tan
Şiir olsun dize olsun üç yılımız
Analım her şeyi en baştan
Unutulmasın onca anımız.



Gelişimiz:

Her birimiz bir ayrı yerden gelmişiz
Islıklarımızda memleket türküleri
Karşı tepeleri ıslak gözlerle seyretmişiz
Görünmüş benzeyerek memleketimize
Karşı tepeleri Boğaz’ın
‘Karşı tepeler ardında memleketimiz’ demişiz
Demiş de ağlamışız için için.

Her birimiz bir ayrı yerden gelmişiz
Kabataş için.
........... devamı >>
 
Osman Tuğlu
    
    

347  

İNSANLIK SERÜVENİ

1-Varlığı kimdi?
Önce açlığını sildi.
Sezileri şimdi;
Biricikliğini bildi.

2-Çevresine baktı,
Görünüşler beynine aktı.
Yansımaları ana taktı,
Anından dışa aktı.

3-Sınadı yanıldı.
Yanıldı sınadı.
Becerikliliğine,
Düşüncelerine inandı.

4-Oyunundan hız aldı:
Eylemi düşününe,
Düşünü -diline, dili- eline
Eli- eyleme, karşılıklı feyiz aldı.

5-Kendi kişiliğinde kaldı.
Düşününü yaygın güce saldı.
Çevredeki haz elem akışına daldı.
Anı ile ruhsallığa iş paylaşımı ile sosyalliğe sardı.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    
    

348  

ŞEHİR VE İNSAN - I

Mulgan’ın bu anlamlı sözü bana bir kentin insanla, insanın kentle nasıl hoş bir mana kazandığını çağrıştırıyor. Nasıl ki şehirler bir toplumun, bir uygarlığın, bir milletin kimliği ise; insanda bir şehrin aynası, gülen yüzü, hayat sembolü ve o, şehrin efendisidir. Şehirlerin gelişim süreci insanla başlamış ve insanların kolektif beraberlikleri neticesinde şekillenerek anlamlar kazanmıştır. İnsan, bütün bir alemin özetidir. Dolaysı ile insan, duygusal, biyolojik, fizik ve metafizik anlamda zengin bir donanım ve açılım içindedir. İnsan, var olduğu günden beri hep bir arayışla gelişimi takip etmiştir. İçerisinde bulunduğu çevre, bölge ve iklim şartlarına göre daima kendini, yanındakini, karşısındakini ve muhatabını gelişime zorlamıştır. Bu nedenle; insanların yaşadığı sosyal, fiziki ve kültürel çevre sürekli değişim halindedir.
Evrenin merkezinde insan vardır. Ve yeryüzünde her şey insan içindir. Eğitilmeye ve öğrenmeye en çok insanın ihtiyacı vardır. Bu da bir süreç gerektirir; bu süreç insanın doğumuyla başlar ta ki, hayatı son buluncaya kadar devam eder. İnsan, yeryüzünde bulunduğu mekan ve çevrede sürekli ikili ilişki, etkileşim ve beşeri münasebetler kurmak durumundadır. İnsan, çevresinde kurmuş olduğu sosyal ilişkiler neticesinde, bir topluluğu meydana getirecektir. İşte bu topluluk bize paylaşımı, beraberliği, birlikte yaşamayı ve bir çeşit normlar kazandıracaktır. Nasıl ki kentler, sadece insanların beraberlikleri neticesinde bir anlam kazanıyorsa; toplum da, insanların gelişi güzel bir araya toplanmaları keyfiyetini ifade etmeyerek, onların içinde bulundukları durumda yaşadıkları sosyal ilişkiler ve bu ilişkilerin meydana getirdiği sonuç itibariyle bir mana kazanacaktır. İşte bunun içindir ki, şehir ve insan birbirini tamamlayan bir bütündür. İnsan olmadan şehrin hiçbir manası, şehir olmadan da insanın yaratılış gayesi anlam bulmayacaktır.
Şehir denilince ilk aklımıza gelen medeniyetler beşiği İstanbul olmuştur. Çünkü; İstanbul bir çok kültürü bünyesinde toplayarak bir ekol olmuştur. Dolayısı ile burada hayatlarını sürdürme imkanı bulan insanlar, çok şey görmüş, duymuş ve yaşamıştır. Şimdi ise bizler aynı fırsatı yakaladığımızı düşünmekteyim. Her birimiz ayrı iklimlerden, ayrı kültürden ve ayrı bir sosyal çevreden bu şehre yerleşerek hayatımızı sürdürmekteyiz. Tarih boyunca dünyanın göz bebeği olan İstanbul gibi güzide ve şiirsel bir kentin varlıkları olan bizler, acaba ne kadar kendimizi bu şehre ait hissediyoruz! Oysa, dünya devletleri gözünde İstanbul’un ayrı bir yeri olduğu gibi, burayı temsil eden insanlar olarak da bizim ayrı bir önemimizin olduğunu bilmem biliyor muyuz? . Çünkü; biz bir tarihi, medeniyeti ve kültürü temsil ediyoruz. Bu sebebe binaen kent kültürünü bütün yüreğimize, ruhumuza ve damarlarımızdaki akan kana sindirerek kendimizi önemli bir şehrin temsilcisi olarak görmeli, kentli gibi durmalı ve yaşamalıyız. Kentli olmak için her şeyden önce inanmak ve kendimizi öyle görmek gerekir. Her nedense İstanbul’da yaşayan bir çok insan hala kendisini bu şehre ait olarak görmüyor. Oysa bu şehirde yaşamak insan ömrüne ömür, yüreğine aşk, hayatına anlam katıyor. Bu kent acının kalbinden söküyor hayıtı; umuda can vermek için.
Şehri ve ona anlam katan insanı seviyorum...
........... devamı >>
 
Salih Nurettin Çevik
    
    

349  

GÜNDÜZSÜZ OKUMAK..

Soğuk memleketin insanı sıcak olur derler..
İstanbulun en Tekirdağında okuduk liseyi,
12 yatılı oğrenci ki
bu okulda yatısız olmanın imkanı yok zaten...
Gündüz fizik kimya,
Gece hayat bilgisi..
Kredili sistemdeyiz ve çok yüksek bu hayat bilgisinin kredisi..
Üç senede geçtik netekim..
Üç sene deyip geçme, 36 ay ediyor nerden bakarsan bak...
Çocuk 9 ayda doğuyor normalde, ancak,
onbirer kardeşimiz oldu hepimizin üç senede..
Prematüreleri ikizleri sen hesap et...
........... devamı >>
 
Nihat Keşmir
    
    
    

350  

İRDELEMEK İSTEDİKLERİM (DENEME)

İRDELEMEK İSTEDİKLERİM

Bilim adamı değilim. Akademik bir kariyerim hiç olmadı. Düşündüklerimi kimsenin eğitemediği, kimsenin dizgin vuramadığı ben kendi beynimle soruyorsam bu benim doğal oluşum, doğal yapılanışımın algılama,sezinleme ve kullanım biçimidir.

Siz dünya tarihinin, soyumuzun geçmiş tarihinin, bilinen, tanınan ünlüleri! . Bir düşünceniz için milyonları hesaba katmayan, bir yandan ışık tutup aydınlatma çabası sergilemiş, bir yandan bilinmezliğin gizemine kapılarak korkmuş gerilemişsiniz! İki padadoks sıkıştırmış yaşamınızı, “gerçek” ve “gerçek dışılık! .” Hiç biriniz bana gerçeğin ve gerçek dışılığın ne olduğunu anlatamadınız! . Çoğu kez sizleri anlamaya çalıştım ve anladım da! .. Bir kez topluma yol gösterici işlevini üslenmiş, buna karşılık bin kez kendi şöhretinizi, egonuzu düşünmüşsünüz.
........... devamı >>
 
Talat Semiz
    
    

351  

***ELDE BULUNAN BEYDE BULUNMAZ***

Bazı manevi ilimlerden bahsedip, gizli, kimsenin bilemeyeceği şeylerden anlattığımızda! “Bazı değerli insanların bu konu hakkında şöyle söylediğine şahit oldum” dediğimizde, çok bilmiş, maneviyattan nasibi olmayan ve kendini din adamı yerine koyan insanlar hemen saldırıya geçiyor! Ve “Veli sandığınız insanlara söyleyin şeytanlarıyla biraz daha oyalansınlar” diyorlar!
Bu yolda şöyle bir ilke vardır! Haberi veren insanın durumu! Örneğin bize haberi veren kişi Muhammed (as) olursa ona şeytanlarınla baş başa kal diyemeyiz! Ebubekir efendimiz veya Ali efendimiz ve benzerleri olsa da yine aynı şeyi söyleyemeyiz! Çünkü onları kendimizden bile iyi tanıyıp Allah yolunda verdiği mücadelelere ve ihlaslarına şahit olmuşuzdur! Onların sözleri ve verdiği işaretler bizler için çok önemli ve de çok çok değerlidir! Yalnız aynı haberi Ebu cehil ve benzerleri getirse o zaman şüphelenip değer vermeyiz! Ve “Hadi siz şeytanlarınızla baş başa kalın” diye gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz!
İşte burada şuna dikkat etmeliyiz! “Elde bulunan beyde bulunmaz” ve “Analar daha nice yiğitler doğuruyor! ” demişler atalarımız! “Ben bilemiyorum, ben yapamıyorum, bana neden olmuyor? ” diye kıskançlığa ve benlik duygularına kapılarak rabbimizin Veli kullarına bahşettiği; kalpten geçenleri bilme, bazı gayb ile ilgili haberler verme, kabirdeki insanların halini bilme, insanların amellerini bilme, fizik kurallarını alt üst eden keramet dediğimiz olayları yaşamalarını inkar etmek cehaletin babalığını yapmaktan başka bir şey değildir! Bu şeytanın bin bir türlü hile ile Allah dostlarının yollarını tıkama gayretinin bir sonucudur!
Bizler bazı şeylere şahit olamasak bile rabbimizin kulları üzerinde tecelli eden sonsuz kudretinin karşısında kendimizi yeniden bir çeki düzene koyup, tekrar uzun uzun düşünmeliyiz!
Çünkü Veli’ler yüce rabbimizin Mürşid isminin tecelli yatına ve pek çok sırlarına vakıf olmuş mürşidi kamillerdir! Bu bir otokontrol sistemidir! Ve rabbimizin insanlara olan bir lütfudur! Çünkü Veli’ler insanların amellerine şahit olup, birde akın akın imanlarını kaybetmiş olarak ahirete göç ettiklerini görünce bunun için insanları uyarıp bu anlamda mücadele veren kişilerdir! Tam hedefe yapılan etkili bir uyarı sistemi ve de irşad biçimidir! Yoksa insanlar, bilhassa “Elhamdülillah bende müslümanım” diyen insanlar akın akın imanlarını kaybederek sonsuz cehennem azabının içine düştükten sonra “amanın bilmiyordum” demeleri çok acı sondan başka bir şey olmazdı!
Az bir ilim ile, birde ne komiktir ki Kuranı Kerim ayetleri ile bazı Veli’lere saldırmak şeytana hizmet etmek demektir!
Kuranı Kerim ayetleri ile birlikte, hadisi şeriflere, efendimizin hayatına, ashabın konumuna, İslam alimlerinin çalışmalarına, ümmetin ilim adamlarının karar birlikteliğine ki “ümmetin ilim adamları yanlış olan bir şeyde asla birleşmez! ” hadisi şerifini de dikkate almalıyız!
“Kuranı Kerim’i kendi kafasına göre tefsir eden isabet etmiş olsa bile küfre düşmüştür” hadisi şerifi bu noktaya parmak basmaktadır! Ve örnek olarak ta şunu gösteriyorum! Son zamanlarda bazı din adamı kisvesine bürünen insanlar İslam kültürünün bir parçası olan! Rabbimizin kesin emri olan! Efendimizin hanımlarının, ashabın ve tüm takipçisi olan müslümanların uyguladığı Tesettür ayetini abuk sabuk bir biçimde yorumlayıp inkar ederek küfre düşmüş olmalarıdır! Ve bu din adamlarının yorumlarını dikkate alarak Tesettür’ü inkar eden ve birde tesettür sahibi bayanlara savaş açan insanlar küfre düşüp sonsuz azap ile dolu karanlıkların içine düşmüşlerdir! Pırlanta yürekli güzel insanlarımız bu tutumlarından, bu büyük yanlışlarından vaz geçip derhal düzgün bir itikat sahibi olmalıdırlar!
İslam ilimleri koskocaman bir deryadır! Herkes Hazreti Ali efendimizin deyimiyle kendi kabı kadar bu deryadan alacaktır! Kimi çay kaşığı ile, kimi kepçesi ile, kimi kocaman kazanı ile, kimi ise bizi hayranlığa ve inkara sürükleyebilecek kadar rabbinden ona bir lütuf olarak tankerleriyle inanılamayacak derecede çok alacaktır! İşte bu nedenle az bir ilim sahibi olmakla Veli’lere saldırma hakkını kendimizde bulduğumuz hissini terk edelim! Ve şeytanın bu anlamda oyuncağı olmayalım!
Unutmayın, üstüne basa basa söylüyorum! “Elde bulunan beyde bulunmaz! Şanlı İslam anaları ne yiğitler doğuruyor! ” Şanlı ve asil insanlarımın pırlanta yüreklerine sevgi ve saygılarım ile sunuyorum!
........... devamı >>
 
Enes Muhammed
    
    

352  

UZAY ÇAĞI

Uzay Çağı

Nerden nere çıktı yeni yol açıldı adı uzay
Tavandan gökten düşer gibi bir de çağı
O Doğru bu doğru derken
Düz yerde takılmış doğruyu bulamamış
İnsanoğlu zamanda mekanda
Kıblede kendini yerini bile şaşırmış,
***
Beraber uzaya gel be hoca
Neylen çıkarız o yukarlara
Kaç Tarihten bu yana belli
........... devamı >>
 
İhsan Uncuoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


09.01.2009 09:20:56

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim