Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

FIL Konulu Şiirler - fil Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "fil" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "fil" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. fil Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

481  

ANNE BAK GÜNEŞİ YAKALADIM

A.

Kar sessizliğiyle düşüyor,uzak uykular.
İzler bırakıyorum,yetmiyor,
yetmiyorum.
Lal bir türkü türkü tüttürüyorum,lal.
Gümbür gümbür dağlamışım ciğerlerimi,
kor gibi yanarım,lal lal.
Yüreğime bir ateştin düştün,anne.
Gözlerimde yangınlar yangınlar,
bile yetmiyor,tutuşurken
muhabbetten kaçan aşıklar.
Bu yüzden,
gözlerimin sarhoş konuklarıyım.
Turnaya sökün,sökülün,dökülün.
Dökülün saçlarınızı,köşk-ü saraylarıma.
Göz izlerinizi sürün,
mayalanmış ruhuma.
Ruhumun kanatsız kuşlarıyım,
savuruyorum kül ağırlığında,kaderimi.
Ve sefil bir baykuşum,anne.
Evinin tepesinde,uykuyu öldürmek benimkisi.
........... devamı >>
 
Doğukan Kudat
    
    
    

482  

SAVAŞ MANYAĞI AVRUPALI

Avrupalı tam anlamıyla savaş manyağıdır. Savaşmazsa adeta canı çıkar. Çünkü Avrupalı kan görmezse yaşayamaz. Atalarından kalma bir hastalıktır savaş, kan, gözyaşı ve katliam. Genetik bir vakıadır ve D.N.A.’ları savaş programlarıyla yüklüdür adeta. Avrupalıların atalarının Olimpos Dağı’nda ikâmet eden Savaş Tanrısı şimdilerde ismi pek zikredilmese de hala ruhlarında yaşamaktadır. Artık Savaş Tanrısı tek de değildir, her devlet başkanı bir Savaş Tanrısı’dır. Avrupalı iki dünya savaşı çıkarır. Artık iki devlet arasında çıkan savaşlar Avrupalıyı tatmin etmemektedir. En güzel savaşlar dünya çapında çıkarılacak savaşlardır. Dünya çapında yapılacak savaşlarda bol hemoglobin ve bol katliam söz konusudur. Avrupalı kana ve katliama bayılacağı için artık dünya savaşları kaçınılmazdır. Bunun içindir ki, yirminci yüzyılın ilk yarısına iki dünya savaşı sığdırır. Üçüncüsü yoldadır ve ne zaman olacağını Allah bilir. Bakmayın geciktiğine dünya üçüncü savaşa gebedir. Çıkabilecek üçüncü dünya savaşının insanlığa ödeteceği fatura çok ağır olacaktır. Biz Avrupalının çıkaracağı üçüncü dünya savaşından ve Avrupalının şerrinden Allah dünyayı muhafaza etsin diyerek iki dünya savaşının faturalarına bir göz atalım:
........... devamı >>
 
Fikret Oğuztürk
    
    

483  

İNCE SU

bölünmüş hayatlarımızın çığlığı
geceyi delmiyor
güvercinler havalanır mı yüreğimizden
kimse duymadan istasyonlarda
yen içinde kıvranır acılarımız
unuttuk mendil sallamayı sevdiklerimize


o güzel ellerin şimdi
tuz basıyor yaralarına
kuytuluklarda


aşkın yarım kalışı bütün ayrılıklarda
başlanmış kitap gibi
ben bu derdi bilirim gencecik ömürlerden
eriyip gitti aşkı taşımaktan gencecik bedenleri
bir tren daha götürdü beni
bedenimi bıraktı da buralarda
........... devamı >>
 
Mustafa Şahin
    
    
    

484  

XDERİN SULAR -43- (ATOM ALTI PARÇACIKLAR NE İŞE YARAR)

Evet...

Başlıkta da gördüğünüz gibi koca koca fizikçilerin yaklaşık bir yüzyıldır bulmaya çalıştığı şeyi ifşâ ederek onları bu dertten kurtarmak üzereyiz. Bunun bir tek bilgisayar ve klavye ile zor olduğunu bilmiyor değilim. Ama görevden kaçacak da değilim. Birazdan bunun üstesinden âfiyetle geleceğiz efendim. Buyurun:

Yazılara bir giriş bölümü yazma ihtiyâcından nefret ederim. Neler söyleyeceğimi gâyet iyi biliyorum. Ama bu yazı için iyi bir girişin nasıl olması gerektiği hakkında hâlâ en küçük bir fikrim yok. Belki bunun sebebi bu yazının tek başlık altında ele alınmasının doğru olmamasıdır. Belki bu yazıya gerekçelik eden temel düşüncemiz, yâni düşüncemizin 'atom'u sandığımız bu düşüncenin altında da 'düşünce proton, nötron ve elektronları, belki onların da altında düşünce kuarkları, sonra daha sonra olacak olan şeyler vardır. Veyâ belki bir yazı asgari bir molekül seviyesinde yazılmalı, iki veya daha fazla molekül ihtivâ ediyorsa gerekli sayıya bölünmelidir! ? .
........... devamı >>
 
Selçuk Bekar
    
    

485  

KİM BUNLAR? SEN? BEN? YOKSA O MU?

Onlar ki
Hani devrimlerin, kurtuluşların;
Kâşiflerin, buluşların;
Hani Bedrettinlerin;
Köroğlu, Dadaloğlu,
Hani Kemallerin, Kılıçaslanların;
Hani Nazımların, Celalettin’i Rumilerin;
Yani gazi, şehit;
Yani zahitlerin oğlu, kızı torunu.
Onlar ki
İlenen, dilenen,
Ucuzundan yiyip, giyinen.
Çalan, çırpan, yalanan.
Hani şu iş iş diye
Kuyruklarda kıvranan;

Şu Allahın dümbüğü,
Şu adamın sümsüğü;
Şu yanında yalanan.
Sarhoş, sarhoş sallanan;
Şu geçmişinin kölesi,
Şu bitmeyen çilesi,
Şu baş belası, fukara sümüğü.
........... devamı >>
 
Mahmut Nazik
    
    
    

486  

HZ. ÖMER

HAZRETİ ÖMER ve ŞAHADET
Hz. Ömer Kureyş kabilesinden olup hicretten 40 yıl önce veya Fil Vak’asından 13 yıl önce Mekke de doğdu. Babası El-Hattab, annesi Hanteme Binti Haşim B. Muğire dir.

Kâinatın Muktedayı Ekmel’ i (sav) tarafından Ebu Hafsa künyesiyle taltif edilmiştir ve Efendiler Efendisinin kayın pederi olma şerefine nail olmuşur.

Çocukluğunda çobanlık yapmış ve gençliğinde dil, edebiyat ve hitabetle ilgilenmiştir. Yıllık olarak düzenlenen panayırlarda güreş, iyi ata binme, hitabet ve şiir yarışmalarında üstün başarılar göstermiştir. Bu üstün yetenek ve bilgisinden dolayı Mekke şehir devletinin parlamentosu konumundaki Darü’n Nedve de parlamenter olarak görev yapmıştır. Peygamberi öldürme fikrinin babası ve önderi olmayı da burada kabul etmiştir. Bu önderlik peygamberi öldürmeye giderken yaşadığı olaylar silsilesi ve Âlemlerin Rabbinin hidayet nasip etmesiyle öldürmeyi gittiği kapılarda hayat bulmuş ve o Muktedayı Ekmel’in (sav) önünde Müslüman olarak Hadis ve Kur’an tefsir ilimlerine önder olmuştur. Sahabe-i Kiramın müctehid, ulema ve fukahasının başında gelmiştir.
........... devamı >>
 
Önder Gül
    
    

487  

HAYAT

Yanarak öğrendim hayatın acısını,
Oysa, yaşayarak öğrenmek isterdim.
Sonra bir çığlık anlattı bana, kendi anlamımı
Yoksa nereye giderdim bu yürekle…
Nereye? ..
Hangi ülkeye, hangi iklime, hangi sevgiliye.
Ya şimdi neredeyim? ..
Hangi kederde, hangi aşkta, hangi devrimde? ..
En iyisi sen beni yeniden doğur anne! ..
Bu kez acı çekmeden doğur ne olur.
Görüyorsun işte, hayrım yok, ne sana, ne kendime,
Ne de doymak bilmeyen yurtsuz hevesime.
........... devamı >>
 
Deniz Kalacı
    
    

488  

------------KİMLİK(SİZ) ....(TİYATRO OYUNU) -yeni-

KİMLİK(SİZ)
YAZAN: Mehmet KUVVET

YÖNETEN: Zafer GECEGÖRÜR
Atölye Öğretmeni: Emre KOYUNCUOĞLU
Aksesuvar: Can TUĞCUOĞLU
OYNAYANLAR
Adam: Hasret YILMAZ
Anne: Tuğba ŞEKER
Doktor Ece: Duygu DALYANOĞLU
Gardiyan: Alican YILMAZ
Hemşire: Selvin YALTIR
1.SAHNE MEKÂN: Sinop Devlet Hastanesi Acil Servis.
Oyuncular: Doktor Ece (28 yaşlarında) , Hemşire, 2 hasta bakıcı sedyeyi taşıyan. Biri sedyeyi alıp çıkacak diyalogu yok. Siren sesleri eşliğinde acil servise sedye ile hasta getirilir. 45 yaşlarında erkek. Çöplükte yaşadığından kıyafeti kötü. Sağ omzunda eskiden kalmış derin yara izi var…şimdi ise göğsünden yaralı..kirli sakallı olabilir… Telaşlı bir an…
........... devamı >>
 
Mehmet Kuvvet
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


07.09.2008 07:03:12

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim