Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

FASIZM Konulu Şiirler - fasizm Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "fasizm" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "fasizm" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. fasizm Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

81  

DÖRT MEVSİM MİSALİ GEZER ÇİNGENE

Dört Mevsim misali Gezer Çingene

Bahar geldiğinde köylerden köye
Dört mevsim misali gezer çingene
Çingeneler bahar yaşam hediye
Dört mevsim misali gezer çingene

Baharın kokusu onlarla başlar
Kardelen misali dik durur başlar
Dünya evimizdir diyen kardeşler
Dört mevsim misali gezer çingene

Şarkıları danslarıyla baharda
Gezgin ruhlarıyla gözü dağlarda
Ömür dediğimiz bitmez yollarda
Dört mevsim misali gezer çingene
........... devamı >>
 
Şerafettin Muş
    
    
    

82  

EMPERYALİZMİN İNSANIN ANLAMA YETİSİNE VE DUYGULARINA SALDIRILARININ REDDİ-3

8-POSTMODERN DÜNYA POSTMODERN İNSAN


insanı tarihsel ve kültürel köklerinden kopartmak onu insanlıktan çıkartmaktır; kuşa çevirmektir.Küreselleşmenin bir başka anlatımla küresel imparatorluk planlayıcılarının,dünyayı sürüleştirme projesidir postmodernizm.Bütün doğruların inkarı.Postmodernizm ortalama okumuş bir insanın,okuyarak anlaması bile oldukça zor bir kavram.Zaten açıkça ilkeleri belirtilmemiştir.Okuyarak anlaşılması,ilkelerinin net olarak ortaya konulması gerekmiyor.Aslolan yaşanmasıdır.Farkında olmadan kendimizi içinde bulduğumuz,bir parçası olduğumuz bir bakış açısıdır.
aydınlanma çağıyla başlayan bilimin insanlığı mutluluğa savaşsız bir dünyaya vb götüremediğini bilimin güvensizliğini savunurken,postmodernizm bilimsel kanıtlar sınar,örneğin; kuantum' fıziğinin 'belirsizlik' kuramı ve Einstein 'in Relativite kuramına göre 'doğru' göreceli bir kavramdır.Durum böyle olunca,yaşamın tüm alanlarında doğru dediğimiz kavram,insan sayısı kadar çoğalır.Toplumların ortak değerleri,ahlak,kültür gibi kavramlar bütünlüğünü kaybederler.Parçalamak,emperyalizmin atmosferidir.Bölerek,sürüleştirmek.Anlayışların bozumu,nifak giderek karşıtlarını da yaratacaktır.Bütün gerçekler kurmacadır ve kültürler tarafından insanlkara kabul ettirilmiştir.Görüldüğü gibi oldukça ikna edici tezlerle ortaya çıkıyorlar.Postmodern yaşam ve insanı anlamak için,çevremize bakmamız yeterlidir.Anlaşılmaz bir kavram gibi sınuluyor ama basittir.Her dilden ama en çok amerikan dilinden vitrin yazıları.Ülkelerin kenfdilerinin belirlemediği kılıklar.Tuhaf karışımlar.Başına alman şapkası giyen nurma bıyıklı köylü imajı veya başını türbanla kapatan kotlu kız.Dizi filmlerdeki ülke gerçeklerine uymayan evler arabalar sokaklar kadınlar erkekler ,aşklar ve bunlara bakıp,onların ayrılıklarına ağlayan yoksul insanlar.Kendi değerlerini kaybeden,değersiz kalıyor ve önüne gelen değere sarılıyor.
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    

83  

ULUS/DEVLET ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

Önce şunu aydınlatmamız gerekiyor sanırım.Kavramlar,düşünceler,akımlar realiteden bağımsız olarak mı oluşurlar,yoksa gerçeklik midir onlara hayat veren.İnsan aklını özgürleştiren akılcılık ve deneycilik ile kökeninde us dışı öğeler olan,mitlere dayanan romantizmin ulus ve ulusçuluk üzerine etkileri eş zamanlı mıdır? Yoksa sırasıyla akılcılık,deneycilik aklın sınırlarını ortadan kaldırmış,özgürleşen akıl kollektif bilimsel birikimi yaşamın gereksinimlerini karşılamak için pratiğe dökmüş ve bilimsel buluşlar çağı mı başlamıştır,yoksa yukarılarda bir yerde bulunan “eş dünya”mızda zaten sonsuzluğun başlangıcından bu yana bulunmakta olan bilgiler,kavramlar insanoğlunun yeterince olgunlaşmasını mı beklemişlerdir,ortaya çıkmak/çıkarılmak için.Tabii ki,son saydığımız değil,bu konuda herkes hemfikir sanırım.Ama eğer öyleyse,niçin kavramları tartışıyoruz.kavramları tartışmak bizi bir yere götürmez,şu ya da bu siyasi akımın sempatizanı,militanı olmaktan,öteye.Amacımız,bugünü ve yarını anlamaksa eğer,dün ve bugünün dünyasını belirleyen gerçeklik ve bu gerçekliğin insan zihnindeki yansıması,algılanması ve entelektüel/bilimsel dünyaya aktarılmasını,tartışmalıyız gibi geliyor bana.Yani tartışılması gereken ulus,ulusçuluk,ulus-devlet kavram ve realitesinin temelinde yatan gelişmelerdir. Lafı çok uzatmaya niyetim yok.olabildiğince yalın olmaya çalışacağım.Feodalizmin hangi yapı ve”ideoloji”sidir,üretim güçlerinin ve ekonomik,toplumsal değişimin önüne set kuran.Bu yapı ve ideolojinin yıkılması ile atbaşı gider uluslaşma süreci ve merkezi devletin oluşması/oluşturulması.Mülkiyet hakkının kutsallaşması/kutsallaştırılması ve dolayısıyla sermaye birikimi,ticareti engelleyen “tali”sınırların yok edilmesi,yeksenak bir hukuk sistemi bir taraftan ulus-devleti güçlendirir diğer yandan ulus’u oluşturur.Ülkenin tek pazara dönüşmesi,mülkiyet hakkının kutsallığı,tek bir hukuk sistemi,kanun ile sınırlanmış bir merkezi yönetim üretim güçlerinin önünü açarken gerek sermayeye ve gerekse tek tek insanlara sağladığı olanaklarla değişik mezhep,etnisite,kökenlere sahip insanları da homojenize eder,ulus doğar. Tabii ki Batı Avrupa’dan bahsediyoruz. Nereden bakarsanız bakın bu süreç anılan coğrafyada şöyle böyle 400-450 yıllık bir süreçtir ve kısmen düzensiz dalgalar halinde yayılır Avrupa’ya.Osmanlıya ise ancak 19.yy’ın II. Yarısında ulaşır ulusçuluk dalgası.Handiyse,Osmanlı Avrupa’daki tüm topraklarını yeni ulusalcılara kaptırdıktan sonra Türk ulusalcılığı doğar.Fakat bu akım geç kalmışlığının yanısıra,yukarıda andığımız,Batı Avrupa’daki gelişmelerden sebeplenemeyen bir ülkede,Avrupa görmüş,girdiği her savaştan dayak yiyerek çıkmış ve savaş yitirme/toprak kaybetme korkusu iliklerine kadar işlemiş bir kesimin,yani ordunun bağrında filiz verir.(ne dersiniz,bölünme korkusuyla tir tir titrememiz/titretilmemiz,tüm dünyanın bize düşman olduğuna inanmamız/inandırılmamızın bunlarla ilgisi olabilir mi?) Türk ulusalcılığının temelinde burjuvazi ve onun talepleri yoktur.Türk ulusalcılığının temelinde yaklaşık 400 yıldır gerileyen bir imparatorluğun yenik savaşçıları vardır.Bu savaşçılar I.Büyük Savaş sonrasında, Anadolu’da hem ulusal devleti ve hem de ulus’u kurmak ve oluşturmak için savaş vereceklerdir.Ulusçu devlet kurulur ve ardından ulus oluşturulmaya çalışılır,kısmen başarılı da olunur.Ancak,Batı Avrupa’da 400-450 yılda yaşanan bir süreci 30-40 yıla sığdırmak kolay değildir.Oluşturulmaya çalışılan ulusal ekonomi ile nispeten kolay eklemlenen kıyı bölgelerde süreç tamamlanırken,feodal ekonomik yapılanması kırılamayan-sınır güvenliği endişesiyle ulaşım olanakları kısıtlanan,aynı endişeyle yatırım yapılmayan ve hatta yatırım yapılması engellenen-diğer yörelerde,ulusal ekonomi ile eklemlenme sağlanamaz.Buna karşılık kısmen başarılı olan eğitim projeleri buralarda karşıt ulusalcılığı tetikler. Ulus ve ulusalcılık kavramları ideolojik kavramlardır.Bilimin konusu olurlar.Bu kavramları ve uzantılarını bilimin konusu olarak ele alıp inceleyebiliriz,Ancak bu kavramların yani ideolojilerin bilimsel olduğunu iddia etmek olası değildir.İdeolojiler bilimden çok çok az, çok daha fazla dinden,efsanelerden,mitlerden,nas’lardan esinlenirler ve az çok kendi içerisinde tutarlı bir çorba oluştururlar.Ulusalcılık, ulusun oluşturulması evresinde değişik unsurları tekdüzeleştiren,homojenize eden bir katalizör işlevi yüklenirken,daha sonraki evrelerde bir tür zamk işlevi görür.Dünyadaki tüm insan topluluklarının Orta Asya orjinli olduğunu bir yerlerden anımsamayan var mı,aranızda? Peki ya,güneş-dil teorisine ne demeli? Bu pasajı niçin mi yazdım? Lütfen bilim/inanç ayrımını hatırlayın.Her birimiz ulusalcı/anti ulusalcı olabiliriz. Neye inanırsak inanalım.İnandığımız sadece inançtır.Bilimin gösterdiği değil.İdeolojilere inanılır.Bilime inanılmaz.Bilim bizlere ulusalcılığın kökenlerini gösterebilir,hangi ekonomik sosyal süreçlerin,hangi bilimsel entelektüel birikimlerin,hangi bozulan ve yeniden kurulan gerilim ve dengelerin ulus ve ulusçuluk oluşum ve akımlarını tetiklediğini ya da engellediğini bilimsel olarak açıklayabilirsiniz.Ama ulusçuluğun/anti ulusçuluğun bilimsel olduğunu iddia edemezsiniz.Zira tüm ideolojiler gibi bu iki karşıt ideoloji de bilimsel değildir ve bünyelerinde bilim ve akıl dışı,mit ve efsanelere, nas’lara yer verirler. Sanırım birkaç söz de Amerikan çoğulculuğu hakkında söylemem gerekiyor.bugünkü Amerikan demokrasisinin temelinde,Avrupa’da din ve mezhep savaşlarından,vebadan,açlıktan,darağacından,giyotinden,feodal bey’in ilk gece hakkından kaçanların yeni kıta’da karşılaştıkları ilkel cennet vardır.Yeni dünya’da insanların önlerinde-kısmi yerli direnişi ve fiziki engeller dışında-atlarının ve kendi bacaklarının tükenen takati haricinde hiçbir engel yoktur.Bu durum,göçmenlerin-fiziki diyebileceğimiz bir- özgürlük yaşamalarına yol açar. Bu fiziki özgürlük realitesi,Amerikan liberalizminin kökenini oluşturur.Avrupa’dan ölümden kaçanların yeni kıtada karşılaştıkları olanakları bir tasavvur etmeye çalışın.Ulaşabildiğiniz her şey sizin.Bu olgu,Amerika’da mülkiyet merkezli bir liberalizmin temelini oluşturur. Mülkiyet kutsaldır ve onu korumak en tabii haktır.Çağdaş amerikan değerlerinde mülkiyet ve silah bulundurma/kullanma olgusunun atbaşı yürümesinde acaba bu anlattıklarımızın payı yok mudur? Evet amerikan demokrasisinin temelinde bahsettiğimiz fiziki özgürlük realite ve yansımalarını görebiliriz.Amerika’nın dünyayı yeniden yapılandırma anlayışının temelinde,başat güç olmasının yanısıra sözünü ettiğimiz bu özgürlük anlayışının payı olabilir mi sizce de? .AB nedir sizce? Salt gümrük birliği mi? Salt serbest ticaret mi,salt sermaye ve emeğin serbest dolaşımı mı,salt para birliği mi? AB bütün bunlarla beraber bunların çok ötesinde bir projedir. AB’nin nihai hedefi,tek ülke,tek sınırdır.Lütfen bir hatırlayın,AB’yi entelektüel düzeyde tartışmaya açan ve hayata geçiren hangi gelişmelerdir? kuşkusuz ki I.ve II.Dünya savaşlarının yarattığı yıkım ve yeni bir savaştan kaçınma isteğidir.Andığımız savaşların nedir sebebi? Alman emperyalizminin dünyayı yeniden paylaşma taleplerinin barışçı yollarla karşılanamaması da diyebilirsiniz yanıt olarak,gecikmiş Sırp milliyetçiliğini de suçlayabilirsiniz,Batı Demokrasilerinin totaliter komşularına karşı savunma reflekslerini de gösterebilirsiniz,kapitalist ülkelerdeki burjuvazi/proleter çelişkisinin hasır altı edilmesi için burjuvazinin bir atraksiyonu olarak da niteleyebilirsiniz savaşları açıklamaya çalışırken ve daha sonsuz sayıda argüman üretebilirsiniz,yanında saf tuttuğunuz ideolojiye uygun olarak..Ürettiğiniz argüman ne olursa olsun,her iki savaşın temelinde ulusçuluk olduğunu red edemezsiniz.Her iki savaşın odak noktasında da çatışan Alman/Fransız-İngiliz ulusal çıkarları ve uluçuluğu vardır.AB’nin temelinde de bu çelişkileri törpülemek giderek yok etmek amacı yatar. Saygılar sunarım Hoşçakalın -----------------------------------------------------PS:Bir başka forumda ‘AB KARŞITLIĞI ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ’e yöneltilen saldırgan eleştirilere yanıt niteliğindeydi,bu yazı.İlk yazı ile bütünlük taşımadığı intibaı doğurması,bu nedenle doğaldır.Yazı içerisindeki daldan dala sıçramaları da aynı nedenle hoşgörmenizi talep ederim.
........... devamı >>
 
İbrahim Balcı
    
    
    

84  

17. YAŞ ANISI

Neşe adında bir arkadaşım oldu, esmer uzun boylu. Çok güzel bir kız ve harika bir profili var. İngiltere’de doktora yapan bir çocukla sözlü olduğuna inanıyor. Ağabeyinin arkadaşıymış. Giderken Neşe’yi çok beğendiğini söylemiş. ‘Mektup yazar mısın bana? ’ demiş. Neşe her hafta ona mektup yazıyor, ondan gelen mektupları kapıcılarından alıyordu. “Ağabeyim duymasın, sorun olur” diyordu. Bize geliyordu, pikapta kırk beşlik plaklarımızı çalıyor, yanında getirdiği Ses Mecmuası, Brigitte dergilerine bakıp, dünyanın umurumuzda olmadığı mutlu saatlerin keyfini çıkartıyorduk. Annem, gözünün önünden ayrılmadığım sürece mutluydu. Babam'ın ayrılığı umurumda değil, gelecek umurumda değil, paramız azmış, hiçbir şey umurumda değil. Yakında yaşım on sekiz oluyor ve ben özgür olacağım.
........... devamı >>
 
Sedef Kandemir
    
    

85  

OTONOMİZMİR: FARKLILIKLARIN BİRARADALIĞI

'İzlenmek, soruşturulmak, gözetlenmek, kapatılmak, yorumlanmak, yasalara uydurulmak, ne iffeti ne de yaratıcılığı olan insanlar tarafından denetlenmek, bireyin yaptığı her eylemde mimlenmesi, kaydedilmesi, nüfus sayımına tabi tutulması, damgalanması, onaylanması, yetkilendirilmesi, vergilendirilmesi, fiyatlandırılması, tavsiye edilmesi, doğru yola sokulması anlamına gelir. Halkın çıkarları bahane edilerek sömürülmek, sömürülmek tekelleştirilmek, soyulmak anlamına gelir. Bütün bunlar halkın yararı ve halkın çıkarları için yapılır. Daha sonra, ilk direniş belirtisi ya da şikâyet sözcüğünde kişi baskı altına alınır, tutuklanır, yargılanır, vurulur, makineli tüfekle taranır. Sürgün edilmesi, satılması, ihanete uğratılması, dolandırılması, aldatılması, eziyet görmesi, onurunun kırılması, küçük düşürülmesi... Devlet işte budur; onun adaleti de, ahlakı da budur! ' P.J. Proudhon
........... devamı >>
 
Berzan
    
    
    

86  

*** SERSERİ FİŞEK *** (ÖYKÜ) -yeni-

Orhan gözlerini açtığında bir hastane odasındaydı. Gece lambası açıktı. Bilinci yarım açık sayılırdı. Kendisinden başka bir kaç yatak ve yatan hasta daha vardı. Sağ tarafında bir sızı hissediyordu. Sol eline bağlı hortumu takip ettiğinde bir seruma bağlı olduğunu gördü. Bilinçaltı bir hareketle elini sızısının olduğu omzuna götürdü. Birden sağ kolunun olmadığını farketti. Gözlerini kapadı ve biraz bekledi. Ya henüz bilincim açık değil, ya da bir kabusun ortasındayım diye düşündü. Bir daha baktı ve yokladı. Hayır, hayır, yanılmıyordu. Omuz hizasından itibaren sağ kolu yoktu. Ve omuzu sargılıydı. Ani bir refleksle doğrulmaya çalıştı ama sağ tarafına devrildi. Sargılı omzunu yatağın kenarına çarptı ve acı bir feryat yükseldi.
........... devamı >>
 
Yıldırım Uzun
    
    

87  

AKIL FELCİ-EMPERYALİZMİN DİL , KÜLTÜR VE SANAT SALDIRILARININ REDDİ

AKIL FELCİ
EMPERYALİZMİN DİL , KÜLTÜR VE SANAT SALDIRILARININ REDDİ
ADNAN DURMAZ




“Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye. 'Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir' dediler. 'Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik' dediler. Dediler ki: 'Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar.' Dediler ki: 'Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın? ' 'Hayır' dedi. 'Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin. “ (Enbiya Suresi, 58-67)
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    

88  

TOPLUMCU GERÇEKÇİLİĞE YENİDEN BAKIŞ

Sokrates’in çok ünlü bir sözünü hiç unutmam.
-bir insanda bütün insanlık halleri mevcuttur.

Buradan bakıldığında; ne “sanat sanat içindir” ne de “sanat toplum içindir” anlayışı aslında fazla bir şey ifade etmez. Burada tek bir insandan bahsedilmiyor ki. Adeta bütün insanlık halleri bir insanın şahsında boyutlanmaktadır.O halde bir insanın boyutları nedir. Baktığınız değişik cephelerden farklı sınıflandırmalar,tanımlamalar yapabiliriz.
........... devamı >>
 
Cemal Öztürk
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


13.10.2008 14:22:58

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim