Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

EVRENSEL Konulu Şiirler - evrensel Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "evrensel" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "evrensel" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. evrensel Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

449  

HAYAT ('EVRENSEL ŞARKI'DAN)

Bırak başkaları oyalansın kemik evlerle...
Elmanın çıplak renklerine sahip dünya:
Irmaklar sürüklüyor kendisiyle
madalyalardan bir zenginliği
ve her yerde oturuyor uysal Rosalína
ve Yoldaş Juan...

Kaba taşlar güvence oldu,
ve üzümden daha yumuşak balçık
yükseltti evimi buğday artıklarıyla.
Engin toprak, sevgi ve yavaş çanlar,
şafağa değgin kavga ruhu,
sevginin beni bekleyen saç örgüsü,
firuzenin dinlenen yığınları:
evler, yollar, düşlerde bir heykel oluşturan dalgalar
yıkıyorlar bol suyla
en erken seherdeki fırınları,
kumda dersini almış saatler,
gezgin buğdayın gelincikleri,
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    
    

450  

DÜNYANIN MEYVELERİ

Nasıl tırmanıyor toprak mısırın arasından arayarak
süt beyazı ışığı, yoncanın yelesini ve katı fildişini,
olgun buğday başaklarının muhteşem ağını
ve çekirdekler gibi saçılan bütün altın ülkeleri?

Soğan yemek istiyorum, getir bana bir tane pazardan,
toprağın balmumu ve eşitliğe dönüştürdüğü
dolgun bir küre gibi kristal berrağı kardan,
atılacakken tereddüt eden bir dansöz gibi.
Avdan bazı bıldırcınlar ver bana, rayihasıyla kaplı
orman yosununun, derin tabakta suyu damlayarak duran
kral giysili balık,
limon yığınları altında
açmış solgun altın böceklerini.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

451  

GERİ DÖNMEK İSTİYORUM GÜNEY’E (1941)

Veracruz’da hastayken, Güney’de bir gün
anımsadım, ülkemde, gökyüzünün suyunda
hızlı bir balık gibi gümüşten bir günü,
Loncohe, Lonquimay, Carahue, serpiştirilmişler
yukarıdan, sessizlik ve köklerle çevrilmişler,
oturuyorlar meşinden ve tahtadan tahtlarında.
Güney bir attır delgiyle batırılmış,
yavaş ağaçlarla ve çiyle taçlanmış,
kaldırdığında yeşil dudaklarını düşer damlalar,
kuyruğunun gölgesi ıslatır o büyük adalar denizini
ve büyür içinde o saygın kömür.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    
    

452  

HİÇBİR ÖZÜR VERİLMEZ

Talep ediyorum toprağı, ateşi, ekmeği, şekeri, unu,
denizi, kitapları, herkese bir anayurdu, bu yüzden
dolanıyorum bir mülteci olarak: hainin yargıçları
takip ediyor beni ve terbiye edilmiş maymunlar gibi
onların yardakçıları deniyorlar benim anımı boğmaya.
Onunla gittim ben, onunla oraya, madenin çıkışı
civarında bekleyen o unutulmuş şafağın çölüne,
onunla gittim ve dedim benim yoksul biraderlerime:
“Artık taşımayacaksınız bu tel tel olmuş paçavra elbiseleri,
artık ekmeksiz bir gününüz olmayacak, sizlere
anayurdun çocuklarına davranıldığı gibi davranılacak”.
“Şimdi artık paylaşacağız güzelliği, ve kadınların gözleri
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

453  

VASİYET (II)

Bırakıyorum eski kitaplarımı, toplanmış
dünyanın her bir köşesine, tapınılmışlar
o görkemli dizgesinde,
Amerika’nın yeni şairlerine,
onlara, kabaca durdurulmuş dokuma tezgahında
yarının manifestosunu dokuyacaklara.

Ölmüş oduncunun ve maden işçisinin kaba yumrukları
dolaşık katedrali, bölünmüş mısır filizini
ve çayırlıklarımızı çeviren telleri temizleyecek
sayısız hayat oluştururken
doğmuş olacaklar.
Önceki cehennemlerde titresinler,
elmasları parçalayanlar, ve mısır tohumundan oluşan
şarkı dünyasını savunsunlar,
şahadet ağacından doğanları.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    
    

454  

KARARLAR

Yoldaşlar, İsla Negra’ya gömün beni,
çakıl taşının ve dalgalarının her bir pürüzlü lekesini
gözlerim kapalıyken, sanki artık hiç görmeyecekmişim gibi
tanıdığım denizin yakınına.
Okyanus kıyısında, gün getirdi bana hep
sisi ya da aydınlık sökününü turkuvazın,
ya da enginliği, düzenli olarak, değişmeyen suyu,
istediğim şeydi bu, bu mekan sanki yutmuştu alnımı.

Her bir yas kıyafetli sürüsü karabatakların, o müthiş
kaçışı kışı seven boz kuşların,
ve her bir kasvetli çevrimi yosunların,
ve soğukla çarpan tehlikeli bütün dalgalar,
ve dahası var, bütün toprak görünmez ve gizli
bir aktar gibi, deniz sisinin ve tuzların meyvesi,
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

455  

VASİYET (I)

İsla Negra’daki deniz kıyısındaki evimi
sendikalara bırakıyorum,
bakırın, kömürün ve güherçilenin işçilerine.
Eziyet görmüş oğulları ülkemin
dinlensin orada.
Baltalar ve hainler tarafından tahrip edilmiş,
kendi kutsal kanında yağmalanmış,
volkanik paçavralara dönünceye kadar
işkence edilmiş ülkem.

Yıpranmış insanların dinlendiğini görmek istiyorum
ülkem boyunca çağıldayan temiz sevdada
masamın etrafında görmek istiyorum karanlıktan gelenleri
ve uyumasını istiyorum yaralının yatağımda.
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    
    

456  

ORTA AMERİKA ('ALDATILMIŞ KUM'DAN)

Kötücül yıl, görüyor musun bu sık
cengel karanlığının arkasındaki
coğrafyamızın dar enlemlerini?
Bir dalga fırlatıyor kendini
mavi arılarıyla bir bal çerçeve gibi
kıyıya doğru ve öbür denizden
kıvılcımlar uçuşuyor o ensiz ülkeye...

Bir kırbaç gibi incesin, ey bölge,
vahşi bir ağrı gibi alazlısın,
senin adımların Honduras’ta, senin kanın
Santo Domingo’da, Nikaragua’dan
dokunur bana gözlerin
geceleri, çağırır beni, ister beni,
ve bütün bu Amerikan toprağı üzerinde
çalarım kapılarını senin konuşmak için,
dokunurum zincirlenmiş dillere,
kaldırırım perdeleri, batırırım
elimi kana:
........... devamı >>
 
İsmail Aksoy
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 17:57:44

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim