Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

ETKI Konulu Şiirler - etki Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "etki" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "etki" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. etki Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

393  

OYSAKİ MÜKELLEF OLAN BENDİM!

Artık yavaşta olsa çekilmeye yüz tutan suların başındayım.

Ne kadar sakindi.

Çok çaresizdi.

Heyecan tükenmişti.

Gürleyerek şakıyorken, ne hallere düşmüştü.

Kendinden ötelerde melalin hengâmesini hesaplıyordu sanki.

........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    
    

394  

DEMEK Kİ YAŞANACAKTI!

Bir iç sızısıdır işte yaşadığım
Vicdanları azapla tanış
Kılmak zorunda bıraksam da…
Bu muhayyile karşısında
Zalim olmak korkusunu yaşıyorum!

Arzı mekânın her bir boylamında
Onca insan yaşarken niye ki…

Öyle mütemadiyen soruyorum
Adımladığım kaldırımlarda
Sessizliğim ayak vurgularında
Vadinin solan çayırında
Ağaçlardan düşen yapraklarda

Hep kendimi görürken
Yine bir esrarın tahayyülü…
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    

395  

TÜRK'ÜN ŞİİRİ

Kimimiz Türkmen, kimimiz Çerkez, kimimiz Yörük
Saymakla bitmez hepimize birden derler Türk
Türk’üz, Türk'ü söyleriz tarih yazmışız dünya bilir
Çağdaş uygarlıktır hedefimiz, soyumuz hürdür hür..

Hepimiz İslam’ın güneşinde aydınlık zamanda yaşıyoruz..
Bilim meşalemiz, istiklal nefesimiz, geleceğe yürüyoruz..
Milliyet Âdem’den bu yana gelen toplumsal olgudur,
Türk’ün ruhu asil, geçmişi belli, ecdadı saygı doludur..
........... devamı >>
 
Şebnem Gürsel
    
    
    

396  

DÜRÜST OLMAK ZOR BİR ERDEMDİR. (DENEME)

Bu yazıya başlamadan önce, kendimce dürüstlüğün sınırlarını çizmeye çalıştım. Doğrusu, nereden başlayacağımı da bilmiyordum; ama düşüncelerimi ortaya koymak için bir yerlerden başlamalıydım. Öncelikle,“Dürüstlük nerede başlar? ”sorusuna yanıtlar aradım, ancak dürüstlük soyut bir kavramdı… Ki öyledir; çünkü bu kavram, insandan insana değişebilir. Peki, iç dökercesine bir şeyleri sorgulamak dürüstlüğü ortaya koyabilir miydi acaba. Çözüm olmayacaktı; çünkü bu kavrama da bu şekilde yaklaşmak, ancak eleştiri veya öz eleştiri olabilirdi bence. Peki, nereden başlamalıydım? Sanırım dürüstlüğü ortaya koymak, lügat anlamının dışında olmalıydı… Ki, doğrusu da buydu sanırım.
Bu anlamda konuya yaklaşmak bana öncelikle, dürüstlüğün, bir huy mu yoksa bir erdem mi olabileceği sorusunu düşündürttü. Huy olamazdı; çünkü bu kavram, insanın sonradan kazandığı insansal bir değer… Bir erdem midir peki? Evet! Bir erdem olabilir; çünkü dürüstlük bence, bencilliğin kendisine sınır koyduğu yerde başlar. Ve her insanda, mutlaka olması gerekir. Azlığı veya çokluğu düşünülebilir mi? Düşünülmez çünkü nicel bir kavram değildir ki; şu insan bu kadar dürüst, falanca insan, şu kadar dürüst denilebilsin… Bu nedenle dürüstlük, nitel bir kavramdır ve sınırları çizilmez. Zaten dürüstlük, yasaların doğasında olması gereken bir kavramdır. O halde kişisel alanda dürüstlüğün, belirleyicisi nedir? Kişinin karakteri, değer yargıları ve olaylara bakış açısıdır diyebiliriz sanırım.
Bu nedenledir ki; bir takım olaylar ve olgular karşısında kalan bir insan, kendi bencilliğine karşı koyabildiği ölçüde dürüsttür ve yasalara saygılıdır. Bence dürüstlük, yasalara saygılı olmakla başlamalıdır ve çıkarcı olmamalıdır. Çünkü doğruluk boyutunu aşan her bencillik, çıkarcılığa daha yatkın ve toplumsal istence (irade) karşıdır. Kendisini tatmin etmek üzerine, kurulmuş bir anlayıştır sadece. Bu nedenle insanlık tarihinde, çıkarcı bencillik ve dürüstlük mücadelesinin yaşam boyu biteceğini hiç sanmıyorum. Aslında dürüstlüğün özünde, çıkarcılığa karşı bir mücadele yatar hep. Ve böylece kişiliklerin arka bahçesinde hep, ‘ben’ boyutundaki bencillikle, ‘biz’ boyutundaki toplumsallık mücadelesi sürer gider.
Ayrıca dürüstlüğün boyutu, toplumsallığa, insan haklarına ve doğruya inanmakla da orantılıdır. Çünkü toplumsallık, doğruluk ve insan haklarına uyumlu yaşamakla başlar, başlamalıdır da… Ancak bu olgular, mücadele ister! Mücadele ise, inanç ve istençle (irade) ortaya çıkar. Oysa çıkarcı bencilliğin tek korkusu da, kendi çıkarlarına karşı yapılacak olan inançlı bir mücadeledir. Çünkü onun özünde, başkalarının adına yapılacak iş yoktur. Çünkü yaşamın ucunda, salt kendi çıkarları vardır. Zorda kaldığı zaman ise, yasal olmayan tutum ve davranışları kendisine hak sayar. Ve gerektiğinde yasalara karşı bile, “Gemisini yürüten kaptandır”gibi yanlış yorumlanan, atasözlerimize sığınmakta gecikmez.
O halde dürüst olmak, hep mücadele mi gerektirir? Kendi iç dünyasında, kendisine karşı hayır! Bu anlayıştaki bir insanın, öncelikle kendisine inanması yeterlidir sanırım. Yani her an, dürüst insan kendisiyle barışık; doğruluk, toplumsallık ve insan hakları adına uyanık olmak zorundadır! O halde her bencillik, karşı konulması gereken bir olgu mudur? Hayır, tabi ki… ‘Ben’olgusu yeri geldiğinde, zararlı etki ve etkenlere karşı bir tavır ve bir düşüncedir. Bana göre, burada göz önüne alınması gereken olgu, bencillik değil, çıkarcı bencilliktir. Bu nedenledir ki, dürüst olmak zor bir erdemdir; ancak insan en azından, “Kendi içinde kendine karşı dürüst olmaya çalışmalıdır”.
27 – KASIM- 2007
İSTANBUL
........... devamı >>
 
Ergin Bingöl
    
    

397  

ETKİ-TEPKİ

“Bize şarap ve sevgili, size cami kilise. Sizler cenentliksiniz, cehennemliğiz bizlerse. Kader böyleymiş neylersin, kimsenin suçu yok. Kim ne karışır ezel nakkaşının işine? ” -Ömer Hayyam

*-

I.

Ağaçlardaki yaprakları alıp
Yere atmış çöpçüler
Yarın eğitim alıp
Bakteriyolojiden çakacaklar;
Sonbaharda sararmış düşmüş
Yaprakları alıp şehirden
kaçırmaktan gayrı,
yeni kızarmaya başlamış
sarmaşıkları da yolan.
Yanaklarımız kızarıyor mu;
Fark edemeden doğayı,
Gömülürken hisse senetlerine …
Gömülürken hisse senetlerine,
Pi’yi bulmaya alet edinilen
Bir borsa’da olmayacaktır –
O da başka,
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

398  

1915’İN ÖBÜR YÜZÜ...2

Önceki yazımda olayı Ermeniler açısından irdelemeye çalıştım.
olaya birde Türk-Müslüman unsurlar açısından bakılması gerekir diye düşünüyorum. 1915 öncesindeki 200-300 yıllık balkanlardaki duruma göz atmakta fayda var.Daha öncede değinildiği gibi buradaki milliyetler Osmanlıdan ayrılarak kendi devletlerini kurmuşlardır.Elbette göz ardı etmemek gerekir ki bu ayrılık güle oynaya değil sancılı olmuştur.Onun için bunun 1915 olaylarına ışık tutacağı düşüncesindeyim.Çünkü buranın tarihini incelediğimizde Türkler ve Müslümanlar açısından büyük trajediler yaşanmıştır.
Bugün batının ve emperyalist devletlerin Ermeniler için gündeme getirdiği olaylar,yani sürgün ve katliam balkanlarda devletlerini kurmaya çalışan milletler tarafından Türklere uygulanmıştır.Biraz tarafsız bir gözle tarihi incelediğimizde olayın bu yönü rahatlıkla görülecektir.1915 teki olaydan 100-150 yıl önce aynı trajedi Türklerin başına gelmiştir.
........... devamı >>
 
Aliseydi Taşdemir
    
    

399  

= 000.000.316 = KADİR GECESİ ADINI OKUMAK İSTERDİM; EFSANEMİZ GERİ DÖNSÜN DEYİ! .

Erdem yolunda; ar sahibi, iyi niyetli, duyarlı insan: öğüt alma ve öğüt verme konusunda, ince ayrıntıların detayında olmayı tercih eder ve “bilmiyorum! ” demenin sonsuzluğunda, her bir insana, özgürlüğünde öğreti beğenme ve özgürlüğünde öğreti seçme hakkını, düşünen insanın kendi takdirine bırakır! . Düşünen insan; İyi niyetliliğin, erdem yüklü ölçüsünde: beyinleri yıkamayı ve beyinleri etki altına alarak, insanları kendi gibi düşünmesi zorunluluğunu savunmaması gerektiğini, bilen ve bu düşünceyi uygulamaya koyan insandır! . Ezbercilik ve taklitçilikten uzak durabilme adına; bizi bizden ayıran, zorlu ve riskli girişimlerin, yanılgı dolu hatalarından korunabilmemiz için: düşüncemiz üzerine sorumluluk alabilmelidir! . Ve düşüncemizin kayıp ve kazanımına yoğunlaşarak, düşüncemizi muhasebeye vurarak, elde ettiğimiz veya elden kaçırdığımız, maddi ve manevi değerlerin farkına varabilmeyi amaç edinebilmeli, diye fikir yürütebilmeliyiz! . Ben şahsen; önceliklerimin ışık saçan verimliliklerinde: değerler kültürümüzü oluşturmuş, saygıdeğer büyüklerimizin adını andıkça ve saygıdeğer büyüklerimizin, erdem ve olgunluk yüklü seslenişlerine itaatkarlığımla, kendine yararlı olabilen bir insan olabilme yolunda ilerlemeyi, tercih eden bir insan olabilmek isterim! . Öğüt vermek; yaşanılan hayati tecrübelerin verimliliğinde, günışığına çıkan, ve bizi bize yararlı kılan, düşünce parçacıklarıdır, diye düşünüyorum! . Bu düşünce parçacıkları; insanı muhafaza eyleyebilen, değerler kültürü bütününe ulaştırabilen olmalıdır. Bütün içersinde aşkı yaşamak ve bütün içersinde kendi konumunu keşfetmek; bir insanın ulaşmayı düşündüğü hedefi olmalıdır! . Kendi konumunun gereğini; bilinçli ve erdemli bir şekilde yerine getirebilen insan; daimi huzur ve de daimi ümit adına, yeni erdemsel kazanımlara ulaşabilmelidir! . Düşüncelerimizi uygulamaya koyma aşamasında; zorlama ile hükmetme yerine: kendimizi yenilemeyi, kendimizi değiştirmeyi ve hazır mevcut imkanlar dahilinde, bazı olumsuzlukları da fırsat bilerek, yenilenen ve değişen bir bilinçle, düşünce ve eylemlerimizde kendimiz gibi olmayı başarabilmeliyiz! . İnsanlık tarihinin düşünen bilge insanların tecrübelerinden yararlanabilmeli ve aynı hataya bizlerin de düşmemesi için, kendimizle mücadeleliğimizi sonsuza kadar sürdürebilmeliyiz, diye düşünüyorum! . Aşk; bir kişisel başarıdır ve aşk: yanına ortak kabul etmeyen tek gerçeğimiz, olarak bilinmelidir, diye fikir yürütebilmeliyim! . SAYGILARIMLA! .
........... devamı >>
 
Kemal Kabcık
    
    

400  

ANK.TİC OD. MALİYE.CUM.BŞ.SAV.

Ankara Ticaret Odası Nurettin GÜRGÜR Oda Meclisi Başkanı
N erde nasıl demeden
U muttur ticari yaşama her dem
R ehberdir hizmette koşar adım
E hlidir her işte duyurmuştur adını
T açlandırır tüccarını zanaatını
T icareti güçlendiren
İ htiyaçlara cevap veren
N am salan söz ehlidirler.

G üven ışığıdır beklentilere
Ü stlenmiştir esnafının sıkıntılarını
R azıdır kanunla verilmiştir hüviyet
G üler yüzdür misyonu, bilmez mazeret
Ü lkemin tüccar ve sanatkârları
R akipsizdir, ticaretin nabzını ölçen
........... devamı >>
 
Zeliha Ural
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.09.2008 12:36:10

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim