Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

ENTELEKTUEL Konulu Şiirler - entelektuel Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "entelektuel" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "entelektuel" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. entelektuel Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

41  

4 SENENİN ANISINA PDR ŞİİRİ

PSİKOLOJİK sorunların var gibi, yalnızlık yaşıyorsun.
Sen-ben dili kullan, o zaman anlaşılıyor ve anlıyorsun
İçselleştir artık şu özgüvenini, daha ne duruyorsun
“Kimdir Bu? ” ve “Kime Göre Ben Neyim? ” uygula … Sen bir çocuksun
Otistikse, şizofrense, depresifse refere et sevgiyle
Laubali olma yaklaş danışman profesyonelliğiyle
Ordan burdan, entelektüel konuşturma, barışsın kendiyle
Jest ve mimikleri birleştirmelisin, sanatınla bilgiyle
İnsan olan her birey değerlidir bunu bilmelisin yeter
Koşulsuz kabul işin aslı, insana kalbinden bir yer göster
........... devamı >>
 
Orhan Kaya
    
    
    

42  

RÜZGARDA SARI BUĞDAY TARLALARI

Sevginin içindeki
Enerji dolu hayat
Beyaz ateş

Ben bir rençperin oğluyum
İnsan olarak doğdum
Sarı buğday tarlaları arasındaydı doğduğum yer
Rüzgâr sarı tahılları dalga dalga savururdu
5 yıl sonra annem öldü, bir nükleer serpintide öldü.
1 yaşından itibaren her şeyi hatırlarım, istisnalar hariç

Medeniyetin son yüzyılında
11 yıl sefalet içinde yaşadım, bir fabrikada 3 yıl dişlileri tornaladım
Zamanın çocukları bunu yapabiliyordu
Gri atmosferin altında, bir yerleşim yerinde barınıyorduk
İnternet yıkıldıktan sonra
Bu ülkeyi makineler 8 yılda inşa ettiler, çeşitli yapı programları kullanıldı
........... devamı >>
 
Ali Yılmaz Yıldız
    
    

43  

KAR YAĞIYOR GECEYE - II

II.

Her şehir
Kar altında güzeldir
Masalsıdır, gizemlidir, özeldir
Ama bu şehir
Kış perileri sizi inandırsın
Güliver Karlar Ülkesinde filminin
Doğal seti gibidir
Ara sokaklar
Bahçe çitlerine kadar
Silme karla dolar
Yaşlı teyzeler
Gün boyu cam kenarında
Örgü örerek ıssız sokaklara bakarlar
Delikanlı amcalar
Bir elde kürek
Oflaya puflaya
Kapı önlerini açarlar
Çocuklar okuldan sonra toplanır
Sokak aralarında kızak kayarlar
Aylar ve aylar boyunca
Güneş arada bir yüzünü gösterse de
Evlerin saçaklarından her daim
Cam cam buzullar sarkar
Bereketsiz kısacık günler
Merhabadan sonra hoşça kal faslıyla
........... devamı >>
 
Mustafa Hakkı Kurt
    
    
    

44  

HAYAL MEYAL SURETLER - IV

IV.

Sıkıntılı, berbat bir hava
Şehir merkezinde Şahin'le
Sersem sepet turluyoruz
U nas nastrayenye oçin ploha (1)
Söz kıtlığında asmalar buduyoruz.

Ben vitrinlere bakıyorum
Şahin, gelip geçen işveli kızlara...
Arada bir 'Zdrasvutiy' (2) çekiyor
Ben bir ara boş bulunup
'Merhaba birader' deyince
Karşılıklı kahkahayı patlatıyoruz.

Her beş dakikada bir oflayıp pufluyoruz
Sıkıntımızın esbab-ı mucibesi
Yani ayıptır söylemesi
Ankara'daki salaklar
Bizi unutmuş olmalılar
Ki, üç aydır para göndermiyorlar
Günden güne batıyoruz.
........... devamı >>
 
Mustafa Hakkı Kurt
    
    

45  

BEN ŞAİR DEĞİLİM

yok yok
ben şair değilim dostum
ne haddime?

sansasyon yaratamadım,çarpık ilişkilerimle
hırsıma köle
satmadım onurumu,beş paralık ilişkiye

yapamadım promosyonumu
yapamadım reklamımı
benden olmaz dostum
ben şair değilim!

adım bile sıradan,bir garip serçe
türkülerimiz gibi...
gizemli bir ad bile bulamadım kendime

ne Sir Thomas`ı bilirim,ne Kafka`yı, Taha`yı
imgelerim bile sıradan
yok yok benden olmaz...
........... devamı >>
 
Gülten Kahraman
    
    
    

46  

AFORİZMA “BABAM NERDE”

ha ha ha! ...
selam sana güneş
selam dudak uçuğum
selam yüreğimde çin işkencesi
zehir semiren akik tenim
gözde ki yumuşamalar
yokluğun yarısında ki atık
nasılda yürürüm kendime kendime
delirelim hadi
tek cümle…
insan kırk kapılı saraymış nede olsa
yerden bol
sahi bu arada babam nerde
boşa telaşlanıyorum
havanın değişeceğine dair
yeni duyumlar aldım
umur/sanırsam
sanırsam gelir yakında
........... devamı >>
 
Esra Kaya
    
    

47  

DUVARCI USTASI...

Her insan duvarcı ustası,
Başkasının duvarını örmekte... Çalar güftesi!
O Kurbanlarından biriydi,
Açmıştı duvarcı ustası paftasını...

İsmi Şeref’ti, elinde aynası
Söğüdün altında ilk önce süslenir, neyse manası?
Karşımızdaki apartmanın köşesine gelir,
Kalınca bıyıklarıyla oynaya oynaya,
Her gün üçüncü kattaki kıza bakmaktı kederi!

Her dikizde kızda balkonda olur, el sallardı,
Gülerdi, acımayla karışık öpücükte yollardı,
İşte böylesi deliydi...
İkisi de her gün bu anı kollardı
Vazife yeri belliydi!
O bir delimiydi diye söylenir o an, hayranlıkla izlerdim deliyi...
Bu filmin tek seyircisi, koltuklar benle dolardı!
........... devamı >>
 
Safet Kuramaz
    
    

48  

ULUS/DEVLET ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

Önce şunu aydınlatmamız gerekiyor sanırım.Kavramlar,düşünceler,akımlar realiteden bağımsız olarak mı oluşurlar,yoksa gerçeklik midir onlara hayat veren.İnsan aklını özgürleştiren akılcılık ve deneycilik ile kökeninde us dışı öğeler olan,mitlere dayanan romantizmin ulus ve ulusçuluk üzerine etkileri eş zamanlı mıdır? Yoksa sırasıyla akılcılık,deneycilik aklın sınırlarını ortadan kaldırmış,özgürleşen akıl kollektif bilimsel birikimi yaşamın gereksinimlerini karşılamak için pratiğe dökmüş ve bilimsel buluşlar çağı mı başlamıştır,yoksa yukarılarda bir yerde bulunan “eş dünya”mızda zaten sonsuzluğun başlangıcından bu yana bulunmakta olan bilgiler,kavramlar insanoğlunun yeterince olgunlaşmasını mı beklemişlerdir,ortaya çıkmak/çıkarılmak için.Tabii ki,son saydığımız değil,bu konuda herkes hemfikir sanırım.Ama eğer öyleyse,niçin kavramları tartışıyoruz.kavramları tartışmak bizi bir yere götürmez,şu ya da bu siyasi akımın sempatizanı,militanı olmaktan,öteye.Amacımız,bugünü ve yarını anlamaksa eğer,dün ve bugünün dünyasını belirleyen gerçeklik ve bu gerçekliğin insan zihnindeki yansıması,algılanması ve entelektüel/bilimsel dünyaya aktarılmasını,tartışmalıyız gibi geliyor bana.Yani tartışılması gereken ulus,ulusçuluk,ulus-devlet kavram ve realitesinin temelinde yatan gelişmelerdir. Lafı çok uzatmaya niyetim yok.olabildiğince yalın olmaya çalışacağım.Feodalizmin hangi yapı ve”ideoloji”sidir,üretim güçlerinin ve ekonomik,toplumsal değişimin önüne set kuran.Bu yapı ve ideolojinin yıkılması ile atbaşı gider uluslaşma süreci ve merkezi devletin oluşması/oluşturulması.Mülkiyet hakkının kutsallaşması/kutsallaştırılması ve dolayısıyla sermaye birikimi,ticareti engelleyen “tali”sınırların yok edilmesi,yeksenak bir hukuk sistemi bir taraftan ulus-devleti güçlendirir diğer yandan ulus’u oluşturur.Ülkenin tek pazara dönüşmesi,mülkiyet hakkının kutsallığı,tek bir hukuk sistemi,kanun ile sınırlanmış bir merkezi yönetim üretim güçlerinin önünü açarken gerek sermayeye ve gerekse tek tek insanlara sağladığı olanaklarla değişik mezhep,etnisite,kökenlere sahip insanları da homojenize eder,ulus doğar. Tabii ki Batı Avrupa’dan bahsediyoruz. Nereden bakarsanız bakın bu süreç anılan coğrafyada şöyle böyle 400-450 yıllık bir süreçtir ve kısmen düzensiz dalgalar halinde yayılır Avrupa’ya.Osmanlıya ise ancak 19.yy’ın II. Yarısında ulaşır ulusçuluk dalgası.Handiyse,Osmanlı Avrupa’daki tüm topraklarını yeni ulusalcılara kaptırdıktan sonra Türk ulusalcılığı doğar.Fakat bu akım geç kalmışlığının yanısıra,yukarıda andığımız,Batı Avrupa’daki gelişmelerden sebeplenemeyen bir ülkede,Avrupa görmüş,girdiği her savaştan dayak yiyerek çıkmış ve savaş yitirme/toprak kaybetme korkusu iliklerine kadar işlemiş bir kesimin,yani ordunun bağrında filiz verir.(ne dersiniz,bölünme korkusuyla tir tir titrememiz/titretilmemiz,tüm dünyanın bize düşman olduğuna inanmamız/inandırılmamızın bunlarla ilgisi olabilir mi?) Türk ulusalcılığının temelinde burjuvazi ve onun talepleri yoktur.Türk ulusalcılığının temelinde yaklaşık 400 yıldır gerileyen bir imparatorluğun yenik savaşçıları vardır.Bu savaşçılar I.Büyük Savaş sonrasında, Anadolu’da hem ulusal devleti ve hem de ulus’u kurmak ve oluşturmak için savaş vereceklerdir.Ulusçu devlet kurulur ve ardından ulus oluşturulmaya çalışılır,kısmen başarılı da olunur.Ancak,Batı Avrupa’da 400-450 yılda yaşanan bir süreci 30-40 yıla sığdırmak kolay değildir.Oluşturulmaya çalışılan ulusal ekonomi ile nispeten kolay eklemlenen kıyı bölgelerde süreç tamamlanırken,feodal ekonomik yapılanması kırılamayan-sınır güvenliği endişesiyle ulaşım olanakları kısıtlanan,aynı endişeyle yatırım yapılmayan ve hatta yatırım yapılması engellenen-diğer yörelerde,ulusal ekonomi ile eklemlenme sağlanamaz.Buna karşılık kısmen başarılı olan eğitim projeleri buralarda karşıt ulusalcılığı tetikler. Ulus ve ulusalcılık kavramları ideolojik kavramlardır.Bilimin konusu olurlar.Bu kavramları ve uzantılarını bilimin konusu olarak ele alıp inceleyebiliriz,Ancak bu kavramların yani ideolojilerin bilimsel olduğunu iddia etmek olası değildir.İdeolojiler bilimden çok çok az, çok daha fazla dinden,efsanelerden,mitlerden,nas’lardan esinlenirler ve az çok kendi içerisinde tutarlı bir çorba oluştururlar.Ulusalcılık, ulusun oluşturulması evresinde değişik unsurları tekdüzeleştiren,homojenize eden bir katalizör işlevi yüklenirken,daha sonraki evrelerde bir tür zamk işlevi görür.Dünyadaki tüm insan topluluklarının Orta Asya orjinli olduğunu bir yerlerden anımsamayan var mı,aranızda? Peki ya,güneş-dil teorisine ne demeli? Bu pasajı niçin mi yazdım? Lütfen bilim/inanç ayrımını hatırlayın.Her birimiz ulusalcı/anti ulusalcı olabiliriz. Neye inanırsak inanalım.İnandığımız sadece inançtır.Bilimin gösterdiği değil.İdeolojilere inanılır.Bilime inanılmaz.Bilim bizlere ulusalcılığın kökenlerini gösterebilir,hangi ekonomik sosyal süreçlerin,hangi bilimsel entelektüel birikimlerin,hangi bozulan ve yeniden kurulan gerilim ve dengelerin ulus ve ulusçuluk oluşum ve akımlarını tetiklediğini ya da engellediğini bilimsel olarak açıklayabilirsiniz.Ama ulusçuluğun/anti ulusçuluğun bilimsel olduğunu iddia edemezsiniz.Zira tüm ideolojiler gibi bu iki karşıt ideoloji de bilimsel değildir ve bünyelerinde bilim ve akıl dışı,mit ve efsanelere, nas’lara yer verirler. Sanırım birkaç söz de Amerikan çoğulculuğu hakkında söylemem gerekiyor.bugünkü Amerikan demokrasisinin temelinde,Avrupa’da din ve mezhep savaşlarından,vebadan,açlıktan,darağacından,giyotinden,feodal bey’in ilk gece hakkından kaçanların yeni kıta’da karşılaştıkları ilkel cennet vardır.Yeni dünya’da insanların önlerinde-kısmi yerli direnişi ve fiziki engeller dışında-atlarının ve kendi bacaklarının tükenen takati haricinde hiçbir engel yoktur.Bu durum,göçmenlerin-fiziki diyebileceğimiz bir- özgürlük yaşamalarına yol açar. Bu fiziki özgürlük realitesi,Amerikan liberalizminin kökenini oluşturur.Avrupa’dan ölümden kaçanların yeni kıtada karşılaştıkları olanakları bir tasavvur etmeye çalışın.Ulaşabildiğiniz her şey sizin.Bu olgu,Amerika’da mülkiyet merkezli bir liberalizmin temelini oluşturur. Mülkiyet kutsaldır ve onu korumak en tabii haktır.Çağdaş amerikan değerlerinde mülkiyet ve silah bulundurma/kullanma olgusunun atbaşı yürümesinde acaba bu anlattıklarımızın payı yok mudur? Evet amerikan demokrasisinin temelinde bahsettiğimiz fiziki özgürlük realite ve yansımalarını görebiliriz.Amerika’nın dünyayı yeniden yapılandırma anlayışının temelinde,başat güç olmasının yanısıra sözünü ettiğimiz bu özgürlük anlayışının payı olabilir mi sizce de? .AB nedir sizce? Salt gümrük birliği mi? Salt serbest ticaret mi,salt sermaye ve emeğin serbest dolaşımı mı,salt para birliği mi? AB bütün bunlarla beraber bunların çok ötesinde bir projedir. AB’nin nihai hedefi,tek ülke,tek sınırdır.Lütfen bir hatırlayın,AB’yi entelektüel düzeyde tartışmaya açan ve hayata geçiren hangi gelişmelerdir? kuşkusuz ki I.ve II.Dünya savaşlarının yarattığı yıkım ve yeni bir savaştan kaçınma isteğidir.Andığımız savaşların nedir sebebi? Alman emperyalizminin dünyayı yeniden paylaşma taleplerinin barışçı yollarla karşılanamaması da diyebilirsiniz yanıt olarak,gecikmiş Sırp milliyetçiliğini de suçlayabilirsiniz,Batı Demokrasilerinin totaliter komşularına karşı savunma reflekslerini de gösterebilirsiniz,kapitalist ülkelerdeki burjuvazi/proleter çelişkisinin hasır altı edilmesi için burjuvazinin bir atraksiyonu olarak da niteleyebilirsiniz savaşları açıklamaya çalışırken ve daha sonsuz sayıda argüman üretebilirsiniz,yanında saf tuttuğunuz ideolojiye uygun olarak..Ürettiğiniz argüman ne olursa olsun,her iki savaşın temelinde ulusçuluk olduğunu red edemezsiniz.Her iki savaşın odak noktasında da çatışan Alman/Fransız-İngiliz ulusal çıkarları ve uluçuluğu vardır.AB’nin temelinde de bu çelişkileri törpülemek giderek yok etmek amacı yatar. Saygılar sunarım Hoşçakalın -----------------------------------------------------PS:Bir başka forumda ‘AB KARŞITLIĞI ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ’e yöneltilen saldırgan eleştirilere yanıt niteliğindeydi,bu yazı.İlk yazı ile bütünlük taşımadığı intibaı doğurması,bu nedenle doğaldır.Yazı içerisindeki daldan dala sıçramaları da aynı nedenle hoşgörmenizi talep ederim.
........... devamı >>
 
İbrahim Balcı
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 07:58:27

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim