Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

ENDISE Konulu Şiirler - endise Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "endise" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "endise" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. endise Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

585  

YAZI (BİR MEKTUP.)

Bir dostumun gelecek adına duyduğu endişeden dolayaı sormuş olduğu sualine yazmış olduğum cevaptır.
Siz dostlarımla paylaşmayı uygun gördüm.
Değerli vaktinizi bana ayırdığınızdan dolayı teşekkür ederim.



Selamunaleykum.
Kardeşim.
Değerli mektubunu aldım.
İfadelerinde Allaha ve Ahirete inanan, Allahın emirleri karşısında mesuliyetini müdrik bir müminin ve Ahiretini düşünen bir müslümanın endişeli hassasiyetini görmenin memnuniyetini ziyadesi ile yaşadım.
Allah senden ve senin gibi Allaha saygılı ve ahiret adına da endişeli mü-min ve müslümanların adedini artırsın.
Yengemizin görmüş olduğu rüyada ailenize mübarek olsun.
........... devamı >>
 
Necdet Erem
    
    
    

586  

UB-101 YOLCULUK! ..

Durgun denizde,
……Kalbimi gördüm,
………..Sessizce sakince,
……………İnsanlara sevgiyle! ..

Akşam güneşi,
…..Kızıllıkla batarken,
………Yaklaşıyordu gece,
…………Çağırıyordu dinlenmeye! ..

İnsanlar vardı,
……Yürüdüğüm yolda,
………...Herkes kendince,
…………….Düşüncelerde endişe! ..

Düşünceler dinledim,
………Tarihten bu güne,
…………..Bu günden geleceğe,
……………….. İnsanlıktaki bilmece! ..

Kültürler geçmişte,
…….İnsanları yönetmede,
……….....Bu gün silinmekte,
......................Sadece bilgi tarihte! ..
........... devamı >>
 
Mehmet Çoban
    
    

587  

İSİMSİZ

Seni bir silsem şu beynimden,
Ve sensizlikle bu kalbi değiştirsem,
Ölsem ve bana ceza diye sen gelsen,
Nereye gitsem gece ve gündüz gibi peşimde gölgen.

Küçük bir derttin sen önce,
Büyüdün gözümün her gördüğünde,
Ve bir kuş gibi kaçırdım seni elimden,
Kaçanların ardından bakmaktır bize düşen.

Yazıyor gerçekleri, kalem gibi dakikalar,
Gerçek bu, gökteki ayın varlığı kadar,
Bu sevginin içinde hep bir hayranlık var.
Hayranım kendime, şu tükenmez hüznüme.
........... devamı >>
 
Vildan Altunbaş
    
    
    

588  

** VİVO- KÖŞE YAZILARIM

Vivo; “ Hala yaşıyorum beni yok sayamazsın” demek Latince... Küçük bir kum tanesi bile yok sayılamaz.Böyleyken bir tek insanın yok sayılması mümkün müdür? O zaman nasıl olur da belli bir kısım toplumdan dışlanır? Dağdaki teröriste bile af varken, ne yapmışlardır ki, bu dışlanan kızların affı yoktur?
Fazıl Say, ülkeyi terk etmekten bahsetmiş.Bilinmelidir ki, bu ülkeyi ilk terk eden olmaz. Sırf inançları gereği başörtülü oldukları için, özgürce okullarına girmek istedikleri için; yaka paça sürüklenerek dışarı atılan, coplanarak azılı katiller gibi muameleye maruz kalan, kendi ülkelerinde ikinci sınıf vatandaş konumuna indirgenen bu kızlar, Fazıl Say’dan çok daha önce bu ülkeyi terk ettiler.
Bir dev hikayesi vardır; “ Devler ülkesinde bir dev kabadayılığıyla etrafı yıldırır.Büyük deve şikayet edilir. Büyük devin gürleyerek geldiğini gören kabadayı devin eşi: “ Sen yatağa gir, bacaklarını açık bırak” der. Büyük dev: “Nerede o? ” diye kükreyerek içeri girince kabadayı devin eşi yatağı göstererek: “Sus çocuk uyuyor” der.Yorganı kaldırıp altına bakmayı akıl edemeyen büyük dev: “ Çocuğu böyleyse kim bilir babası nasıldır? ” deyip oradan sıvışıverir.
Şimdi ben bu hikayeyi niye yazdım?
Fazıl Say, “sanatçı alnında ışığı ilk hissedendir” deyimini “sanatçı karanlığın tehlikesini ilk hissedendir” şeklinde değiştirmiş. Fazıl Say’ın tehlike olarak gördüğü şey; ülkenin ortaçağ karanlığına kayması, bütün devlet mensuplarının eşlerinin başörtülü olmasıymış.
Birincisi; ortaçağ karanlığı dediğiniz devir kilisenin insanları baskıya,zulme maruz bıraktığı devirdir.Zaten bu dönemde batı, bilim ve diğer alanlarda geri kalmıştır.Oysa Türkiye tarihinde ortaçağ karanlığını göremezsiniz. Batının aksine bizde bu dönem daha parlaktır.Eserleriyle tüm dünya da tanınmış; İbni Sina, Ömer Hayyam, Ahmet Yesevi, Mevlana celaleddin Rumi, Hacı Bektaş Veli gibi insanların yetiştiği dönemlerdir.
İkincisi; başörtüsünün size tehlike olarak gösterilmesi bir art niyettir.Bu ülkede ne zaman bir suç kapatılmak istense hemen irtica yaygaraları salınır ortalığa... Dikkati başka alana çeksinler ki, mal kaçırma, suç örtme operasyonları başarıyla tamamlansın.
Bir sanatçı halka en yakın olması gerekendir. Biz % 30, onlar % 70 diyerek taraflara ayırmak ve halkı ötekileştirmek bir sanatçı için zararlı bir çıkıştır.Orta da bir tehlike varsa bu, taraf tutmaktır. Kutuplaşma meydana gelirse – ki zaten var maalesef – işin içinden çıkılamaz. Öncelikle insanların birbirlerine saygı duyması, anlayışlı davranması ve küçümsememesi gerek.Sorun yaratma için değil, çözüm bulmak için çabalamak... Ve size bak denilen yerden değil, bakmanız gereken yerden bakmak olayları doğru olarak algılamanıza yardımcı olur.
Kanun insan haysiyetini kırmamalı, diyor Gandi, kırıyorsa kanun değil yumruktur. Başörtüsü haksız bir yasaktır. İnsanları kişisel tercihlerine saygı duyulmalıdır. En önemlisi başörtüsü bir tehlike değildir; Başörtüsünü önlerine duvar yaparak, duvarın ardında neler döndüğünü göstermemeye çalışanları fark edememektir asıl tehlike... Eğer bu ülkenin geleceğinden endişe edilecekse, bu tür saçma yasaklarla ülkenin ilerlemesine, gelişmesine engel teşkil etmekten endişe edilmeli.
Son olarak size yorganı üstten gösterenlere güvenmeyin, siz bir de yorganın altına bakın. O zaman boş yalanlara kanıp, ardınıza dönüp büyük dev misali kaçmazsınız.

Yorganı kaldırın, gerçeklerin size gösterilenlerden farklı olduğunu göreceksiniz.
........... devamı >>
 
Nurcan Avcı
    
    

589  

AYRILMAKTAN KORKARDIM. ŞİMDİ UNUTULMAKTAN KORKARIM.

İçimdeki hüzün yavas yavas büyük bir yaraya dönüşüyor. Sonu olmayan yollar, çıkmaz sokaklar ve çıkışı olmayan bir labirent. Dön dolaş yine aynı yer, yine aynı dert. Bir dert bitmeden bir diğeri biniyor üzerine; boğuldukça boğuluyor bunaldıkça bunalıyorum. Gülmeye çalışıyorum ama olmuyor hiç inandırıcı gelmiyor. Bir insan yalandan birgün güler, üçgün güler peki ya sonra... Yalnızım yalnız, çaresizim çaresiz. Çıkarı olan selam verir, olmayan yüzüme bile bakmaz. Çok mu şey istedim kader, çok mu? bir yudum mutluluk sadece bir yudum. Duvarlar üstüme üstüme geliyor bağırmak, çağırmak, vurmak, kırmak istiyorum arkadaş. İt olsan yaranamazsın kimseye elbet bir gün vururlar tekmeyi, elbet bir gün. Endişe içinde yaşamaktan sıkıldım, hep şüpheyle oturup, acaba ile kalkmaktan yoruldum, daldan dala konmaktan, mutluluk peşinden koşmaktan yoruldum, bir gün yere düşerim korkusundan yoruldum. Dert yanmaktan yoruldum arkadaş dert...Aşık olmaktan korkardım. Şimdi ayrılmaktan korkarım. Ayrılmaktan korkardım. Şimdi unutulmaktan korkarım...
........... devamı >>
 
Serkan Güneş
    
    
    

590  

BİLARDO HİKAYESİ

Gece biriken düşler,
Gündüz dağılır şehrin
Gözüne uyku girmeyen köşelerine.
Kuşluk vaktidir
Başlar esnemeler
Sürer dar akşama kadar.
Ve akşamlar..
Sözgelimi bizim akşamlar
Başlar dokuz otuzda
Bilardo masasında
Başlar oyun
Şık şık sesleriyle
modern bir mekânda.
.....Biz vaktini hovarda ama şıkça
.Harcayan enayileriz
Oyun boyunca buzdolabındadır
Asla gerçek olmayacak hayallerimiz.
........... devamı >>
 
Salim Kanat
    
    

591  

YÜZLER VE SÖZLER

Mezartaşı Yontucusu

mezartaşı yontan bir adamın gözleri
miras pay edilirken uykusu gelen
bir çocuk gibi
bomboş bakar dünyaya.
der ki bu şenlikistanda
her şeyin varisi benim adım muamma
kuruyan yüzünüzü ancak ben onarırım
cilt bakım setleri gider boşa
size bembeyaz bir yüz yaparım.

Kör

Körüm ben, aydınlığa karşı kötürüm
umrumda değil gündüzün uzaması
hiç karışmam Tanrı’nın işine
mesela kaç ölçek kırmızı katıyor güle
-gül neyse-
körüm ben, seslerden insan yaparım
dolaşıp dururum gece bekçisi gibi
şart olsun ki
insan burda karanlıktan kuruyor
bana mı bulaştı yoksa,
dünyanın isi.
........... devamı >>
 
İbrahim Tenekeci
    
    

592  

GERÇEK TREN

Yükselen alçalan dalğalar gibi yaşıyoruz
Bu düşünce dilinde
Yaşamak neyi nasıl nerede
Evet..hangi noktada
Bilemiyoruz bulamıyoruz
Bizlere uygun olan bu yolu......


Neden acaba
Bakıyoruz durmadan bakıyoruz
Hatta yorulmadan usanmadan
Neye nasıl hangi gözle
Yoksa vurgunmu yiyiyoruz
Bakıpta göremediğimiz
Bu gönül gözlerindeki dilde......


Evet evet yaşadıkça tanıyoruz
Onu bunu şunları değil
Gerçekten
Kendimizi tanıyoruz kendimizi.....

Günler nasılda geçiyor birer birer
Değilmi?
İstesekte sayamayız onları
........... devamı >>
 
Atıl Kesmen
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 07:38:23

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim