FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

ENAYI Konulu Şiirler - enayi Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "enayi" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "enayi" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. enayi Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

305  

SURATIMDA PATLAYAN TURİZM / ELEŞTİRİ

Yaklaşık bir ay kadar önce tatile çıktık eşimle. ” Sen bu ülkenin insanı olarak, yurdumuzda doğru dürüst tatil yapabilir misin hiç! ” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Zavallı ben! Yapabileceğimi sandım. Bir yılın hiç olmazsa birkaç akşamında yemek yapmayacağım, hazır yiyeceğim. Hayallerin bini bir para: Balığı çok sevdiğim için, eşim beni her akşam bir balık lokantasına götürüyor. Şimdi bir sahil lokantasındayız. Geliyor balıklar, gidiyor balıklar; çeşit çeşit salatalar. Ertesi akşam başka bir lokantadayız. Gel keyfim gel.
........... devamı >>
 
Kâmuran Esen
    
    
    

306  

AAAH AH!

“-demek sen
Döndü Bacı’nın torunusun ha! ! !
baban senin kadar ya var,
ya yoku benim biliverdiğimde
askere gideceğimde gelmiştim köye de
öyle yaa.. şimdi karşımdan gelse
tanıyamam
baban beni belki bilebilir”
“-bil bakalım, bilebilecen mi bu adamı”
“-ben amcayı hiç görmedim ki! ”
“-tahmin et bizim köylü”
….
“-ben köye kaç yıldır hiç gelmedim ki
ben köyü unutmuş iken
yeniyetme bir çocuk beni nereden bilsin”
“-tahmin etsin bakalım”
……..
“-Bobuş Emminin Osman mı? ”
“-……”
“-Hacı Mamıdın Memet”
..
“-Çil Murad”

“-Kara Bayramın Ramazan”
….
“-Çakırın Musa”
….
“-Hasan Alinin Bolat”
........... devamı >>
 
İbrahim Çelikli
    
    

307  

YALNIZLIK NEŞİDELERİ I, YORGUN 'KOŞMA'LAR

Elime bir büyü sonrası kırılan kum saatinden,
Gözlerimi gecenin uykusuzluğuna veren efsunlar dağıldı.

Yırtılan bir kitabın sayfalarına işlenmiş ismim,
Gönlüm, yıkık tahtların enkazlı ülkesi, “mimlim”
Kaç Kabalacı sana beddua edecek de,
İsmimin her harfine bir, adımıma bin düğüm atacaklar.
Sevda değildi belanın ayağına götüren,
Sevda değildi lanetkeşlerin kitaplarına işlenen.

Bir nefeslik menzile yeter mi gücün ey ciğerim!
Verem kapmıştan beter, âlemi kan renk boyarsın.
Gönlüm mizan tuttuğun yerden kangren tutansın da,
Yalnızlık erisin odamın duvarlarında...
Yalnızlık yenilsin hayalimdeki sevdanın kaşının arasında.
........... devamı >>
 
Ali Rıza Duman
    
    
    

308  

VEDA (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

V E D A

E s i r Ş e h i r d e B i r K o n a k

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

Kimi Ermeni, üzerinde Fransız üniforması,
yüzlerce yıllık kapı komşusuna kök
söktürürken, kimi de nice has Müslüman’a
taş çıkarırcasına elini taşın altına sokuyordu
vatanın kurtuluşu için. Kitaptan

........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

309  

KÜÇÜK BİR ÇEKOSLOVAKYA: VE BİR ‘KISA TARİH VE DOĞRULUK TURU’ …

Bir nevi daha medeni Yıldırım’a konuşan topal Lenk:
“Bir darbe aldım ayağıma,
koşa koşa gelmezden önce bu ermeydanına,
Kozlarımızı kapışmaa”
“'şaşıyorum şu allahın işine.****
'dünyayı senin gibi bir körle
benim gibi bir topala bırakmış'
Ortalığı dağıttıktan sonra Yıldırım’a
mı demişti bunu Moğol kırması?
Geçiyor dünya karmaşık süreçlerden;
Yaşanmayan tarih inadı, geçiyor inadına…
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

310  

ŞAHMARANLAR(22)

2
‘Mıstık Paşa sarayında kasılır,
Bir ossursa en dik başlar yassılır.’

Müdür Rahmi Bey delikanlının kolundan çıktı. Caddenin sağındaki yeni durmuş otobüsten inerek kendilerine yaklaşan toz-toprak içindeki adamın elini sıktı. Sonra delikanlıya dönüp:
- Bu… Dedi. İşgüvenliği Müfettişi Muzaffer Bey. Adını taşıdığı genel müdürlüğe bağlı olarak bizim Bölge Çalışma Müdürlüğü ‘müze görev yapar. Tabii kendi branşında. Bu da, bize yeni atanan İş Müfettişi Yardımcısı Kubi. Adı Kubilay ama herkes öyle dediği için biz de öyle çağırıyoruz.
Muzaffer Bey kısa boylu, çevik, çok canayakın, esmer, iyice zayıf, gözlüklü bir adamdı. Gören, otobüsten inen bir yolcu değil de, siperlerden dönen bir savaşçı sanırdı. Başına iyice oturmuş bir sivil kasketi, yaz günü giyilmiş belden aşağı etekli, büyük cepli bir gocuğu, paçaları sıkı bir çadır pantalonu, yuvarlak iri burunlu ruzveltleri, sağ elinde çok ağır geldiği belli olan üzeri soyulmuş, toz içinde, bombeli bir çantası vardı.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

311  

NEDEN MUSTAFA CEYLAN ŞİİRİ?

Dünyanın en zor işi kendini arayan adam hakkında bir şeyler yazıp, söylemektir. Düz değildir çünkü o, başladığı ve bittiği yer yoktur, hatta başladığı ve bitiği diye tarif ettiğiniz yeri birbirine eklediğinizde onun gerçek spiralini oluşturursunuz. Mustafa Ceylan’da öyle birisidir. Her gün değişir. Her gün doğan güneşin aynı olmadığı gibi o da aynı değildir. Hatta ona dair yazmak, hatta yazmaya kalkmak, ilk cümlemde dediğim gibi, bilinmeyen bir şehirde kaybolmak gibidir. Elindeki harita farklı, şehir farklıdır. Sadece aradığın adres belli, ama ne adresi bulursun ne de ona götüren yolu. Aşk şiiri diye başladığı şiirde aslında bir de bakarsın ki o Antalya’yı anlatıyordur.
........... devamı >>
 
Mustafa Ceylan
    
    

312  

XOBENİZM -1- (BİR)

Bir

Zirveye mümkün olan en yakın yere kadar çıkıp park etti aracını. (Elbette ileride bu 'araç' meselesi sizi rahatsız edecektir. Fakat itiraf etmeliyim ki ben de bütün bunları sizi rahatlatmak için yazmadım. Ve işte bu yüzden, bu üslupla devam edeceğim.)
Ardında kalan dünyayı ona hatırlatacak her şeyi (tabiatıyla ardında) bırakıp yürümeye başladı. Hafif ve serin rüzgâr kolaylaştırıyordu çıkışını. En tepede, en yüksekte, yâni başka hiçbir şeyin daha yüksekte olmadığı bir yerde, hafif eğimli düzlüğün tam ortasında otların üstüne sırtüstü uzandı. Belki bu suretle artık bazı şeylerin daha yüksekte olmasına izin vermiş oluyordu ama, o kadar da olmasa istisnaların kaideleri bozmalarına kim engel olacaktı?
........... devamı >>
 
Selçuk Bekar
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


22.11.2008 14:58:14

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim