Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

EMEL Konulu Şiirler - emel Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "emel" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "emel" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. emel Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

25  

NEFES VE NEFİS

Yaşam, yaşanmışlık
Bu bir akışkanlık
Nefis yapışkan
Nefes zorunlu alışkanlık
Emel amele tuzak
Sanılır ölüm uzak
Nefes nefese gülüm
Ecel hızıyla gelen ölüm
Kanatlanmış kurşun gibi
Namluya sürülmüş hayat bizimki
Ölüm gelir, emel geride kalır
Ve beden ameliyle toprağa sarılır
........... devamı >>
 
Mustafa Çalışkan Manisa
    
    
    

26  

EMEL SAYIN

İyi ki doğdun Emel Sayın
Hep mutlu geçsin nice yılların
Hiç bitmesin gönül sevdâların
Gerçekleşsin bütün hülyâların

Sanatınla bizleri mest eylersin
Kişiliğinle kendine hayrân edersin
Herkesi cânı gönülden seversin
ALLAH ne murâdın varsa versin

Kıskanır senin sesini bülbüller bile
Gelir dağlar taşlar ağaçlar dile
Sen bir çiçeksin güller sümbüller ile
Sevgin akar da akar gönülden gönüle
........... devamı >>
 
Timur İlikan
    
    

27  

MÂVİ BONCUK

Emel Sayın'ın programının adıdır Mâvi Boncuk
Bakıyor gözleri hep boncuk boncuk
Topluyor herkesi ekran başına genç, yaşlı, çocuk
Ağırlanıyor programında birbirinden değerli konuk

Söyleniyor şarkılar,çalıyor sazlar,eğleniyor insanlar
Ediliyor sohbetler,yapılıyor espiriler,atılıyor kahkahalar
Bir su gibi akıp gidiyor neşeyle,mutlulukla dolu dakikalar
Nasıl geçiyor anlamıyor insan uçup gidiyor zamanlar
........... devamı >>
 
Timur İlikan
    
    
    

28  

BİR SEVDÂDIR

Emel Sayın'ı dinlemek apayrı bir zevktir
O gökkuşağındaki yedi renkten bir renktir
Söyleyin bana bu dünyâda kim ona denktir
Emel Sayın'ı izlemek bizlere bir şevktir

O'dur bu dünyânın sekizinci hârikası
Nice gönülleri yakar kavurur sevdâsı
O sanat âleminin hiç değişmeyen ası
O şarkılara hayat veren sanat dehâsı

Yıllar geçip gitse de o yine gönüllerde
Onun güzelliği leylaklarda sümbüllerde
Sesinin berraklığı şakıyan bülbüllerde
Onun mâsumluğu açılan gonca güllerde
........... devamı >>
 
Timur İlikan
    
    

29  

EN GÜZEL SEVDÂLAR

Sahneye Emel Sayın kadar başka kim yakışır
Televizyonda onu gören âdetâ ekrana yapışır
Her seven yürek onun sevgisinden bir parça taşır
En güzel sevdâlar hep onunla yaşanır

Engin semâlara yükselir büyüleyici sesi,
Okşar rûhumuzu
Dinledikçe dinleyesi gelir insanın,
Gönlümüzde kalır tadı tuzu
Onun sevgi dolu sıcacık yüreği,
Eritiverir karı buzu
Kederli şarkıları eşliğinde,
Gözlerimizi sarar hasret buğusu
........... devamı >>
 
Timur İlikan
    
    
    

30  

ETEK VE PANTOLON46

Şehrin caddelerinde bir huzursuzluk kol geziyordu. Kızılay Meydanı'nda ise kollar insanların daha iyi yaşaması için havaya kalkıyordu.Melahat teyze kötü şeyler olacağını hissetmiş olacağından olsa gerek Emel'i Meşrutiyet Caddesi'ne doğru yönlendiriyordu.Oysa Emel çoktan teyzesinin yanından ayrılmış kendini direnişçilerin arasında bulmuştu.'Yaşasın özgürlük! Yaşasın bilgi toplumu! ' diye slogan atmaya başlamıştı bile. Evet Türk milleti yedi yüzyıldır hala cahildi ve dünyaya kültür ve bilgi olarak pek bir şey katmamıştı.Sadece aydınlık bir Türkiye için kitapları havaya kaldırıyorlardı..Bir kaideye oturtulan baş gibi toplumun üzerine şablon düşünceler konulmasını istenmiyorlardı.Toplumun kendi düşüncesini, kendine vücut veren bilgisinin üzerine oturtmak ve toplumu kendi kafasıyla düşünen bir noktaya getirmek istiyorlardı.. İkincil olmayı kabul edenin kendine ait birincil değerleri olamazdı. Ayrıca cesareti olmayanın dini bile olamazdı. Toplum felsefesini kendi kurmalıydı.. Bilgi toplumunda her akıl kendi inancını bilinçli ve cesursa yaşamalıydı.Bunları savunuyorlardı ve bunları haykırıyorlardı.Emel yanındaki kızın eline tutarak kenetlendi. Sonra silah sesleri duyuldu ve panzerler kalabalığın üzerine daldı. Bir köpek elinden sımsıkı tuttuğu kızın bacağını ısırdı ve kızı yere yuvarladı. Emel köpeğin gırtlağına sarıldı. Bir cop darbesiyle gözleri karardı o anda.Kendini yerde buldu. Başının ağrısıyla uyandığında bir gecekonduda olduğunu fark etti. Etrafında gençler gülümseyen yüzleriyle Emel'i ayıltmaya çalışıyorlardı. Başına aldığı darbeyle bayılmıştı Emel. El ele verdiği kızdan da kopmuştu. Bir bütünken o kızla şimdi tüm güzelliğiyle tek başına bir odadaydı ve yanında üç delikanlıyla baş başaydı.Neydi insanı insana sevdiren. Neydi bu insanların arasında Emel'i çirkinlikten koruyan ve güzel gülümsemeleri gösteren. Neydi düşmanlıktan rant kazanan. Kimdi insanların arasına köpekleri salan.Ve salyalı dişleriyle gülümseyen kimdi.Emel yüreğini ağırlaştıran bu duygularla gençlerin kendisine sunduğu hizmete baktı. Gözleri yaşardı. Ağladı böyle insanların varlığı karşısında. Üç erkek Emel için üç dilekti sanki.
........... devamı >>
 
Osman Demircan
    
    

31  

ETEK VE PANTOLON3

Emel okulda dejenere bir kızdı.Sınıfta yalnızca Süheyla adında arkadaşı onunla anlaşabilirdi.Okulu zar zor bitiren Emel, İstanbul'a çalışmaya gitmiş bir iş adamıyla evlenmişti.Bir seyahat acentasında çalışmaya da başlamıştı.
Yalnız Çaykara'da çocukluk arkadaşı Ahmet'i unutamıyordu.Çoban olan Ahmet zor şartlara dirayetliydi.Sorumluluk alabilecek yüreklilikteydi.Doğal şartlar içinde çelikleşmiş bir bedeni vardı.Esmerdi.Bronz heykele benzer yapısı vardı.Ahmet dağ suları kadar serin, kartal kadar karizmatikti.O ruh ve beden örgüsüyle tam bir erkekti.
........... devamı >>
 
Osman Demircan
    
    

32  

ETEK VE PANTOLON45

Bir çiçek için bile yaşamaya değerdi.İşte maharet o çiçeği görebilmekti. Hayat bir nehirse, o nehirsen nasibine düşecek su, çiçeği büyütmeye yeterdi.Ya da güzel düşüncelerle o çiçek beslenebilirdi. Emel yaşamak istiyordu. Ölüm onun için bir kurtuluş değildi. Belki açan her goncayla cennet kapıları ona gül kokuları taşıyabilirdi. Yalnız gül kurusunda cehennemi ve ayrılığı yaşayabilirdi. Ölümle sonsuz karanlığa nasıl dayanabilirdi. Ölüm, Emel'e bütün cennet kapılarını kapatabilirdi. Mezarında goncalar açsa da bir daha gülü koklayamayabilirdi. Bu duygularla Emel kahvaltısını yaptı.Teyzesi bugün dışarı çıkmak istediğini söyledi.
_Emel benimle gelir misin? Biraz dolaşırız. Atakule'ye çıkarız. Alışveriş yaparız.
_ Melahat teyze evet çok kapalı kaldım. Bunu ben de isterim.Bugün kitap da alırız. Ha aklıma gelmişken çiçekçiye uğrayıp gül de alalım.
_Olur Emel.
Kahvaltıyı yapıp hazırlandılar. İki kadın önce yol üzerindeki Atakulu'ye çıktılar. Ankara'ya yukardan baktılar. Emel'in gözlerinde hala tarla kuşlarının bakışı vardı. Çankaya sırtlarından Emel güzel düşünceler içinden hayallere kanat açtı. Emel'in üzeri çiçek koktu. Kendini kır çiçeği hissetti. Hayat bir ilham nehri halinde yüreğine aktı. Gönül yurduna diktiği ağaç tarla kuşlarıyla doldu.Yüreği bir kuşun heyecanıyla çarptı. Mutluydu Emel... Mutluluğu yüzüne kıble rüzgarları gibi vurdu. Bir kutsal ışık gibi yüzü parladı. Emel yaşama karşı duyduğu minnetle güzelleşti, bütün çirkinlikler önce gözlerinden sonra yüreğinden uçtu. İçi tarla kuşlarının cıvıltılarıyla doldu. Yaşamak ne güzeldi.Tıpkı Emel gibi, tıpkı Emel ile Melahat teyzenin dostluğu kadar güzeldi.
_Emel istersen hiç arabaya binmeyelim sadece yürüyelim.
_Çok iyi olur.Ayaklarımız açılır.
Atakule'den ayrılan iki kadın Kızılay'a doğru yürümeye koyuldular. Amaçları Meşrutiyet Caddesi'ne gidip kitap almak ve çiçekçiye uğramaktı. Geniş soluklarla içlerine hava dolduran bu iki kadın kalplerindeki yaşama sevinciyle yollarını adımladılar. Yollar topuk sesiyle şenlendi.Ankara slogan seslerinden kurtulup ve gri renginden arınıp iki kadınla neşelendi.
........... devamı >>
 
Osman Demircan
    

??
       
 
             
 
               
 
 

 

 

 

 

 

 

 
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


29.08.2008 22:44:14

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
  » gebelik   » Hastane   » Çiçekçi   » Hastaneler   »

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim