Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

EMEL Konulu Şiirler - emel Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "emel" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "emel" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. emel Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

1  

OY EMEL CANIM EMEL ÇAĞIRIRSAM HEMEN GEL

Suda yüzer balıklar
Hem de kalabalıklar
Birisi tutar iken
Konuşuyor alıklar
Oy Emel Canım Emel
Çağırırsam hemen gel
Denizdedir balina
Evlendir beni ana
Düğünümü yaparsan
Çok teşekkürler sana
Oy Emel Canım Emel
Çağırırsam hemen gel
........... devamı >>
 
Hasan Sancak
    
    
    

2  

EMEL

Kollarim acilsa sana
Bir ilkbahar ciceyi gibi Emel
Sarsam seni sikica ben
Bir sarmasik ciceyi gibi Emel
Sirin sözler söylesem sana
bir sair gibi Emel
Senden ayrilmasam
Bir can gibi Emel
........... devamı >>
 
Faruk Ünal
    
    

3  

EMEL

Sen diyerek sevdim toprağı taşı
Sen diye akıyor gözümün yaşı
Sen diye başlıyor her şeyin başı
Güller birer birer soluyor emel

Senin bir gülüşün dünyaya değer
Kendin al canımı yalansam eğer
Sevda yükü boyun bükermiş meğer
Olmaz denilenler oluyor emel

Ellerimden gitti sevdiğim nazım
Bağırsam da kimse duymaz avazım
Kışa dönüşüyor baharım yazım
Her gün bir şeylerim ölüyor emel

Emel sabah yeli seherin eşi
Sevdanın içime doğan güneşi
Sen olmadan sönmez aşkın ateşi
Hasret uykuları bölüyor emel
........... devamı >>
 
Murtaza Ekici
    
    
    

4  

EMEL ÇİÇEĞİM

Yetmişlerin son deminde açan çiçeğim,
Dünüm,günüm, yarınım, geleceğim,
Son nefesime dek seni içeceğim,
Soldurmayacağım seni Emel çiçeğim...

Yaşamın keskin girdabında girip yok olan,
Ellerin,ellerin ah ellerin olan,
Bana sadece hasret sevdası kalan,
Seni kahredeceğim Emel çiçeğim…

Emel çiçekleri öyle kolay açmaz,
Yıl bu dostum, yıl gibi geçmez,
Gönülden gönüle bu çiçek açmaz,
Seni ömrüme ektim Emel çiçeğim…

Yollar ayırdı hasreti çektim,
Kalpler ayırdı acıyı içtim,
Bir seni bir seni içemedim,
Kahroldum Emel çiçeğim…

Yaktı ciğeri ta gönülden talan etti,
Bu sevda bitmez lafları falan etti,
........... devamı >>
 
Yavuz Bayram Çalışkan
    
    

5  

TÛL-U EMEL

Bilinse dahi çabuk gelir ecel
Benlikleri kaplamış tûl-u emel
Nihayetinde boş defter-i â'mâl
Benlikleri kaplamış tûl-u emel
........... devamı >>
 
Şevki Çiftçi
    
    
    

6  

EMEL SAYIN

Emel sayın dilde bilinen adın
Namı değer zarif kadın
Gülüşü hoş şarkısı hoş kendisi hoş
Emel sayını sevmek mutluluk
Gerisi boş

Sevdik seviyoruz seveceğiz
Emel sayını hep öveceğiz
Yoluna güller dökeceğiz
EMEL SAYIN
Bir ayrıcalık sevdik seviyoruz seveceğiz
........... devamı >>
 
Haşim Koç
    
    

7  

ETEK VE PANTOLON40

Emel güvercin yalnızlığı yaşıyordu.Dünyaya akıtılan kirli ve yanlış bilgiler her evin çatısında, kedi karaltısı meydana getiriyordu. Emel her yanı ürkeklikle tıpkı bir güvercin gibi bu dünyada yaşamaya çalışıyordu. Güvercin kanadında uçmak istese de hiçbir yerden barış rüzgarları esmiyordu.Güvercinleri sevenler de vardı.Ama Emel hazır cennetlere konmuyordu.Kendini kentin ta içlerine, insanların en yoğun olduğu yerlere atıyordu.Bazen büyük yaralar alıyordu.Yine de ne ülkesinden ne de dünyadan uçup gitmek istemiyordu. Gerçi teyzesi ona evinin kapılarını açmıştı.Kendine kedisiz bir dam bulmuştu.Ne yapsa ne kadar sevse teyzesine borcunu ödeyemezdi.Fakat Emel'in ne insanlarla ne de Allah'la bir sorunu vardı. Emel hep ' Şairleri ve yazarları kurşun değil, beyinlerindeki ur öldürür.' derdi. Emel aslında şair ruhluydu ve beyninde kocaman ur bulunduyordu.O ur ki bazı geceler Emel'in uykularında kabusa dönüşüyordu.Bu ara romana da başlayan Emel, hastalığını iyice arttırıyordu. Yazdıkça Melahat Hanımın evini kan gölüne çeviriyordu.
........... devamı >>
 
Osman Demircan
    
    

8  

ETEK VE PANTOLON39

Emel'de bir durgunluk vardı.Günlerdir yemeden içmeden kesilmişti. Romanı için yazdıkları ise çalışma masasının üzerinde darmadağın duruyordu.Teyzesi, Emel'in bu durgun halinden endişeleniyordu. Emel, odasından çıkıp; salonda kitap okuyan teyzesine hava almak için dışarı çıkacağını söyledi.Teyzesi Melahat Hanım, beraber çıkmayı teklif etti.Emel, bunu kabul etmedi; kapıyı çarpıp, çıkıp gitti. Sokağa çıktığında bir 'isimsizdi'. Bacakları tutmuyordu.Hayat üzerine bir balyoz gibi iniyordu.Düşünceleri sarsılıyor; sanki binalar havada uçuşuyordu. Ayaklarının üzerinde duramıyordu.
Binlerce aracın ve insanın geçtiği Sakarya Caddesi'nin kıyısında titrediğini, soğuktan üşüdüğünü birçok kişi gördü.Gözlerinden acı ve üzüntü yağıyordu.Bir kadının kimsesiz adımları kaldırımları çınlatıyordu. Emel geç saatte Ankara'nın caddelerinde yürüyordu. Bir kavşakta yol ayırımındaydı. Bütün ışıklar kırmızıdaydı.Sokaklarda ölüm kol geziyordu.O anda omzuna sert bir elin dokunduğunu hissetti.Arkasına dönüp baktığında, bir gencin kolundan kendisini çekip az ilerde park etmiş arabaya gelmesini istediğini gördü.Peki Emel neydi? Bir hayat kadını olsa o otomobile binecekti. Lakin kim olduğuna değil, kimin kendisini bir yerlere sürüklediğine baktı.Bunlar üç dört aslan parçasıydı ve Emel onlar için sadece bir et parçasıydı.Gecenin bu tenha saatinde Emel'in gözyaşları sel oldu; yüreği erozyona uğradı.Gecenin ortasında kaskatı olmuş, bütün hayat pınarları kurumuş, sadece içine akıttığı yaşlarıyla beslenen bir ağaca benzedi Emel.Bu gençler kişiliğini baltalamaya gelmişlerdi.Onu kökünden yaralamaya gelmişlerdi.Oysa o ağaç dallarında nice intiharlar saklamıştı da yine de ayakta ölmeyi tercih etmişti.Emel gençlere sert sözle rest çekti:
_Gençler ben sizin Ankara gecenizde dibinde uçkurunuzu çözüp işiyeceğiniz bir duvar değilim.Ben taşları yerine kolay kolay koymadım. Ben kendimi duvar dibinde bulmadım.
Gençler aradıkları kadının Emel olmadığını anlayıp arabalarına binip gittiler.Emel Ankara ayazında kasıklarına bir ok gibi saplanan soğukta evine doğru yol aldı.Eve yaklaştığında şakağında silah gibi beliren, bir insanın varlığını hissetti. Kendini toparladığında onunla göz göze geldi.
_Teyze niçin dışardasın?
_Niçin olacak, seni merak ettim.
Melahat teyze, Emel'in ellerinden tuturak onu odasına kadar taşıdı. Yatağına yatırıp üstünü örttü.Emel o gece sabaha kadar sayıkladı.
........... devamı >>
 
Osman Demircan
    

??
       
 
             
 
               
 
               
 
 

 

 

 

 

 

 

 
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.07.2008 19:42:29
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim