Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

ELESTIRI Konulu Şiirler - elestiri Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "elestiri" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "elestiri" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. elestiri Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

361  

KENDİNİ KANATAN (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

K E N D İ N İ K A N A T A N

(DÜŞÜNGÜLÜ E L E Ş T İ R İ)


“Şiir çalımlıdır, öyle tafralı sallar ki
bayrağını, görmeyin. Düzyazı türlerini
dölü sayar, analık taslar. Anayım derse de,
hiçbir erkekle halvet olmamış
kız oğlan kız.”

Halim Şafak’ın ilk kitabı ‘Kendini Kanatan Düşler’di, beşinci şiir kitabına ise ‘Kendini Kanatan’ ismini vermiş. Arka kapaktaki resmin üzerene kitabın ismi ‘kendini kanatan’, yanına ‘halim şafak’, altına da ‘şiir’ yazılmış. Ben bundan ‘Kendini Kanatan Halim Şafak’ demek istediğini anlıyorum.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    
    

362  

SOĞUK TAŞLAR (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

S O Ğ U K T A Ş L A R

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

‘Can paradan daha tatlıdır.’ Kitaptan.

Okurunu bir dedektif gibi yazının izine düşürmesini bilen hukukçu Osman Aysu’nun kaleme aldığı ‘Soğuk Taşlar’ bir polisiye roman.
Baş Komiser Cemal, tarihi eser kaçakçılığı yapan koleksiyoncu Sulhi Erman’ı yakalamak için üniversitede doçentlik yapan genç arkeolog Doğan’la anlaşır. Koleksiyoncu Sulhi Erman’ın karısı eski Türkiye Güzellik Kraliçesi’dir. Kraliçe genç Melda kendisinden kırk yaş büyük olan kocası Sulhi’yi bateristle aldatmaktadır. Karısı Melda’yı izlemesi için dedektif olarak polislikten atılan Hüseyin’i tutar. Hüseyin ile baterist Teoman koleksiyoncuya şantaj yapmak için anlaşır. Yatak odasındaki sevişme ânı görüntülenir. Kendisine kimin şantaj yaptığını anlayan Sulhi Erman, Hüseyin’i öldürtür. İşler çığırından çıkmıştır, Teoman kaçar. Doğan artık koleksiyoncu Sulhi’nin danışmanıdır. Sulhi, ondan da şüphelenmektedir. Melda ile Doğan’ı koleksiyonunu sakladığı galerinin gizli bir bölümüne atar. Komiser Cemal, harekete geçer ve Sulhi’yi tutuklar. Uzun aramalardan sonra Melda ve Doğan’ı galerinin gizli bölmesinden kurtarır.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

363  

KAR (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

K A R

DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ

Bu millet bir milyon Ermeni’yi,
otuz bin Kürt’ü öldürdü. Orhan Pamuk

Orhan Pamuk, romanlarında çok geniş bir coğrafyayı işleyen Reşat Nuri’yi geçebilmek için doğu sınırını Kars’a taşımış. İç atmosferi sevgisizlik olan Kar romanının kurgusu samimi temeller üzerine kurulmamış.
‘Kar’ın kurgusu, on iki yıl Almanya’da sürgün hayatı yaşadıktan sonra, ‘ Belediye seçimleri ve intihar eden kadınlar için’ Kars’a gelen Ka ile atmış sekiz kuşağının eski tüfeği Lacivert üzerine kurulmuş. Karışık taharlı bir kumaş dokusunu andıran romanın örgüsüne Ka ve Lacivert hükmediyor, tuşeli bez gibi güzel, dokuyu bozmuyor. Şematik bir roman izlenimi veriyor. Bellekte iz bırakacak kimlikler yaratılmış.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    
    

364  

DENİZ İPEĞİ (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

D E N İ Z İ P E Ğ İ

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

İnsan, neyin, kimin eseri olursa olsun
kendi alışkanlığı, esnekliği olan bir kurgudur.
İçindeki zerrecikler, ¬- kalp damar, el ayak,
kaş göz – kurgu yuvasının, karıncaları,
peteğinin arılarıdır. Şükran Kozalı

Şükran Kozalı, ‘Kadınlar Yaşlanmaz’ diyerek imlediği, albenili cenneti ‘Deniz İpeği’ romanına neler sığdırmış, gelin birlikte ‘Düşüngülü Eleştiri’ aynasına düşenlere bir göz atalım.
‘Eğreti Gelinler’ romanında olduğu gibi, Kozalı’nın ‘Deniz İpeği’nde de kurguyu kıyıladığı söylenemez, eğreti duruyor. Öykülerdeki gelişmelere göre kurgulanmış izlenimi veriyor. ‘Planlamadan yürür, kimi görürsem onu alırım romanıma.’ (s.20) derken aslında kitabın deneme olduğunu da vurguluyor. Kurgu, yazarın kendisini gizlemesi için vardır. Oysa Kozalı, öykülerin ara boşluklarında Orhan Pamuk’un ‘Kar’ romanında yaptığı gibi başını kurgudan çıkarıyor..! ? En iyi ben yaparım der gibi dersler de veriyor! .. ‘Hazarla Rüya arasındaki yüzyıllık bir yaşama alanını Tolstoy’un Savaş ve Barışı gibi yazmaya kalksaydım okur bulmakta zorlanabilirdim. …Kısa öz, yoğun ve oyunlarla dolu eğlenceli birkaç saate sığdıracak film, roman, öykü, anılar… okunuyor, seyrediliyor.’ (s.206) ‘Romanın bu önemli kişisi neler yapıyor görüşmeyeli, bir bakmak istiyorum.’ (s.20) ‘Her gördüğü kadına sahip olmaya kalkıyor roman gereği olsa da.’ (s.45)
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

365  

TAMARA'NIN GÖZYAŞLARI (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

T A M A R A ‘ N I N G Ö Z Y A Ş L A R I

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)


Yazarlığı arı kovanı gibi işlek olan Osman Aysu, Rus gizli servisi FSB ajanlarının kendi çıkarları uğruna kadınını bile nasıl terk ettiğini ‘Tamara’nın Gözyaşları’ romanında dile getirmiş.
İstanbul’daki Rus Konsolosluğu’nda çalışan eski FSB ajanı Mihail, MİT’e başkan Putin’e suikast yapılacağı ihbarında bulunur, Türk yetkililer Mihail’in talebini olumlu karşılar, yanına bir MİT elemanı vererek gizlice Karadeniz üzerenden Yalta’ya gönderir. Türk yetkililer ele geçirdikleri böyle önemli bir bilgiyi Dışişleri veya Başbakan aracılığıyla bildireceği yerde yanına bir MİT ajanı vererek gönderir.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    
    

366  

AYANDON (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

A Y A N D O N

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)


Cesaretin en uç deneyimi korkusuzluktur.
Korkusuzluk cesaretin sonsuz olduğu
zaman ortaya çıkar. Osman Pamukoğlu

Ulus halklarını kucaklayan kahramanlar yaratan Osman Pamukoğlu ‘Ayandon’u, Elif Şafak gibi hissi bir tutum sergilemeden diyalektik yazmış.
Çanakkale savaşı tüm şiddetiyle sürmektedir. İmparatorluğun son döneminde çeşitli cephelerde savaşmış, ‘Yaşları kırk yedi’yi geçtiği için ıskartaya ayrılmış, Nuri (usta) ve üç arkadaşı Samsun yöresinden teknelerine yüklediği yaklaşık üç ton erzakı yelken veya küreklerle Boğazın girişine kadar taşımakta, yeni bir sefer için geri dönmektedirler.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

367  

DUALAR KALICIDIR (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

D U A L A R K A L I C I D I R

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

‘Birini mahkûm etmeden,
dualarını dinlemek lazım…’ Kitaptan.

Yaşamı ile gündemde kalmasını bilen Tuna Kiremitçi’nin ‘Dualar Kalıcıdır’ son romanı.
Bir Orta Avrupa ülkesinde öğrenci olan Pelin, gazete dağıtımı yaparken ‘Türkçe bilen eleman aranıyor’ ilanını okur. Bayan Rosella bu ilanı Türkçesini hatırlamak için verir. Pelin annesini, Rosella ise kızı Tanya’yı kaybetmiş, anne kız gibi, kaderleri de birbiriyle örtüşen iki kadının sohbet seansları dile getiriliyor.
Romanın iki anlatıcısı Roselle ve Pelin geriye dönüş tekniğiyle anılarını anlatıyor. Parçalanmış bir Yahudi ailesinin İkinci Dünya Savaşı esnasında yaşadığı öyküler, ilgi çekici değil. Söyleşilerde kadınsı, bilecen deneme oylumu yaratılmaya çalışılmış. Diyalog oranı yüksek olduğu için roman atmosferi oluşturulamamış. Ayrıntının da yazıya işlevsellik kattığı söylenemez, zayıf kalmış. Yahudi’lerin üstün bir sınıf olduğu imajı yaratılmak istenmiş gibi bir izlenim ediniyor insan...! ? Birinci Dünya Savaşı sonrası Berlin’deki Yahudi’lerin yükselişi Alman ırkçılığını tetikler. Bu oluşum Hitler’i diktatör yapan faktörlerin başında gelir. Şimdiki Ortadoğu ile bir benzerlik olabilir mi? ! ..
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

368  

SICAK VESİKA (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

S I C A K V E S İ K A

(DÜŞÜNGÜLÜ E L E Ş T İ R İ)

Bir imgeyi parçalamak bazen
bir atomu parçalamaktan güç. Eintein

Coğrafyasındaki uluslaşma süreci daha olgunlaşmadan yola çıkan Adnan Gül, Çukurova’ya üzerindeki feodal kalıntıları atamadan gelmiş, o toprakların özlemiyle yanıp tutuşuyor.
Toplumsalı bireysel dille yazıyor, kendinden toplumsala varıyor. Yaşamdaki kavrayış ve çağrışımları yansıtış şekli bize, yazarın kendini yazıyormuş izlenimi veriyor. Dilinin ses bayrağı olan şairin şiirini birlikte dinleyelim. “ ey ‘ehiltaş’… / saca bağlı arkadaş… / belli ki aklına çekersin ekmekleri, / yanarsın ama yakışır sana ataş… / değilsin ki yaslı, / değilsin ki duvarında iz… / değilsin ki mısır çöreğinden ağrılı… / değilsin ki ölüme gardaş” (s.26) Acının içinden gelen, yokluğu yoksulluğu bilen şair, alın teri ve ekmeğin izine düşmüş. Yaşadıklarının birer vesikası olan şiir kitabına, ‘Ekmek, sizin öykünüzdür…’ diyen Aziz Agustinus’dan alıntılar yaptığı gibi, Anadolu’da yaşayan şairlerden de şiirler koymuş.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


08.01.2009 18:23:37

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim