Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

EĞİTİM Konulu Şiirler - Eğitim Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "Eğitim" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "Eğitim" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. Eğitim Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

57  

AKILLI TAVŞANCIK -yeni-

Yurdumun güzel dağlarında.
Bir şaşkın tavşancık yaşarmış.
Kendisini çok begenirmiş.
Şaşkın tavşan çokta arsızmış.

Günün birinde dolaşırken.
İnsanların eline geçmiş.
Şaşkını eğiteceklermiş.
Evcil hayvancık olacakmış.

Lüks içinde yaşayacakmış.
Almış insanlardan eğitimi.
Daha bir kendine güvenmiş.
Düşünüp tekrar dağa kaçmış.

Övünecek kendiyle dağda.
Dağlara geri döndüğünde.
Eğitim kalmamış aklında.
Yazık bizim şaşkın tavşanda.
........... devamı >>
 
Yıldız Özcan
    
    
    

58  

*BİR IŞIK YANDI.......... (KAHRAMAN ÖĞRETMENLERE İTHAF BİR ŞİİR)

O pırlanta yürekli
Işığı nur, ziyası nur
Baktın mı baştan aşağı
Onurlu genç bir oğul

Yerinde duramazdı
Yenine sığamazdı
Yatağında ölemezdi
Önce ben diyemezdi

Öyle bir yere gitti ki
Hava eksi kırk buzdu,
Nefes alması bile zordu
Ne giyse üşüyordu
Aslanım üşüyordu

Gideceği bir evi
Sığınacağı dostu yoktu
Göklere uzanan ulu ağaçlar
Ona tepeden bakıyordu
Yabancı eldi burası
Hiçbir şey bildiği gibi
Tanıdık kokmuyordu
........... devamı >>
 
Mücella Pakdemir
    
    

59  

** ** ** ** ** ** ** ** ** OĞLUM ÖĞRETRMEN OLDU

Haberini alınca!
Sevinçten,gözlerim doldu,
Mecliste Mebus olsa,
Mazbatasını alsa,
Bu kadar sevinmezdim,
Oğlum,Öğretmen oldu.

Kaçırdığı Trenin, son vagonun da yolcu,
Yüreğini ortaya koydu,
Sözünü tut`tu,
Bizi avut`tu,
Oğlum,Öğretmen oldu.

Bilmediklerimi, bana da öğretecek,
Akıl yaşta değil, başıma us verecek,
Gurbet yollarını epey çiğneyecek,
Sözünü tut`tu,
Bizi avut`tu,
Oğlum,Öğretmen oldu.
........... devamı >>
 
Kadir Ünlü
    
    
    

60  

KİTAP

Alfabeyle çıktık yola
Hece hece döktük dile
Kalem kağıt her bir ele
Kitap düşer her gönüle

Yazıp çizdik her bir yerde
Yürek serdik dizelerde
Kitap derdik şiirlerde
Kalem tutan tüm ellerde

Bilgi denizinde ufkumuz
Güne açan utkumuz
Geleceğe umudumuz
Kitaptır okuduğumuz

Geçmişimizi hatırlatan
Bugünümüzü yaşatan
Yarınımızı aydınlatan
Kitaptır olgunlaştıran

Bilgi dolar her bir hane
Yoktur aksine bahane
Eğitimdir en şahane
Ufku açan kütüphane
........... devamı >>
 
Funda Gülseven
    
    

61  

SEVGİDEN İLETİŞİME EĞİTİM (MAKALE)

Canlı yaşama öznel olarak bakıldığında, doğanın özünü insan oluşturmaktadır. İnsanı özelleştiren temel yapı; bir bütünlük içinde birbiriyle uyumlu, ruh ve bedendir. Çünkü insan vücudunu bir ağ gibi saran can damarları içindeki hayat sıvısı kan, beyin ve kalbin aralarında kurdukları eşgüdümle vücuda canlılık vermektedir. Bu canlılıktır ki, insan ruhuna bir hayatiyet kazandırmış olup; insanın doğadaki, duygu, düşünce üstünlüğünü ortaya koymuştur. Bu sayede hayatın ekseni olan insan, küçük gezegenimizin tek ayrıcalıklı yaratığı olmuştur. Ancak bu varoluş üstünlüğü insanda ayrıca, duygu ve düşünceler zincirlerinin kesiştikleri noktada 'SEVGİ'yi oluşturmuştur. Sevgiyi bu anlatımla, tüm duygu ve düşüncelerin karışımı veya kesişimi olarak görebiliriz. Sevgiyi yaşamak; bir sevinç, bir umut ve bir haktır. Bu nedenle yaşama sevincini kaybetmiş insanın; yaşama umuduna sarılması... Yaşama umudunu sürdüremediği yerde, yaşama hakkına sarılması kendisinde, yaşama gücünü bulduğunun bir göstergesidir. İnsan bu gücünü kaybetmediği sürece, yaşamın her alanında kendisini eğitebilir ve geliştirebilir. Bu düşünceden çıkarak sevginin, eğitime kaynaklık ettiğini ve eğitimin sevmekle başladığını söyleyebiliriz.
Eğitim de sevgi gibi, istenç (irade) ve sabır isteyen olguların başında gelir. Bu amaçla bir insanı iyi bir insan olarak eğitmek için, insan olmanın özünü oluşturan sevgiyi yaşatmak gerekir. Ancak sevginin temel dayanağı her zaman, çıkarsız ve iyi niyetli 'İLETİŞİM' olmuştur. Fakat bu olgu insana, sevgiyle sunulduğunda erdemlidir. Aslında canlıların bilinen ortak özelliklerinin dışında; ortak oldukları bir başaka noktada, hissetmek duygusudur. Bu nedenle, insan dışında diğer tüm canlıların da sevgiyi hissetmesinin, canlılığın özünde var olan bir yetenek olduğunu düşünüyorum. Bir hayvana veya bitkiye sevgiyle söylenmiş bir sözcük veya bir dokunuş o canlıya, var olma duygusunu hissettirebilir. Örneğin, insanlarla hayvanlar arasında sevgiye dayalı kurulan dostluklar bunun bir göstergesidir. Ayrıca, çiçek veya bitkilerle yapılan sevgi yüklü konuşmalar karşısında, onların gösterdikleri ufacık değişim örnekleri azımsanmayacak kadar çoktur. Bu yaklaşımların onlarda, su, hava ve güneşin verdiği yaşamsal etkiyi, daha da güçlendirdiği söylenebilir. Bu nedenle eğitimde de, sevgiyi algılayabilmek için iletişim mutlaka gereklidir. Çünkü eğitimin her aşamasında, sürekli iletişim ve sevginin sunumu söz konusudur. Özellikle insanlar arasındaki sevgi ve iletişim, ne kadar çıkarsız ve iyi niyetliyse; sunumu da o kadar gösterişten uzak, duyarlı ve düzeylidir.
Sevgisizlik ise, beşikten mezara kadar insanda çok yönlü bir yıkım yaratabilir. Toplumun her katmanı, bilinçsizce sunulan sevgi gösterilerinin ve sevgisizliğin ifadesini üzerinde taşıyan insanlarla doludur. Toplumda kabul görmeyen bu insanlar dışlandığında, doyumsuzluğun iğne ve zehir dolu yollarında kaybolup gitmişlerdir. Veya toplumun, yasa ve kurallarına karşıt yaşam koşullarında, yıkıcılığın ve kıyıcılığın uygulayıcısı olagelmişlerdir.
İnsanda varolan sevginin ölçüsünü, duygu ve düşüncelerin ruha yansıyan bir izdüşümü olarak da algılamak olasıdır. Her insanda aynı düzeyi tutturmak olanağı olmadığından, insanlar birbirlerini sevmekte zorlanabilirler. Ancak, iletişimden eğitime her kademede insanlar, başkalarının kendisi gibi olmasını istememelidir. Başkalarının da kendisi gibi, özel olduğunu kabul etmelidir. Ancak böyle birbirlerine, daha saygılı olmayı öğrenebilirler belki de... Bu aşamada birbirlerine karşı, daha saygılı ve hoşgörülü olmaları gerektiğini bilen insanlar aslında, sevmeyi öğrenmeye başlamıştır artık. Çağımızda insanların en büyük sorunlarının başında çoğunlukla, saygıya dayalı iletişime uzak olmaları gelmektedir bence. Bunu algılamış olan uzmanlar, iş sahiplerine ve çalışanlarına milyonlarca liralar karşılığında paneller ve seminerler vermektedir. Çünkü bu kesimler büyümenin, yaratıcılığın ve kazanmanın yollarının, iyi ve inandırıcı iletişim kurmaktan geçtiğini görmüşlerdir. Aynı yöntem, temel eğitimimize de, bir amaç olarak konulabilir. Sevgi ve iletişim olgusu halkımıza belli bir düzen içerisinde mutlaka, görsel ve işitsel olarak ulaştırımalıdır. Bu konuda en büyük sıkıntı bence, bir planı olmayan çağdaş iletişim araçlarındaki sıkıntılardır. Çünkü günümüzün kimi iletişim organları, çıkarcılık ve duyarsızlık düzeyine ulaşmış sorunları yok saymaktadır. Bunlar çoğunlukla iletişim yerine, yozlaşmışlığın örnekleriyle çocuklarımızın, gençlerimizin, hatta yetişkinlerimizin beyinlerini bulandırmaktadır.
Ancak, yozlaşmışlığı ve duyarsızlığı kendisine amaç edinmiş kimi, görsel - işitsel - yazınsal yayın organları hala, olaya pembe gözlükler arkasından bakmaya devam etmektedirler. Söz ve yazı dillerini düzeltmeleri doğrultusunda, küçük bir uğraş vermemektedirler bile. Bu duyarsızlık karşısında alınacak en iyi önlem, bireysel, toplumsal ve ulusal demokratik anlayış içerisinde kalınarak, onlara karşı tavırlar alınırken, yoğun kampanyalar başlatılabilir. Bu anlayış çok geçmeden yaygınlaşarak, ulusumuzu belli amaçlarda birleştirecek ve insana saygı anlayışının gelişmesine yardımcı olacaktır. Böylece ulusal iletişim organları, aynı dili konuşmaya başlayacaktır. Zamanla kargaşanın, şiddetin ve dil aşınmasının üstesinden gelinecek ve benzeri çabalarla ülkemizde ki birlik ve beraberliğin temelleri atılacaktır. Bu güzelliğe ulaşmanın tek yolu ise, sevgiden iletişime uzanan yollardaki tüm olgu ve duyguların düşünceye ve davranışlara yansıtılmasıyla, yani eğitim ile olasıdır.
ERGİN BİNGÖL
........... devamı >>
 
Ergin Bingöl
    
    
    

62  

BENİ EĞİTİN

Ben doğarken,hüzün doğdum, gam doğdum
Bir gonca çiçektim, zamansız soldum,
Bilmiyorum anne, ben nasıl oldum,
Anneciğim, lütfen beni eğitin.

Biliyorum, gözlerinde yaş oldum.
Biliyorum, yüreğinde taş oldum.
Ağustos ayında, size kış oldum,
Anneciğim lütfen beni eğitin.

Sevgi dolu içim, ahenk bulurum,
Saçımı okşarsan, mutlu olurum,
Bende sizin gibi, tatlı bir kulum,
Babacığım, lütfen beni eğitin.
........... devamı >>
 
Selahattin Bakır
    
    

63  

ZENGİN&FAKİR ASALET

Bilenler ve bilmeyenler diye,ayrılmış bu hayat
Aydınlatan ve aydınlatılan,ikilidir hayat
Yalanla gerçek belirlemiş gerçek kaliteyi
Sağlık,eğitim ve adalet sunar tam kaliteyi

Her insan,kendine yakışanı seçmeli,tek lisan
Şerefli,selim ve çok temiz yaşamaktır,tek lisan
Görecek,duyacak ve yalansız haykıran,insandır
Görmez,duymaz ve bilmez üç maymun,zavallı insandır

Kula kul olan,eder çok zavallıdan zavallı kul
Asaletle efendilik,para pula olmaz kul
Makam mevki farketmez,adam olan yalansız yaşar
Açlık duygusunu yaşamayan zengin,fakir yaşar
........... devamı >>
 
Selim Temiz
    
    

64  

*GİT GÜLE GÜLE

Kader sana yazmış Urfa ilini,
Yolun açık olsun, git güle güle.
Urfa/ Suruç diye çözmüş dilini,
Yolun açık olsun, git güle güle.

Körpe yüreğine göm de acını,
Sıkı sarıl, kokla; anan, bacını.
Artık memlekette bırak tacını,
Yolun açık olsun, git güle güle.

İlim ırmağında akla özünü,
Alim ocağında sakla sözünü,
Hayat rüzgarına çevir yüzünü,
Yolun açık olsun, git güle güle.

Hasret ulaşınca; gökten, karadan,
Uzak mesafeler, çıkar aradan.
Elbet, yardım eder sana yaradan!
Yolun açık olsun, git güle güle.
........... devamı >>
 
Gürsel Güveloğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


14.10.2008 11:17:27

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim