Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

DUSUNU Konulu Şiirler - dusunu Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "dusunu" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "dusunu" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. dusunu Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

481  

KAAN (ÖYKÜ)

Gecenin sessizliğini bozmaktan korkarcasına parmak uçlarına basarak kapıya kadar yürüdü.
Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Ellerini göğsüne bastırdı. Kalp atışlarını durdurmak istercesine. Derin bir nefes aldı. Sonra bir daha.
Alnında boncuk boncuk soğuk terler birikmişti. Döndü, baştan sona otelin koridorunu gözden geçirdi. Hiç kimseler yoktu. Herkes uyumuş olmalıydı.
Kimseye görünmek istemiyordu. Yanlış anlayabilirler diye çekindi.
Birkaç saniye kapıda hareketsiz kaldıktan sonra, sağ elinin işaret parmağıyla, kendisinin bile zor duyabileceği bir sesle, kapıyı tıklattı.

Cilvenaz, günün yorgunluğunu üstünden atmak için, duşunu almıştı. Yatağında, sızlayan ayak tabanlarını ovuşturdu ve tam uyumak için uzandığında, kapının vurulmasıyla doğruldu, ayağa kalktı.
........... devamı >>
 
Nurten Altınok
    
    
    

482  

KAN KIRMIZI İHANET (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

K A N K I R M I Z I İ H A N E T

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

‘Erkekler nefislerine karşı o kadar acizlerse
kadınlara üstünlük taslamasınlar.’ Kitaptan.

Nurgün Erdinç, üçüncü romanı ‘Kan Kırmızı İhanet’te aldatan erkekle, aldatılan ve öteki kadın üçgeninde geçen çirkin ilişkileri anlatıyor.
Karısını çok sevdiği halde kaçamak yapmanın hayatın renklerinden biri olduğunu düşünen orta yaşlı doktor Necati, hastanenin yakınında çiçekçilik yapan dul Ferah ile tanışır. Ferah, kendisini tekrar evliliğe ikna etmek için saçından tutup yerlerde sürüyen eski kocası Hulusi ile oynayacağı kumar ve içeceği içki parasını zorla elinden alan ağabeyi Ferhat’tan fellik fellik kaçarken ruhi bunalıma düşer. Sürekli kırmızı giysiler giyinen albenili, öteki kadın bu bataklıktan kurtulmak için yeni tanıştığı Necati ile evlenmenin düşünü kurar.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

483  

GÜNEŞ,ÜLKE,DOKTOR,REÇETE

........1900'lü yılların başlarında gerçekten Osmanlı Devleti güç durumda idi.
Osmanlı Devleti'ne ''Hasta Adam'' dediler biz bundan alınıyoruz ama biz bize
kaldığımızda bunun doğru olduğunu kabul etmemiz gerekir. 624 yıl boyunca uyutulan, kilere hapsedilen bir Türklük ve Türkçemiz...Öne çıkarılan Osmanlı-
cılık. İslam dini tam bağımsızlığını yaşayamamış. Sırt çevirilen Türkçe yerine üç dilin karışımı bir Osman lıca.(Not:Bunlar benim naçizane düşüncelerim dir.)
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    
    

484  

...ŞİİR TADINDA SÖYLEŞİ...MEHMET GIYASİ AYDEMİR


Su Gibi_Sizi tanıyoruz ama yinede bizlere kısaca yaşam hikayenizi anlatır mısınız?
Mehmet Gıyasi Aydemir_
Ekim 1955’te Isparta’ya bağlı Keçiborlu-Kılıç köyünde Köy Enstitüsü mezunu bir baba ve öğrencisi bir annenin dördüncü çocukları olarak doğmuşum,ilk ve orta okulu köyüm ve ilçemde bitirdim. Lise yıllarım Adana’da yatılı geçti. 1977’de Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesini bitirdim. 8 yıl kadar devlet memurluğu yaptıktan sonra 1986’da dayanamadım, istifa edip özel tohumculuk firmalarında üretim uzmanı ve yönetici olarak çalıştım. 2005’te sağlık nedenleriyle iki yıllık bir kovalamacanın sonunda emekli oldum. Halen Adana’da yaşıyorum. Evliyim ve biri artık yaşamayan üç çocuk babasıyım. İhtilaller, halen tanık olduğumuz ve dindiremediğimiz acılar, kardeş eliyle ölümler, yitip giden gepegenç yaşamlar, mahpuslarda tüketilmiş ömürler gördüm pek çoğumuz gibi.
........... devamı >>
 
Su Gibi Şiir Grubu Şairleri
    
    

485  

HİKAYE(KARDELENLER AÇINCA)

Gülten; Annesi ev hanımı Babası Polis bir ailenin,beşi erkek beşi kız olan on kardeşinden yedincisi olandı..okul yıllarında futbol dahil her türlü sporu yapıyordu, kızlardan çok erkek arkadaşları vardı,spordaki becerisi kadar,arkadaşları tarafından sevilen değer verilen ve güven duyulan bir insandı. Bir gün büyük ağabeyinin Gültene baş örtüsü almasıyla hayatının akışı yön değiştirdi...bunu büyük bir sorumluluk ve görev addeden Gülten hemen kapandı ve o günden sonra beş vakit namazına ibadetine başladı,, o kabına sığmayan hareketli erkeklerle futbol oynayan kız gitmiş yerine ağırbaşlı sorumluluk duygusu ile hareket eden bir genç kız gelmişti..Çok geçmeden Gülten bir fabrikada işe başladı ve aradan bir yıl geçtikten sonra evine istemeye geldiler..o daha on sekiz yaşındaydı ve evlenmek için erken olduğunu düşünüyor,evlenecekse de tanıdığı sevdiği aşık olmayı beklediği bir erkeğin karşısına çıkmasını istiyordu…,,ağabeyleri ve ablaları dahil bütün büyükleri sevdikleri ile evlendirilmişti…onunda kafasında tasarladığı örnek aldığı evlilik türü de ağabeyleri gibi olandı… Gültenin kapalı olması ve genç kız olarak ağırbaşlı çalışkan hali aynı işyerinde çalışan Bekirin dikkatini çekmişti,,ailesinin istediği tarzda bir gelindi.. hemen istemeler gidip gelmeler ve araya tanıdıkları koyarak kabul ettirmeye çalışmalar uzunca bir süre aldı..Gülten her defasında reddediyor evlenmeyeceğim diyordu,ama bir yandan da kendiyle konuşuyor,bu kadar çok istemelerini anlamaya, acaba daha kötüsü mü karşıma çıkacak benmi sınanıyorum,kabul etmelimiyim,bu benim kaderimmi diye hep manevi duygular içerisinde bir karar vermeye çalışıyordu,,gönülden içten bir evet diyemiyordu,belliki Bekiri pek beğenmemişti ama onun amacı fiziki değil duygusu iletişimi olan anlaşabileceğini, seçilmiş olmaktan çok seçebileceğini düşündüğü biri için karar vermek, evet demek istiyordu..birde evlilik için erken olduğunu düşünmekteydi..
........... devamı >>
 
Tayfun Bulut
    
    
    

486  

BİR ÖLÜM VE DÜŞ FOTOĞRAFI (ÖYKÜ)

- BİR ÖLÜM VE DÜŞ FOTOĞRAFI -

I. BÖLÜM


- Peki ben ne olacağım?
Kadın duymaktan hep korktuğu ama bir gün duyacağını çok iyi bildiği bu soru karşısında bir an durdu, renksiz bakışları donuklaştı. Sonra gözlerindeki bu köhne cansızlık yerini ince, amaçsız bir kıpırdanışa bıraktı. Sanki artık daha da umutsuzdu.
Adam da sorusunu sorduktan sonra susmuştu. Kadının yüzüne sonsuz bir cevap bekler gibi hüzünle bakıyordu.
Bir süre öylece sustular. Sessizliği bozan yine adam oldu:
- Her şey kendi boşluğun içindi, kendini öldürdün, peki ben ne olacağım?
Kadın halâ susuyordu. Oturdukları eskimiş, ahşap bankın önünden gelip geçen ve sanki hep bir yerlere yetişmeye çalışan kabullenmiş insan yüzlerine değil de, anlamsız ve sızılı bir boşluğa bakıyordu. Çocukluğunun gizil düşleri, yitirilmiş cennetler, yaşadığı ve hayâl ettiği her şey hızla gelip geçiyordu o yaralı hafızasından. Aklını sarhoş eden ve onu hep korkutan sessizliğe daha fazla dayanamadı. İçli, kahırlı bir nefes çekti ve tam arkasına yaslanıp derin nefesini boşaltırken, “bilmiyorum” dedi.
........... devamı >>
 
Hüseyin Uğur Akçakaya
    
    

487  

DERDİSTAN

Tam otuz yıl geçti aradan...
Adana otobüs garından
sabaha karşı kalkan otobüs
Antep oto garına girerken
karşılamıştı güneşi.
Geride bırakarak
Nizipin yediyüz yıllık zeytin bahçelerini,
Geçerken karşı yamaca
Birecik köprüsünden Fırat nehrini,
Bir başka ülkede duyumsamıştım kendimi...
Doğa değişikti benim doğamdan
ve eski,
Hava değişikti benim havamdan
ve ağır,
İnsanlar değişikti bildiğim insanlardan
ve ezik...
........... devamı >>
 
Mehmet Sarı
    
    

488  

&GELİNCİKLERİN DANSI

Baharı yaşamak için Balcalı dışına doğru yol aldığım bu hafta sonunda nereye gitmeli derken kendimi önce Deliçay’da, sonra Hocalı Köyü’nde buluverdim. Ve daha sonra da Adana kent merkezinin kuzeyinde yer alan ve son birkaç yıldan beri Seyhan Irmağı üzerinde içme suyu deposu görevi üstlenen Çatalan Barajı kenarında, adlarını henüz bilmediğim köylerden birini keşfetmeye karar verdim. Yalnız sekiz, on km uzakta olduğunu kestirdiğim herhangi bir köyün kırsal dinginliğinde bir gün geçirmek, insanlarla tanışmak iyi bir düşünce gibi geldi bana. Üstelik programsız, şansa bağlı ve kuralsız.
........... devamı >>
 
Zeynel Cebeci
    

??
       
 
             
 
               
 
 

 

 

 

 

 

 

 
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


30.08.2008 05:30:29

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
  » gebelik   » Çiçekçi   » Hastane   » Hastaneler   »

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim