Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

DUBLOR Konulu Şiirler - dublor Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "dublor" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "dublor" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. dublor Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2 3 4 5

 
    

33  

ÖLÜDEN MEKTUPLAR (4)

Dostlarım! ..
Bu mektupta niyetim;
Ne siyasete girmek,
Ne kirli bohçaları,
Açıp ortaya sermek,
Ne de haddimden öte,
Size öğütler vermek...

Gelin! . Şimdi beraber,
Bir gezinti yapalım;
Rastgele bir ölünün
Mekânına sapalım;
O şeytan, kime, nasıl,
Neler yapmış.. Bakalım...

İşte! .
Bir zamanların,
Süper soylu zengini;
Asilzâde Semir Bey...
Hey gidi günler hey! ..
........... devamı >>
 
Cengiz Numanoğlu
    
    
    

34  

VASIFSIZ ŞİİR

Tâbir-i câizse eğer; cılk yumurtaya döndürdüler,şiiri! . Diğer bir ifâdeyle; yolunmuş kuşa çevirdiler,bu edebî sanatı! .Adeta şamar oğlanı gibi; gelen bir tokat atıyor, giden bir tekme vuruyor şimdilik.. Dolayısıyla yüzükoyun yerde sürünüyor,şiir.
Canı sıkılan kafa kağıdı,müsvedde türünden bir şeyler karalıyor ve adına “şiir” diyor. Maşaallah memleket,şairlerle (!) dolu.Şiirini kendisinden başka,kimsenin okumadığı şairlerle.Artık şiir adına nasıl bir sanat katliamı yapıldığını,varın siz düşünün! .Bu sahada usta bir münekkit,veya bir şair-i âzam görünürde olmadığına göre; (olsa kim takar zâten) öyleyse devam,çala kalem şiir yazmaya.Bir malın kalitesizliği,onun ucuzluğundan ve yığılmasından anlaşılır sanırım.
........... devamı >>
 
Ahmet Süreyya Durna
    
    

35  

HAYAT DEDİKLERİ

Hiç ummadığım bir an ve zamanda, kirli pabuçlar, zorla çıkılan bir çamurlu yokuşun ardından kendimi sahnede buluverdim. “Oyun oynanacak, çabuk sahneyi temizle ve toparla” dendi; aceleyle işe koyuldum. İş biter, ter diner, fırsattan istifade oyunu da izlerim dedim ama aniden ağır ağır açılmaya başlayınca kalın saten perdeler, sahneden çıkmak gerektiğini anlayarak ayrılmaya çalıştım. Etrafımdaki eller ve bendenler izin vermedi sahneyi terk etmeme; oyun senin dediler ve ittiler. Çıkamadım, elde süpürge kalakaldım. Sahnede ben, süpürge, kirli pabuçlar ve seyirciler…
Bir şey söylemem gerekiyordu ama söylenebilecek tek bir söz bile yoktu. Gölge halindeki simalar beni izliyordu ve tektim sahnede, kimse yoktu. Korkuyor, titriyor ama hiçbir şey söyleyemiyordum. Ben bir oyuncu değildim, figüranlık bile bana hayal geliyordu. Düşünüyordum; benden ne bir prens, ne prenses, ne de herhangi bir şey olmuyordu. Elimdeki süpürge bile eğreti duruyordu; ben sahneyi süpürecek ve gidecektim oysa işim buydu…
Ben, yine yalnızdım koca sahnenin ortasında ama kalabalıklar ile çevriliydi etrafım ve her yanda insanlar vardı. Yanımda değillerdi, yine tek başıma ve yapayalnızdım.
Oyunun benim oyunum olduğunu söylediler ama ben ne oyunu ne de söyleyebilecek bir şeyi bulamıyordum. Eğreti duruyordum zaten sahnede, bütün ışıklar beni gösteriyordu. Karanlıktı diğer yerler; herkes beni görebiliyor, duyabiliyordu ama benim görebildiğim şeyler, gölgelerdi.
Tek başına oynanabilecek bir oyun bilmiyorum. Birileri olmalı, bir başrol, bir dublör, ya da herhangi bir şey olmalıydı. Ne yapmam gerektiğini söyleyen bir suflör bile yoktu. Bu oyun, kimin oyunuydu? Yoksa yine bir hata vardı da suçlu mu aranıyordu?
Kalabalıklar içerisinde ben hep yalnızdım. Zaten dokunduğum her şey ya donuyor, ya da susuyordu. Tutunamıyordum hiçbir yerde ve gönülde ama şimdi bu sahnede tektim, çağırsam biri duyar mı, gelir mi bilmiyordum. Bu nasıl bir döngü, nasıl bir karmaşaydı? “Şimdi kimi çağırabilirim? ” düşüncesi bile korkutuyordu beni. Sesime bir ses cevap verir miydi? Kim koşardı yardımıma, kim destek olurdu. Yapayalnız ve kimin olduğunu bilmediğim bir sahnedeydim. Benim ne işim vardı burada, neden buradaydım, ne yapmaktaydım? Sonrasında yapacağını bilmeyen biriydim ben.
Ve yine yalnızdım, aniden bir karartı belirdi sahnenin bir köşesinde… “Evet, başrol geldi” dedim. Susuyordu… Ben, ondan bir başlangıç bekliyordum ama ses vermiyordu. Kimdi, neydi bu karartı, ne diyecektim, ben mi isimlendirecektim bu karartıyı? Ama ben bile rolüme karar veremediğim bu sahnede ona ne diyecektim; madem başrol kendisi idi, neden konuşmuyor bir ses vermiyordu? Oyun senin demişlerdi oysa… Peki, ben bu karartıya ne demeliydim? Eş, dost, arkadaş, sevgili… Ne demeliydim? Bir isim verip seslenmeli miydim, oyunumda bu karartı ne olacaktı ve ben bunları düşünürken karartı neden saydamlaşıyordu; yine tek başıma mı kalıyordum? Ama gelmişti işte biri… Bir isim ve bir sıfat verebilmem ve devam edebilmem gerekiyordu ama karanlıkta beliren şey, ben bir şey söylemedikçe kaybediyordu siluetini. Yoksa yine aynı hatayı mı yapıyordum; kendi oyunumda kimseye bir ad koyamayıp, korkularım, güvensizliğim ve yalnızlığımla baş başa mı kalıyordum?
Yoksa adını bile koyamadığım bu oyun, hayat mıydı?
........... devamı >>
 
Tayfun Karakaş
    
    
    

36  

SPAWN

spawn heyyy adamım!
zamanın zarfında saklı kılınan mazruf
asırlardır suretinde katlı zenci silüet
göçebe bir banliyo yerleşiktir yüzünde
ne bazuka ne mitralyöz ne de kalaşnikof
ne darlaşmış namluların kıyıcı keskinliği
ne külhani kalibreden slow motion fırlayan
namlulardan iltica o mülteci mermiler
çırılçıplak efkarına destursuz yerleşemez
zulme mihmandardın önce vaktin epey darlaştı
intikamın perdahlanan mürebbiye endamı
kınında soluklanan keskin bir kılıç gibi
kundakladığın, uçurduğun, uçurumda boşaldı
ey nefse hicretin son serseri muhaciri!
akrepin yaktığı ağıt ablukadan taşarken
........... devamı >>
 
Kaan Kılıç
    
    

37  

-YORGUN SAVAŞÇI-

Sığındığım mağaralar üzerime yıkılmaya,

Ben ise taşların toprakların arasında ezilmeye devam diyorum!

“zaman” diyorum… “mekân” diyorum…

Yorgun savaşçı!

Sen de yetiştin zamanla.

Yaralı, yorgun savaşçı!

........... devamı >>
 
Gözdenur Ecellizz
    
    
    

38  

EXIT

Kimseler ölüyor etrafımda.
Yeni tanıştığım
Veya önceden tanıdığım kimseler..
Bir bir parçalanıyor günlerim..
Günlerim,bir bir arenalarda.
Ardımdan el sallıyor koyunlar,
Üzümleri topluyor ırgat ana,
Titrek bir pencere ağlıyor..
Ve gün batarken
İhanetin çıplaklığına vuruyor genç adam,gözlerini.
Sonra bir kuş uçuyor
kanat çırpmadan göğe..

Sevgiler çürüyor etrafımda.
Yeni hissettiğim
Ya da özenle yeşerttiğim sevgiler..
Kediler acıyor bana,kimse bilmiyor..
Gözlerden uzak
Bir çift göz süzüyor beni.
Trenler geçiyor başımın üzerinden..
Kıyametler koparıyor yüreğim
........... devamı >>
 
Muhammet Çalık
    
    

39  

XOBENİZM -1- (BİR)

Bir

Zirveye mümkün olan en yakın yere kadar çıkıp park etti aracını. (Elbette ileride bu 'araç' meselesi sizi rahatsız edecektir. Fakat itiraf etmeliyim ki ben de bütün bunları sizi rahatlatmak için yazmadım. Ve işte bu yüzden, bu üslupla devam edeceğim.)
Ardında kalan dünyayı ona hatırlatacak her şeyi (tabiatıyla ardında) bırakıp yürümeye başladı. Hafif ve serin rüzgâr kolaylaştırıyordu çıkışını. En tepede, en yüksekte, yâni başka hiçbir şeyin daha yüksekte olmadığı bir yerde, hafif eğimli düzlüğün tam ortasında otların üstüne sırtüstü uzandı. Belki bu suretle artık bazı şeylerin daha yüksekte olmasına izin vermiş oluyordu ama, o kadar da olmasa istisnaların kaideleri bozmalarına kim engel olacaktı?
........... devamı >>
 
Selçuk Bekar
    
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2 3 4 5


??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 01:24:22

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim