Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

DOSTOYEVSKI Konulu Şiirler - dostoyevski Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "dostoyevski" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "dostoyevski" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. dostoyevski Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

41  

CEMİL MERİÇ ÜSTADIMIZIN ÜNLÜ ESERİ BU ÜLKE'NİN ÖZETİ

“Nazım imkanlarını araştıran düşünce: Hatalarını bağışlatmak için musikinin yardımına muhtaç; musikinin yani veznin, kafiyenin' (s.15) .

'İzimler idrakimize giydirilen deli gömlekleri' (s.23) .

'Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını 'yaşanmazlaştıranlardır ' (s.24) .

'Emanetleri ehline tevdi ediniz ' (s.27) .

'Genç düşünce dergilerde kanat çırpar' (s.28) .

'Suçluyu affeden hakim, kendini mahkûm etmiş olur' (s.31) .

........... devamı >>
 
Durdu Şahin
    
    
    

42  

DÜNYAMIZI ‘GÜZELLİK’ KURTARACAK! MAKALE, ŞİİR, BESTE OZAN ŞİAR ŞAH TURNA

Sevgili Dostlar, Dünyamızı, İnsanlığı ‘güzellikler’ kurtaracak! Beğin ve yürek güzelliği; ekmek ve su kadar önemlidir, hatta bazen daha da evladır. Zira, ‘ekmeksiz ve susuz ölürüz’. Ancak, güzelsiz-güzelliksiz hayvanlaşırız! Oysa,‘ İnsanca ölmek, hayvanlaşmaktan, robot misali yaşamaktan daha önemlidir’ diyor Dostoyevski. Ne kadar özlü ve sözlü bir değim. Sevgili yaşamı ve dostluğu paylaşanlar; sevmek ve sevilmek gerek. İşte, aşta, sevişte kucaklaşmak gerek.
Dar çember gibi kendi alanımızda takılıp kalmak; geniş alanları kapatır. Ufkumuzu daraltır, dünyamızı karartır! Dünyamızda ki bunca adaletsizliklerin, haksızlıkların, sömürü ve baskıların kökeninde sevgisizlik ve paylaşım kültürünün gelişmediğinin de önemli bir rolü olsa gerek...
........... devamı >>
 
Aşık Şahturna
    
    

43  

DÜŞÜNCE DEVİNİMİNDEKİ MUTLULUKLAR 1

İsa'dan önce, 5. yüzyıldayız. Antik çağ kapsamında 5. yüzyıldayız.

Doğuda İran'da mazdeizim hüküm sürmekte, tek Tanrı'lı anlayışın ilk adımı olan mazdeizm Işığın çekeyliği ve ateşin erdemsizlikleri, karanlığı temiz kılışı felsefesi üzerine,ışık karanlık ikili düalitesini, tekli yapıda var kılan, ilk örneksi taslak monoteist geçişlerdir.

Hindistan, mazdeizmin etkisi ile de, budizmi, bir iyice olgunlaştırmıştı. İsrail akilitesi Babil esaretinde, Babil kütüphanesindeki görevleri nedeni ile, hayli fikir ve bilgi sahibi olup, Sümero- Asur kültürü ve dinsel ritüelleri açısından, bir hayli birikimlerle İsrail'e dönmüştü. İsrail'liler mazdeki ve Asuri dinlerin kaynaştırımı ile yeni bir kültür ortaya çıkaracaklardı. Bir rahiple bir kralın anlaşması neticesinde ilk Tevrat nüshaları oluşturulmuştu. Bu ikinci yoldu. Birnci yol, daha Mısır'da tekTanrı'cı Aton dini anlayışları İsrail'lilerin Mısır günlerindeki yaşantısından, kültüründen kalma izleri bellelklerinde idi. Bu gerçeklik Musa eli ile zaten bir haylide güçlü kılınmıştı.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    
    

44  

BİR KÜ-ÇÜ-CÜK AS-LAN-CIK VAR-MIŞ

Hayvanlar en eski edebiyatın içindeydiler, çok uzakta değildiler zaten: Aisopos hikâyecikleriyle insanlık durumlarına ilişkin metaforlar için zengin bir kaynak sundular. Ama Batı dünyası, sözgelimi Çin uygarlığından veya Hindulardan farklı olarak insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkiyi 'dostluk' ile 'ahlâki kayıtsızlık' arasında uzanan bir yelpaze üzerine dağıttı. En üst düzeyde 'hayvani' tema, Mezopotamya'dan beri gelişen, Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta ön plana çıkan bir 'çoban ile sürü' teması oldu. Tuhaf kriterlere dayanılarak (çift tırnaklı olmak, yarık dudaklı olmamak vesaire) hangi hayvanın yenebileceği, hangilerinin mekruh oldukları tayin edildi. Ama her durumda, bitkilere ve hayvanlara revâ görülen muamele, uygarlıklar düzleminden bakıldığında, insanlar arasındaki ilişkilerin de kriteridir. Öyleyse edebiyatın da...
........... devamı >>
 
Berzan
    
    

45  

...ŞİİR TADINDA SÖYLEŞİ...FATMA MÜJGAN


Su Gibi_Sizi tanıyoruz ama yinede bizlere kısaca yaşam hikayenizi anlatır mısınız?
Fatma Müjgan_
Teşekkürler Meral Hanım, sorduklarınızı dilimin döndüğünce cevaplamaya çalışacağım... Urfa'da doğdum. Babam öğretmen olduğu için mi,yoksa bu mesleğe aşık olduğum için mi, ben de öğretmenliği seçtim... Şiir yaşamım, babamın bana okuma yazma öğretmesi ile başladı... Anlaşılan şairliğim de babama benzedi. İlk ödülümü 10 yaşımda, yaşadığım kenti anlatan şiirimle aldım,yerel bir gazete de yayınlandı. Okul yıllarım boyunca yazdığım şiirler çeşitli dergilerde yayınlandı. Meslek yaşamımda da ödül alan şiirlerimden bir kaçı sayfamda var.
........... devamı >>
 
Su Gibi Şiir Grubu Şairleri
    
    
    

46  

BAHÇEDEKİ HAYALET

Baharın gülen gözleri renk renk açılmaya devam ediyor. Bahçedeki ağaçlar beyaz, pembe gelinliklerini çıkarıp yeşilin zümrüt tonlarını giydiler. Arka tarafta badem ve akasya, bahçenin ön kısmında ise yenidünya, Trabzon hurması, ceviz, zeytin, ayva ağaçları rasgele yerlere dikilmiş, rüzgarın her sallayışında selam vermek için eğilip, tekrar hazırol vaziyetini alıyorlar. Küçük penceremin önündeki armut ağacı çiçeklerini döktü, meyveler vermek için zamanı tüketmeye çalışıyor. Geçen yıl ne kadar çok armut vermişti öyle? Kimse yiyemez olunca artık yerlere dökülüp çürümeye çalışıyorlardı. Diğer ağaçlar da ondan kalır değildiler. Hepsi bir yarışa girmiş, “ben daha lezzetlisini, daha iri, daha koyu renkli ve iştah açanını vereceğim” der gibi döktükleri çiçeklerin yerinde küçük, pıtırcık yumrular üretiyorlardı. Ara sıra okuduğum kitaptan başımı kaldırarak az ilerde pırıl pırıl maviliğiyle gülümseyen denize bakıyor, ağaç dallarının salınışıyla cama vuran gölgeleri bazen bir hayalete benzetiyordum. Aslında yazmak istediğim bir konu var ama “bahar yorgunluğu”mudur, yoksa üşengeçliğime bulduğum uydurma bir isim midir? Bir şey engel oluyor, yazmak istediğim fikirler birer tüy gibi beynimin içinde uçuşup dururken, bir türlü olmaları gereken yere konmuyorlar. Okumak elbette her zaman yazmaktan daha kolaydır. Birileri sizin için(belki kendisi için, çünkü insan birçok şeyi aslında kendisi için, kendi içinde boşluğunu duyduğu ihtiyaçlarını gidermek, açlığını doyurup tatmin etmek için yapar) hissetmiş, düşünmüş, elekten geçirip pişirmiş, olgun hale getirerek size sunmuş. Bu hazırlanmış nimetten faydalanmak tabii ki daha kolaydır. Ben de bu kolay olanı tercih ettim.
........... devamı >>
 
Meryem Şahin
    
    

47  

---ŞİİR VE ANLATIM-8----

EDEBİ AKIMLAR


Mustafa CEYLAN

Evet merhaba! Can kardeşlerim selam ve saygılar size...Bugün sizlerle 'edebi akımlar' konusunu incelemeye çalışacağız.

Son zamanlarda özellikle Türk Şiirinin internet ortamındaki durumuna bakıp bakıp üzülmekteyiz. Gerçi, içimizi ferahlatan, umudumuzu yeşerten şairler ve şiirleri yok mudur? Elbette vardır, ama, büyük çoğunluğun hiç bir şekilde şiirin güzelliğine ve kalıcılığına yakışmayacak tavır ve davranışlarını devam ettirdiklerini görüyor ve üzülüyoruz.
........... devamı >>
 
Mustafa Ceylan
    
    

48  

BOŞLUĞUN TRAGEDYASI

Şu anı durduruyorum… Evet bu defa durdurmalıyım. Uyanıp bir kalem bulmalı ve bu anı yazmalıyım. Rüyamda bir şeyler görmeyeli uzun zaman oldu. Bilinç ilk işaretini vermişken bunu kaçırmamalıyım. Uyan! ! ! Uyan ve bilincine eşlik et! ... Bunun o kadar da kolay olmadığını biliyordum ve bir süre tembelliğimle savaşmak zorundaydım. Yatağımda birkaç tur attıktan sonra tanıdık bir sese uyandım ve sol kolumun yataktan düşüşünü izledim. Sonra, bütün o kelimelerin arasındaki yarı uyanık bilinci bekledim; ama baş ağrısından başka hiçbir şey hissetmiyordum ve vazgeçtim. Yatağımda uzanmış öylece bekliyordum. Güneş her zamanki gibi ısınma turlarını atıyor ve Beethoven 9. senfonisine hazırlanıyordu ve yatağımda güvendeydim. Öylece uzanıp güvende olmak ne kadar da kolaydı; kimseyi görmüyordun ve kimse seni görmüyordu. Sadece, duvarların arasında güvendeydin ve güvende olmak tehlikeliydi. Bu ana çok az insan ulaştı sanırım: Zerdüşt ya da yer altından yükselen bir ses...
........... devamı >>
 
Cevdet Solak
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 00:59:55

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim