Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

DOSTOYEVSKI Konulu Şiirler - dostoyevski Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "dostoyevski" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "dostoyevski" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. dostoyevski Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

25  

ARON 2

bin yıllık hasretin son demleriydi sanki vuslata doğan
başım dönüyordu doruklarda
korkum düşmekten değil, tekleyip vuslata geç kalmasından yüreğimin
ve elim solumdaydı gene/dilim duada/ sözümdeydim gene
gözlerim odaklanmıştı yeniden doğumuna!

zaman durdu o an, sessizliğe büründü evren soluksuz
durmuştu tüm nesneler saygıya
seslerimiz vardı çınlayan Toros'lar da erciyes’te...
mıhlanan bakışlarımız aydınlatıyordu cihanı fersah fersah!
ve kazıyordu tarih yaşlı yüreğinin ortasına derince
yazıyordu tüm kalemler sevdanın en onurlusunu
sen gelmiştin Aron..sen
doğmuştun işte ezelinden ebediyetine Mezo'nun!
........... devamı >>
 
Gülten Kahraman
    
    
    

26  

NOSTALJİK FOTOĞRAFLAR -2

Şen bir baharın arkasında uğuldar rüzgâr
Gelmiş sazlar kurulmuş meclis işrette dostlar
Keman ağır bir ritimle hislerimi tarıyor
Yine canan akla düştü yine gönlüm perişan
Yine her yerde karanlığın ruhu hükümrân

Hoş bir eda besteler serde efkâr neyleyim
Rintliğime sual olunmaz ne hikayeler sundum
Şimdi hicran damlaları hayallerimi delirtir
Uzatın yâr lebinden şarabım desem demleneyim
Kimliğimden uzak kalan gazellerde eğleneyim
........... devamı >>
 
İrfan Karapınar
    
    

27  

YENİDEN YAZILMALI İNSANLIK

Bak bu kez son olsun tamam mı Dadaş…!
Fayansa arguvan ekme arzusu.
Olmadı, olmuyor gördün mü gardaş.
Hele Yalçın kayalıklarda,
Orman yetişmiyor anla arkadaş.
Şimdi beynini bombalayan,
Anarşist duyguların sebebi,
Dostların nerde nasıl?

Herkes yoluna, yoluna yoldaş…

Yirmi birinci asrın Donkişot’u!
Yel değirmenleri sana, kahkahalar atıyor.
Taş kalplere sevgi ekeyim derken,
İçindeki etna’yı alevlendirdin.
Annen ağlamakta, yana yana haline
Seni anlamıyor, masumane kız kardeşin.
Yarasalar artık, gündüzleri de uçuyor.
Sırtlan, aslan yatağını beğenmemekte.
Yiğitle kalleş, en samimi arkadaş.
........... devamı >>
 
Ömer Temel
    
    
    

28  

BİR DELİNİN NOTLARI - 4

Aşağıdaki yazılar benim zaman zaman aldığım 'notlar'dır... Şiir falan değildir yani... Aslında bana dair bütün gördüğünüz şeyler 'düzyazı'dır... 'Ayyy, şiirin çok güzeldi.' türünden şeyler yazmayın...

***
Bir deliyi ancak gözlerinden tanırsınız; ve bir delinin ancak gözlerinden korkarsınız...
Size öyle bir bakarlar ki, bir anda savunmasız kalırsınız karşısında, bir anda çırılçıplak...
Çünkü tıpkı dervişler gibi deliler de, hayatın sırrına ermiş, benliğinizi ele geçirmiş bir edayla bakarlar size... Keskin delici bakışlarından yansıyan tek şey, hep kaçındığınız duyguların ansızın açığa vurulma tehlikesidir...
........... devamı >>
 
Ayhan Şahin
    
    

29  

YARIM KALDI İŞTE

maviye yeşil çalan
şirin bir köyünde karadenizin
merhaba dedi dünyaya
altmış dokuz eylülünde
.
ölümle pençeleşti daha ikisinde
ciğerlerinin öte yüzünde
bronşitin izleri kovalar
o kaçar
.
beşinde ikinci kez hissetti
ölümün soğuk nefesini ensesinde
bir şerit gibi geçti çocukluğu gözlerinin önünden
birkaç saniyelik izdüşüm
ıskaladı yine anasını satim
hayal gibi bir tokat kıçında
balkonundan düştüğünde evinin
.
dayak yedi anasından cehalete dair
çocuk yüreğini
yoksulluğunu
bir de yalnızlığını koydu önüne
hayal meyal geleceğini düşledi
çivili ok attı tosbağaya
kedisini öldürdü ambarın önünde
........... devamı >>
 
Kemal Diler
    
    
    

30  

YENİ DÜNYA

Kahramanlık renk değiştirince,
Bir alt devre oluverdi delikanlılığımız,
Sonra damsız girilmez,
Yazan her yere,
Bir dam bulma mecburiyeti,
Gelip buldu,

El ele tutuşup gezmek,
Marifet sayılınca,
Delikanlılık kitabında,
Kafeler, yollar, sinemalarda,
Öyle kabul edince aşkları,
Kütüphanelerde gizli gizli,
Buluşmaların da tadı kaçtı,

Platonik sevdaların ininden,
Çıkması mecburi,
Aşk mektubu yazıp,
Sevgiliye vermek salaklıktı,
Ve laf atmaların dayak atma,
Sebebi olması,
Aniden ortadan kalktı,
........... devamı >>
 
İlhan Kolak
    
    

31  

DÜŞÜNCEYİ YAKALAYAN ADAM – DÜZ YAZI

Bir mektup aldım geçenlerde. Uzunca süredir unuttuklarımı yeniden hatırlatıyordu bana. Oldukça iyi tanıdığımı sandığım Dostoyevski ve Camus’nün dünyalarından gelen ılık bir esinti gibiydi.

İlginç olan tarafı Dostoyevski’nin az bilinen veya az okunan bir yapıtından; “Yer Altından Notlar”dan bahsediyor olmasıydı. Yapay entellektüelizmin bir anlamda hicvedildiği eserden yani… Onu okuduğumdan bu yana çok zaman geçmişti. Belleğimi bir hayli kurcalamak zorunda kaldım. Bir tür yılgınlığın, kaçışın ve kendi kabuğuna çekilmenin hikâyesi değil miydi? Sanırım öyleydi. Dostoyevski’nin tanınmış büyük romanlarından önceki dönemde yazılmıştı. Büyük Dostoyevski’nin doğuş ve derin ahlaki-felsefi konulara girişinden hemen önceki “gebelik” zamanının bir ürünüydü. Düşündüm biraz. Bu eseri günümüzde önemli kılan neydi peki? Sanıyorum toplumsal yaşamın bugün vardığı; değerlerin evrenselleştiği; post- modernizmin insan yaşamı üzerine bir kâbus gibi çöktüğü noktayı yazar yıllar öncesinden hissetmişti. Ve tepkisel olarak doğan zorunlu kaçışları işaret ediyordu…
........... devamı >>
 
Naime Erlaçin
    
    

32  

KİMLERLE İÇTİK KİMLERLE

Her akşam rakı içersin de;
kaç akşam duble yuvarlarsın?
Akşamları rakı içersin de;
rakının hiç mi günahı yok sanırsın?
Düşündüm,
o rakı hangi rakı sanırsın?

Hayyamla içtik bir gece,
Birgece Victor Hara ile,
Hele bir akşam Dostoyevski vardı,
bir akşam Vivaldi
Suç ve Ceza vardı kaç akşam;
Suçla da cezayla da.... kimler kimlerle konuştuk, ooff
Can Yücel gelmedi, ağır diye,
Bizce şarapla hafifletti kaçtı.
Korkusu idi; ''ne kadar rezil olsa o kadar iyi''
Bizim kadar rezil olamazdı, olmaması da gerekti; ama arzulardı
........... devamı >>
 
Benek
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 01:19:56

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim