Dostlar Nerden bileceksin ölçüp biçmeden
Tepeden tırnağa kaç arşınım ben?
Hüküm verme tabip, sızı geçmeden
Şifa değil belki gök kurşunum ben.
Irmağın başında su vermek kolay
Kuyuya kan damlar ihtiyaç iken.
Hilâlden cömerttir niye dolunay,
Lokma veren var mı kendi aç iken?
Kralı yorulsa düşse dermandan
Niye görmez onu, geçer karınca.
Takatin kesilse kopsan kervandan
Kim yolunu gözler han’a varınca.
Karanlık çökünce serap da gider,
Raks eden gölgeler güneşle vardır.
Bollukta herkesi seyran cem eder
Darlıkta dostların kendin kadardır.
.................................Ekrem Yalbuz
Vaktiyle (Afyon-1967) öğrenci velilerinden, çok samimi görüştüğüm bir arkadaş bana şöyle bir soru sordu.
-Hocam gerçek dostunu ve gerçekten seni seven bir insanı nasıl anlar, nasıl tanırsın? Onun dostluğunu ne ile test edersin?
Ben aklımın erdiğince bir şeyler sıraladım. Ne söylediysem Hayır dedi. Bu saydıkların hiç biri değil.
-Öyleyse sen söyle bakalım gerçek dost nasıl anlaşılır? dedim. Bana şu cevabı verdi.
- Sofraya oturduğunuz zaman eğer senin önünde ekmeğin olmadığını fark ediyor ve senin önüne ekmek koyuyorsa o senin gerçek dostundur. Yok eğer dönüp dönüp senin önündeki ekmekleri alıyorsa o da katiyyen dostun değildir.
Bu sözü 42 senedir test ederim. Bir kere yanıltıcı sonuç çıkmadı. O rahmetli oldu, mekânı cennet olsun. Bu ve buna benzer bir kaç sözü benim için değerli birer mihenk taşı olarak hatıra kaldı. Yeri geldikçe yakın gördüğüm insanlarla paylaşırım. Siz de deneyebilirsiniz.
Esenlikle...
NELER DEDİLER:
Gönül hanesinden sızan nağmeler.
Her mısrası neler ifade eder,
Söz gizemli olsa fikrimi deler,
Yoksa kuru kelâm ne fayda eder........................(Mehmet Eren)
*
Hiç kimsenin olmaz bir itirazı
Dost elinden doysa herdem fakirler
Suya resim çizsen karlara yazı
Kavrar mı acaba fehmi fikirler........................(Âşık KEVSERÎ)
*
Bilsen ezelinden barışık insan
Mevlâ’nın emridir zikreder kuran
Barışık olmalı ehli müslüman
Barışın elçisi oldu kamiller............................(Hasan Demirci) |
| |
Ekrem Yalbuz |
| |
|
| (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Dostlar adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz.. |
| |
|
| |
|
Bu şiirin hikayesi:
Vaktiyle (Afyon-1967) öğrenci velilerinden, çok samimi görüştüğüm bir arkadaş bana şöyle bir soru sordu.
-Hocam gerçek dostunu ve gerçekten seni seven bir insanı nasıl anlar, nasıl tanırsın? Onun dostluğunu ne ile test edersin?
Ben aklımın erdiğince bir şeyler sıraladım.
Ne söylediysem 'Hayır' dedi. 'Bu saydıkların hiç biri değil.'
-Öyleyse sen söyle bakalım gerçek dost nasıl anlaşılır? dedim.
Bana şu cevabı verdi.
- Sofraya oturduğunuz zaman eğer senin önünde ekmeğin olmadığını fark ediyor ve senin önüne ekmek koyuyorsa o senin gerçek dostundur. Yok eğer dönüp dönüp senin önündeki ekmekleri alıyorsa o da katiyyen dostun değildir.
Bu sözü 42 senedir test ederim. Bir kere yanıltıcı sonuç çıkmadı.
O rahmetli oldu, mekânı cennet olsun.
Bu ve buna benzer bir kaç sözü benim için değerli birer mihenk taşı olarak hatıra kaldı.
Yeri geldikçe yakın gördüğüm insanlarla paylaşırım.
Siz de deneyebilirsiniz.
Esenlikle...
******************
NELER DEDİLER:
Gönül hanesinden sızan nağmeler.
Her mısrası neler ifade eder,
Söz gizemli olsa fikrimi deler,
Yoksa kuru kelâm ne fayda eder........................(Mehmet Eren)
*****
Hiç kimsenin olmaz bir itirazı
Dost elinden doysa herdem fakirler
Suya resim çizsen karlara yazı
Kavrar mı acaba fehmi fikirler........................(Âşık KEVSERÎ)
*****
Bilsen ezelinden barışık insan
Mevlanın emridir zikreder kuran
Barışık olmalı ehli müslüman
Barışın elçisi oldu kamiller............................(Hasan Demirci)
|
| |
|
|
|
Şiire bağlı ses, video ve resim dosyaları:
RESIM (JPG) Dosya Boyutu: 19kByte
 |
|
|
|
|
| Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? |
|
|
|
|