Hey ki heyy! ..
Sesimin ulaştığı mor menekşe sana derim, sana heyyy! ! !
Kuzu sessizliği bakışlarına vurgunum biliyorsun
Biliyorsun içimdeki bulutta gizli fırtınalarım
En uzak kıyılarda özlemimin raksı var şimdi
Tarih utanır yalanlarından
Ben sana ağlarım...
Hey ki heyy! ! ! Amanın hey! ! !
Hani kara gecelerime düşerdi ateş topu sözlerin
Ve seslenirdin ya kor alev içinde
......................“Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi bunlar
.......................Delmiş Roma’nın kalbini mızrak gibi Hunlar”
Derdin ya mor iklimde mor düşlüm
Ben aynı bozkırın deli rüzgârı
Unutmadım her bir sözünü
Seni düşünürüm...
Seher vakti Kaşgar’dan,bir gül uzat bana
Ya da bin menekşe busesi olur mu canım?
Çaladursun dedem Korkut kopuzunu yeniden
Ve sen
Barsgan çayırlarında koşan atların
Destanını anlat, susma anlat bana..
Nicedir rüzgârı esmiyor neden kutlu beldenin?
Bir
haber gönder, bıktım, usandım gurbetlerden
Deli kuşlar misâli peşindeyim senin...
Konuş ey şiir, sen de durma yaz ey kalem!
Dinsin gözlerimizdeki yaş, silinsin onca nem
Ve gerçeğin güneşi doğsun kara dağlar ardından
Kurtulayım, kurtulayım mor menekşe bakışlım
Bu hasretlik derdinden...
*
”Küçümseme Kaşgar’ı, ki merdanlar gömülmüş,
Hazreti Sultan Satuk Buğra Hanlar gömülmüş.
Halkı için can verip, düşman ile savaşmış,
Ol şehid ü kahraman Alp Arslanlar gömülmüş.
Yazmış “Kutadgu Bilig” halkı etmiş bahtiyâr,
Yusuf Has Hacip gibi ilm'erbablar gömülmüş.
Yadigâr etmek için cihana yazdı “Divanü Lûgat”,
Mahmudu’l Kaşgari gibi şeref-şanlar gömülmüş.
Celbetmiş Şavki’yi halk için ışıklar saçıp
Bu şehirde nice merdan-canlar gömülmüş. <*>
*
Barsgan: evet evet Barsgan
Issık göl yakınında on okların diyarı
Ata şehri Kaşgarlı Mahmut’un
At bakıcısı Barsgan’ın adını alan yer
Suyu güzel, havası güzel kutlu belde...
*
Hey hey sultanım heyy! ! !
Köroğlunun babasıyım bir at için bir göz veren
Dadaloğlu dilim benim, Avşarlara söz veren
Mesafeler sıfırlayan yağız atlarla kaç bin asır yaşamışım
Hey civanım, mor fistanlım duy beni hey! ...
*
Liderleri, komutanları, hanları, sultanları
Bağbuğları, hakanları çek çıkar tarihten birer birer
Ve getir yanlarına
Sezarları, tiranları, cümle kahramanları olmaz mı?
Ve alıver bakalım altlarından
O güzelim atları
“Perukası düşen aktöre dönmez mi? ” cem-i cümlesi? ..(*)
Yıkılıp gitmez mi at olmayınca
Mağrur bakışlı saltanatları? ...
“Yeleleri alevden al bir ata binmişim”
Topuğunun sesini dolunaylar dinliyor
Rüzgâr kanatlarıyla nice düşman yenmişim
Zaferlere koştukça vallahi serinliyor.
İnce bacaklarıyla yaylanıp Çin seddinden
Su içiyor Ege’de, hasreti var Tuna’ya.
'Haşmetli kafasından, âhenkli gövdesinden'
Boncuk boncuk ter akar köpüren mavi suya.
Sular ki atlarımın dinlendiği son çizgi
Seyhun Ceyhun adını Seyhan Ceyhan yapanlar
Sular ki at kuyruğu, kabul etmez bir büzgü
Ömründe bir kez ata binmeyenler ne anlar?
Getirin hey getirin, yağız atlar getirin
Işıktan hızlı koşan Buraklar düştü derde.
Zulmü var makinanın, yürüyen ölü filin
Rüyâ gören atların sonsuz vefası nerde?
Mustafa CEYLAN
(*) Kutluk Şavki (1876-1937) Kaşgar’da yetişmiş bilim sever bir zattır. O, tahsilini; Kaşgar medreselerinde, Kahire’de, İstanbul’da ve Moskova’da yapmıştır. Kaşgarlı Mahmut’u iyi öğrenen ve şuurlu bilginlerden olan Kutluk Şavki, XX. yüzyılın başlarında yazdığı “Kaşgar” adlı bir şiirinde bu mısralar bulunmaktadır.
(*) ”Perukası düşen aktör” sözü üstad Necip Fazıl Kısakürek’e aittir. Bu bölüm üstaddan ilhamla kaleme alınmıştır.