Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

DINDAR Konulu Şiirler - dindar Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "dindar" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "dindar" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. dindar Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

241  

XDERİN SULAR -16- (SOKAK ÇOCUKLARINI EĞİTMEYİN)

Gün geçmiyor ki ülke meselelerinden birinin çözümü için yetkili bir ağızdan, eğitimin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu duymayalım. Bilgisayar teknolojisinin yaygınlaşmasından önceki dönemi hatırlarsınız: Bizler dahil, bu konuda bilgisi olan hemen herkesin iki sözünden biri, 'Bir tuşa basınca' diye başlardı.

Yıllar geçti, artık hemen hepimizin elinin altında bir bilgisayar var. Ama kimsenin o sihirli tuşu bulduğunu zannetmiyorum. Hâlâ, dokununca her işi yapan o tuşu arayıp duruyoruz.
........... devamı >>
 
Selçuk Bekar
    
    
    

242  

II. AHMET, (21. OSMANLI PADİŞAHIDIR.) (NESİR YAZISI)

II. Ahmet, (d. 25 Şubat 1643 – ö. 6 Şubat 1695) . 21. Osmanlı padişahıdır. Osmanlı sultanlarının yirmibirincisi ve İslam halifelerinin seksenaltıncısı.

İlk yılları

Sultan İbrahim Han'ın üçüncü oğludur. Annesi Hatice Muazzez Sultan'dır. 1643'te Edirne'de dünyaya geldi. İyi bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça'yı mükemmel bir şekilde öğrendi. Kardeşi II. Süleyman'ın dört yıllık saltanatı sırasında sarayda kafes hayatı yaşadı. 21 Haziran 1691'de tahta çıktığı zaman 49 yaşındaydı. Ahmet Han'ın cülusu sırasında Osmanlı Devleti, İkinci Viyana muhasarasını takip eden harplerle meşguldü.
........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    
    

243  

KÜFRÜN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ

Küfürsüz an geçmiyor. Milletçe küfredip duruyoruz.Trafikte,işte,maçta,yürürken,sohbet ederken,eğlenirken…Bir şarkılarımızda eksikti,şimdi bu da tamam.Geçtiğimiz yılların en gözde şarkısında,kimine göre iyi bir laf atma cümlesini,kimine göre en popüler küfrü öğreniyoruz Tarkan’dan:”Kız hepsi senin mi? ”
Tarkan,hit şarkısının küfürlü değil de karşılıklı aşk oyununu anlattığı kanısında.”Herkes gibi ben de zaman zaman küfrederim.Çok sıkıştığımda patlayıveriyorum”diyor.
Küfre en fazla rağbet edenlerin başında da gençler geliyor.Kendi jargonlarında yeni küfürler türetiyorlar.Kimliklerini,büyüklerin dünyasına meydan okuyuşu,güçlerini ifade yolu olarak küfür!
........... devamı >>
 
Cansın Ünver
    
    
    

244  

*ŞERİAT NEDİR. (YAZI)

Üniversite öğrencisi bir kardeşimizin sormuş olduğu;
Şeriat nedir nasıl bir bakış açımız olmalıdır sorusuna verilmiş bir cevaptır.


Selamun aleykum ve rehmetullahi ve berekatuhu.
Ebeden daimen.

Muhterem Kardeşim.
Çok önemli bir konuya temas etmişsinizi.

Kelimelerin çoğunlukla iki anlamı var.
Birincisi LUGAT manası.
........... devamı >>
 
Necdet Erem
    
    

245  

TOPLUMSAL AHLAK BOYUTU

Ahlak, insanın doğuştan getirdiği veya sonradan kazandığı bir takım hukuk örf ve adetler, gelenekler, görenekler töreler, dinsel ve ulusal kavramların manevi seviyesini belirten tutum ve tavırlardır.
Toplumun kabul ettiği güzel ve doğruların oluşturduğu ahlak kurallarını terk etmeden yaşamını sürdüren kimseler makbul insanlardır. Toplumun güzel bulduğu davranışları, iyi ve doğruları benimseyerek yaşama geçiren kişilerin bunun, aksine davrananlara da itibar göstermemesi gerekirken günlük yaşamımızda bunu görememenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Oysa, ahlak geleneği ve kurallarına uygun olan ile olmayanı toplumun seçmesi gerekir. Toplumun kabul ederek bir takım kurallara bağlamış olduğu usûl, düzen, yol gibi normlara uymayanlara kötü insan denmesi gerekmez mi?
Toplumsal yaşamımıza yerleşen, olgunlaşmasına ve gelişmesine yarayan ve çoğunluğun kabul ettiği kuralları çiğneyenlerin karşısına hukuk çıkar, toplum adına müeyyidesini haklı olarak uygular. Oysa, iyi ve kötüyü doğru olarak değerlendirildiğinde topyekün manevi gücümüzün artacağını düşünmeden özel çıkar veya cehaleti yüzünden bu kuralların dışına çıkan kişi sayılarının gün geçtikçe arttığını görüyor ve toplum da buna seyirci kalıyor.
Toplum içinde yaşadığımıza göre, ortak yaşamın yükseldiği zorunluluğa paralel kişilerin korunması, uzlaşmanın gerçekleştirilmesi bir vicdan işi olduğunu unutmamalıyız. Kişi kendisi ile baş başa kaldığı vicdanından ayrılmaması gerekir. Kendine reva görmeyen başkasına da reva görmemelidir, iyi düşünen, vicdanından ayrılmaz, insanın vicdanı yargıç olmalıdır. Doğruyu bilmek yetmez. Onu yapmakla gerçekleşir. Vicdan, uygulama ile aydınlanır. Ahlakın konusu erdemliğe ulaşmadır. Erdemin olmadığı yerde kargaşa vardır.
Cesaret, dayanıklılık, sabır, ayırt etme, bilgelik, ihtiyat, ölçü, hayırseverlik, adalet, yaratılanı inciltmemek (yaratandan ötürü) , gerçek dost olmak, konukseverlik, acıma duygusu, yardımseverlik, hoşgörü, insaf, şevkat, sevgi, saygı, doğruluk, iyilik, barış, uzlaşma tavazu, affetme, bağışlama, helali / haramı bilme, alay etmeme, küfürlü konuşmama, nezaket kurallarını bilip uygulama, hakkı olmayana el uzatmama, cana kıymama, adam kayırmacılığı yapmama, devletin ve toplumun koyduğu kurallara uyma. Sonra çalışmak, çalışmak...
Kendi vicdanını işletmeyenler, Yaratan'ın her şeyi gören olduğuna göre, kötülük işleyenlere uyan cezaları, mükâfatları ya bu dünyada alır ya da halen kısa bir ömür (veya belki bir sürelik uyku sayılan) bu dünyadan göçtüğünde (veya sonsuzluğa uyandığında) mutlaka alacaktır.
Unutulmamalı ki; bugün düşünen, hisseden, anlayan insanın kendi vicdanı haline gelen amellerin en büyük gözetmeni kendi içimizde gizlenmiş olduğunu asla unutmamak gerekir. Din adına yapılmış her türlü kötülük, ahlaksızlık, dine dayanmayan rezillikten daha acıdır, daha geniştir. Hemen kaydedelim ki her dindar ahlaklı olmadığı gibi, her dinsiz de ahlaksız olmayabilir. Ahlak vicdanın köküdür. Her şey burada saklıdır.
Vicdanın oluşmasında ailenin, çevrenin ve eğitim kurumlarının bilgi düzeyi önem taşımaktadır. Toplumdan topluma ahlak, din, töre, gelenek, görenek, hukuk anlayışı değişir.
Beş bin yıla varan mazisi ile Türk Ulusunun ahlak anlayışı, Türklük, islamlık ve batı uygarlığı sentezinde biçim almıştır. Toplumsal yaşamda, kamuda, siyasette, inançta, bilimde ve sanatta bu ahlaksal düşüncelerimiz geçerliliğini korumalıdır.
Varlığımızın Sürekliliği söz konusudur. Öyle ise kamunun çıkarlarını özel çıkarlarımızdan daha üstün tutmalıyız. Bu da toplumsal ahlak boyutunu oluşturacaktır.
Ahlaklı bir toplum güçlü bir ulus güçlü ve saygın bir devlettir. Ulusça güçlü olmanın başında ahlak, bilgi, demokrasi kuralları, özgürlük anlayışı, sosyal hukuk düzeni yatar. İyi bir yurttaş; kendisine tanınan hakların dışına çıkmadan toplumda yerini alandır.
........... devamı >>
 
Ahmet Mustafa Kulaber
    
    
    

246  

ÇİLKEKLİK VE DAĞ KUŞU (BEYDEBA’DAN MASAL)

Evvel zaman içinde,
Ülkelerin birinde,
Yaşlı bir kedi varmış.
O, âlim tanınırmış.
Her vakit ibadetli,
Hükmünde isabetli,
Açları doyurucu,
Mazlumu koruyucu.
Düşmanı zalimlerin,
Hâmisi fakirlerin...
İyilikleri çokmuş,
Eşi-benzeri yokmuş.
Hep böyle bilinirmiş,
Çevrede sevilirmiş.
Aslında çok kötüymüş,
Sahtekârın biriymiş!
Oldukça tehlikeli,
Öyle kötü niyetli...
Nice masum hayvanın,
Öldürüp içmiş kanın.
Kimseye sezdirmemiş,
Hiç de belli etmemiş.
Çilkeklik bu çevrede
Yaşarmış kulübede.
Uysal, alçak gönüllü,
Hoş sohbet, tatlı dilli.
Sakin, saf bir hayvanmış.
Herkes ona hayranmış.
........... devamı >>
 
Ahmet Karaaslan
    
    

247  

BİR İSYANIN ANATOMİSİ*5*



Cezaevi Savcısı denetim esnasında hücreler bölgesini gezerken şerefsiz İsmail’i hücrede görür ve Başgardiyana niçin hücreye atıldığını sorar. Başgardiyan da olup biteni anlatır. Adam ülkücüler lafına tahammülü dahi olmayan bir kafa yapısına sahiptir ve küplere biner. “Bu cezaevini ben mi yoksa ülkücüler mi yönetiyor? ” diye bağırarak İsmail’i alır F 101 Koğuşu’na gelir.
........... devamı >>
 
Fikret Oğuztürk
    
    

248  

VATAN SEVDASI

VATAN SEVDASI

Zaman, bir akrep gibi kıvrılıp soksun diye
Kırdılar anacığım evladını, kırdılar! ..
Gönlündeki sevgiyi koparıp atsın diye
Attılar anacığım, ateşlere attılar! ..

Dondurmaya yetmedi, vicdansız canilerin
Yaktılar ciğerimi, ateşlerde yaktılar! ..
Yetmez bana alçakça eziyeti, onların
Gözlerimin önünde güllerimi kırdılar! ..

Vatanın evlatları koşar gider nöbete
Gözünü kırpmaz bile serhadleri, hep bekler!
Yüreklerinde iman, şehadette şerbete
Talip olur civanım, her biri sıra bekler! ..
........... devamı >>
 
Tevfik Tükenmez
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 10:08:54

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim