Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

DEUS EX MACHINA Konulu Şiirler - deus ex machina Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "deus ex machina" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "deus ex machina" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. deus ex machina Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 

Sayfa: 1 2 3 4 5

Sonraki Sayfa >>

 
    

1  

ÖLÜ

seksin s sinden habersizmiş

şöyle de söylenebilir kısaca
ex

(aralık ‘03)
........... devamı >>
 
Fuat Eriçok
    
    
    

2  

EX PARLAMENTER

Otomatik
Demir parmaklıklar
Açılırken
Ex parlamenter
Bir an
Dönüp
Akasına
Baktı
Ama
Koruma polislerinin
Yerinde
Gardiyanlar
........... devamı >>
 
Işık German Ersoy
    
    

3  

TANRININ BULUNMADIĞI YER

Son günlerde bir tartışmadır gidiyor.Bodrum’da bir müzede “Sualtı Arkeoloji Müzesindeki” bir yazı hakkında.. “İnde Deus Abest” (Tanrı’nın bulunmadığı/uzak kaldığı yer) Neresiymiş Tanrı’nın bulunmadığı bu yer? Bir zindan girişi..Tabii ki tartışmalar ve de araştırmalar sürüyor bu konuyla ilgili..Bazı teknik bulgular gösteriyor ki bu yazı o kadar da tarihi bir yazı değil ve belki de çok yakın bir dönemde ilgi çekmek maksadıyla oraya yazdırılmış.Ben tabii ki bir arkeoloji uzmanı olmadığım için bu konuya değinecek değilim ama bu olay bazı çağrışımları harekete geçirme yönünden zengin bir depo..Tam da vicdani kavramların cevelan ettiği bir çağrışım deposu..
Herhalde eski dönemlerde bilhassa da Latin hakimiyeti dönemlerinde pek de öyle “merhamet”, “vicdan” denilen Tanrısal kavramların bulunmadığı zamanlar, hatta uzun zaman dilimleri olmuş..Eskiçağ ve ortaçağda bunun örnekleri binlerle..Bu manaya uygun olarak belki de o dönemlerde daha korkutucu bir işkence dekoru olarak zindanların girişine bu tür ümitsizlik aşılayıcı yazılar yazılmıştır.Bu olası bir uygulama..Fakat şunu söyleyelim ki zindan herkes için de öyle ürpertici olmamıştır çoğu zaman..Yani bazı insanlar sanırım bu gibi yazıların asılı bulunduğu zindanlara girerlerken şöyle demişlerdi tebessüm ederek:
“Tanrı benim yüreğimde”
Eski çağlardan beri bu tür insanlar var olagelmiş..Hz.Yusuf bildiğimiz gibi uzun bir müddet zindanda kalmış ve pek çok ilmi de zindanda öğrenmiş.Mesela onun öğrendiği ilimlerden birisi de rüya tabiri..Üstelik o Allah ile o kadar içli dışlı imiş ki orada, onun bir Peygamberi oluvermiş.Demek ki zindan herkes için “Tanrının uzak olduğu bir yer” değil.Yani tasavvuf öğrencisi küçük Abdülkadir Geylani’nin “Tanrı’nın olmadığı bir yeri” arama lüzumunu bile hissetmemesindeki hakikat..Zaten Yaratıcı her yerde hazır ve nazır..O halde onun bulunmadığı ya da uzak kaldığı yer olabilir mi?
Roma dönemindeki Hıristiyanları bir hatırlayalım.Herhalde onlar için en mutlu dakikalardı zindanlarda geçen vakitler.Zira zindanın haricinde ya ölümdü cezaları ya da aslanlarla dövüşmeye zorlanmak ve sonunda da yine öldürülmek.Daha dehşetli işkencelerin yapıldığı da bilinen bir gerçekti o dönemlerde.Ya şu Beni İsrail Peygamberlerinin çektikleri.Zindanlar, öldürülmeler, işkenceler.İslamiyet’in ilk dönemlerini bir hatırlayalım.Mekkeli müşriklerin eziyetlerini, işkencelerini bir hatırlayalım.Bilal-i Habeşi’nin koskoca kayanın altında kemikleri çatırdarken “Allah Bir” deyişini bir hatırlayalım.
Yani kimileri için zindanlar; “İnde Deus est” hakikatinin yani “Allah’ın şah damarından daha yakın olması” gerçeğinin tecelli ettiği mekanlardır..O insanlar için Tanrı uzaklarda değil, hemen buradadır.Yüreğimizin, zihnimizin ve benliğimizin derinliklerindedir o..Böyle düşünenler için zindanlar bile saraya dönüşür..Ancak “İnde Deus Abest” diyen gönüller, saraylarda dahi olsa oralar, onlar için zindandan farksızdır.Demek ki bırakalım müzeleri de önce kalbimizin giriş kapılarına bir bakalım..Oralarda “İnde Deus Abest” mi yoksa “İnde Deus est” mi yazıyor?
Kalbinizin girişinde bu birinci yazı yazıyorsa ve gerçekten de Tanrı’yı ruhunuzdan, hayatınızdan o kadar uzak hissediyorsanız, pek çok ruhsal sıkıntılara da gebesiniz demektir.O sıkıntıların feryattan başka bir şey doğurmanıza sebep olmayacak korkunç acılarını, her saniye, beyin mahkumuna çektirmeniz, adeta zihninizi, ruhunuzu tüm maddiyatın ağırlıkları altında sıkmanız, ezmeniz size yokluktan başka ve bu yok olma düşüncesinin verdiği elemlerden başka ne kazandırabilir ki?
O müzedeki yazıyı bilemiyorum ama bu durumda kalbinizdeki bu dehşetli yazı gerçek değildir ve o muhakkak oradan kaldırılmalıdır.Yerine “İnde Deus est” yazılmalıdır.Şunu unutmayalım ki “güneş zatıyla bize milyonlarca kilometre uzakta olsa da o ışınlarıyla hemen her hücremizdedir” İşte güneşler güneşi de bize o kadar yakındır ki benliğimizde onun olmadığı bir yer yoktur.Onsuz yürekler ise girişine “İnde Deus Abest” yazılmış, ürkütücü, işkenceli bir zindandan farksızdır.
Ve bir gün vicdan arkeoloğu çıkar ve bu sahte tabelayı oradan kaldırıverir Bir daha oraya koymamacasına..Sonra “kalu bela” bezminde ruhlara yazılmış olan “gerçek” ama kendi kusurlarımızdan ötürü silinmiş o yazıyı ortaya çıkarıverir.
Bu meselelerde söz sahibi vicdandır ve ihtisas sahibi odur.İnsanlık vicdanı rağmına bu yanlışlarda ısrar edemez.İnsanlık aleminin yürek kapılarında bir zaman gelecektir ki “Allah her yerde hazır ve nazırdır” yazacaktır.İşte o zaman dünyada ne terör, ne hırsızlık, ne gıybet, ne de herhangi bir kötülük kalacaktır.Tıpkı asr-ı saadette olduğu gibi..
Belki de insanlığa müjdelenen Cennet hayatının bir kısa mukaddimesi böyle yaşanacaktır, ardından gelecek sonsuz bir mutluluğun da ümidiyle..Sonra da o ümidin sonsuz bir boyutta gerçekleşmesi..Sadece bu ümidin o tatlı hülyası için inanmaya değmez mi? Sadece bu mutluluğu tatmak için “Allah vardır ve birdir” demeye değmez mi?
........... devamı >>
 
Oğuz Düzgün
    
    
    

4  

KARA ŞİİRLER- KARA- İNSAN

Hücre Tanrı'dır. Tanrı’nın emeğiyle yaratılmış en küçük prototipidir Tanrı’nın.
Tanrı Hücre'dir. Hücre’yi makrokozmik boyutta düşleyebilirseniz Tanrı’yı görürsünüz.
İnsan Hücre'dir. Hücre'de neler oluyorsa, bir İnsan'da, bütün İnsanlıkta, bütün bir Tarihte de onlar oluyor.
Hücre, İnsan'dır. Bir İnsanda, bütün İnsanlıkta, bütün bir Tarihte neler oluyorsa Hücre'de de onlar oluyor.
İnsan Tanrı'dır. Tanrı’nın oluşturduğu bütün Hücre’ler kadar…
Tanrı, İnsan'dır. Hücre’lerden oluşan bütün Tanrı’lar gibi…
........... devamı >>
 
Haldun Çağlayan
    
    

5  

DÜŞLERİN HÜZNÜ

Düşlemeye devam edin...
........
Düşünceler;
donmuş yüreğinizde,
zenci bir uşak gibi
-ki saatlerce kırbaçlamıştınız-
tedirgin edip kanlı yüreğinizi,
sahip olduğunuz
süprüntü aşklara,
öyle yüzsüz
acı dilli
alay edeceğim...

Düşlemeye devam edin...

Moruk ayrılığı,
beklemeyin benden.
Ölümcül benimkisi;
boy vermez
ak bir yürekte,
bozguna uğrattığım
sevdalarınız...

Düşlemeye devam edin...
........... devamı >>
 
Veysel Toprak
    
    
    

6  

EX AŞKIM NEREDESİN?

Ex aşkım neredesin?
Artık aramaz oldun.
Sanal alem yalanmış!
Sende görünmez oldun.

Seni net'te bulmuştum.
Gerçek aşkım sanmıştım.
Her sözün bir oyunmuş!
Bende nasıl kanmışım.

Ne güzeldi buluştuk.
Herşeyi de konuştuk.
........... devamı >>
 
Soner Aldemir
    
    

7  

İFLAH OLMAM!

Genç Kardeşlerim yalanlanmış
ayıplanmış, yakışıksızlanmış
düzenin sahne arkasına itilmiş
alkole, cigaralığa, ex’e düşürülmüş
düzenden kopartılmış;

ablalar, abiler, dedeler, nineler
ne derseniz deyin iflah olmam!

Genç Kardeşlerim sürünüyor
hayattan kopmuş
kendine müzikte, bunalımda,
karanlık-dumanlı salonlarda anlamlar arıyor
ortadaki masaya boş-boş bakıyor

ablalar, abiler, dedeler, nineler
kafamı onlarla birlikte duvarlara vururum
koluma sigaraları basarım
sağa sola sallanırım ama
iflah olmam!
........... devamı >>
 
Ömer Dalman
    
    

8  

EX LİBRİS

Felaketler, üzüntüler!
İpiniz aşar başımı, düşer yere,
Ayağıma dolaşmasını beklersiniz.
Ya ben yine tetikteysem,
Yine atlarsam tam vaktinde,
Ne dersiniz?

Dönüyor başım, dönüyor etraf
Bir değil, beş değil,
İnsaf!
........... devamı >>
 
Behçet Necatigil
    

Sayfa: 1 2 3 4 5

Sonraki Sayfa >>


??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu


16.05.2008 19:26:58
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim  » 19 Mayıs
tatil - böcek ilaçlama - evden eve nakliyat - web tasarım - çiçek siparişi - kemerburgaz emlak - Prefabrik Ev - butik otel - perde - çiçekçi - Hastaneler - lazer epilasyon - Güneş Yanığı - perde - bölme duvar - Sağlık - Sahibinden Araba ilanı - Güzel Sözler - estetik cerrahi - Özel Hastaneler - kiralık tekne - çiçek - Poşet - Burun Estetiği - perde - İnsan Kaynakları - çiçekçi - perde - evden eve nakliyat - antibakteriyel el temizleme - çiçekçi - iddaa - Psikoloji Psikolog - son dakika - Hastane - burun estetiği - estetik dişhekimliği - estetik cerrahi - çiçek - haberler - Zayıflama Bandı - stor perde - evden eve nakliyat - Sadece Türkçe Oyunlar
[Buraya reklam verin]
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim