Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

DEKAR Konulu Şiirler - dekar Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "dekar" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "dekar" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. dekar Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

9  

KARA SABAN

Bir çift öküzle birde kara saban
Tıraktör yok kır, bayır, taşlı tarlan
Bir karış boy verir ektiğin arpan
Boşuna yorulup durdun herzaman

Rahmeli babamın elleri çatlar
Akşama kadar tarlada çabalar
Mahsul verirmi susuz tarlalar
Yağmur getirmezse birde bulutlar

Zavallı öküzlerin canı çıkar
Gün boyunca babam sürer kaç dekar
Ektiği neyse ancak alır o kadar
Neye zahmet çekti babam bu kadar
........... devamı >>
 
Güngör Celep
    
    
    

10  

**TÜRKİYE'M BENİM...

Anlatacağım memlekette ne güzellik varsa,
Güzellikler bitmezki Edirne'den Kars'a,
Uludağ'a bakar Yeşil Bursa,
Güzel yurdum Türkiye'm benim...

Edirne'de kurulur Kırkpınar güreşi,
Adıyaman'da Nemrut'ta seyret güneşi,
Var mı dünyada İstanbul'un bir eşi,
Güzel yurdum Türkiye'm benim...

Elazığ'ın gakkoşu Erzurum'un dadaşı,
Dünyaca ünlüdür Oltu taşı,
Gelde gör dondurmayı Maraş'ı,
Güzel yurdum Türkiye'm benim...
........... devamı >>
 
Beyzade Erden
    
    

11  

AĞRI DAĞI

Vatanımın uç noktası,
Tüm dağların en kralı,
Önünde var pembe dağı,
Çok gururlu Ağrı Dağı

Güneş doğar yamacından,
Batar güzel Tuzluca'dan
Iğdır'ıma gurur verir,
Gelin gibi Ağrı Dağı.

Tepesinden kar eksilmez,
Hasretini kimse bilmez,
Sarp yamaçlı yol verilmez,
Kral gibi Ağrı Dağı.

Deli-deli rüzgarı var,
Gururludur çok ar'ı var,
Eteğinde otlağı var,
Eski volkan Ağrı Dağı.

Kayaları çok kınalı,
Kimi yeşil, kimi sarı,
Keklik ona çok sevdalı,
Bir abide Ağrı Dağı.
........... devamı >>
 
Nusret Turan
    
    
    

12  

HASRET MEKTUBU

Mektubuma bilmem nerden başlasam
Kafamda sözcükler sekiyor oğlum
Bizden, sana kucak dolusu selam;
Bu sabah postayla çıkıyor oğlum

Verdiğin numara meşgul çalıyor
Gelen otobüste gözüm kalıyor
Başkaları, ay dolmadan geliyor
İçime bir hüzün çöküyor oğlum

Sağlığın, sıhhatin nasıl, bize yaz
Sıkı giy, üşütme geceler ayaz
Üstüne afiyet gribim biraz
Öksürük döşümü söküyor oğlum

İyi çalış kalma bütünlemeye
Sınıf tekrar etme, öbür seneye
Sakın ha, mitili atma Niğde’ye
Yokluğun, babanı yıkıyor oğlum
........... devamı >>
 
Mehmet Postallı
    
    

13  

NE VAR SANKİ (!)

Ne var sanki, böylece yaşamakta(!)
Yurdun toprağını yiyoruz bir bir.
Ne var satmışsa; dekar, hektar
Yabancılara siyasilerimiz..
Ne var sanki, topraklar satılmışsa
Boşa mı öldü bunca şehidimiz!

Toprak; elde simit, sofrada ekmek
Meyve, sebze, orman oluyor toprak..
Toprak; tarlada, bahçede bereket..
Ne var sanki, satmışsa evlek evlek(!)

Orman; yakıldı kesildi devrildi.
Sonra, binalar dikildi, yükseldi
Yok, çok satıyor mütahitlerimiz..
Vallahi toz duman ettik Dünya'yı
Toz duman ettik vallahi havayı;
Kirlettik bozduk pis ettik Dünya'yı...
........... devamı >>
 
Ahmet Berat Ünal
    
    
    

14  

BİR EMEĞİN ARDINDAN/DÜZ YAZI

Biz çiftçiler toprağımızı aç ve çorak bırakmayız. Her mevsim bizden istediği tohumu veririz. Hasat zamanı ambarlar dolusu geri iade etmek üzere, ekim zamanı gelince toprak bizden bir avuç dolusu tohumu ödünç olarak ister. Tohumlar nasırlı ellerimizin parmakları arasından billur tanesi şuhluğunda endamlı bir süzülüşten sonra toprağın kollarına usulce bırakırlar kendilerini. Yeni yaşamlara kavuşmak, yeni sevgiler yeşertmek ve tüm çiftçilere yeni bir umut olmak amacıyla biraz daha sıkı sarılırlar toprağa, incecik kökleriyle toprak ananın bağrından suyu emerler, aç körpe kuzuların memeden sütü çektikleri gibi suyu çekerler topraktan. Bir süre sonra küçük bir filiz toprak ananın perdelerini aralar ve güneşe “merhaba” der. Yaprakları birken iki olur, iki iken dört... Toprağın sunduğu besinleri güneş ışığı ile birleştirip en iyi şekilde değerlendirir. Yavaş yavaş körpelikten erginliğe bir terfidir aslında bu. Mevsimler döner her şeyin bir vakti olduğu gibi hasadın da vakti gelir. Erginleşip bıyıkları gürleşen başaklar ağırlaşıp görevlerini tamamlama aşkıyla boyunlarını yavaş yavaş eğerler. Altın bir okyanus misali hepsi sapsarı, taze gelinin ak gerdanındaki sarı liralar gibi göz kamaştırır.
Hasat, hepimiz için sadece ürünümüzün hasadı değil, emeğimizin, sevgilerimizin umudumuzun hasadıdır. Daneler biçerdöverin ambarından çuvallara girerken acemi aşkların kalplere girdiği gibi korkak, ürkek, bir o kadar da acelecidir. Allah’ım bu güzelliği görmek ne güzeldir. Buğday tanelerinin serenadını işitmek ne tatlıdır. Ve bütün bunlara alışık olup da bu güzellikleri yaşayamamak ne kadar acıdır. Bunu biz çiftçiler biliriz. Zehirli bir ok gibi saplanır bağrımıza da dirhem dirhem öldürür.
Bu acıyı 05.06.2003’te yaşamış bir çiftçiyim ben de. Osmaniye’deki sel felaketinde ürünlerini kaybeden meslektaşlarıma üzülürken ben de buna benzer bir felaketle karşılaştım.
Buğday tarlamın hemen aşağısında bulunan üzüm bağımda çalışıyordum. Komşuların panik içinde bağırıp koşuştuklarını gördüm. Ve o sırada yükselen dumanı da... Soluk soluğa yokuşu çıktım. Elektrik direğinden çıkan kıvılcım ejderha gibi tarlamın üzerinde çöreklenmişti. Allah’ım! Tarlam, buğdaylarım, evlatlarım, umutlarım, ciğerim yanıyordu ciğerim. Metin olmaya çalıştım. Büyük soğukkanlılıkla söndürmek için elimden geleni yaptım. Benim tarlam yanıyor bari başkalarının tarlası yanmasın diye traktörle kenarları sürdürdüm. Biraz olsun ateşin uzağa yayılmasını engellemiştim. Rüzgar da dinmişti. Arkamı dönüp baktığımda bütün başaklar son kez “imdat “ dercesine ellerin uzatıp, çığlıklarını içlerine gömerek alevlerin arasında kayboluyorlardı. Hepsini bir bir koklamak bağrıma basmak onlarla yanmak geldi içimden, yavrularımla yanmak! Sanki kızım telli duvaklı muradına eremeden ölmüştü. Cephede savaşan kahraman oğlum şehit düşmüştü. Olanlar olmuştu. Hepsinin kınalı ellerini tek tek okşadım. Açık kalan gözlerini bir bir kapattım. Huzura kavuşmaları için toprağı sürdürerek onları gömdüm. Allah’ım sana şükürler olsun! Daha büyük felaket vermediğin için. Canım sağ olduğu için. Bana verdiğin güç ve metanet için. Dualarım bittikten sonra harekete geçtim. Ben çiftçiyim. Yaralı toprağıma merhem sürmeliyim. Onu sevgisiz, umutsuz bırakmamalıyım. Tohumlarına fidanlarına kavuşturmalıyım onu. Mevsim susam mevsimidir dedim Ya Nasip! Diyerek attım tohumları toprağa Ya Nasip! ...Karalar bağlayan toprağım yeşile bürünmüş, susam fidanları ak çiçekleriyle umuda koşuyorlardı. Çiçeklerin üzerinde arılar mutluluk dansı yapıyorlardı. Bir ay önce alevlerin ölüm saçtığı tarlamda her şey normale dönmüştü.
Kaybolup giden emeğimin ardından aylar sonra ikinci emeğimin karşılığını almıştım. Bütün acılarım dinmiş, bütün yorgunluğumu unutmuştum. Sanki olup bitenleri ben yaşamamıştım da, bir filmde izlemiştim.
Hayat devam ederken her zaman umutla bakmak, her musibete karşı da umudu kalkan edinmek lazımdır. O zaman her şey kendiliğinden yoluna girer. Yaşarken umut; ekmek kadar lazım, su kadar aziz,nefes almak kadar sıcak ve hep özlenen, hep bizimle olan, bizim olan bir şeydir!
Benim yaşadığım gerçek bir hikaye bu! Hikayemde sıkıntılarımı göz yaşlarımı umutla sildim. Her şey sıfır olsa bile umut hep sonsuz olsun. Yaşamınızda olumsuzlukları yok eden bir virüs olsun umut. Umutlu olmanızı umut ediyorum.
........... devamı >>
 
Münire Çetin
    
    

15  

YAKLAŞ BİRAZ

Bir su birikintisi misin
Yada bir umman mısın
Anlamıyorum
Açıkla biraz
Sen dilsiz misin
Susan bir volkan mısın
Konuş
Kükre biraz
Koşuyorum tüm gücümle
Yetişemiyorum
Dur
Bekle biraz
........... devamı >>
 
Arif Doğramacı
    
    

16  

11.BÖLÜM 'HER ŞEY ALAÇAM İÇİN'-KALPTEN SEVENE GÖRE

11.Bölüm 'Her Şey Alaçam İçin'-kalpten sevene göre

Çayır ve meralarda-fiğ ve yonca ekilir
Fiğ üretim seksen ton-yonca elli yedidir
İlçemizde yetişir-elma armut ve erik
Şeftali ayva kiraz-ceviz incir ve fındık
'Her Şey Alaçam İçin'-kalpten sevene göre
İlçeye sahip çıkın-kalkınsın bütün yöre
Bölgede üretilen-sebze yedi bin dekar
En fazla yetişeni-domates soğan biber
Tarlalara ekilir-patlıcan salatalık
Pırasa ve fasulye-kabak ile sarımsak
........... devamı >>
 
Hasan Sancak
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.09.2008 15:15:05

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim