FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

CEMAAT Konulu Şiirler - cemaat Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "cemaat" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "cemaat" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. cemaat Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

553  

KENDİMLE ÖLMEK İSTİYORUM

.........İlkokula (kayıtsız) başladığım günü, koltuğumun altındaki 1 liralık alfabeyi, Düzensiz defterimi,eleştirilen yazılarımı, 1925'te eğitim ve öğretime başlayan okulumuzun ikinci binasının yanması sonucu, köy damındaki karanlık odada bazen üç bazen dört kişi ile oturduğumu; hele bir kış günü
akrabam Ömer Özer'in evine öğlen yemeğine gidişimizdeki gazete okuyuşumu ve şimdi doksan yaşlarına doğru ilerleyen Ömer Özer'den aferin alışımı, o günden beri de okumayı bırakmadığımı size bu uzun tümce ile anlatıverdim.
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    
    

554  

İNANÇ VE TOPLUMSAL İSTEM (TALEP) 54 AFORİZMALAR CEVAPLAR 11

Topluluk kavga eder ve topluluk dağılır. Topluluk yarın başka kişilerden oluşur. Ama toplum dağılmaz, hergün yeniden üretim yapar ve kurallı kurumsaldırlar. Çok farklı kavramdırlar. Toplum Ay'a gider ve bunun temelini üretir. Ama topluluk bunu asla başaramaz. Ne Ay'a gidebilir, ne bunun temelini üretir. Üstelikte toplumda bireyler vardır. Toplulukta kişiler vardır, inançları vardır. Toplulukta kişi-kişi ilişkisi varken, toplum da toplum-birey ilişkisi varlaştırması vardır. Toplulukta Ali yerine Veli, Suna, rastgeleliği olabilirken, toplumda Hüseyin'in yerine eğer Sevda doktor birey değilse, rast gele birey olamaz. Topluluktaki kişilerin, sevgileri, nefretleri, hoşgörüleri vs. sınırsız soyut düşünmeleri vardır. Bireyin de, bu öznellikleri vardır, ama birey; bunlardan çok bireylik kuralları ile toplumda vardır.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

555  

-ARİF EREN VE ŞİİRLERİ

TÜRK ŞİİRİNİN YÜZ AKI BİR ŞAİR

ARİF EREN
VE ŞİİRLERİ



-Tahlil-

Mustafa CEYLAN

Arif EREN üstadla yüzyüze hiç karşılaşmadık. İnternet ortamında şiirlerini okudukça ve resmine de baktıkça, içimden ona karşı sımsıcak bir duygu oluştu ve ılıman dostluk ırmağı akmaya başladı. Aradan bir zaman dilimi geçtikten sonra, dostum, ağabeyim Özkan GÖNLÜM’ den bir haber aldım. Yaz tatillerinde gittiği yazlıkta Arif EREN üstadla komşularmış. Bunun üzerine ağabeyim Özkan GÖNLÜM’ ü soru yağmuruna tuttum. Arif Hoca’ mı bana bir güzel anlattı… Yanılmamıştım. Hislerim doğruydu…Yüzünü görmeden sadece net ortamından mısralarını okuyarak tanıdığım bu usta şaire doğru yüreğimden akıp giden o ılıman dostluk ırmağı ile bir kere daha övündüm… Zaman geçince, günlerden bir akşam üstü telefondaki ses: “Aziz kardeşim ben Arif EREN… Özkan’ ın da selamı var” demez mi? Dünyalar benim oldu. İşte o günden beridir de, ne zaman üstaddan bir telefon alsam, içimi tarifsiz heyecanlar kaplar. Gönül kuşum kanat kanat yükselir şiirin doruklarında. Yüreğim ten kafesimde bir başka atmaya başlar… Üstad Arif Eren kimdir? Nerelidir? Merak ettim ve o pırlanta dizelerin usta kaleminin bugüne nasıl geldiğini öğrendim. Daha da mutlu oldum. Arif Eren, 20 - 11-1939'da Kahramanmaraş'ta doğmuştu. Kahramanmaraş Türk Edebiyatında, özellikle şiirde önemli isimlerin, usta şairlerin doğduğu mübarek bir vatan toprağı… En çok Karakoç ve rahmetli ağabeyim Hayati Vasfi Taşyürek’ le ben de şiirin beşiği olarak yer etmiş bir şehrimizdir. Bugün 60 yaşını geçmiş olan üstadım Arif Eren, 1963’ te Erzurum Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü 'nü bitirmiş. Yıllarca liselerde edebiyat öğretmenliği yapmış ve 1993’ de kendi isteğiyle emekli olmuş. Şiirleri, benim de şiir ve tahlillerimin bazılarında yayınlandığı dergilerde yayınlanmış. Bunlar: Çağrı, Defne, Toprak, Elif, Ilgaz, Varlık Yıllığı, Hisar, Türk Edebiyatı, Milli Kültür, Kültür ve Sanat, Doğuş Edebiyat, Dolunay, Tepe Edebiyat, Güneysu, Çınar, Palandöken, Genç Kardelen, Kırağı, Şardağ, Kümbet, Harman, Esinti, Alkış gibi çeşitli fikir ve sanat dergileri… Yorumumuza hocamızın bir şiirinden dizlerle girelim mi? Ne dersiniz? İşte:
........... devamı >>
 
Mustafa Ceylan
    
    
    

556  

ÖMÜR BOYU TANINMASI ENGELLENEN BİR KUTSAL ŞEHİR

Doğdu Hakan,doğdu Çiğdem 5-6 yaşına geldi. her şeyin merakının sardığı gibi sağ beyin yarı küresi dini,Allah`ı merak etti.Kur`an`a merakla baktı.O Kur`an gizemli,saklanan bir şey oldu.İlk soğukluğu hissetti.Allah denilince içine korku sa lındı.Elleri yanına düştü.O sevmek sevilmek için
vardı.Oysa ciddi bir korku damarlarına yönlendi rildi.Yanında Kurban boğazlandı.O hayvanlara müt hiş ilgi duyuyordu büyüklerle konuşamadığı zaman gördüğü zaman onlara koşuyordu.Onu da bir psiko log inceliğinde anlatılmadan yanında boğazladılar
akan kanlara ve kesen kişilere korkuyla baktı:
-Acaba ben de bir gün kesilir miyim? diye korktu.
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    

557  

KURTULUŞ SAVAŞI ÖNCESİ ESNASI VE SONRASI DURUMA KISA BİR BAKIŞ 18

Birincisi; bir cemiyete aitlik duygusunun baskınlığıdır. Bu hal, halka ait çok önemli hayati davranış duygusudur. Kendisine telkinde bulunan bir kutsiyeti ve bu kutsiyeti vaaz eden çevrelerin, baskıcı olduğunu ifşa ettirici bir soruya, kişinin alenen cevap veremez oluşudur. Ağbey, ana, baba, abla baskısı hali, öyle ulu orta, açıkça dökülür mü? Bu nedenle, bırakın örtünmeyi, daha vahim baskı olan, ensest ilişki saldırılarına maruz kalışını dahi, söylemez.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    
    

558  

İNANÇ LAİKLİK HOŞGÖRÜ 13

4-Yani insan ve toplum laiklikle özgürleşip, demokratikleşmektedir. Laiklik toplumsal etkinlikte bir çeşit katalizör görevi görür. Hoşgörü özel yaşamda bir özgürleşme ve demokratikleşme doğurmaz. Aksine, benciliğin alt edimediği sukunettir.

Hoşgörü özgürleşememe, demokratik tavırlı olamama sonucudur. Çünkü inançlar hoşgörü ile, belli bir gözlüğü takmışlardır. Zorunlu olarak da, belli şeyleri görecek ve farklıya şiddetle karşı olup, hoşgörü ile kapanacaktır. Yani yanlışlığını, bir başkasının yanlışlığı ile doğrular hoşgörü. Daha açığı kargadan başka kuş tanımazlığın diş geçirememesi sonucu iledir hoşgörü. İki yönlü, hem halkın içinde tutunmayı, hemde karşı tarafa güç yapıp güç yetirememenin müsamahasal sindirir oluşu olarak belirmiştitr.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

559  

İNANÇ VE TOPLUMSAL İSTEM (TALEP) 20

İnanma ve sevme gibi tutumlar kişisel özelliklidir. Şunu da söyleyebiliriz, inanma ve sevme
toplumdan önce vardır. Bunların toplumdaki işleyişlerde, yeniden ve çokça yansıtılır oluşu, bu duygulara ivme ve yoğunluk kazandırdı. Bu da zaten inancın toplumsal temelli olmayışı
kanıtıdır. Bu şu demek; inanç ve sevme toplumun, çokça da halkın yaşam biçimi ve tarzına göre şekil alır. Nasıl rengin görselde her hangi bir şekli yoktur, bir kedide kedi biçimlidir, bir kazakta, insan gövdesi biçimlidir ise, inançlar da; toplumsal üretim ve refahın tüketilişine uygun sosyal düzeyle biçimli, halka ait yaşamla ilintili bir ilinekselliktir.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

560  

SAHİL BOYU GİDELİM YALİ YALİ

KARADENİZ SEVDASI

SAHİL BOYU GİDELİM YALİ YALİ

Mavi ile yeşilin izdivacından doğan turkuaz sevdadır Karadeniz sevdası. Aslında anlatılamaz, gizemine erişmek için bizzat yaşamak gerekir. Ciğerleriniz bayram eder bol oksijenli temiz havasıyla. Yeşilin türlü çeşidiyle uzanan Kaçkarlar, denizin mavisiyle fırtınalı bir aşk yaşar adeta. Süt liman görünen denizin masum halinden eser kalmaz deryaya kavuştuğu yerde. Tüm Karadenizlilerin damarlarındaki kan gibi köpürür, hışımla kabarır çoğu zaman. Bir de bakmışsınız nükte ediyormuşçasına gök gürlemesini keser, güneş merhaba der tebessümlü. Yazın ortasında yağmur yağar, gök gürler. Aniden fırtınanın ortasında kalırsınız. Duman çöker dağlara, göz gözü görmez uğraşmayın sakın. Şemsiyeniz yetersiz kalır, yürümekte zorlanırsınız. İleride görünen köşeyi döndüğünüzde, güneşten korur fırtınada aciz kalan şemsiyeniz. Kışın diz boyu kar yağar her yer bembeyaz, ertesi gün bir de bakmışsınız güneş göz kırpıyor, kardan eser yok. Yaylalarda yazın kardan köprülerden geçip gidersiniz. Birkaç mevsimi aynı günde yaşamak içten bile değildir.
........... devamı >>
 
Meral Yağcıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


22.11.2008 22:14:49

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim