FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

CEKINGEN Konulu Şiirler - cekingen Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "cekingen" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "cekingen" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. cekingen Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

545  

ZORBALIK ÜLKE İCADI.......I......

İYİYİ YAPABİLDİĞİ HALDE YAPMAYAN BİR İNSAN
SUÇ İŞLEMİŞ OLUR. Pestalozzi
Beat kappeler´den tutkulu bir istatistik lektürü:

_______________________İsviçre
____________________sosyolojisinin
__________________1970 sayımlarında
______________„Varlık içinde yaşam ve düzen“
______hakkında bir istatistik şanslılık belirten gazete haberi
İsviçre halkının bütünü yirmi bölük olarak, diye tanımlıyor ve satır satır
________her tabeladan zenginlik ve iktidar seyredilebilir.
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    
    

546  

GARİP BİR ZAMAN DİLİMİNDE ÇALAN TELEFON…

Telefonun sesi gecenin ilerleyen saatlerinde acı acı çalıyordu. Gecenin bir yarısıydı, bakılmalı mıydı, tam karar verememişti. Ama çalan telefonun sesi durmak bilmiyordu.

Evin hanımı çaresizliği yaşıyordu. Acaba şehir dışında bulunan beyi miydi? Yoksa acı bir haberin işareti miydi? Bilemiyordu.

Çaresizce yatağından besmeleyi çekerek telefonun yanına doğru ilerledi. Çok yorgundu. Oldukça geç yatmıştı. Günlük okuduğu Kuranı kerimi okumaya gayret etse de, gözleri dayanamayıp kapanıyordu.
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    

547  

HAYATIN İÇİNDEN GÜNLÜK YAZIŞLAR



Sana bundan sonra yazacağım ara ara.

Şimdi konuşmaya nereden başlasam derdinde de değilim aslına bakarsan. Ben burdayım ve sen bunu biliyorsun. Klavyenin önünde durmuş, karşımda duvardan söktüğüm resimlerinin kaldırdığı boya izleri varken aslında seni kaldırıp bir kenara koymadığım var aklımda. Zaman zaman sorduğum soru, sonunda seni kaldırıp bir kenara koymam gerekiyor mu şeklinde beliriyor ve ben bunun cevabını biliyorum. Sen benim hayatımın içinde, şu zamana kadar yer etmiş en önemli zaman dilimi, en önemli olay, en önemli duygu yumağısın, bu kesin. Belirsiz olan şeyler var evet ve ben bu belirsizleri seninle birlikte yaşadım. Seninle birlikte korktum, seninle birlikte kaçtım. Evet daha çok isteyen, hadi diyen bendim ama sanırım bunun da sebebi sanırım içten içe yaşadığım açlığımdı. Evet çok istiyordum aşkı yaşamayı ve sonrasını. Yine de istiyorum ama artık çok daha başka halde.
........... devamı >>
 
Ali Akar
    
    
    

548  

FARKINDALIK(SIZ) BİLİNÇ(SİZLİK) KATMANLARI (2) (DÜZ YAZI)

2 – Farkındalıksız Bilinç Katmanları:

Varlıkta “farkındalıksız bilinç katmanları”nı oluşturan bilgiler ise; varlığa birinci ve hatta ikinci dereceden bile lüzum etmeyen haber, malumat veya bilgilerdir. Genellikle varlığın isteği dışında, bilinçaltına girip yerleşiveren davetsiz misafirlerdir, aynen bilgisayarın hafızasına girip yerleşen virüsler gibidirler. Ne var ki; bilgisayara bir tanesi bile girince hemen fark edilebilen bu davetsiz misafirler, varlıkların içinde en basit işlem hacmine sahip bilinen bir arının beyninde bile, fark edilmeleri neredeyse imkansızdır.
........... devamı >>
 
Ali Oskan
    
    

549  

TACİKİSTAN DENİLİNCE (SEYEHATNAME)

TACİKİSTAN DENİLİNCE


Ard arda sıralanmış dağlara karlar yağmış yine
Güneş bulutların arkasına saklanmış düşlerimiz gibi.

İşyerinde harıl harıl çalışırken cep telefonum çaldı. Konuşurken ağzından cümleciklerin gülerek döküldüğü bir güzel insan hepimizin tanıdığı Hüseyin Oruç telefonda Kurban Organizasyonunda gideceğim yeri Tacikistan deyince zihnimin bir yerlerinde bir takım simgeler canlandı ve dudaklarıma tatlı bir tebessüm iniverdi. Hemen başkent Duşanbe aklıma geldi. Sonra Buhara, Semerkand ve eski dostum Halit.
........... devamı >>
 
Hacı Ali Aydın
    
    
    

550  

İLKLER-18 (HİKMET GENÇ 'İN İLKLERİ - 7)

İlk Öğretmen Vekilliği

Hikmet Genç, Personel Şefi Nafi Bey ‘le merdivenlerde karşılaştı. Kendisi çıkarken o inmekteydi.
- Hikoş, odamda bekle, geliyorum. Ataman çıktı.
O çıka çıka bitmeyen basamaklar Hikmet Genç ‘in ayakları altında her zamankinden çok daha çabuk bitti. Aynı basamakları tam bir yıl çıkıp çıkıp inmişti. Onları iyi tanıyordu: İnerken bitmez, çıkarken asla sonu gelmezdi.
Üniversite ayarı dört yıllık liseden hem devlet lise bitirme diplomasıyla, hem de olgunluk diplomasıyla mezun olmuştu. Mezuniyeti bir yıl öncesinin haziran ayındaydı. Formaliteler yüzünden diplomaların verilmesi zaman alacağından, aynı yılın ağustos ayında, diploma yerine geçen “Çıkma” sına kavuşmuş, ancak “Çıkma” yı haziran ayında alamadığından yedek subaylığı kaçırmış, öğretmen vekilliği için başvuru yapmış, tam bir yıl sokaklarda parasız-pulsuz sürterek atama beklemişti.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

551  

DEDEM VE BEN

Köyümüzde kışlar sert, yazlar kurak geçer, ektiğimiz ekinler kururdu. Köyümüzün sakinleri genelde fakir, çok çocuklu ailelerdi. Dedemin on çocuğu, bir de onların çocukları otuz kişilik bir aile, bu kalabalık aileyi dedem yönetir hiç kimse dedeme saygısızlık edemezdi. Dedemin kerpiçten yapılmış evinin yanına iki oda da bize ilave edilmişti.
Kazan büyük evde kaynar orada yer içerdik. Babam öküzler önünde, kara saban elinde kan ter içinde sabahtan akşama kadar çift sürer, ekin eker, ekinler ekilirken yağmurlu olan hava birden ısınır, ekinler yağmur yağmazsa kurur, istendiği kadar verimli olmazdı. Bu duruma herkes üzülür kimsenin elinden bir şey gelmez sık, sık biz çocukları da yanlarına alırlar yağmur duasına çıkardık. Yine de bir damla yağmur düşmez emekler heba olur giderdi.
........... devamı >>
 
Şükran Beşışık
    
    

552  

BİR OLUŞUMUN DESTANI

Bir aynanın arka yüzünde görebilirsin ancak,
yaşamının gerçek yüzünü..!
Yaşamının ve kendinin..!
Edindiğin tüm değerlerin,
incir çekirdeğince önemsiz..
ve bağlandığın tüm halatların,
pamuk ipliğinden farksız olduğu..
bir aynanın arka yüzünde..!

Ne bir el vardır,
sana uzanan..!
Ne de bir ses,
duymak için onca çabaladığın..!
Gözler de yoktur..
üzerine çevrilmiş, adeta uzaktan izlercesine..!
Sadece, sen varsındır...
Yaşamın ve kendinle baş başa..!
........... devamı >>
 
Cem Özdemir
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


22.11.2008 23:18:15

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim