Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

BIYOLOG Konulu Şiirler - biyolog Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "biyolog" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "biyolog" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. biyolog Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

1  

BUNU BİL

Gerçek aşka tutulmuşsa bir insan,
Ölür ama vazgeçemez bunu bil.
Kelimeler kifayetsizdir işe yaramaz lisan,
Yaşar ama anlatamaz bunu bil.

Onun için tek varlıktır sevdiği,
Dünyaya değişilmez gönül verdiği,
Kalp bir bahçedir aşkın yeşerdiği,
Büyütür ama koparamaz bunu bil.

Vazgeçmek istese de aşkı kalbinde bulur,
Aşkın ateşinde gönlü kavrulur,
Âşıklara akıl veren çok olur,
Akıl çoktur ama icraat yoktur bunu bil.
........... devamı >>
 
Emre Erdem
    
    
    

2  

ANAM

Beni sana evlat,
Seni bana,uygun bulmuş
Öylece taktir etmiş,
Ne güzel de karar vermiş, YÜCE YARADAN.
Senin evlatlarına yaptığını,
Fedakarlıklarının,
Hangisini,yazsam-saysam.
Sana olan saygımı,sevgimi,minnettarlığımı
Hangi kelimeye,hangi cümleye
Hangi satırlara sığdırsam
Kelimeye,cümleye,satırlara sığmıyorsun ANAM
Kilisli Taşçı Mehli’nin kızı,
........... devamı >>
 
Cemal Erkoç
    
    

3  

KİMBİLİR NE ZAMAN

Hep okutmak isterdi de şu garip babam
Almadı nedense bir türlü bu man kafam
Benimle okuyanlar bitirdiler tamam
Yetişiriz belki biz de kimbilir ne zaman?

Kalem'im mala oldu.Kravatsa çekiç
Gülmedi talih bize nedense hiç
Hayat çok zor,yaşamaksa daha güç
Kurtuluruz belki biz de kimbilir ne zaman.

Oluruz sanma ne matamatikçi,ne de biyolog
Hocalarla kuramadık nedense bir diyalog
Ömrümüz tükenirken olsa da soluk soluk
Gideriz belki biz de kimbilir ne zaman?
........... devamı >>
 
Osman Taşpınar
    
    
    

4  

PERSONELİN SEVGİSİ

İNSAN VAR OTURDUĞU KOLTUK SAYESİNDE, ADAM OLUR.
ADAM VAR, OTURDUĞU KOLTUK SAYESİNDE MAKAM OLUR.

Teknisyenden şoföre, hemşireden ebeye,
Beni ayakta tutan, personelin sevgisi.
Çocuk uzmanı hekim, şifa verir bebeye,
Beni ayakta tutan, personelin sevgisi.

Fikret abi onlara, hak arayan dilenci,
Kadın erkek fark etmez, yaşlısı ya da genci,
Canım abim demez mi, narkozcuyla röntgenci,
Beni ayakta tutan, personelin sevgisi.
........... devamı >>
 
Fikret Oğuztürk
    
    

5  

VAHŞİYE YENİDEN BAĞLANMAK

“Uygarlık yan yatmış yapraklar ve taşınmış çimenliklerdir”

Çevremizdeki uygarlıkla ve çoğumuzun genel durumu vahşi yanlarımızla nasıl yeniden bağlantıya geçeceğimiz içerisinde gelişmiştir. Vahşi olmak için nereden başlayacağız?

Yollardan biri sınırsız ve kendilerini “uygar” yapıdan bir çok fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal gerçekliklerde gösterebilen daha “vahşi” bir varoluşa doğru götürmek için yeniden sıralama yapmakla başlamaktır. Bir kent kabusunun ortasında bile bizler daha doğal bir yaşam biçimiyle yeniden bağlanmaya başlayabiliriz. Modern yapımın betonları altına gömülmüş olan toprağı ve vücudunu gerçek besinlerle beslemek için doğal döngüleri anlama metotları olarak şehir bahçeciliğini ve perma kültür yapmayı düşünebilir. Uygarlığın altyapısı üzerinde harika bir şekilde yıkıcı bir gücü olan yarıklarda çok iyi yetişen bir çok bitki bulunmaktadır. Şehir avcılığı ve toplayıcılığı ihtiyaçlarımız için sisteme daha az bağımlı olabileceğimiz ve azalan hayatta kalma iç güdülerimizi bilememize yardımcı olabilir. Grafiti, kırık pencereler, ateş, ve moloz şehrin standartlaştırılmış estetiğini yıkmanın yolları olarak görülebilir ve tabii ki bir isyanın kendiliğinden dinamikleri uygarlığın “trenler her zaman zamanında gider.” zihniyetini dengesizleştirmek için çok şey yapabilir. Bizler vahşi bölgelere gidebilir, yiyecek, ilaç ve kılavuzlar olarak vahşi bitkilerin bilgisini yeniden edinebiliriz. Tüm insanların bir zamanlar yaşamın gereksinimlerini karşıladıkları yollar olarak kullandıkları ilkel becerileri yeniden kazanmaya başlayabiliriz. Bu sistemin bizi zorladığı yabancılaşmış ve çatlamış “yaşama” karşın her zaman olduğumuz doğal komünal varlıklar olarak birbirine yardım etmeye ve umursamaya başlayabiliriz.
........... devamı >>
 
Berzan
    
    
    

6  

BİR ANLIK DÜŞÜNCELER

Yıllar önce Hogeschool van Alkmaar’da talebe idim. Amsterdam’dan trenle okula gidecektim ama trenin kalkmasına biraz daha zaman vardı. Kompartımanda otururken şuursuzca dışarıyı seyrediyordum. Gözüme çarpan şeyler arasında raylar, küflü demir direkler, istasyon binasının duvarındaki kararmış tuğlalar... Küflü demir yığınları ve kararmış tuğlalar arasında bir ağaç dikkatimi çekti. Bir ağacın pırıl pırıl parlayan yaprakları ile adeta göz kamaştırıcı güzelliğinin ilk kez farkına varmıştım. Rabbimin yarattığı bir ağaç, insanların üretmiş oldukları eşyalar yanında karşılaştırılmayacak kadar güzelliğe sahipti... Geçenlerde yol kenarındaki ağaçlar çok farklı bir açıdan dikkatimi çekti.
........... devamı >>
 
Abdullah Konuksever
    
    

7  

İNANÇ LAİKLİK HOŞGÖRÜ 19

Örneğin laikliğin, uygar oluşun nedeni imiş gibi algılanışı da sui zandır. Hiç alakası da yoktur. Laiklik, uygarlığın değil, toplumsal üretişin, alanında olamayan ve olmayacak olanın buraya taşınmamasıdır. Burada eğemen kılınmaması, burasının halksal işleyişe dönüşmemesidir. Yapı halksalıktan ayrı bir yapı, ama işleyişini yaşanışını, halksallığa, halksallığın kişisel ve öznel anlamalarına çevrilmek, istenen bir kavrayışsızlıktır.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

8  

ANA KARNINA DÖNÜŞ - 1.3

1.3

Kaptan Çi Vaştar ve Etimolog Şur Çarup

Kaptan Çi Vaştar brifing platosunun ortasındaki yuvarlak masada oturmaktaydı. Masanın yanları küçük yarım daireler halinde kesilerek üzerinde altı oyuk açılmıştı. En çok altı kişinin alınabildiği brifinglere katılanlar masanın bu boşluklarına oturuyor olmalıydılar.Astronotlar platoya girdiklerinde, masada salt Kaptan vardı ve kalan beş daire boştu. Dairesel metalik duvarların çerçevelediği plato yarı aydınlıktı. Aydınlatma devrelerinden biri yedek jeneratör komutasına girebilmiş, hasar gören tüm obir devreler, jeneratör komutuna başkaldırıp görevden çekilmişlerdi.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


07.10.2008 02:20:31

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim