Antoloji.com

Bir Şehit Kızına Şiiri - Ataol Behramoğlu

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Şair Ataol Behramoğlu Ataol Behramoğlu Popülerlik=5/5
Bu nedir? 
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Kitaplar  Zevkler 
 << Önceki ŞiirAtaol Behramoğlu ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Bir Şehit Kızına

Güzelim, sevdiğim, çocuğum, gülüm
Bir şehit kızısın sen.
Acılı, buruk bir türkü gibisin
Bu acımasız günlerin içinden
..........
..........

 

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


Şu konularda daha fazla şiir: Baba, Çiçek

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Bir Şehit Kızına adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Şiire puan vereceğim

puan
6.9 10
(61 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 

Bu şairimizden (veya telif hakları açısından yasal temsilcisinden) henüz izin alınmadığından dolayı şu anda bu şiirin tüm metnini yayınlayamıyoruz.
Şairlerimizden izin alınması ile ilgili süreç devam etmekte olup, izin alınan şiirler hemen tam okumaya açılmaktadır. Şu an itibariyle sitemizde kayıtlı şiirlerin yaklaşık %70'i için izin alınmış olup bu şiirlerin tüm metni okunabilmektedir.
Antoloji.Com

Bu şiir size aitse, şiirin tüm metninin yayınlanması için ne yapmalısınız?
Siz Ataol Behramoğlu (veya yasal temsilcisi veya varisi veya bu şiirin telif haklarını elinde bulunduran kişi) iseniz, Ataol Behramoğlu şiirlerinin sitemizde tam metniyle yayınlanması için şu seçeneklerden birini uygulayın:
1. Elektronik Sözleşme Onaylayın: Elektronik sözleşmeyi onayladığınızda Ataol Behramoğlu şiirleri hemen şu anda tam yayına açılacaktır. ÜCRETSİZ olan bu işlem internet üzerinden yapılmaktadır ve toplam 2 dk içinde sonuçlanmaktadır. Geniş bilgi almak için buraya, onaylamak için de buraya tıklayın.
2. Yetkili Şair olun: Yetkili şair olduğunuzda, sadece şiirleriniz açılmakla kalmaz, aynı zamanda şiirleriniz üzerinde tam yönetim elde edersiniz. Sitemizde kayıtlı şiirlerinizi dilediğiniz anda değiştirebilir, silebilir, ekleyebilirsiniz; ayrıca şiirinizi okuyan kişiler size özel mesaj veya yorumlarını gönderebileceklerdir. ÜCRETSİZ olan bu hizmet ile ilgili bilgi almak ve kayıt olmak için buraya tıklayın.

 << Önceki ŞiirAtaol Behramoğlu ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Bir Şehit Kızına Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
Turgut. UZDU: İran'da Şah değişip Humeyni geldikten sonraydı. Ankara'da bir oteldeyim. İrandan kaçan Azerilerden. Biraz sohbet ettik. Sonunda İran'da ne değişti diye sordum. Yaşlı kadın etrafına baktı savak ajanı var mı diye. Sonra kulağıma eğildi. ' Evlat yiyen ağız değişti...' dedi. Şimdi Türkiyeye hangi rejim gelirse gelsin olacak yaşlı kadının söylediğinden farklı olmayacaktır. Birileri muhakkak Rusya'da olduğu gibi süt banyoları yapacaktır. Yani hikaye...

0 person liked.
0 person did not like.
Turgut. UZDU: Şehitlik kelimesinin anlamına bakmak lazım. Her ölene şehit denmez. Kafasına esen şehit diyerek kendisini ve kendisi gibi inananları kandırır ancak. Ölen birine şehit diyebilmek için gerekli şartlar nelerdir bilmek lazım. Şehitlik mertebesi ayağa düşmemeli.

0 person liked.
0 person did not like.
kanra545: Sayın sayın bu işler hükümet yıkmakla olsaydı,şimdiye kadar çoktan olurdu.dikkatinizi çekerim,60 yılda,kaç defa seçimle,kaç defa darbeyle kaç defa yalan dolanla hükümetler yıktık ne değişti.? El insaf minel iman.

0 person liked.
0 person did not like.
Sadece Fatoş: Hissedilerek yazılmış, akıcı/duygulu bir şiir. Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun :((

0 person liked.
0 person did not like.
Nsi/Nadir Sayin: Şiir kendi içeriğinde őzűne sadık vurgusunu yapmış...mesajını vermiş.. Ne diyelim ..selamlar olsun.. Gőrűnűyor ki.. Bizde siyasetin őzűne (:toplumdaki sorunları çőzmede, barışı ve huzuru sağlamada, uzlaşmada, altarnatifler űretmede halktan alınan yetkiyle fonksiyonel gőrevli olması gerekirken) sadık etik vicdanlı siyatçi değil ..kendi kişisel dinsel, idiyolojik çıkar ve inancını her koşulda koruyan/kollayan ve topluma onları aşılamada kafatasçı ya da kafa yuyucu siyasetçiler yűzűnden nerdeyse, 60 seneyi ye geçkin, sorunlar içinde boğulup kaldık.. Űstelik sansűrcű ve sinsi dinleyici/dinletici gizli ajan zihniyeti kendine tűrlű tűrlű bahaneler űreterek 'ben ‘demokratım, őzgűrlűkten yanayım' savsatasıyla ve őbűrű ise 'ben de evrensel hukuktan yanayım' zırvalamasıyla genel őzlerden uzak kendi kuralını ve ‘hukukunu’ yaratmada siyasetin őzűne ne kadar aykırlık varsa elinden geleni ardına koymuyor.. Eline silahı alan, ya dağ benimdir diyor..ya da bu yurt benim.. eline ‘del’ i geçiren bu yazıdır.. bu değildir diyip basıyor ‘del’ine.. eline yetki alan gizli ..gizli dinlenmelerle hukuk-mukuk demeden kanıt topluyor/toplatıyor kendine.. Yani altında arabası olan ..açılın yoldan ben geliyorum..kaçın őnűmden diye kendi kuralını koyuyor... Kavramlarda paradoks ve yozlaşmaya gidişat devam ediyor yurdumuzda... Sanıyorum bizim őmrűműzde bunları irelemekle gideceğe benziyor... (hatırlatırım tűm yazdıklarım, yasasal, etiksel, elştirisel..sevap ve gűnahlarıyla kendime aittir) Al EŞŞEĞİ Vur KATIRA! !) AL EŞŞEĞİ VUR KATIRA Dinsel boyut mu yoksa vatan(milliyetçilik) PKK söylemleri mi? Al birini vur ötekine! Bir kere başta şunu vurgulayayım: Çağımızda ve günümüzde hiçbir silahlı savaşımla, dağa çıkmakla, adam, kadın, asker, insan katletmek ve öldürmekle, illegal, mafya cinsi ve sinsi olarak halkı yıldırmakla, kandırmakla, manipüle ve korkutup sadaka kültürüne boyun eğdirmekle ve benzerleriyle ne özgürlük ne de insan gibi yaşama hedefi ve amacına erişmek mümkün olmadığı gibi, bu aynı zamanda, insanın insancıl özüne de aykırıdır. İnsanın kendi özü-vicdanı, kültürüyle yaşam hakkına ve evrensel hukukuna saygı duymada bilinçli olmaya özen gösteren bir yurttaş olarak ne bir örgütü, ne de bir sempatizanı, ne de bir askeri yargılama hakkına haiz değilim; hâkim değilim, asker değilim, polis değilim, dağda değilim. Hiçbir insanın vurularak yığılması taraftarı değilim. Neyin taraftarıyım ve yerim ve duruşum ise; toplumda genelin birincil insan gereksinimlerin karşılanabileceği, barış isteyen, özgür, evrensel hukuksal yapıya yönelmiş ve sosyal bir toplum arzusu olan, bunun için insansal niteliğimle savaşım veriyorum; yani aynen bu yazıyla da olduğu gibi. Ama bir yurttaş olarak sokağımda ki pisi pası, postane, devlet dairesinde, hastanede saatlerce her gün çile çekmeme karşın; emniyet gücünden, TRT sine kadar, milletvekilinden, bürokrat-memuruna, belediye görevlisine kadar; askerin barınması, yemesi içmesine ve komutanın sağlığına kadar, vergimi 10 kalemden vermek zorunda bir insan olarak toplumun güvenliğini korumada, sorunların bitmesinde, adil saglik sistemi sağlama ve sunulmasında ve sair ve sair evet bir birey olarak sizi, onu beni değil, o vergi verdiklerimi onlarda sorumlu görüyorum.. İşte bu yüzden de, insan gibi kendi yurdunda yaşama konusunda ki temel unsurlar açısından ‘ vatanseverlik’ derken İllüzyon içindeyiz. Ve yanlış bilinçlenmişlik ötesinde adeta beynimize yönlendirmede hükmü başkasının eline vermişiz.. Aynı nasıl dincilikte yobaz kafa 1400’lü yıllarda kalmışsa, milliyetçilik ve vatanseverlik diyen kafada belki 100 sene öncesine takılmış kalmış. Ve buna ta Atatürk’ü alet edercesine. Atatürk o zaman şartlarında bağımsızlık savaşımı için *vatanseverlik* ve ümmetçilikten arınma için de *milliyetçilik* söylemini kullanmıştır. Ve bu söylemler o çağda olması zorunlu gerekliliktir. O zamanlar halkın okuma yazma oranı Osmanlının halkı ekstra cahil bırakan yönetimiyle yüzde 80’lere dayanmaktadır. O zaman şartlarında sen kalkıp, insanın bilimsel ve birincil gereksinimsel olan aş, iş, sağlık, sigorta, eğitim, güvenlik ve benzeri açısından, yığınları mobilize edemezsiniz. Bunlar için hadi vatanı kurtarmaya diye ayaklandıramaz ve özgüven veremezsiniz. Kurtuluş savaşına ayaklanmada o zamanlar, patates-soğan dağıtılsaydı, sobası olmayan evlere kömür (elektriği olmayan köye buzdolabı dağıtmaktan farklı olmayan) ve sana iş, TOKİ den bir daire… Denseydi adama gülerlerdi. Bir diğer anlatımla Atatürk şimdi yaşamış olsaydı, bu her şeyin karşısına ‘insan odağını’ bir yana koyup vatan/milliyetçilikle bağıranların herhalde kendine gel, mantığını kullan diye yüzüne iyi bir tokat patlatırdı. Neden? Onu da bazı verilerle anlatayım. Sadece bir kaç somut veriler: 1. Dünya da yaşanır ülke olarak birinci Norveç.. Hollanda 16. sırada, Türkiye ise bazı Asya ülkelerinin ve Afrika ülkelerinin de arkasında yanılmıyorsan yüzden sonrası gelmektedir. Örnek Hollanda’ da Halk araştırmasında kendi yurdunda yaşamak isteyenlerin oranı 100 de 86 civarında. Ama böyle bir araştırma Türkiye de yapılsa buyurun çıkacak oranı siz tahmin edin. Ve yine bir araştırmaya göre dünya ölçeğinde hemen hemen en mutsuzum diyen oran Türkiye halkında en yükseklerde. 2. Yabancı bir TV de yapılan (Türkiye’de villa/ev almaya teşvik içerikli) programda yıllık olarak sadece 20 ila 30 Euro vergisi olduğu beyan edilmiştir. Bu herhangi bir Avrupa ülkesinde en az 20 ila 30 katıdır. 20 ila 30 sene sonra (ki halen genelde ki Avrupa insanı Türkiye’deki ev alım satımı vs dâhil yaşamada tam güven sahibi değildir) şartların daha da el vermesi beraberinde evet resmen artık Türkiye vatanın sevilmesinde Avrupalı, İsrailli ve Araplar çoğunluğu oluşturmayacağını kim grandi edebilir? Bu bir Paranoya değil gerçekler bazında rakamlar ve yasalarıyla bu yapının oluşmasına açık olan gerçekçi bir var sayımdır. O zamanda bizim kuru laflı ve alt yapısız ‘vatancılar/milliyetçiler’ diyelim ki bir İsrailli ya da İngiliz, İranlıyla yok sen yok ben vatanımı daha çok seviyorum zırvalamalı yarışı devam ettirecek ortamlara sürekleşebileceğiz.. Söyler misiniz o zaman sizin vatan sevginizin kilosu ne kadar olacak? 3. Bulunduğu genel konum bazında dünyada zengin ile fakir arasında en derin uçurum ise Türkiye, Amerika’dan sonra, başları çeken bir ülkedir ve sigortalı olmayan milyonlarca insan Türkiye vatan topraklarında yaşamaktadır. 4. Milyarderler çoğalırken ve suni ekonomik büyüme varken işsizlik (Kırsal alanlar dâhil tam kayıt sistemi de güvenilir olamadığından) resmi rakamlara göre 1,5 milyonu geçkin, resmi olmayan rakamlara göre 5 milyon civarındadır. Türkiye, Avrupa’da resmi olmayan rakamlarla işsizlikte en başlarda koşmaktadır. Buna ek olarak dünya genelinde krizlerin en doruk noktaya çıktığı ülkelerde bankacısından/ticaretçisine/ patronuna kadar belki de tek bir intihar olayı yokken, krizin teğet geçtiği yalanını haykıran vatanımızda bu alanda intihar vakaları nerdeyse günlüktür. 5. Trafik kazalarında ve çocuk ölümlerinde bu vatanımız yine dünya da başı çekenlerdendir. 6. Hukukta, devlet dairlerinde, kamuda, bankada, PTT de, YÖK’te trafikte, demokraside ve pazarda-çarşıda… Kuralsızlığın kural olduğu bir yozlaşma gazete sütunlarında, TV aktüalitelerinde gün be gün Türkiye vatanı hudutlarında yabancı TV ortaklarımızla bizlere sunulmaktadır. 7. Bireyin din ve dünya toplum ve insan edebi davranış kalitesini, onun zorunlu gereksinimini odak noktası ve kendi ayağı üzerinde nasıl duracağı nitelik ve becerilerini edinme eğitimi değil, din zorunlu, vatan/millet çoğunluklu ve ezbere dayanan; çağırıp-bağırmaya yönlendiren ya da tamamen itaat ettiren bir sistemden ibarettir. Ve daha nice veriler… Bilinir ki bir insanın karnı açsa, özgürmüş, demokrasi yokmuş, hukuk adaletli işlemiyormuş..af buyurunuz: “Satım anasına” der geçer gider… Nitekim de öyle bir vurdumduymazlık halkta almış çobanını başına yoluna devam… Vatan kuru lafla sevilmez... Vatan eğer 10 kalem vergisini halka insan gibi yaşam için dönüşüyorsa sevilir. Vatan o zaman ancak suni değil, candan ve özden sevilir ona bağlılık içselliktedir, bağırmada çağırma da orada burada haykırma da değil. Bu insanın doğasındadır. O zaman insan doğasında doğduğu toprağa ‘hainlik’ toplumun genelinde değil, bir-kaç bireysellikte, istisnasındadır. Her iktidar olanın, yerel yönetimler dâhil, önce kendini/çevresini, fazla değil 4 ya da 8 yılda, multi-milyarder vatanına ya da dine âşık söylem/aşılamalarla zengin sınıfı yaratmasıyla halkına vicdansızlık beraberinde bunlarınki tamamen suni bir sevgiden ibaredir. Kendini/çevresini milyarder edip, kendine oy vereni konserve, makarna yardımları ya da başını örtene 200 bin lik genel yasadan yoksun parayla kandırmalar umarım gün gelir o gerçek insan tabanından vatanını sevenler tarafından onların kemiğine sülalesine kadar hesapları sorulur. Evet o kendilerinde hesap sorulacaklar istediği dünyalık yaşamı (dinsel olarak da) yaşama ve mutlaka şahsi çıkarı olan, ama dini ama nüfuzu ama ağalığın/tarikat-cemaatçiliğin girdabına kendini kaptırmışlar değil midir? Özü itibariyle insan vatan için değil, din için değil… din gibi soyut ve vatan gibi somutluklar nihayetinde halk ve insanı için olmalıdır. Ne zaman ki bu vurgulanan illüzyondan kurtulursak işte o zaman 15 milyonu aşan emekliler olarak bir ses getirir ve hükümet yıkar, yeni hükümet kurarız. İşte alın size bariz bir örnek ortaya çıktı; 15 milyon emeklinin en az yüzde 95 i hayır ben vatanımı sevmiyorum demez ya da diyeni ben duymadım. Demezde, nasıl olur da bu karın doyurmayan,insan gibi yaşama olanak vermeyen bir gelire kendini mahkum eder…baş eğer..? Buyurun, alın size bir somut illüzyon ya da yanılsama, kandırılma, artık ne derseniz deyin. Ve bu neyle oluyor..Dua, din cemaatler, baş örtüsü/türban, İsrail’e bir dakika ile ya da vatan, millet, Sakarya… Vatan ve yaşadığımız topraklar, yöremiz, köyümüz hepimizin ve en az ben milliyetçiyim diyen kadar tabi ki vatanımızı seviyoruz. Ancak vatan sevgisinin samimiyeti yürekliliği ve kemiklerden geldiğinin göstergesi için önce irdelenen yanılsamadan kurtulmak ve temele/tabana insana yönelmek zorunludur. Ve Ancak ideolojini, dünya görüşünü, siyasetini üst boyut olan vatan, ırk, bayrak, din gibi söylemleri ikinci üçüncü kategoriye atabiliyorsan o zaman insan, halk, toplumun alt (temel) boyutlarda onlara sarılması için iş, özgürlük, aş, sağlık, eğitim, eşit yaşama, eşit olanaklara, kadın-erkek eşitliğine ve genel yaşam güvencesine alternatif, plan. proje üretebilirsin. Bunun başka türlü olanaklı olmadığı… Olamadığı… Al EŞŞEĞİ vur KATIRA misali asırlardan bu yana açıkça gözler önünde. En azından gerçek özgürlük diyorsan, sosyal demokratsan, solcuysan kır zincirini çağın adamı ol, toplumun, vatanın ve halkın seni bekliyor. Saygıyla, Nadir Sayin

0 person liked.
0 person did not like.
hasan05 Hasan Buldu: Birbirini bir ideoloji için öldürenler, ne yazk ki,şehit değil, niyazi oldular. Bu böyle bilinesin.

0 person liked.
0 person did not like.
hasan05 Hasan Buldu: Ey! Behramoğlu, devrimde ölenler şehit oldu da, Bu ülkeyi, kaostan korumaya çalışanlar ne gazi, ne de Niyazi mi oldu? Sizin şehitlik anlayışınız, eğer buysa, size yazıklar olsun. Söyleyecek başka hiç bir şey yok. Saygılarımla.

0 person liked.
0 person did not like.
Selçuk Bekâr: İnsanlığınızı severim sizin :) Saymadık: Bilmem kaçıncı defa Vurur dönek bir kurşun bizi Bir müddet analarımızın gözlerinden Akar da kanlı yaşlar Velâkin ilk olmaz bu kahpelik, Biliriz, sonuncu da değildir Dünyâ denen bu yerde Az yaşamadık biz böyle savaşlar, Bize yakışmadı hiç kölelik Gün gelir… Mezar başlarında duramaz taşlar, Nasıl tuttuysa binlerce yıl, Elimizden tutar bir daha zaman, O zaman anlaşılır: Daha çok toprağın altından Üstünde Mehmet, Ahmet, Selçuk, Yaşar Adına ne derlerse desin uşaklar, Bu diyar Türk! Bu diyar İslâm! Burada kolay eğilmez başlar O zaman... İşte o zaman yakın da olur uzaklar, Sahibine döner de bütün tuzaklar, Ecdâdın bıraktığı yerden Kutlu yürüyüş başlar!

0 person liked.
0 person did not like.
hasan05 Hasan Buldu: Bu şiir , insani olarak yani, gerçek şehitlre uyarlarsak, Harika bir şiir Yok, ideolojik, ülkeyi kaosa sürüklemek amacıyla yazıldıysa, on para etmez. Benim görüşüm bu.

0 person liked.
0 person did not like.
kanra545: Bence de işiniz çok zor.Ahmet bey kardeşim. Benim teklifim şöyle.Bu gibi durumlarda tatsız tartışmaların önünü açmamak için önce birbirimize özelden ikaz edelim.Netice alamazsak silelim. Benim protesto yazımı da sildiğiniz için teşekkür ederim. Özelinize yazmam daha doğru olurdu.Allah kolaylık versin.(Özele mesaj kabul etmeyenler hariç) Saygılarımla.

0 person liked.
0 person did not like.
Sınır Öte-ki-si: Aklımda tekasür sûresi; ' (hatta) ölülerinizi bile sayarak çoklukla övündünüz, ve bu çoklukla övünmek sizi o kadaroyaladı ki, kabirleri ziyaret ettiniz..' Esteizu billah bu şekilde yorumlayanlar olduğu gibi elbette ayeti farklı yorumlayanlar da var ve fakat islam akidesinin özünü teşkil ediyor sanki, sanki tam da bu zamanın, bu toplumun insanını işaret ediyor.. Mucize budur biraz da.. Ve fakat aklımı teskin edip, ' avluya alınmama tehlikesini' anımsayıp tebessüm ediyorum dostlara.. Şiir mi; devrime kadar gider ve fakat susmak lazım.. Weahiru d'avahum enilhamdu lillahi rabbil alemin...

0 person liked.
0 person did not like.
Fatma Güneş Ergen: Ahmet bey, işiniz çok zor... Bu sayfa günün şiiiri sayfası.Bunun farkında olmayanlar bu sayfayı köy kahvehanesine çevirdiler. O sebepten ötürü çoğu gün bu sayfaya bakmaz oldum. Marifet çok ve lüzümsüz konuşmak değildir, konuştuğunu dinletebiliyorsan bilginsin demektir.Çok konuşupta etrafındakilerin kulaklarını tırmalayanlar bulundukları her yerde dışlanırlar. Bu sayfada oluru, olmazı konuşanlarda ne evlerinde sözü dinleniyor, ne arkadaş çevresinde, bu sayfada boş sözlerini kusup sayfayı kirletiyorlar.Hep konuşan ,dinlemesini bilmeyene ne Ahmet Erdem söylediğini anlata bilir ne de bir başkası.Bir öneri.Bu sayfaya yorum yazmak isteyenin bir yorum yazma hakkı olsun.Gürültü ve çevre kirliliği yapanlardan hep rahatsızlık duyuyorum.

0 person liked.
0 person did not like.
Selçuk Bekâr: Ahmet Bey, Bu sözlerinizde samimi iseniz (ki olduğunuza inanıyorum) bu mesajınıza şöyle bir şey de ekleyin: Tetikçilik de yasaktır... Zira çok yazdığımız günlerin pek çoğunda sabahtan akşama birilerine lâf yetiştirmek zorunda kalıyoruz. Bunun olması istenmiyorsa, bizlere cevap hakkı doğuracak göndermeler ve genellemelerden de kaçınılmalıdır. Doğrudan sataşma örneği: Selçuk Bekâr sen şunu mu demek istedin! Dolaylı sataşma örneği: Birileri de burada konuyu.....'a çekerer...... yapmaya çalışıyor... Sanırım anlaşılmıştır. Genellemelerden de kimseye pay çıkmasın. Aksi taktirde ben Mehmet Binboğa'nın dünkü her mesajını gerek olduğu zamanda verdiğine şahitlik ederim. Saygıyla.

0 person liked.
0 person did not like.
ulviziya: Müslüman ve mümin olmak şart... Olmamalı düşünceler art ... Başkası , aslâ buna uymaz ; İlk önce Allah'a itaat ... Kim ne derse desin , nâfile... Oku ve düşün insaf ile... Emeği boş diyor , Rabbimiz ; Onlar , Cehennem'lik kâfile...

0 person liked.
0 person did not like.
Abdullah Arslan 1: Yönetici arkadaşımızın 'önemli duyuru'sunu büyük bir şaşkınla okumuş bulunuyorum. Hiç bir kimse, görüşünü beğenmediği kimseleri adam yerine koymama hakkına sahip değildir. Bu doğrudan, insan hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesidir. Ayrıca, adını verdiğiniz eleştirmenin de eleştirilerine katımadığın bilinmesini isterim. Keyfiyet duyurulur. Saygılarımla.

0 person liked.
0 person did not like.
Canan Demirel 1: TÜM ŞEHİT AİLELERİNE TANRI SABIR VERSİN..

0 person liked.
0 person did not like.
güneli: Bu acımasız, acılı günlere ne de yakışmış bu şiir. Ömürlerinin baharında kırılan bu fidanlara yanmaktayken yüreğimiz...Her ne kadar da yüce bir mertebe olursa olsun şehitlik, yine de yangını yangın...Hepsininin mekanı cennet zaten, ailelerine sabırlar diliyoruz Allah' tan. Artık yetsin, kıyılmasın fidanlara, kıyılmasın!

0 person liked.
0 person did not like.
Onur BİLGE: Bir Şehit Kızına -Türküler Ve Alaz İçin- Güzelim,sevdiğim,çocuğum,gülüm Bir şehit kızısın sen. Acılı, buruk bir türkü gibisin Bu acımasız günlerin içinden Tuhaf bir sıkıntıyla daralır şimdi Küçücük,()kuş kanadı yüreğin: 'Babam nerede,()niye gelmiyor … (?)…BABAM Babama küstüm ben anneciğim...' …BABAMA Baban artık hiç olmayacak yavrum… BABAN Sana çocuğum diyemeyecek bir daha Güçlü,()baba kucağının sıcaklığını … BABA Duyamayacaksın minik vücudunda Baban yiğit bir oğluydu halkının ::: BABA Onun için öldürdüler Sana halkımızdan armağan olsun Getirdiğim kırmızı güller Yıllar geçecek,alışacaksın Bir ince sızı kalacak ondan, Senin gözlerin gibi ışıltılı Çiçekler fışkıracak babanın mezarından … BABANIN Ve tıpkı serpilen bir çiçek gibi Gelişip ışırken bilincin gitgide Babanı yeniden kavrayacaksın … BABANI Baban yeniden doğacak seninle … BABAN Güzelim,()sevdiğim,()çocuğum,()gülüm Bir şehit kızısın sen Acılı,()buruk bir türkü gibisin Bu acımasız günlerin içinden *** 1. Çok da uzun olmayan bir şiirde SEKİZ kere BABA ve türevleri… 2. Ya noktalama hiç olmamalıydı, ya da hakkı verilmeliydi. 3. “Güçlü baba kucağının sıcaklığı bir tamlamadır. Virgülle ayrılamaz. 4. Birinci kıtanın çarpıcı, son kıtanın vurup indirici olması gerekirken, zaten sıradan olan ilk kıtanın finalde de tekrarlaması, şiire yakışmamış. 5. dördüncü kıtada iki defa geçen HALK, şiirin yazılma maksadını ortaya koyduğu gibi farklı anlamlarda olmadığı için hiç de uygun değil. 6. Üçüncü kıta, kızcağıza sıkılan apayrı bir kurşun! Teselli edici olmalı, nifak tohumları ekme çabasından uzak durulmalı, aksine ateş körüklenmemeliydi. Şair, barış yanlısı olmalı. 7. Şiir, küçük kızı teselli için değil de, onu kullanılarak yapılan acındırma… 8. Dizeler halinde değil de satırlar halinde yazıldığında düzyazıdan farksız olan bu şiirde, ne şekilde yazılmış olursa olsun, iç ve dış uyaklara, ses ahengine, musikiye önem verilmediği gibi imge ve buluş da yok denecek düzeyde… Hemen gözüme çarpan ve aklıma geliverenler bunlar… Güzellikler de vardır elbette. Onları da diğer okuyucular saysın. Özetle; düzyazıdan farksız. Şiirselliği yok. Tercüme edilen şiirlerin tatsızlığı var. Şiir tadı alamadım. Belki başkaları için böyle değildir. Coşku veren vurgulu bir şiir olabilir miydi? Olabilirdi ama olayı yaşamak başka, hayal etmek başka... Zorlamayla hissedilmeye çalışılan duyguların aktarımı bu kadar olur. Yoksa ben mi anlam yükleyemedim sesimle. Şairinden mi dinlemeliydik? Bir yanlışlık varsa elimizle, gücümüz yetmiyorsa dilimizle düzeltmeye çalışmalıyız. Sadece övgü yazmak, Türk şiirine yapılacak en büyük kötülüktür. (Şehitlerimize Allah'tan rahmet, zalimlere ve taraftarlarına akıl fikir ve vicdanları varsa merhamet diliyor, katliamı şiddetle kınıyorum!..) Ülkeme Esenlikler, Mutluluklar… Onur BİLGE

0 person liked.
0 person did not like.
çiçekçiçeksevgilim: ama ben biliyorum ki, yazdığım mesaj silinecek...mutlaka...mutlaka... ... Muzaffer ilhan erdost abimin... saygısına sığınarak... ... kızılçocuk.

0 person liked.
0 person did not like.
Yüksel Nimet Apel: Size yönelik bu son sözüm; cevap verdiğiniz için teşekkür ediyorum...Dünkü yazınızı çok beğenmiştim, candan içten samimi ve şık bir söylemdi.Gerçekten içimizden birinin, şeker gibi bir uyarısı idi...

0 person liked.
0 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 37 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Yüksel Acar
Yusuf Melikşah Alp...
Aylin Müftüler
Köksal Midillioğlu
Salih Demir 2
Mehmet Güler 2
Figen Yılmaz
Nidayi Sevim
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Mehlika Sultan (Yahya Kemal Beyatlı)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Vahdet Kaynagından Dolu İçenler (Kul Nesimi)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Bir Şehit Kızına Şiiri - Ataol Behramoğlu

Antoloji.com
21.12.2014 07:21:23  #.234#
[11219]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#11219 ##38