BUGÜNKÜ GAZETELER
Gazeteler  Cumhuriyet Gazeteler  Fanatik Gazeteler  Fotomaç Gazeteler  Habertürk Gazeteler  Milliyet Gazeteler  Posta Gazeteler  Sabah Gazeteler  Taraf Gazeteler  Vatan Gazeteler  Zaman Gazeteler  Tüm Gazeteler
Antoloji.com
Aslında ben, sizi aldattım Bölüm 8 Şiiri - Korkmaz Bıçkın
Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
Korkmaz Bıçkın
Şiirleri  Forum  İstatistikler  Zevkler
 << Önceki ŞiirKorkmaz Bıçkın Şiirleri : 3/70Sonraki Şiir >> 

Aslında ben, sizi aldattım Bölüm 8

Murat o gün işyerine varıp bilgisayarını açtığında yüzlerce maille karşılaştı.Emre nin yazdıklarını gazetede yayınladığı için okuyucuların dikkatini çekmişti.Bu maillerin büyük çoğunluğu ise Zeynebe duydukları öfkeden ibaretti.Hatta birinde Emre ye maddi yardımda bulunmak isteyen bir not vardı...Bu olay Muratın popülaritesini daha da arttırmıştı ve okuyucuların ertesi günü iple çektiklerinin farkındaydı...Uzun süre düşündü..Bir tarafta Ona göre şımarık Zeynep, diğer yanda ise, sevgisine karşılık bulamayacağını bilen ama kişiliğinden ve karakterinden asla taviz vermeyerek sevmeye devam edecek olan, yüreği masumiyet dolu, köy kokulu duygusal çocuk Emre...Bu iki ismi kullanarak okuyucu kitlesini daha da genişletebilirdi...Tamda radyoculuk dönemine geçmek üzereyken,onu takip edenleri peşinden sürükleyebilir,radyo dinleyicisi yapabilirdi...İkisini de sırayla düşündü.Eğer Emre ile Zeynebin başlamamış aşklarını yazmaya devam ederse acaba nasıl tepki alırdı? ..”Emreyi bir şekilde ikna ederim.Ama Zeynep nasıl tepki verecek! Yine beni yerden yere mi vuracak,yoksa susacak mı? “ diye kendi kendine mırıldanmaya başladı...Yaşadığı hayatı geldi daha sonra aklına...Ailesi zengin değildi.Kendiside daha düne kadar Cafede çalışıyordu.Ne olursa olsun Bu fırsatı kaçırmamalıydı.Çünkü şiirden, duygusallıktan hoşlanmayan insanlar bile onun köşe yazısını okumaya başlamıştı.Hem, Emre ve Zeynep ikilisinden bahsedebilir, hem de konu aralarına şiirler ekleyerek,kendini ispatlayabilirdi.Artık çıkarlarını düşünmenin vakti gelmişti.Ve ilk iş olarak Emrenin telefon numarasını kısa bir araştırmadan sonra bularak arayıp yanına davet etti.Yaşlı Babasını emanet edecek yer konusunda sıkıntı çeken Emre,yüreğindeki Zeynep sevgisinin baskın çıkması sonucu,bir günlüğüne de olsa bu daveti kabul etti...

Aynı sıralarda gazete yönetiminin radyo konusundaki hummalı çalışmaları devam etmekteydi.Bütün yükü sırtlayıp süreci hızlandırmak için uğraşan Hakan beyin aklından,Muratın gözlerinde gördüğü ışığı değerlendirmek adına, radyoyu devralmadan önce onun programa başlaması ve yavaş yavaş alışmasını sağlamak geçiyordu...Konuyu açıkladığında Murat çok şaşırdı.Sürecin bu kadar hızlı gelişeceğini tahmin etmemişti.
“ Kendini şimdiden hazırla.Yapacağın programın ismini ve içeriğini belirle.Her an başlayabilirsin” diyen Hakan beyin sözleri,ne kadar ciddi olduğunun kanıtıydı...Ertesi günkü yazısını hazırlarken,okuyucularına, radyoya başlamak üzere olduğunu,Emre ve Zeynep konusuna birebir sohbet ederek canlı yayında değineceğini ifade eden bir yazı ekledi...
Somut adımlar atılmamasına rağmen,Murat kendini çok yoğun hissediyordu.Çünkü aklından onlarca konu geçmekteydi..En önemli ve zor olanı ise,Aysel’le evliliği düşündüğü için,okulunu bıraktırmak istemesiydi.”Nasıl olsa çalışıyorum ve giderek yükseliyorum,sanırım hayır demez ”diye geçiriyordu aklından.Eğer radyoculuk hayatına atılırsa iki iş birden yapıyor olacak ve maddi anlamda sıkıntı çekmeyeceklerdi.”En iyisi evlilik teklifi yapacağım ana saklamak bu kararı.” dedi kendi kendine...


Üç arkadaş Zeynebin evinde koyu bir sohbete dalmışlardı.Ne kadar teselli etmeye çalışsalar da Neslihan ın öfkesi artarak devam ediyordu.Fevzi ismi her geçtiğinde irkiliyor,gözleriyle nefret kusuyordu adeta...Gecenin ilerleyen saatlerinde bedenleri alkolün verdiği etkiyle yorgun düşüyor,sohbet ettikleri oda uyku kokuyordu...En fazla alkolü morali bozuk olan Neslihan tükettiği için oturduğu koltuğun köşesine başını yaslayıp uyuklamaya başladı...Aysel birden yerinden kalkıp Zeynebin kulağına doğru fısıldayarak
“ Ne dersin, şu Fevzi yi arayalım mı? “
“ Aysel ne diyosun sen! Alkol sana yaramıyor anlaşılan.Ne diye arayacağız? Hem tanımıyoruz bile çocuğu! Nasıl arayacağız? ”
“ Ya görmüyor musun Neslihan sızdı.Telefonu açık kaldı.Numarayı oradan alabiliriz.”
“ Alsak ne olacak! ”
“ Ben hala şüpheliyim bu olaydan.Ne bileyim,en azından Fevzi yi iyice dinleyip ondan sonra ayrılık kararı alsaydı.Baksana şu kıza nefret dolu! ”
“ İyide bize ne bundan! Diyelim ki aradık ve çocuk masum çıktı.Neslihan’a ne diyeceğiz? Biz aradık,konuştuk,çocuk masummuş,hadi barışın! ...Bumu yani? ”
“Zeynep,sende en az benim kadar merak ediyorsun...Ya, barışmazlarsa barışmasınlar.İllaki söylemek zorunda değiliz.En azından biz öğrenelim ayrılığın içyüzünü.”
“ Aslında evet,bende çok merak ediyorum.Yıllarca eğitim almış,öğretmen olmuş biri,öğretmenliğinin ilk yılında,başarıya aç ve hırslı olması gerekirken,nasıl olurda küçücük bir kız çocuğuyla evlenir! Gerçekten çok garip...”
“ Ee Ne diyosun? Alalım mı numarayı? ”
“ Off Aysel,nereden aklıma soktun..Bunu yaparsak biz saygısız olmaz mıyız dersin? ”
“Buna saygısızlık değil,birazcık Kaygısızlık denir. Kötü bir şey yapmıyoruz ki.Maksat merakımızı gidermek”
“ İyi peki,al hadi.Umarım başımıza bir iş gelmez.”
“ Merak etme,ne gelecek ki! İkimizin arasında bir sır”
“ Umarım sabah alkolün etkisi geçince pişmanlık duymayız.”

Ayselin aklındaki bu fikir takdir toplayacak bir davranış değildi.Ama alkolünde verdiği etkiyle merakına yenik düştü ve numarayı gizlice aldı...

Murat eve döndüğünde İlk önce Ayseli arayıp nerede olduğunu öğrendikten sonra,ailesine telefon açtı.Başından geçen gazetecilik ve radyoculuk hikayesini uzun uzun anlattı.Sonunda da konuyu evliliğe getirip fikirlerini sordu.Ailesinin onayını ve takdirini alınca,heyecanlı bir halde radyo programı için neler yapabileceğini düşünmeye başladı..Bir ara karnı acıktı.Mutfağa gidip etrafına bakındığında,kendisinin hazırlayabileceği bir yemek olmadığını fark etti.En iyi bildiği iki şeyden biri makarna,diğeri ise yumurta kırmaktı.Çaresiz makarna yapmaya karar verdi.Yemeği hazırlarken Ayselin yokluğunu ve vakit kaybettiğini hissediyordu...Makarnanın suyunu boşalttığı sırada dikkatsizliği parmağının hafif şekilde yanmasına neden oldu.İstem dışı bir hareketle ağzına götürdüğü parmağının ucunu emerken,Sinirlenip kendi kendine konuşmaya başladı.”Yok,böyle olmayacak.Bir an önce okulu bırakmasını söylemeliyim.Ben bu işlerle uğraşırsam hem vakit kaybeder iş yapamam,hem de aç kalırım.”...

Ertesi sabah,Neslihan ı yolcu etmek üzere otogara gittiler.Zeynep ve Aysel kendileriyle vedalaşan Neslihan ı,son kez ikna etmek isteyip,Fevzi yi aramasını söyleseler de başarılı olamadılar...
Eve döndüklerinde Aysel in aklına dün gece aldığı numara geldi.Biraz yüzü kızarmış vaziyette
“ Zeynep,gece biz ne yaptık öyle! ”
“ Biz deme tatlım,ben, de.Fikir senden çıktı.”
“ Of çok utandım.Bir daha alkol almak istemiyorum.Ne yapalım,sileyim mi numarayı? ”
“ Ayılınca merakın geçti,öylemi! Madem aldık arayacağız artık.”
“ Haklısın.Yaptık bir terbiyesizlik,bari tam olsun.Hadi sen ara.Ben heyecanlanırım şimdi,konuşamam”
“ Peki ver numarayı,bakalım bizi ne bekliyor.”
Zeynep numarayı aldıktan sonra Ayselin de duyması için telefonun ahizesini açarak aradı.

Z “ Alo Fevzi beyle mi görüşüyorum? ”
“ Evet ben Fevzi.Siz kimsiniz? ”
“ İsmim Zeynep.Siz beni muhtemelen tanımıyorsunuz.Ben Neslihan ın okuldan arkadaşıyım.Vaktiniz varsa konuşmak istiyorum.”
“ Sanırım hatırladım.Neslihan bahsetmişti.Üç arkadaş aynı evi paylaşmışsınız bir dönem.Siz o Zeynep misiniz? ”
“Evet ben bahsettiğiniz kişiyim.Konuşmamızın sakıncası var mı? ”
“ Konu ne peki? ”
“ Konu Neslihan.Dün bende kaldı,sohbet ettik.Sizinle ilgili bazı şeylerden bahsetti.Ayrılmışsınız.Bu beni pek ilgilendirmez.Beni şaşırtan konu,duyduğumda da kulaklarıma inanamadığım,bir eğitimcinin 12,13 yaşlarında bir kız çocuğuyla evlenmesi...Şu an Neslihan yanımda değil ve sizi aradığımı bilmiyor.Numaranızı nasıl aldığımı ise sormayın lütfen.Merakımı gidermek için sizi aradım.Rahatsız ettiysem özür dilerim.”
“ Yo hayır,rahatsız etmiyorsunuz.Keşke Neslihan da bazı şeyleri merak edip sorsaydı.Benim nasıl biri olduğumu çok iyi biliyor.İşte en garip şey de bu! Benim nasıl biri olduğumu bildiği halde,dinlemeyip çekip gitti.Demek ki bu kadar basitmiş her şey.”
“ Anladığım kadarıyla ikinizde birbirinize çok kızgınsınız.Peki bahse konu olayın gerçeklik payı var mı? ”
“ Evet var.Ben buraya geldim ve 12 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlendim.”
“ Bu kadar yani! .”
“ Aslında değil...Az önceki cümleyi kurduğumda,Neslihan ağıza alınmayacak hakaretler ederek her şeyin bittiğini söyledi ve telefonu yüzüme kapattı.”İşte bu yüzden devamını anlatmanın gereğini duymadım.”
“ Ama ben gerçekten çok merak ediyorum.Anlatırmısınız? “
“Peki.Zaten kimselere anlatamadım bu olayı.iyice doldum artık...Nereden başlasam bilemiyorum.Bu benim ilk öğretmenlik görevim.Nasıl desem, sanki bir yerlerden Atatürk çıkıp gelecek ve sınıfımı denetleyecekmiş gibi gurur ve heyecanla işimi yapıyordum.Kısacası aşıktım işime.Sınıfım pek kalabalık değildi.Kız öğrenci yok denecek kadar azdı.Hepsi evlerinde ev işleriyle uğraşıyor,aileleri okumalarını uygun görmüyordu.Onlar için okuma yazma öğrenmek yeterliydi...Çok sevdiğim ve aynı zamanda çok çalışkan bir kız öğrencim vardı.Gözlerindeki azim batıda okuyan çocuklarda olsa,inanın bu ülke daha ferah bir hal alırdı...Akşam evde çalışmaları için verdiğim ödevleri yeterli bulmayan biriydi.Ailesi çok çocuklu ve de fakirdi.Bu yavrucak son dönemlerde okula gelmemeye başladı.Bir gün geliyor üç gün gelmiyor vs vs. Sebebini sorduğumda evlenmek üzere olduğunu duyunca şok oldum.Zaten anlatırken gözyaşlarını tutamıyordu.İşin en ızdırap verici yanı ise Evleneceği adamın 50_60 yaşlarında, İki karısı daha olan çok çocuklu bir adam olmasıydı..O minicik gözlerinden süzülen yaşlar, dudaklarının kenarında buluşuyor,burnunu çeke çeke “ Ben okumak istiyorum öğretmenim” diyordu titrek sesiyle...O hali rüyalarıma girmeye başladı.Ne yapmam gerektiğine karar veremiyordum..Onlar beni Baba,bense onları evlatlarımmış gibi sevmiştim...ailesiyle görüştüm.Neden evlendirdiklerini sordum,sebebinin başlık parası olduğunu söylediler.Ben vereyim ne kadarsa,dediysem de dinletemedim.”Senin paran buralarda geçmez,hem versen ne olacak! Seneye gene talibi çıkacak kızımızın”dediler...Evlerinden ayrılırken o masum yavrucak peşimden koştu.Ağlayarak,ailesini ikna edip edemediğimi sordu.Sustum! ..Anladı,sarıldı bana.” Öğretmenin ne olur bırakma beni” diye haykırıyor,o incecik sesi dağlardan yankılanıyordu...Hayatımda ilk kez ağladım.Yıllardır içimde sel birikmiş gibiydim sanki,tutamadım göz yaşlarımı.O minicik elleriyle gözlerimi silmeye çalışıyordu..Nasıl aklıma geldi bilmiyorum,birden oldu...Fırlayıp evlerine koştum.Babasına seslendim,kapıya çıktı “ Kızını bana ver,ben evleneceğim onunla “ deyiverdim...” Ama hocam,nasıl olur! ” diye şaşkın vaziyette tepki gösterirken bir şekilde ikna ettim.Sonuçta işin ucunda başlık parası vardı ve ben hoca olduğum için değerliydim onların gözünde...Askerliğimi yedek subay olarak yapmıştım.İstemesem de hem ailem para gönderiyor,hem de maaş alıyordum..Kısacası birikim yapmıştım biraz.Ailemden de bir miktar para isteyip başlık parasını tamamladım....İşte böyle Zeynep hanım.Neslihan a hak vermemek elde değil.Ama ben bunu yapmasaydım kahrolurdum.Şimdi vicdanım çok rahat..O Benim kızım.Okuyacak ve eminim ki bu vatana hayırlı biri olarak görev yapacak ileride...Artık ailesi de karışamıyor okumasına...”
Z “ Fevzi bey gerçekten ne diyeceğimi şaşırmış durumdayım,ağzım dilim tutuldu.Bu hikayeyi Neslihan ı ve sizi tanımayan biri dinleseydi eminim sizinle gurur duyardı.Ama şu an ben tuhaf oldum.Daha dün Neslihan bendeydi.Onu dinledikçe haline üzüldüm,hak verdim.Şimdi sizi dinliyorum ama söyleyebilecek kelime bulamıyorum.”
“ Kolay değil Zeynep hanım.Ben Neslihan ı çok sevdim.Bu zamana kadar hayatıma giren bayanlar arasında evliliği düşündüğüm tek kişiydi.Ben isterdim ki,bana hak versin,bu yanımdaki yavrucak bizim evladımız olsun.Neslihan Annesi, ben Babası olayım.Zaten kağıt üzerinde evliyiz.Tayinim çıktığında Boşanıp Neslihan la evlenirdim..İşte böyle şeyler düşündüm ama olmadı.Olmasını da beklemiyordum.Neslihan da Bu zamana kadar beyaz gelinlik hayaliyle büyümüş masum bir kız.Kimse böyle olsun istemezdi,o da,ben de..
“ Sizi şimdi daha iyi anlıyorum Fevzi bey.Ama hala yorum yapamıyorum.Sanırım beynim durdu.”
“ Tüm yaşanmışlıkları bir anda anlattığım için böyle olmuştur Zeynep Hanım.Hata bende aslında...Kusuruma bakmayın.Ailem bile henüz bilmiyor.Yani beni bekleyen daha çok dert var.Kimselere anlatamamak da insanın kendisini kötü hissetmesine neden oluyor..”
“ Fevzi bey....! ”
“ Neyse Zeynep hanım,beni dinlediğiniz için teşekkür ederim size.Vaktinizi aldım.”
“ Asıl ben teşekkür ederim.Bağışlayın beni,yutkunmakta bile zorluk çekiyorum şu an...Hı, unutmadan, Neslihan bilmesin sizinle konuştuğumuzu.Haberi yok.”
“ Güldürdünüz beni.Nasıl bilecek ki! Yolda görse selam vermez artık bana...Neyse,yinede içiniz rahat olsun,kimselere söylemem.”
“ Çok teşekkür ederim Fevzi bey.Bir ihtiyacınız olursa ne olur ilk önce beni arayın.Elimden geldiği kadarıyla yapmaya çalışırım.”
“ Çok iyisiniz,sağ olun...Kişisel değil ama belki ileride çocukların eğitimi için gerekli olan malzeme yardımı talebinde bulunabilirim.Buna çok ihtiyacımız var çünkü.”
“ Anlıyorum.Ve yardımcı olmaktan gurur duyarım.Tekrar teşekkür ediyorum.Bu ülkenin size ihtiyacı var.”
“ Teşekkür benden...Hepimize ihtiyacı var ülkemizin...Hoş çakalın.”
 

Korkmaz Bıçkın

 



(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Aslında ben, sizi aldattım Bölüm 8 adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..

 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
--
(0 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirKorkmaz Bıçkın Şiirleri : 3/70Sonraki Şiir >> 
Aslında ben, sizi aldattım Bölüm 8 Şiiri Hakkında;
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu?
Rifat Kaya Rifatî
Safure Kıvılcım
Akın Tekin
Ömer Sabri Kurşun
Engin Dinç
Sinan Oğuzhan
Fatma Saylak
Bahattin Karakoç
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Her Şey Sende Gizli  (Can Yücel)
4  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
5  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
6  Zindandan Mehmed'e Mektup  (Necip Fazıl Kısakürek)
7  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
8  Çile  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
10  Eğer  (Can Yücel)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Anasır (Sıddık Ertaş)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2012. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Aslında ben, sizi aldattım Bölüm 8 Şiiri - Korkmaz Bıçkın

Antoloji.com
23.05.2012 08:53:48  #.242#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Oyun  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#885387 ##38801